Antalya BAM 4. HD 2021/1585 E. 2024/873 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2021/1585
2024/873
5 Haziran 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/03/2021
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 05/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 06/06/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/11/2015 günü davalı ... sürücüsü, davalı ... A.Ş.'nin trafik sigortacısı olduğu ... plaka sayılı aracın yaya geçidinden yolun karşısına geçmek isteyen davacı müvekkiline çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğinden bahisle belirsiz alacak şeklinde açılan davada artırılmış haliyle 11.796,96 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 45.713,98 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 57.510,94 TL maddi tazminatın davalı sigorta yönünden dava, diğer davalı yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ceza yargılamasının devam ettiği, tazminat alacağı dolmuşsa hükmedilen miktarın sebepsiz zenginleşmeye yer vermeyecek şekilde olayın durumu ve tarafların kusuruna göre belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru, poliçe limiti ve kapsamı ile sınırlı olduğu, maluliyetin ve zararın usulünce belirlenmesi gerektiği, geçici iş göremezlik zararının poliçe teminat kapsamında bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosya kayıtları, trafik kazası tespit tutanağı, kusur raporu, maluliyet raporları, tazminat bilirkişi raporları, davacının yaralanması ve tedavisine esas tıbbi belgeler, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 ve davacı yayanın %25 oranında kusurlu oldukları, trafik kazası sonucu davacının %3,3 oranında sürekli iş göremezlik durumunun geliştiği, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar ulaşabileceği, tazminat bilirkişi raporu itibariyle davacının geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 11.616,74 TL, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 26.871,11 TL olmak üzere toplam 57.511,94 TL olduğu gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 57.511,94 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat istemi yönünden eksik soruşturmaya dayalı olarak müvekkili aleyhine olacak şekilde hüküm kurulduğu, maluliyet oranının düşük belirlendiği, müvekkilinin trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmamasına rağmen %25 oranında kusurlu olmasının hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 19/06/2020 tarihli raporunda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının yaralanmasının araz bırakmadığından maluliyet tayinine yer olmadığı şeklinde belirleme yapıldığı, ancak ilk derece mahkemesince Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ... tarihli rapor dikkate alınmak suretiyle karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararının bu yönüyle hatalı olduğu, ... tarihli tazminat bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmediği, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiği, geçici iş görmezlik tazminatı tedavi gideri kapsamında olduğu için sigorta şirketlerinin bu zarardan sorumluluğu bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaya geçici levhasının yolun durumu ve orta refüjde bulunan ağaçlar nedeniyle müvekkiline gidiş istikametinde görünmediği, Adli Tıp'tan alınan rapora göre davacının maluliyet halinin oluşmadığı, davacının elinde telefon ve kulaklıkla yola çıkmasından dolayı kazanın meydana geldiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacı yaya geçidinden yolun karşısına geçmek istediği sırada davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu otomobilin çarpması sonucu yaralanmış ve bu yaralanmasından dolayı uğradığı maddi ve manevi zararının tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/01/2017 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalının, davacıya karşı işlediği taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçundan TCK.'nun 89/1-2-b, 62 ve 52. maddeleri gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin istinaf incelemesinden geçerek 22/03/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı).
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihinde ... esas, ... karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
İptal kararından sonra 19/06/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7327 Sayılı Yasanın 18. maddesiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Kanun" ibareleri "Kanunda" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere;
“Bu tazminatlardan;
a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,
b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
hesaplanır.”
cümlesiyle,
“Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.”
şeklinde ikinci fıkra eklenmiştir.
Bu yasal değişiklikten sonra Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar 04/12/2021 gün ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, trafik kazalarından kaynaklanan araç hasarları değer kaybı hesabıyla, ölüm ve sakatlık halinde tazminat hesabının nasıl yapılacağı belirli kurallara bağlanmıştır.
Ne var ki, 14/02/2023 gün ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 29/12/2022 gün ve ... esas, ... sayılı kararıyla özetle; trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma ile maddi hasarlardan kaynaklı zararların tazmini için 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işletene karşı dava açılabilmesinin mümkün olduğu, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması hâlinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’a göre belirlendiği, uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillendiği, işletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlendiği, başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazmininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılındığı, bunun da zarar görenin gerçek zararının karşılanamaması riskini ortaya çıkardığı, bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamının farklılaşabileceği, 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının, bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamamasının söz konusu olabileceği, bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağının açık olduğu gerekçesiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümle ile ikinci fıkranın iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar da yasal dayanaktan yoksun hale geldiğinden kendiliğinden hükümden düşmüştür. Böylece trafik kazalarından kaynaklanan zararlar hakkında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzere uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu ve nasıl hesaplanacağı Yüksek yargı kararlarıyla şekillendiğinden, artık tazminat hesabı yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda yapılacaktır.
T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son kararları itibariyle (Yargıtay 4. HD. 23/06/2021 gün ve 2020/2895 esas, 2021/3586 karar);
"Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “... ” adı verilen “... ” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir."
Buna göre Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere destek ve davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin ... Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir.
