Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/930 E. 2023/1127 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/930
2023/1127
3 Kasım 2023
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/930 Esas
KARAR NO : 2023/1127
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/10/2022
KARAR TARİHİ : 03/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalının yurt dışına ihraç
edilmek üzere davalı tarafından tişört alınması konusunda anlaştıklarını, müvekkili ile
davalı arasındaki işbu ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı tarafça, 14/04/2021 tarihli
.... numaralı 276.345,05 TL bedelli fatura ile 14/04/2021 tarihli
.... numaralı 114.546,05 TL bedelli fatura düzenlendiğini ve işbu
faturaların bedellerinin, müvekkili şirket tarafından, davalıya eksiksiz ödendiğini,
müvekkilinin yurt dışına ihraç ettiği ürünler için düzenlenen faturalarda yer alan KDV
alacaklarını Vergi Dairesi'nden talep etme hakkının bulunduğunu, iş bu sebeple
müvekkilinin, davalı tarafça düzenlenen 14/04/2021 tarihli ...
numaralı 276.345,05 TL bedelli fatura için 20.470,00 TL ile 14/04/2021 tarihli
.... numaralı 114.546,05 TL bedelli fatura için 8.484,89 TL olmak
üzere toplamda 28.954,89 TL KDV alacaklarının iadesi hakkı bulunmasına rağmen,
davalı tarafın mal alışlarına ilişkin alt firmalarına karşıt inceleme yapılamadığından
işbu KDV iadesinin alınamadığını, davalı tarafça düzenlenen işbu faturalardan
kaynaklı olarak müvekkilinin hak sahibi olduğu KDV alacaklarının , Davutpaşa Vergi
Dairesi Müdürlüğü tarafından müvekkili şirkete iade edilmemesi ile ilgili sorunların,
davalıya Bakırköy .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiği
ancak davalı tarafça müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın giderilmediğini, işbu
sebeple taraflarınca huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu
beyanla, öncelikle ihtiyati tedbir/ ihtiyati haciz kararı verilmesine ve tapu kayıtlarına
şerh konulmasına, müvekkilinin, davalı tarafça düzenlenen söz konusu faturalara için
toplamda 28.954,89 TL KDV alacağının, faturanın ödenme tarihi ile dava tarihi
arasındaki paranın satın alma gücü ve/veya enflasyon nedeniyle meydana gelen
değer kaybının, tüketici fiyat endeksi, altın , döviz kurlarındaki artış, maaş artışları
gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak denkleştirici adalet ilkesi üzerinden
yapılacak hesaplama sonucu avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya
ödenmesine, mahkememiz aksi kanaatte ise faturanın düzenleme tarihi itibariyle
avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri
ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmediği, sunmuş olduğu beyanlarında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı tarafça düzenlenen ve davacı tarafça bedellerinin ödendiği iddia edilen 2 adet faturadan kaynaklı olarak davacı tarafın KDV alacaklarını vergi dairesinden talep edip etmeme hakkının bulunup bulunmadığını belirlenmesi ile varsa davacı tarafın bu iadeleri alamamasında davalı tarafın kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
-Mahkememizce vergi dairesi kayıtları celp edilmiş, ticari defter ve belgeler incelenmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık davalı tarafın kusurlu davranışlarıyla davacı yanın KDV iade alacağını tahsiline engel olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter belgeleri ile vergi dairesi kayıtlarının incelenmesi, davacı tarafın dava konusu edilen 2 adet fatura nedeniyle vergi dairesinden KDV alacağı iade talep hakkının bulunup bulunmadığı, varsa bu iadenin yapılıp yapılmadığı, iade yapılmamış ise bu hususta davalı tarafın herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla bir mali müşavir bilirkişi ve bir vergi uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından sunulan 25/03/2023 tarihli raporda özetle; dava konusunun, davacının davalıdan aldığı ürünlere ait fatura KDV si nedeni
ile alması gereken KDV iadesini alamadığı iddiasına ilişkin olduğu, davacı tarafın Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup,2021 yılı Ticari defterlerinin incelendiği, defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu ve lehinde delil niteliği taşıdığı, davalı şirketin 6102 sayılı T.T.K. nun ilgili maddeleri ile ilgili 222. md.ne göre
2021 yılında İşletme defterine tabi olduğu, davalı tarafça 31.01.2023 tarihinde 16.24 saatinde defter beyan sistemi üzerinden
oluşturulmuş olan işletme defteri beyan suretinin incelemeye sunulduğu, söz
konusu defterin süresinde GİB sistemine yüklenip yüklenmediğinin tespit edilemediği, ilgili vergi dairesinden sorulması halinde tespit
edilebileceği, mevcut hali ile davalının ticari defterlerinin, T.T.K.'nun amir
hükümlerine göre, davalı şirketin Ticari Defterleri lehine delil teşkil edip
etmediği hususunda takdirine Mahkemeye ait olduğu, buna göre davacının 2021 yılında BA formu ile davalıdan 2 adet fatura ile
361.936,00 TL alım bildiriminde bulunduğu, Davalının ise aynı şekilde BS
formu ile davacıya 2 adet fatura ile 361.936,00 TL Satım bildiriminde
bulunduğu, dolayısıyla tarafların dava konusu faturaları BA-BS bildirim formları ile
usulünce bildirdikleri ve mutabık oldukları, davacı Kurumun iade hakkı olan Katma Değer Vergisi iade alacağının Sözleşme
yaptığı Yeminli Mali müşavir in görevini yerine getirmemesi nedeniyle
gerçekleştiği, davalı tarafın herhangi bir kusurunun tespit edilemediği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Bu kapsamda tarafların beyan ve itirazları da nazara alınarak davacı vekiline dava ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirtmiş olduğu davacının mali müşaviri ... tarafından düzenlendiği belirtilen karşı inceleme tutanağının, KDV alacaklılarının iadesi amacıyla vergi dairesine gönderdiklerini belirttikleri raporların asıllarını veya onaylı örneklerini ibraz etmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde istenilen bilgi ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde bu belgelere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir.
