Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/948 E. 2023/1222 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/948
2023/1222
29 Kasım 2023
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/948
KARAR NO : 2023/1222
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/06/2016
KARAR TARİHİ : 29/11/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2023
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; 09/06/2011 tarihinde müvekkili ile davalı arasında “kredi ve karşılıklı edim sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin giriş bölümünde kredi alan davalı şirketin sahibi olduğu 5 adet taşınmazın eksiksiz şekilde yeniden inşaasına bağlı olarak ... inşaatının hedeflendiğini, müvekkilinin inşaat projesi kapsamında gerekli mimari izinlerin ve inşaat izinlerinin alınması için davalı kredi alanın hesabına 2.000.000. Amerikan doları transfer edeceği, 9 aylık kredi süresinin sonunda kredi alan tarafından müvekkiline geri ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 30/09/2011 tarihinde taraflar arasında 09/06/2011 tarihli kredi ve karşılıklı edim sözleşmesine ek sözleşme imzalandığını, transfer edilecek rakamın 3.000.000’a çıkarıldığını, müvekkilinin 10/06/2011 tarihinde 867.750, 17/06/2011 tarihinde 1.132.250, 30/09/2011 tarihinde 1.000.000 Amerikan doları transfer ettiğini, kredi alanın sözleşmeye aykırı davrandığını, krediyi geri ödeme borcu doğmasına rağmen müvekkiline ödeme yapılmadığını, şirketlerin kurulması aşamasına geçilmediğini, sözleşmenin imzalanması aşamasında taşınmazların davalıya ait olmadığının ortaya çıktığını, müvekkili tarafından gönderilen krediden sonra edinildiğini, davalının köüniyetli olduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunmuş, imzalanan sözleşmenin çerçeve sözleşme olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin temelini belirleyecek sözleşmelerin aktedilmediğini, anlaşmanın genel unsurları ve yapısının belirlenmediğini, davacının proje şirket 1’e 6 ay içerisinde 10.000.000 ABD doları transfer etmekle yükümlü olduğunu, davacının ödediği meblağ oranında azınlık hissesine sahip olması hususunda tarafların mutabık kaldığını, aradan 5 yıl geçtikten sonra işbu davanın açılmasının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflar arasında 09/06/2011 tarihli “kredi ve karşılıklı edim sözleşmesi” ile 30/09/2011 tarihinde kredi ve karşılıklı edim sözleşmesine ek sözleşme imzalandığı, davacı tarafça davalıya 3.000.000-USD ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmayıp uyuşmazlığın sözleşme ile taraflara yüklenen edimlerin ifa edilip edilmediği, ödeme yapılmış ise davacıya iade koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı tarafça ödenen miktarın davacıya iade edilip edilmeyeceği, davacının davalıdan takibe konu miktar kadar alacaklı olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşıldı.
Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası celbedilmiş olmakla tetkikinde davacı tarafından davalı aleyhine 3.000.000 USD asıl alacak ve 879.299,87 USD işlemiş faiz istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi kararı ile kaldırılmıştır.
