Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1139 E. 2023/1053 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1139
2023/1053
20 Ekim 2023
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1139 Esas
KARAR NO : 2023/1053
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2022
KARAR TARİHİ : 20/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Derneği (...) üyesi olduğunu, .... tarihleri arasında düzenlenmesi taahhüt edilen ".... (....) Fuarı"'nın davalı tarafın tek yanlı iradesiyle belirlediği .... tarihleri arasına ertelendiğini, ... İle arasındaki sözleşmeleri sonlanan davalı tarafın bu kez de adeta basiretsiz bir tacir gibi hiçbir haklı nedeni olmaksızın, 2022 yılının Şubat ayında düzenlemesi gereken fuarı bu defa 2022 yılının sonuna ertelediğini açıkladığını, müvekkili ile davalı taraf arasındaki katılım sözleşmesinin ... tarihleri arasında yapılacak fuara ilişkin olduğunu, bu sözleşmenin kural olarak sözleşmenin katılımcısının tek taraflı iradesiyle feshedilmesini engellediğini, bu durumun fuar organizasyonun zorunlu bir gereği olduğunda şüphe olmamakla birlikte, katılımcıya düzenleyicinin değiştirdiği tüm koşullara katlanmak yükümlüğü vermediğinin açık olduğunu, nitekim sözleşmeyle katılımcının fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, katılımcının fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, unvanı gibi hususlarda "sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya düzenleyicinin kendi takdiriyle" yapılan değişiklikleri peşinen kabul ettiğinin belirtildiğini, sözleşmede gösterilen bu hallerin veya düzenleyicinin ancak yine bu koşullara dayanan takdiri dışında yapılacak değişikliklerin ise katılımcı tarafından itirazsız olarak kabulünün olanaklı olmadığını, am bu nedenle sözleşmeyle katılımcının "fuardan çekilme hakkı"'nın varlığının kabul edildiğini, diğer yandan davalı tarafın müvekkilinin üyesi olduğu ... ile arasında olup, ... tarafından feshi ihtar edilen sözleşmenin;
-11.3 maddesinde, bir sonraki yıl yapılacak olan fuar ile ilgili olarak herhangi bir neden ile fuarın yapılamaması, gecikmesi, yer ve tarih değişikliği gibi zorunluluklar ortaya çıktığı takdirde, fuar açılma tarihinden en az 90 gün (3 ay) önce davalının bu hususu ve alternatif önerilerini gecikmeksizin yazılı olarak Fuar Koordinasyon Komitesine bildirmesi, Komitenin bu yeni durumu görüşüp, değerlendireceği, oluşacak kararı ve alternatif yer ve tarih seçeneklerini sözleşmenin taraflarına bildireceği, bu tavsiye kararına göre ...'in sözleşmeyi tek taraflı fesih dahil, sözleşmeyi devam ettirip, ettirmeme kararını yazılı olarak bildireceği, ...'in sözleşmeyi sona erdirmeyi tercih etmesi ve iptal, gecikme veya değişikliğin ancak haklı ve kabul edilebilir nedene dayanması durumunda müvekkilin hak ve alacak talebinde bulunamayacağının açıklandığını, -11.4 maddesinde, davalının fuarı yapmama kararı alması durumunda katılımcılardan topladığı tüm bedelleri geri ödemeyi taahhüt ettiği, katılımcılar ile arasındaki sözleşmelerin bu hükme aykırılık oluşturmadığı, katılımcılar tarafından ödenen bedellerin iade edilmemesi durumunda ...'in cezai şart dahil maddi ve manevi zararını talep hakkının bulunduğu,-11.5 maddesinde, davalının fuarın yapılamayacağı bilgisini fuar açılış tarihine 120 günden (4 ay) az süre kala bildirmesi durumunda ise ... üyesi katılımcıların sözleşme karşılığı yaptığı ödemelerin yanı sıra masraflarının karşılığı olarak sözleşme tutarının %10'unu geçmeyecek oranda tazminat ödemeyi taahhüt ettiğinin ifade edildiğini,