-Akabinde davacının ara karar doğrultusunda bir kısım bilgi ve belgeleri ibraz etmesi nazara alınarak 08/08/2023 tarihli ara karar ile dosyanın daha önce rapor veren bilirkişiler .... ve ...'ye tevdi edilerek davacı tarafın itirazları ve sunmuş olduğu belgeler dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, bilirkişi heyetine takdir edilen ek ücretlerden davacı tarafın sorumlu olması yönünde ara karar tesis edilmiş, eksik delil avansının yatırılması hususunda ara karar tebliğe ile davacı tarafa ihtar yapılmıştır.
-Ancak davacı tarafça süresi içerisinde eksik delil avansı yatırılmadığından dosya ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye tevdi edilememiştir.
-Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 21/10/2014 tarihli, 2013/18048 Esas, 2014/28541 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re'sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinde “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” düzenlemesine yer verilmiştir.
-Aynı Kanun'un 325. maddesinde ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”. düzenlemesine yer verilmiştir.
-Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin delil avansı kapsamın değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
-Ancak, yukarda açıklandığı üzere dava şartı olarak öngörülen müessesenin davanın reddine yol açması sebebiyle mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır.''
-Somut olay davacı tarafın kusura ilişkin iddiaları yönünden teknik bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu olup, davacı tarafça da bilirkişi deliline dayanıldığı görülmektedir.
-Mahkememizce tesis edilen 08/08/2023 tarihli ara karar ile davacı tarafa delil avansının yatırılmaması sonuçlarının ne olacağı açıkça belirtilmiş ve fakat davacı vekili tarafından süresi içerisinde eksik delil avansının ikmal edilmediği görülmüştür.
-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafın iddiasının kusur sorumluluğuna dayandığı, davalı tarafın kusurunun varlığı yönünden Mahkememizce değerlendirme yapılmasının ancak teknik bilirkişilerce bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapılması halinde mümkün olduğu, bu kapsamda ispat yükünün davacı yan üzerinde olduğu, davacının iddialarını mevcut deliller ile ispat ile yükümlü olduğu kuşkusuzdur.
-Davacının dava dilekçesindeki delil listesinde bilirkişi deliline dayanmaktadır. Ayrıca aksi durumda dahi davaya konu iddiaların değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesinin yapılması uyuşmazlığın esasının çözümü bakımından davanın niteliği itibariyle zorunluluk arz etmektedir. Buna göre dosyadaki talepler yönünden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davanın ispatı mümkün değildir. Mahkememizce davacı tarafa verilen kesin süreler içerisinde davacı tarafça eksik delil avansının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı görülmektedir,
-Her ne kadar davacı tarafça bilirkişi heyetinden kök raporda istenilen hususlardan başka bir inceleme istenmediğinden ek ücret takdirine ilişkin ara karardan rücu isteminde bulunulmuş ise de Mahkememizin ek ücret takdirine ilişkin 08/08/2023 tarihli ara kararının davacı tarafa 13/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, adli tatilde geçen süreler de nazara alındığından davanın ücretin fazlalığı ve/veya ek ücret takdir edilmemesine ilişkin kesin süre içerisinde ayrıca bir talepte bulunmadığı, buna ilişkin ancak 03/11/2023 tarihli duruşmada talepte bulunduğu görülmüştür. Bu doğrultuda davacı tarafın talebinin yerinde ve iyi niyetli olmadığı, bilirkişilerin emek ve mesaisine karşılık olarak ek ücret takdirinin olaya ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından davacı tarafın bu yöndeki taleplerine Mahkememizce itibar edilmemiştir.
-Açıklanan nedenlerle davacının dosyada mevcut delil ve belgelerle kusura ilişkin iddialarını ve davasını ispat edemediği kanaatine varıldığından ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 494,48. TL harçtan mahsubu ile bakiye 224,63. TL harcın davalıya iadesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:55