Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/707 E. 2023/1045 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/707
2023/1045
20 Ekim 2023
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/707 Esas
KARAR NO : 2023/1045
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/07/2022
KARAR TARİHİ : 20/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlu arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, takibe konu 11.05.2021 tarihli 70.800 TL bedelli fatura içeriği hizmetin davalı borçluya sağlanmış olduğunu, borçlunun söz konusu fatura alacağına istinaden 30.000 TL ödeme yaptığını ancak bakiye fatura bedelini ödemediğini, bu durumun tarafların cari hesap eksraları, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak incelemede açıkça görüleceğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, davalının fatura bedeline herhangi bir itirazda bulunmadığını, bununla birlikte fatura bedeline ilişkin kısmi ödeme yaptığını ve borcu kabul ettiğini, alacağın tahsiline ilişkin İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı borçlu tarafından yapılan borca itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, başlatılan ilamsız takibinin yasa ve taraflar arasında ki ticari ilişkiye uygun olduğunu, davalı borçlunun faize yapmış olduğu itirazın da yerinde olmadığını, alacağın ticari ilişkinden kaynaklandığını, açıklanan nedenlerle İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı icra dosyasına yapılmış olan itirazın iptalini ve takibin devamını, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sindan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, zorunlu arabuluculuk gideri olan tarafımızca ödenen 1.320,00-TL yargılama giderinin ve diğer yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin faaliyet yürüttüğü sektörde ticari teamül gereği, taşeron gerçek ve tüzel kişilerin yeterli finans gücüne ve/veya ticari geçmişe sahip olmamaları nedenlerinden dolayı asıl işverenler tarafından finanse edildiğini, bu sebeple müvekkilinin de taşeron olarak sözleşme yaptığı davacının, yapmayı taahhüt ettiği işlerin ifasında davacıyı finanse ettiğini, davacının şirket çalışanlarının sigorta prim ve vergi ödemeleri, beton, araç yakıtı gibi malzeme alımı vs. müvekkili tarafından yapılarak davacı şirkete yansıtılacağı şeklinde mutabakata varıldığını, bu kapsamda davacının alacak hakkından mahsup edilmek üzere harcamalar yapıldığını, davacının çalışanları ..... Ve .... 'ın müvekkil şirketten sigortalı gösterilerek davacının hak edişinden düşülmek üzere anlaşma yapıldığını, zira asıl işveren olarak alt işveren olan davacının çalışanlarının sgk ödemelerinden de müvekkilinin müteselsil sorumlu olması nedeniyle, ilerleyen zaman içinde herhangi bir ihtilaf yaşanmaması için sgk ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin davacı adına yaptığı ödemelere ait dekont, irsaliye, fatura, yakıt ve beton fişleri vs. evrakların şirket arşivinden temin edilecek olması nedeniyle ibrazı için süre talep ettiklerini, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak davacının sadece kesmiş olduğu fatura üzerinden alacak hakkı olduğunu iddia ettiğini, yansıtma giderlerini ve teminat bedelini yok sayarak alacak hakkı olduğunu iddia ettiğini, ancak müvekkilinin ihale usulü almış olduğu işlerde %5'lik teminat bedelini ihaleyi veren kurum tarafından kesinti yapılarak hakediş bedeli ödendiğini, iş bu teminat bedelinin ise işin tamamı bittikten ve ilgili kamu kurumu tarafından onay alındıktan sonra ödendiğini, davacı taşeronun işlerinin test ediliyor olması nedeniyle henüz onaylanan hakedişi olmadığı gibi teminat bedelini de iade hakkını henüz elde etmediğini, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan itirazın iptali davasının reddini,
açılan işbu dava haksız ve hukuka aykırı olduğundan dolayı davacı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesin iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyası ile faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 40.800,00 TL asıl alacak, 2.771,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.571,05 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "70.800,00 TL bedelli faturadan kaynaklanan ticari iş, ticari defter ve ticari alacak bedeli 40.800,00 TL" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura düzenlendiğini, iş bu fatura bedelinin 30.000,00 TL'lik kısmının davalı tarafça ödendiğini ancak bakiyesinin ödenmediğini iddia etmekte iken, davalı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiği ancak davacının yapmayı taahhüt ettiği işlerin ifasında davacıyı finanse ettiğini, davacının şirket çalışanlarının sigorta prim ve vergi ödemeleri, beton, araç yakıtı gibi malzeme alımı vs. müvekkili tarafından yapılarak davacı şirkete yansıtılacağı şeklinde mutabakata varıldığını iddia ettiği görülmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/03/2023 tarihli raporda özetle; tarafların ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa uygun tutulduğu ,defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin kesilen faturanın BA-BS formlarında kayıtlı olduğu, davacı tarafından kesilen faturanın e-arşiv faturası olduğu ,fatura üzerinde herhangi bir ödeme vadesi yazılmadığı, dava konusu alacağın kısmı ödemesinin tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ve davalı tarafından belge olarak sunulan sözleşme bulunmadığı, hakediş tablosundaki harcama verilerinden birbirini belgeler ile destekleyen, net açıklamaları bulunan harcamaların dikkate alındığı, davacı ve davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı yanın davalı taraf ile kesilen fatura banka ödemeleri diğer belge ve kayıtlara göre 35.322.97 TL. alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Tarafların ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı tarafın rapora ilişkin beyan dilekçesi ibraz ettiği görülmüştür.
-Mahkememizce rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuş ve bu doğrultuda hükme esas alınmıştır.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
- Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarında mevcut, davacı tarafça düzenlenen fatura bedelinden yapılan ödemelerin düşülmesi sonucunda belirlenen ve bilirkişi raporuyla sabit olan 35.322.97 TL alacak-borç ilişkisinin yer aldığı ve faturanın taraflarca ilgili vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak faturalardan dolayı borcunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedelin 35.322.97 TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu, bu hususların birbirini doğrulayan ticari defterler kayıtları, vergi dairesi kayıtları ve davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan veya iade faturası düzenlenmeden defterlere işlenmesi ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu olan ve davacı tarafın ticari defterlerinde yer alan 35.322.97 TL'lik borcu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 35.322,97 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 7.064,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.412,91. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 526,23. TL harcın mahsubu ile bakiye 1.886,68. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 526,23. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 80,70. TL başvurma harcı, 1.500,00. TL bilirkişi ücreti, 105,25. TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.685,95. TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%81,06) göre hesap edilen 1.366,80. TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yargılama sırasında sarf edilen 750,00 TL bilirkişi ücreti ve 122,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 872,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%62,88) göre hesap edilen 323,62. TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Kabul edilen miktar yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Reddine karar verilen miktar yönünden davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 8.248,08TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/114103 numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.320,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%81,06) göre hesap edilen 1.070,12. TL'sinin davalıdan 249,88. TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma ortamında) yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10