bu haliyle davalının katılımcılara karşı üstlendiği kimi yükümlülüklere ait kuralları içermesi, ayrıca Dernek üyeleri ile üye olmayanların fuar katılım ve diğer ücretlerini belirlemesi nedeniyle ".... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ile ".... Fuarı'nın Yapımına İlişkin Ek Sözleşme"nin müvekkil ile davalı arasındaki "katılımcı sözleşmesi"nin hem dayanağını, hem tamamlayıcı bir parçasını oluşturduğunun açık olduğunu, müvekkilinin üyesi olduğu ... ile davalı arasındaki sözleşmelerin feshine neden olan haklı tespitlerin ve esasen bu sözleşmelerin ayrılmaz parçası niteliğinde bulunan "Katılmcı Sözleşmesi" gereğince davalının fuarın gerek sözleşmeyle belirlenmiş ...., gerek tek taraflı olarak ve usulsüz şekilde değiştirdiği anlaşılan .... tarihlerinde yapılacağının "Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar" kapsamında ilan edilen fuar ana takviminde dahi gösterilmemesi, fuar organizasyonunun taahhüt edilen yer ve zamanda, kurulumu ve boşaltılması dahil tüm aşamalarının verimli ve etkin şekilde gerçekleşeceğine ilişkin olarak, ticari hayatın gerektirdiği olağan öngürüleri bile ortadan kaldıracak ağırlıkta şüpheye yol açması, ayrıca ve esas olarak "sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdirine" dayanmadan, .... tarihleri arasında yapılması gereken fuarın süresinin de kısaltılıp, hatta önceki deneyimlerle sabit olduğu üzere fuardan faydanın yoğunlukla sağlanacağı ... gününün fuar süresinden çıkarılıp, bu fuarın ... tarihlerinde gerçekleştirileceğinin duyurulmasının, yine davalı .... yine kendi hür iradesi ile; fuar tarihinin bu kez Aralık/2022 sonuna ertelemesinin, anılan tarihin ise ... fuar merkezinin en az talep gören tarihini içermesi ve bu nedenle fiyatlama olarak en uygun tarih olması nedeniyle davalı yanın kendi çıkarlarına, katılımcıların ise zararına davrandığının açık karinesi olması, keza bahse konu tarihin yurt dışından gelebilecek ziyaretçiler yanında yurt dışı tedarikçilerin dini bayramlarına rastlaması nedeniyle katılımlarının çok sınırlı olduğunun fuarcılık ile ilgili asgari bilgi seviyesine haiz her bireyin bilgisi dahilinde olduğu hususları dikkate alındığında, fuara ait ticari amaç ve beklentileriyle bağdaşmayan fuardan müvekkilinin çekilme hakkının kullanılmasının yerinde olduğunu, bu hususun İstanbul ... Noterliği 09.02.2022 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle davalı tarafa duyurulduğunu, davalının fuar katılım bedeli olarak tahsil ettiği 54.201,85 TL'nın bu ihtarnamenin tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde müvekkilinin banka hesabına iade edilmesinin aksi takdirde bu tutarın tahsili için gerekli yasal takip yollarına başvurulacağının, haklı nedenlerle fuardan çekilme nedeniyle "Katılımcı Sözleşmesi"ne dayanarak taraflarınca cezai şart veya diğer bir yükümlüğün ifasının talep edilmeyeceğinin belirtildiğini, davalı tarafın ihtara cevap vermediği gibi, katılım bedelini de iade etmediğini, açıklanan tüm bu maddi ve hukuki duruma göre, davalı tarafın tahsil ettiği katılım bedelini müvekkiline iade borcu bulunduğunu, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalı borçlu şirketin %20 icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalıdan alınıp taraflarına verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı şirket tarafından dava dilekçesinde ... adlı derneğe üye olduğundan bahisle birtakım iddialar öne sürülse de davacı tarafın tek başına basiretli bir tacir olduğunu, bu kapsamda davacı şirketin dava dilekçesinde haklılığını kanıtlamayı bırakarak ... adlı derneğin yaptığı işlemleri açıklamaya çalıştığını, önemle belirtmek gerekir ki davacı şirket ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmenin sadece tarafları bağlayan bir sözleşme olduğunu, sözleşmede söz konusu derneğe ilişkin tek bir atıf dahi bulunmadığını, davalı şirket ile yapılan "Fuar Katılım Sözleşmesi"nin 2. Maddesinde; "Fuar Katılım Sözleşmesini imzalayarak işbu Form'da belirtilen Düzenleyici'nin organize ettiği sergi veya fuara katılmayı kabul eden katılımcı, bu imzadan sonra fuara katılmayı reddetse dahi Katılımcı'nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. Katılımcı, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, Katılımcı'nın fuar