Ayrıca yine Yargıtay uygulamalarına göre sürekli iş göremezlik tazminatı ile destekten yoksun kalma tazminatında; bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi (progresif rant) yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gereklidir.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
İlk derece mahkemesince Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ile Adli Tıp Kurumuna yazı yazılmak suretiyle davacının iş görmezlik durumunun tespiti yoluna gidilmiştir.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 15/12/2016 günlü raporunda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının yaralarının iyileşmesi ve mevcut haliyle olağan yaşamına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sürenin 4 ay olduğu ve iş göremezlik oranının ise %3,3 olduğu bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 01/12/2017 günlü raporunda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının trafik kazasına bağlı yaralanmasından dolayı %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği mütalaa edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 17/06/2020 günlü raporunda; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının trafik kazasına bağlı yaralanmasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından maluliyet tayinine mahal olmadığına, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği mütalaa edilmiştir.
Hükmün kapsamı başlıklı HMK'nın 297/1. maddesinin c bendi gereğince "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler" hükme yazılması gerekir.
İlk derece mahkemesince Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının maluliyet oranı tespit edilmiş, ancak davalı tarafın itirazı üzerine olay tarihinde bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır.
İlk derece mahkemesince, son alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 17/06/2020 tarihli raporu gerekçeli kararda bahsedildiği halde bu son rapora neden itibar edilmediğine dair herhangi bir gerekçe oluşturulmamıştır.
Yargıtay içtihatları itibariyle olay tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen rapora itibar edilmesi suretiyle ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan yine aynı yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması suretiyle karar verilmesi gerekirken, gerekçesi de açıklanmadan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınmak suretiyle yapılan tazminat hesabına göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
- Tazminat bilirkişisi 02/01/2018 tarihli kök ve 27/10/2019 tarihli 1. ek raporunda ... yaşam tablosu kullanılmak, 1,8 teknik faiz, devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi uygulanmak suretiyle davacının %25 kusuru, %3,3 sürekli iş göremezlik oranı ve 9 ay geçici iş göremezlik süresi dikkate alınmak suretiyle davacının brüt asgari ücretin 1,4325 katı oranında gelirine göre geçici iş göremezlik zararını 11.616,74 TL, sürekli iş göremezlik zararını ise 26.864,32 TL olarak hesaplamıştır.
Tazminat bilirkişisi 02/01/2021 tarihli 2. ek raporunda ... yaşam tablosu kullanılmak ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle davacının %25 kusuru, %3,3 sürekli iş göremezlik oranı ve 9 ay geçici iş göremezlik süresi dikkate alınmak suretiyle davacının brüt asgari ücretin 1,4325 katı oranında gelirine göre geçici iş göremezlik zararını 11.719,96 TL, sürekli iş göremezlik zararını ise 45.713,98 TL olarak hesaplamıştır.
Davacı maddi tazminat talebini 2. ek rapora göre belirli hale getirmiştir. Davalı ... A.Ş. vekiline gerek 02/01/2021 tarihli 2. ek rapor ve gerekse talep artırma dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda, değerlendirme ve gerekçe bölümünde davacının geçici iş gücü kaybı zararının 11.616,74 TL, sürekli iş gücü kaybı zararının 26.871,11 TL olarak bulunduğu açıklandıktan (bu iki tazminat miktarının toplamı aslında 38.487,85 TL olmaktadır) sonra toplam 57.510,94 TL zarar olduğu açıklanıp toplam 57.510,94 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde ilk derece mahkemesi geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat miktarını ilk tazminat bilirkişi raporuna göre kabul edip, nihayetinde son rapor ve ıslah dilekçesi doğrultusunda karar vermek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmuştur.
Bilindiği üzere, 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması (örneğin sadece zamanaşımı yönünden karar verilmesi), delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Karşılaştırılmalı hukukta bu konu örneğin İsviçre’de “…önemli vakıaların tamamlanması gerekiyorsa…”, Alman Hukukunda ise “…eksiklik nedeniyle kapsamlı ya da çok emek harcayarak delil toplanması gerekiyorsa…” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Eksik inceleme ile karar verilmesi hem yukarıda gösterilen düzenlemelere, hem de 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde yer verilen Hukuki Dinlenilme, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil eder. 6100 Sayılı HMK’nun 30. maddesinde belirtilen Usul Ekonomisi İlkesi gözetilerek veya üstü kapalı buna dayanılarak Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı bertaraf edilemez.
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelen istinaf istemleriyle, davalı ... A.Ş. vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporunun tebliğ edilmediğine yönelen istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazları ile davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı ... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelen istinaf istemleriyle, davalı ... A.Ş. vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporunun tebliğ edilmediğine yönelen istinaf isteminin KABULÜNE,
-
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas . ... Karar sayılı, 04/03/2021 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a. 6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
-
Davacı vekilinin istinaf itirazları ile davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına
-
Davalı ... A.Ş. ve davalı ... tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, başvuru sırasında peşin ödenen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 59,30 TL istinaf karar harcının davacıya; 982,14 TL istinaf karar harcının davalı ... A.Ş.'ye; 1.118,16 TL istinaf karar harcının davalı ... isteği halinde iadesine,
-
İİK.'nın 36/5 maddesi gereğince Davalı ... A.Ş. tarafından Antalya Genel İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasına icranın geri bırakılması kararı için yatırılan teminatın iadesine,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 05/06/2024 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45