Mahkememizin 09/09/2020 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararıyla; "Davalı taraf sözleşme ile kararlaştırılan 3.000.000 USD'nin ödendiğini kabul etmekte ise de ... , ... ile görüşmeler yaparak 3.000.000 USD'lik miktarı ... a 2014 yılı Aralık ayı itibariyle ödediklerini belirtmiş olup, bağlantılı bileşik ikrar mahiyetindedir. Ödeme iddiasının ispatı külfeti davalı taraftadır. Ödeme iddiasına karşı mahkememize sunulmuş belge ve delil bulunmamakta olup, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davalı tarafça davacıya yemin teklif edilmiş, davacı asil yemin için belirlenen günde duruşmada hazır bulunmuştur. Davacı asil tercüman marifetiyle alınan yeminli beyanında, davalı tarafa ödediği 3.000.000,00-USD 'nin kendisine iade edilmediğini, projenin başında kendilerine aracılık eden ... ile de karşılıklı anlaşma sağlanmadığını, paranın ...'a da verilmediğini, ... ile ortaklığının olmadığını, ...'a para verilmiş ise de bunu kendisinin bilmesinin mümkün olmadığını, kendisinin verdiği paranın iade edilmediğini, alacaklı olan tarafın kendisi olduğunu, sonraki tarihlerde de ibralaşma olmadığını, 2014 yılı Aralık ayında da ... ibralaşma olmadığını,...'den bir kuruş dahi tahsil etmiş olmadığını belirtmiş olmakla davalı tarafça ödeme iddiası ispatlanamamış olup, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında davalının itirazının 3.000.000,00-USD asıl alacak kısmı yönünden iptaline, takibin 3.000.000,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge sunulmadığından bu talebi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın % 20'ı oranında 2.293.364,46-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 05/10/2022 tarihli ... Esas ... sayılı kararında; Davalı vekili tarafından, "Taraflar arasındaki ... tarihli Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin 6.3 maddesinde 'Tarafların herhangi bir uyuşmazlığın ya da farklılığa dair mutabakata varamaması halinde iş bu uyuşmazlık İngiltere mahkemelerine havale edilecektir.' düzenlemesi bulunduğu, her ne kadar Dairemizin 28.09.2018 gün, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; 'Belirli olma kriterini taşımayan yetki şartının geçerli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir' gerekçesi ile istinaf talebinin kabulüne karar verilmesinin güncel Yargıtay kararları uyarınca yerinde olmadığı" ileri sürülmüş ise de; ilk derece mahkemesinin yetki yönünden davanın reddine dair vermiş olduğu kararın istinaf incelemesi sonucunda Dairemiz tarafından verilen anılan karar ile yetki konusu kesinleştiğinden, bu konuda yeniden değerlendirme yapılamadığı, ancak taraflar arasındaki Sözleşmenin 6.1.maddesinde; “Herhangi bir hususun mevcut sözleşmenin hükümlerine dayanılarak çözümlenmemesi ve/veya üzerinde anlaşılamaması durumunda yürürlükte olan İngiltere kanunları geçerli olacaktır” hükmünün bulunduğu, somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın mevcut sözleşme hükümlerine dayanılarak çözümlenemediğinin ve/veya üzerinde anlaşılamadığının açık olduğu, buna göre uyuşmazlığın çözümünde İngiltere kanunlarının uygulanması gerektiği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesi tarafından bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olduğunu, buna göre, ilk derece mahkemesi tarafından İngiltere özel hukukundan anlayan bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerin bu aşamada incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkememeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın İngiltere özel hukukundan anlayan üçlü bilirkişi heyetine tevdi ile istinaf ilamında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu tanziminin istenmesine karar verilmiş olup; Bilirkişiler Dr. Öğr. Üyesi ... , Doç. Dr. ... ve Prof. Dr....in Mahkememize ibraz ettiği 21/09/2023 tarihli raporunda özetle; derdest davada seçilmiş olan İngiliz hukukunun taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanmasını engeller bir düzenlemesi olmadığını, somut uyuşmazlığın maddi hukuk bakımından taraflar arasındaki sözleşmeye göre karara bağlanması gerektiğini, usule ilişkin uyuşmazlıklar bakımından uygulanacak hukukun Türk hukuku olduğunu, davalı vekilinin 25.12.2019 tarihli dilekçesi ile 3.000.000,00 USD tutarında ödeme alındığının ikrar edildiğini, ancak bu tutarın tamamının 2014 yılı Aralık ayında ödediğinin iddia edildiğini, söz konusu beyanın bağlantılı bileşik ikrar olduğunu, buna göre davalının iddia ettiği ödeme hukuki işlemini senetle ispat kuralına göre ispatlaması gerektiğini, ancak ödeme hukuki işlemini ispat eden bir senedin dosyada tespit edilemediğini, her ne kadar Sözleşmenin 2.1 hükmüne göre kredinin 9 aylığına verilmiş olduğu düzenlenmiş olsa da, hükmün devamında yer alan 2.2 hükmünde “Kredi 1.2.