alanındaki yeri, DÜZENLEME TARİHLERİ, unvanı vb. hususlarda, Düzenleyici'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir. Katılımcı'nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Katılımcı, ancak Düzenleyici'nin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. Düzenleyici, Fuardan 3 gün öncesine kadar, hiçbir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve Katılımcı'yı fuardan çıkarabilir." hükmünün yer aldığını, buna göre müvekkili şirketin sektörden gelen talepler, organizasyon gerekleri yahut hiçbir sebep göstermeksizin fuar tarihini değiştirme hakkına sahip olduğunu, bu durumun fesih sebebi olamayacağını, basiretli tacir gibi davranması gereken davacı tarafın sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşmenin 2. maddesini bildiğini, bu hükme göre de ödenen bedelin iadesini talep hakkının olmadığını, ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini ve ertelemenin taraflara sözleşmenin feshi hakkı da tanımayacağını, söz konusu fuarın müvekkil şirket tarafından iptal edilmediğini, müvekkili şirketin edimlerini yerine getireceğini, söz konusu fuarın davacı şirkete de bildirilen tarihlerde aynı yerinde yapılacağını, söz konusu fuarın yabancı ağırlıklı uluslararası bir fuar olduğunu, fuarın yapılacak olduğu ilk tarihin davacının da belirtmiş olduğu üzere ... olsa da bu süreçte hem sektörden gelen hem de siyasi otoriteler tarafından alınan kararlar doğrultusunda erteleme sürecinin yaşandığını, yargılama konusu uyuşmazlığın çözümünde en önemli hususun bu sürecin doğru anlaşılması olduğunu, müvekkili şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kaldığını, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından erteleme talep edildiğini, müvekkili şirketin sektörden gelen talepler doğrultusunda fuarı ... tarihine ertelediğini, söz konusu pandemi sürecinin tüm dünya genelinde olduğu gibi taraflar arasında akdedilen sözleşme bakımından da açık bir mücbir sebep teşkil ettiği gerçeği üzerinde, fuar erteleme yönündeki ortak sektör iradesi ile de mutabık kalındığının açık olduğunu, bu kapsamda söz konusu fuar ilk olarak ... tarihine ertelenmişse de pandeminin belirlenen tarihte halen daha devam etmesi ve yüz binleri bulan vakalar sonucunda söz konusu fuarın bir kez da ... tarihine ertelendiğini, fuarın kesinlikle iptal edilmediğini, ülkemizde görülen covid-19 vakaları ile birlikte başlayan süreçte sokağa çıkma yasakları nedeniyle ülke genelinde tüm toplantı, gösteri, konser vb. organizasyonların yasaklanması ve sektörden gelen talep doğrultusunda söz konusu fuarın müvekkili şirket tarafından yapılamadığını, bu sebeple ... tarihine ertelendiğini, bu tarihte de pandeminin devam etmesi nedeniyle fuarın ... tarihine ertelendiğini, fuarın bu tarihlerde gerçekleştirileceğini, müvekkili şirketin de söz konusu fuarları yapabilmek için fuar alanını en az 1 yıl önceden kiralamakta, bunun için reklam ajanslarıyla anlaşmalar yapılmakta, personel alımı gerçekleştirilmekte, ses ve görüntü sistemleri için anlaşmalar yapılmakta, temizlik şirketleriyle anlaşmalar yapılmakta olduğunu, fuarın organize edilme bedelinin milyonlarca lirayı bulduğunu, ayrıca ilgili kurum ve kuruluşlardan prosedür gereği izinler alındığını, fuarın Covid-19 kaynaklı nedenlerle yapılamaması müvekkili şirketin de telafisi oldukça zor zararlara uğradığını, açıklanan nedenlerle yetki itirazlarının kabulünü, haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın esastan reddini, davacı taraftan %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının alınarak müvekkiline erilmesini, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile "15.10.2020 Tarihli ... Katılımcı Sözleşmesi Bedel İadesi " istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce Tobb, Tetsiad kayıtları, salgın dönemine ilişkin İstanbul Valiliği, İstanbul İl Hıfzısıhha Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.
-İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 54.201,85 TL asıl alacak, 759,77 TL ihtarname bedeli olmak üzere toplam 54.961,62 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 15.10.2020 Tarihli ... Katılımcı Sözleşmesi Bedel İadesi " olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
- İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı taraf, .... (...) Fuarı’na katılım için 15/10/2020 tarihli sözleşmenin imzalandığını ancak .... tarihlerinde yapılması gerekirken davalı tarafça birden fazla kez keyfi olarak ertelendiğini, bu nedenle sözleşmeden tek taraflı olarak döndüklerini beyan etmiş ve sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin tahsili isteminde bulunmuş, davalı taraf ise söz konusu fuarın pandemi sebebi ile fuarın mücbir sebeple ertelendiğini, fuarın ilerleyen tarihlerde gerçekleştirildiğini, buna rağmen davalının fuara katılmadığını, aksi düşünülse dahi taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafa tek taraflı olarak fuar tarihi değiştirme hakkı tanıdığını iddia etmiştir.
-Buna göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; dava konusu .... (....) Fuarına katılım için taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davalının fuarın ertelenmesine gerekçe gösterdiği mücbir sebep ve sözleşme maddelerine ilişkin iddialarının yerinde olup olmadığı ve neticeten davacının sözleşmenin tek taraflı feshi karşısında davalı tarafa ödediği bedelin iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-Bu doğrultuda uyuşmazlığın iki yönden ele alınması gerekmektedir. Bunlardan biri davalı tarafın mücbir sebep iddiasının irdelenmesi, bir diğeri ise taraflar arasında ihtilafsız olan ve davalı tarafa fuarın yeri ve tarihini değiştirme, kısmen veya tamamen iptali hakkı tanıyan fuar katılım sözleşmenin 2. Maddesi'nin uygulanma imkanının bulunup bulunmadığıdır.
-Mücbir sebep, günümüzde akdedilen sözleşmelerde sıklıkla yer alan bir kavram olmakla birlikte, Türk Hukuku'ndaki uygulamasının hangi esaslar çerçevesinde gerçekleşeceği doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ile şekillenmektedir.
-Öğretiye göre; mücbir sebep, teori ve uygulamada genel olarak “borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun ya da borcun ihlaline, kaçınılmaz ve mutlak şekilde neden olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay” olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için zorunlu veya zorlayıcı bir olay gerçekleşmiş olmalıdır. Bu olay, doğal, sosyal ve hukuki bir olay olabilir, insana bağlı bir davranış da olabilir. Deprem, kasırga bunlardan birincisine örnek verilebilirken, savaş, darbe gibi olaylar ikincisine örnek olabilir. Bundan başka, mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında kalan harici bir olay olmalıdır. Diğer bir ifade ile zarar veren olay ile olayın meydana geldiği işletme arasında bir bağlantı olmamalıdır. Buna ek olarak mücbir sebep kaçınılmaz bir olay olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı aynı zamanda önlenmezlik kavramını da içerir. Zira mücbir sebebin diğer bir unsuru öngörülemezlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Önceden öngörülemeyen husus, olayın doğuracağı sonuçlar olarak algılanmalıdır.
-Tanımdan da anlaşılabileceği üzere bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için bazı unsurları birlikte barındırıyor olması gerekir. Bunlar; öngörülemezlik, karşı konulamazlık, dışsallık ve kusursuzluktur. Bununla birlikte meydana gelen olağanüstü olay ile borcun ifa edilememesi arasında uygun illiyet bağının da olması gerekir. Bir başka anlatımla borcun ifa edilmesinin aşırı güçleşmesine veya imkânsız hale gelmesine tüm bu unsurları bir arada bulunduran bir olayın sebep olması gerekmektedir.
-Yargıtay'a göre; sorumlu ya da borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.
-Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas .... Karar, 11.2.2016 tarihli ilamında; “..davalının kuş gribi ve bombalamaların mücbir sebep oluşturduğu savunmasına tarafların tacir olmaları, olayların etkisinin sınırlı olduğunun belirlenmesi ve aralarındaki sözleşme nazara alınarak kabul görmediği, davalının doldurulmayan odalardan dolayı davacının tasarruf ettiği ve bunların düşülmesi gerektiği savunması da sözleşme hükümleri gereğince yerinde görülmediği..” hususlarına yer verilmiştir.
-Dolayısıyla her somut olay nezdinde mücbir sebep nitelendirmesine neden olacak unsurların bir arada bulunup bulunmadığını değerlendirmek gerekecektir.
-Mücbir sebep teşkil eden olay sebebiyle borçlunun, imkânsızlaşan ediminin karşılığında kusursuz olduğu için tazminat ödeme yükümlülüğü olmadığı gibi alacaklı tarafından aynen ifaya da zorlanamamaktadır. Fakat alacaklı mücbir sebep halinde iki yola başvurabilecektir. Bunlar;
Sözleşmenin sona ermesi
Sözleşme var olduğu müddetçe yükümlülüklerin askıya alınmasıdır.
- Borçlu taraf ifasını mücbir sebep teşkil eden olaydan dolayı gerçekleştiremediğinde alacaklı taraf, sözleşme sona ermediği ve borçlu, edimini ifa etmediği müddetçe sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünün ifasını askıya alabilmektedir.
-Yukarıdaki yer verilen unsurlar ve kriterler çerçevesinde tanımı yapılan mücbir sebep, şartları oluşmuş ise bazı durumlarda borçlunun edimi ifa etmesini imkânsız hale getirmektedir. Kanun koyucunun, sözleşme sorumluluğunda esas aldığı kavram mücbir sebebin aksine “imkânsızlık” kavramıdır.
-İfa imkânsızlığı, edimin ifa edilememe durumudur. Ancak bu kapsamda hangi hal ve şartların ifanın imkânsızlığına neden olacağının belirlenmesi gerekmektedir.
-İmkânsızlığa neden olan olayın niteliğine göre fiili veya hukuki imkânsızlık ayrımı yapılmaktadır. İmkânsızlık tabi bir olaydan veya şahsın fiilinden doğabilir. İmkânsızlık fiili (maddi) bir sebepten ileri gelebileceği gibi, hukuki bir sebepten de doğabilir.
-İfa imkânsızlığı, sürekli ifa imkânsızlığı ve geçici ifa imkânsızlığı olarak karşımıza çıkabilmektedir. Sürekli ifa imkânsızlığı, borcun ifa edilememesine yol açan engelin ortadan kalkmasının mümkün olmaması halinde gündeme gelmektedir. Sözleşmede kararlaştırılan edimin hukuki nedenlerle sürekli olarak imkânsız hale gelmesi, borçlunun ifa yükümünü, alacaklının da aynen ifayı talep hakkını sona erdiren sebeplerden biridir. İfa imkânsızlığının gerçekleştiği an itibariyle ifa yükümü kanun gereği (ipso iure) sona erer. İmkânsızlığın sözü edilen etkisi, yalnızca kararlaştırılan (birincil) edimi ifa yükümü üzerinde kendisini gösterir ve bu etki, imkânsızlıktan hangi tarafın sorumlu olduğu konusundan bağımsız olarak ortaya çıkar. Diğer bir ifadeyle, borçlu, imkânsızlıktan sorumlu olsa da olmasa da ifanın imkânsız hale gelmesiyle, aynen ifa yükümü sona erer.