-1.7. Ve 1.9 maddelerinde belirtilen şartların tamamlanmasının ardından Kredi Alan tarafından geri ödenmek durumundadır.” hükmüyle geri ödemenin şartlara bağlı tutulduğunu, bu yönüyle tarafların iradelerinden, kesin bir şekilde, kredinin, verildikten 9 ay sonra mutlaka iade edileceği amacını taşıdıkları şeklinde bir anlam çıkmadığı yönünde bir değerlendirme yapılabileceğini, dolayısıyla takip öncesinde temerrüdün gerçekleşmediği yönünde bir değerlendirme yapılabileceğini, ki Mahkemenin de ... E.-... K. Sayılı 09.09.2020 tarihli kararında, “takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge sunulmadığından” bahisle takip öncesi temerrüdün koşullarının oluşmadığı yönünde bir sonuca varılmış olduğu şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Taraflar arasında 30/09/2011 tarihli ek sözleşme yapılarak sözleşmenin 1.1 maddesinde yazılı olan 2.000.000 USD tutar 3.000.000 USD olarak tadil edilmiş olup, davacı tarafından davalı şirketin banka hesabına 10/06/2011 tarihinde 867.750,00 USD, 17/06/2011 tarihinde 1.132.250,00 USD, 30/09/2011 tarihinde 1.000.000 USD olmak üzere toplam 3.000.000 USD tranfer edilmiş olup, bedelin ödendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacı tarafça davalıya ödendiği konusunda ihtilaf bulunmayan 3.000.000 USD'nin davacıya iade edilmesinin gerekip gerekmediği ve davalı tarafın yargılama safahatında ödeme yaptıkları iddiasına ilişkin olarak ödemenin yapılıp yapılmadığı hususların ilişkindir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitler doğrultusunda uyuşmazlığın yabancılık unsuru içerdiği ve MÖHUK 24.madde gereğirce sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabi olduğu, sözleşme hükümlerinden veya halin şartlarından tereddüte yer bırakmayacak şekilde anlaşılabilen hukuk kurallarının de geçerli olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.maddesinde taraflarca uygulanmak üzere açıkça İngiliz Hukuku seçilmiş olup işbu davaki uyuşmazlığın da İngiliz Hukukuna göre çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Taraflar arasında bir para borcunun olup olmadığı ve ödenip ödenmediği konusu ile bu para borcunun hangi vadede ödeneceği, ödenmemesinin sonuçları İngiliz Hukukunda Late Payment of Commercial Debts (interests) Act 1998 başlıklı Kanunda düzenlenmiştir. Söz konusu kanun, ticari borçlarda temerrüt konusunu düzenlemektedir. Söz konusu Kanun'un 12.maddesinde İngiltere ile bağlantısı olmayan ya da tarafların seçimi dışında İngiliz hukukunun uygulanmasını gerektirir bur durum olmaması halinde bu kanunun uygulanmayacağını düzenlemiştir. Nitekim ... davasında da benzer bir uyuşmazlıkta İngiliz Mahkemeleri Late Payment of Commercial Debts (Interest) Act 1998'in uygulanmayacağına hükmetmiştir. Diğer taraftan söz konusu İngiliz hukukunun ilgili düzenlemesi işbu davada taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanmasını engeller bir hüküm de içermemektedir.
Usule ilişkin uyuşmazlıklarda ise uygulanacak hukuk Türk Hukukudur. Şöyle ki, davaya bakan mahkemeler yargılamaya ilişki tüm yetkisini tabi olduğu devletin egemenlik haklarından almaktadır. Dolayısıyla Türk Mahkemelerinde görülmekte olan bir davada Türk yargıcının yabancı bir Devletin usul kurallarını uygulaması mümkün değildir. Devletin egemenlik haklarının bir uzantısı olan yargılama usulünde tarafların yabancı bir hukuku seçme yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeplerle dosyada yer alan delillerin gücü, iddiaların ispatlanıp ispatlanmadığı, yemin deliline başvurulmasına ilişkin diğer usuli meseleler de Türk Hukukuna tabi olarak karara bağlanmalıdır.