-Borçlunun aynen ifa yükümünün sona ermiş olması, tek başına geniş anlamda borcun da sona ermesi anlamına gelmez. Çünkü imkânsız hale gelen edimi yerine getirmekle yükümlü olan borçlunun aynı zamanda imkânsızlıktan sorumlu olması halinde, sona eren ifa yükümünün yerine, karşı tarafın bu nedenle uğradığı zararları tazmin yükümü doğar (TBK 112). Borçlunun imkânsızlıktan sorumlu olmaması halinde ise, ifa yükümü, yerine tazminat yükümü doğmaksızın sona ermiş olur (TBK 136/1).
-Ancak bu halde borçlu, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşı edimi talep hakkını da kaybeder (TBK 136/1l). Bu durumda ise imkânsız hale gelen edimin alacaklısının imkânsızlıktan sorumlu olup olmadığı önem kazanır. Zira eğer ifa, alacaklının sorumlu olduğu bir sebeple imkânsız hale gelmiş ise bu, TBK 136/ll hükmü gereğince karşı edimi talep etme hakkını kaybeden borçlunun ifa gerçekleşebilseydi elde edeceği menfaatten, alacaklıdan kaynaklanan bir sebeple yoksun kalması anlamına gelir. Bu durumda, sona eren edim yükümünün alacaklısının, borçlunun, belirtilen nedenle uğradığı zararı tazmin etmesi gerekir.
-Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesi ile düzenleme getirilmiş olup sözleşme ile saklı tutulmamış ise asıl borcun sona ermesi halinde buna bağlı hak ve borçların da sona ereceği düzenlenmiştir. İlgili madde metninde: “Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
-Mücbir sebebin geçici olması ise kural olarak sadece borcun zamanında ifasını engeller. Bu hâlde, borçlu gecikmeden sorumlu olmasa da ifası hâlâ mümkün olan borcunu ifa etmekle yükümlüdür.
-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.04.2010 gün ve 2010/15-193- 235 sayılı ilamında; “İfa imkânsızlığı borcu sona erdiren nedenlerdendir. Gerçekten BK. md. 117/1'e göre ” borçluya isnat olunamayan haller münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa borç sakıt olur”, İfa imkânsızlığı ortaya çıkış nedenlerine göre bazı ayırımlara tabi tutulmaktadır. Bu ayırımlardan birisi de objektif imkânsızlık (daimi imkânsızlık)- geçici imkânsızlık ayırımıdır. Şayet ifa imkânsızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil, herkes için söz konusu ise buna objektif imkânsızlık denilmektedir. Objektif imkânsızlıkta sözleşme esasen BK. md.20 uyarınca butlanla batıldır (geçersizdir) ve ayrıca feshi gerekmez. Hâlbuki geçici imkânsızlıkta akdin ifası (icrasının istenmesi) bir hadisenin gerçekleşmesine bağlıdır. Ancak o hadise tahakkuk ederse akdin icrası istenebilir. (...) Şüphesiz geçici imkânsızlığın varlığı, beraberinde tarafların bu sözleşmeyle ne kadar süre bağlı kalacakları sorununu getirir. Bu konudaki kural “ahde vefa-söze sadakat” ilkesi gereği tarafların sözleşmeyle bağlı tutulmasıdır. Ancak bazı özel durumlar vardır ki, tarafları o sözleşmeyle bağlı saymak hem onların ekonomik özgürlüklerini engeller, hem de bir başkası ile sözleşme yapma fırsatını ortadan kaldırır. Uygulamada, geçici imkânsızlık halinde tarafların o sözleşmeyle bağlı tutulma süresine “akde tahammül süresi” denilmektedir. Bu sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğini de her somut olaya göre ve onun çerçevesinde değerlendirmek gerekir” Hususlarına yer verilmiştir.
-Buna göre süresi her somut olaya göre ayrı ayrı belirlenmesi gereken bir “akde tahammül süresi” aramaktadır. Akde tahammül süresi geçtikten sonra ise alacaklı temerrüt hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği gibi edimler arası dengenin aşırı derecede bozulmasını sebep göstererek TBK 138.md uyarınca sözleşmenin uyarlanmasını hâkimden talep edebilir veya uyarlama mümkün değilse yine TBK 138.md uyarınca sözleşmeden dönme veya fesih hakkını kullanabilir. Buna göre alacaklının TBK m.125 uyarınca şu seçimlik hakları vardır;
Aynen ifayla birlikte gecikme tazminatı,
İfadan vazgeçerek zararın tazmin edilmesi
Sözleşmeden dönerek menfi zararın tazmini
-Bu kapsamda vurgulamak gerekir ki, mücbir sebep sonucu borçlunun asli edim borcunun tamamı imkânsızlaşabileceği gibi bir kısmı da imkânsızlaşabilir
-Maddi olarak bölünebilir edimin bir kısmının ifasının imkânsızlaşmasının kısmi imkânsızlığa neden olabilmesi için kısmi ifanın aynı zamanda tarafların sözleşmeyi kurdukları sıradaki iradelerine ve sözleşmenin amacına uygun olması gerekir. Zira TBK m. 137/l maddesinde, “.. kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. (23) Dolayısıyla kısmi ifanın aynı zamanda tarafların sözleşmeyi kurdukları sıradaki iradelerine ve sözleşmenin amacına da uygun olması gerekmekte olup aksi halde borcun tamamı sona erecektir.
-Yukarıda yer verilen açıklamaların somut olaya uyarlanması bakımından yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin imzalanmasının ardından dünya genelinde ortaya çıkan Covid-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri oldukça açıktır.
-Dünya genelinde ortaya çıkan pandemi şartlarının; mutlak, kaçınılmaz, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan, dış etkenlerden kaynaklanan, olağanüstü bir olay olduğu, bu olayda sözleşmenin taraflarının bir kusurunun bulunmadığı ve bu olayın mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir.
-Bu nedenle iş bu mücbir sebep nedeniyle ifa imkansızlığı şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
-Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca dava konusu fuarın ilk olarak .... tarihleri arasında yapılmasının planlandığı anlaşılmaktadır. Yine tarafların beyanlarına göre davacı tarafın iş bu fuara belirtilen tarihler arasında katılım göstermeyi kabul ettiği ancak fuarın bu tarihte gerçekleşmeyerek ertelendiği görülmektedir. Akabinde fuarın ... tarihine ertelendiği, erteleme tarihinde gerçekleştirilememesi nedeniyle ... tarihine yeniden ertelemenin yapıldığı ve belirlenen bu tarihte fuarın gerçekleştirildiği ancak davacı tarafın bu fuara katılım sağlamadığı görülmektedir.
-Salgın nedeniyle 2020 yılı Mart ayından itibaren hastalığın yayılmasının kontrol altına alınması amacıyla ülkemizde ve dünya genelinde çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Bu tedbirler kapsamında sokağa çıkma yasağı uygulanması, iş yerlerinin kapatılması veya esnek çalışma, düğün törenlerinin ertelenmesi, evden çalışma gibi değişkenlik gösteren tedbirler uygulanmıştır.
-Yaşanılan salgın süresince, bu durumun mücbir bir sebep olduğu ve sözleşmenin imzalandığı aşamada taraflarca öngörülemeyen bir durumda olduğu ve yine bu salgın nedeniyle sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde .... tarihleri arasında fuarın gerçekleştirilemeyeceği sabittir. Dosyada mevcut İstanbul Valiliği, İstanbul İl Hıfzısıhha Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevapları da bu hususu doğrulamaktadır. Bu doğrultuda salgın hastalık sürecinin mücbir sebep hali olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen ve tarafların kusurundan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi sayılması gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davalı tarafın iş bu tespitin aksine, mücbir sebep halinin geçici sebepten kaynaklandığını ve söz konusu fuarın ilerleyen tarihlerde ( ... tarihleri arasında ) gerçekleştirildiğini ve davacı tarafa bildirimde bulunulmasına rağmen fuara katılım sağlamadığını bildirdiği görülmüştür.
-Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve tarafların sözleşmeden bekledikleri yarar göz önüne alındığında davacı tarafın belirlenen tarihlerde fuara katılım sağlayarak kendi sektöründe tanıtım ve reklam amacı taşıdığı görülmektedir. Sözleşme kapsamındaki edimlerin imkansızlık sebebi olan salgın şartları ortadan kalktıktan sonra ifa edilebileceği düşünülse dahi taraflarca müzakere edilmeden ve davacının sözleşme ile elde etmek istediği yararı sağlamayacak bir tarihte fuarın gerçekleştirilmesine davacı tarafın katlanma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Zira ifa imkansızlığının ortaya çıkmasında yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere tarafların kusurlu davranışı etkili olmadığı gibi, süresiz bir şekilde davacı tarafın sözleşmeyle bağlı tutulması tarafların ekonomik ve ticari özgürlüğünü zedeler nitelikte olacaktır.
-Tüm bu hususlara ek olarak, davalı tarafından sunulan bilgi ve belgeler göre bu süreçte bir kısım fuarların 2 yıllık erteleme süresi olmadan gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak davaya konu fuarın birden fazla kez ertelendiği ve davacı tarafın yapılmasını beklediği tarih olan "...." tarihlerinde de yapılmadığı, fuarın ilk kararlaştırılan tarihten yaklaşık 2 yıl sonra gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu hususa sözleşme kapsamında davacının katlanmasının beklenemeyeceği gibi, bu durumun davacının sözleşme ile elde etmek istediği yararı sağlayamayacağı açıktır.
-Her ne kadar davalı tarafça fuarın yeri ve tarihini değiştirme, kısmen veya tamamen iptali hakkının fuar katılım sözleşmenin 2. Maddesi ile tanındığı, davacı tarafın tacir olması nedeniyle sözleşme hükümlerine katlanması gerektiği iddia edilmiş ise de; sözleşmenin 2. Maddesi ile davalı tarafa verilen tek taraflı hakların dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılması gerekmektedir. Sözleşmede yer verilen bu hakkın taraflarca keyfi olarak ve sözleşmeden beklenen yararı engelleyecek şekilde kullanılması mümkün değildir.... tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan fuarın ... tarihleri arasında yapılmasına davacı tarafın katlanmak ve uymak zorunda olmadığı, katlanmaya zorlanması halinde davacının sözleşmeyi imzalarken beklediği faydayı elde etmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığından davalının bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
-Bu doğrultuda davacı tarafın bu süreçte “akde tahammül süresi” bakımından, seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeden dönmesi, taraflar arasında ihtilaflı olmayan ve davacı tarafından ödendiği sabit olan bedelin iadesi talebinin yerinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiş, sözleşme kapsamında ödenen bedelin davacı tarafa iadesinin yerinde olduğu kanaatine varıldığından davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir.
-Davalı tarafça cevap dilekçesi ile "katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığını, personelin çalıştırdığını, maaşlarını vererek istihdam sağladığını ve devlete vergilerini ödediği" gerekçesiyle bir takım masraflar yapıldığını beyan ettiği görülmektedir. Davalı tarafın iş bu sözleşme kapsamında ifaya hazırlık aşamasında bir takım zorunlu masraflar yapması gerektiği şüpheye vermeyecek şekilde kuşkusuzdur. Ancak davalının bu masrafları davacı taraftan talep etmesi mümkün değildir. Zira yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere dava konusu sözleşme mücbir sebep / ifa imkansızlığı ile sona ermiş olup, bu imkansızlıkta kusuru bulunmayan davacıdan sözleşme kapsamında yapılan zorunlu masrafların talep edilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davalı tarafın bu yöndeki taleplerini itibar edilmemiştir
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından, davacının sözleşme kapsamında ödediği bedel açık bir şekilde tespit edilebileceği, alacağın miktarı bakımından taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı sabit olduğundan, alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KABULÜ ile;
-İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 54.201,85 TL sözleşme bedel iadesi, 759,77 TL noter masrafı olmak üzere toplam 54.961,62 TL alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 10.992,32 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.754,43. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 663,80. TL harcın mahsubu ile bakiye 3.090,63. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 663,80. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 154,25 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 234,95. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10