Bilirkişi raporundaki tespitlere göre, 11.000 m2 yapı alanına sahip olabilecek beş yıldızlı otelin inşaası için öncelikle 5 ayrı parselin mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmesi, bu parsellerin birleştirilerek tek parsel haline getirilmesi, imar planına uygun mimari projelerin hazırlanması, ... ve ...'nun onayına sunulması vb işlemler ile sözleşme ile amaçlanan hedeflere ulaştıracak şirketlerin kurulması konularında bir ilerleme sağlanabildiğine ilişkin kanıtlar davalı tarafça dosyaya sunulamamış olup, taraflarca sözleşmenin fesih edildiğine ilişkin bir ihtarname de bulunmamaktadır. Bununla birlikte davalı vekili mahkememize ibraz ettiği 25/12/2019 tarihli dilekçesinde alacaklı ile ilişkilerinin şirket ortağı, Moskova'da yerleşik ... aracılığıyla yürüttüklerini, ... ile ... un birlikte proje geliştirmekte olduklarını, Türkiye'deki projenin önünü açmak ve yurtdışı piyasalarda ticari itibarı sarsmamak amacıyla ... , ... ile görüşmeler yaparak 3.000.000 USD'lik miktarı ...'a 2014 yılı Aralık ayı itibariyle ödediklerini belirtmiştir.
Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar, görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. (İkrar kavramının tanımı ve aşağıda ikrarın türlerine ilişkin olarak yapılan açıklamalar bakımından ayrıntılı bilgi için bakınız. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı C. II, Ankara 2001, s. 2037 vd.; İlhan E. Postacıoğlu/Sümer Altay, Medenî Usûl Hukuku Dersleri, İstanbul 2014, s. 595 vd.; Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, 7. Bası, C. 1- 2, İstanbul 2000, s. 628 vd.; Necip Bilge, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Ankara 1978, s. 510 vd.; Hakan Pekcanıtez/Oğuz Atalay/Muhammet Özekes, Medenî Usûl Hukuku, 14. Baskı, Ankara 2013; s. 650 vd.; Baki Kuru/Ramazan Arslan/Ejder Yılmaz, Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı, 32. Baskı, Ankara 2011, s. 382; Süha Tanrıver, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, s. 212 vd.).
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.
İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep, karmaşık) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir.
Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.
Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
Davalı taraf sözleşme ile kararlaştırılan 3.000.000 USD'nin ödendiğini kabul etmekte ise de ... , ... ile görüşmeler yaparak 3.000.000 USD'lik miktarı ...'a 2014 yılı Aralık ayı itibariyle ödediklerini belirtmiş olup, bağlantılı bileşik ikrar mahiyetindedir. Ödeme iddiasının ispatı külfeti davalı taraftadır. Ödeme iddiasına karşı mahkememize sunulmuş belge ve delil bulunmamakta olup, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davalı tarafça davacıya yemin teklif edilmiş, davacı asil yemin için belirlenen günde duruşmada hazır bulunmuştur. Davacı asil tercüman maarifetiyle alınan yeminli beyanında, davalı tarafa ödediği 3.000.000,00-USD 'nin kendisine iade edilmediğini, projenin başında kendilerine aracılık eden ... ile de karşılıklı anlaşma sağlanmadığını, paranın ...'a da verilmediğini, ... ile ortaklığının olmadığını,...'a para verilmiş ise de bunu kendisinin bilmesinin mümkün olmadığını, kendisinin verdiği paranın iade edilmediğini, alacaklı olan tarafın kendisi olduğunu, sonraki tarihlerde de ibralaşma olmadığını, 2014 yılı Aralık ayında da ... ibralaşma olmadığını, ... den bir kuruş dahi tahsil etmiş olmadığını belirtmiştir. İstinaf ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile de bu yöndeki tespitlere yer verilmiştir. Davalı tarafça ödeme iddiası ispatlanamamış olup, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının itirazının 3.000.000,00-USD asıl alacak kısmı yönünden iptaline, takibin 3.000.000,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge sunulmadığından bu talebi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'ı oranında 2.293.364,46-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-
Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında davalının 3.000.000 USD asıl alacak kısmı yönünden İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 3.000.000 USD asıl alacak yönünden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
-
Davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 si oranında 2.293.364,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Alınması gereken 603.744,27. TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 138.490,55 TL 'nin mahsubu ile eksik kalan 465.253,72 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 138.519,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafça sarf edilen tebligat müzekkere. bilirkişi gideri 20.037,00 TL yargılama giderinin kabul. red oranına göre takdir olunan 15.390,41 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 392.086,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 270.911,12 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.
29/11/2023
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20