SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 3. HD 2022/2276 E. 2024/319 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2276

Karar No

2024/319

Karar Tarihi

22 Şubat 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 05/07/2022

DAVANIN KONUSU : ALACAK

İSTİNAF TALEP TARİHİ :07/09/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ :22/02/2024

KARARIN YAZIM TARİHİ :22/02/2024

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı ile aralarındaki elektrik aboneliği kapsamında Ocak 2011 ila Aralık 2012 dönemleri arasında davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirketin düzenleyip gönderdiği faturaların davacı tarafından ödendiğini, söz konusu faturalarda sayaç okuma, faturalama gibi diğer hizmetler karşılığında perakande satış hizmet bedeli ve fatura sayaç okuma hizmet bedelinin de tahakkuk ettirildiğini, ancak bahsi geçen bedellerin mevzuata ve hukuka aykırı olarak sabit ücret yerine 2006-2015 yılları arasında KWH başına belirlenen bir bedel olarak tahsil edildiğini, Danıştay 13.Dairesinin 06/04/2011 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile Elektrik Piyasası Kanunun geçici 9.maddesi gereğince 875 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kararı ile onaylanmış olan 20 dağıtım şirketi için gelir gereksinimi hesaplaması ve tarife metodolojisinin perakende satış tarifesinin KWH bazında belirlenmesine ilişkin ikinci bölümünün B bendinin iptaline karar verdiğini, Danıştay'ın iptal kararının gözönüne alınarak EPDK tarafından perakende satış hizmeti fiyatının yeniden değerlendirildiğini, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik ile 2011-2015 döneminde perakende satış hizmeti tarifesinin KWH bazında belirlenmesine ilişkin geçici 11.maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, bu Danıştay kararına ilaveten Danıştay 13.Dairesinin 31/03/2015 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile Elektrik Piyasası Tarifeleri Yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımların serbest tüketiciler yönünden iptaline karar verildiğini, Danıştay'ın karar gerekçesine göre perakende satış hizmet bedelinin KWH üzerinden nispi olarak hesaplanıp belirlenemeyeceğini, Danıştay'ın iptal kararı ile birlikte idari işlemin hukuk aleminden silindiğini, davalının 2011 yılında sayaç okuma başına sabit alınması gereken PSHB bedelini tek kalem altında ve tüketilen enerji miktarı olan KWH üzerinden hesaplayarak hukuka ve mevzuata aykırı fazla tahsilat yaptığını, 28/12/2011 tarihli ve 3612 sayılı kurul kararı ile perakende satış hizmet bedelinin abone başına sabit okuma şeklinde tahsili uygulamasına geçildiğini, 2011/2012 dönemlerinde PSHB bedeli için maktu bir bedelin tespit edilmemiş olması karşısında bilirkişi incelemesi yoluyla ne tutarda PSHB bedelinin tahsil edilmesi gerektiğinin tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını beyanla, davalı şirket tarafından davacı şirketten Ocak 2011 ile Aralık 2012 dönemleri arasında elektrik aboneliğine ilişkin olarak fazladan, hatalı, sözleşme ve mevzuata aykırı tahsil edilen perakende satış hizmeti, sayaç okuma/faturalandırma bedeli ve bu bedel üzerinden tahakkuk ettirilen KDV bedeli dahil şimdilik toplam 10.000,00 TL'nin her bir fatura ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan bedellerin davalı şirketin geliri olmadığını, davalı dağıtım şirketinin ilgili dönemde tahsil ettiği bedelleri sadece aracı olarak tahsil edip tarifeye aktardığını, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, 01/01/2013 tarihinden itibaren tedarik/perakende satış faaliyetlerinin kısmi bölünme suretiyle kurulan dava dışı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş tarafından yürütüldüğünü, bu sebeple HMK'nun 124/3 maddesine göre taraf değişikliği yapılması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açma koşullarının bulunmadığını, EPDK'nın kararları doğrultusunda dava konusu bedellerin tahsil edildiğini, tahsilatların yapıldığı dönemde mevzuat hükümlerinin yürürlükte olduğunu, Danıştay'ın iptal kararının geriye yürüyemeyeceğini, kaldı ki Danıştay'ın iptal kararının sadece ikili anlaşma imzalayarak tedarikçisini seçen serbest tüketiciler yönünden geçerli olduğunu, davacının bu kategoriye girmediğini, bu yüzden Danıştay kararlarının davacı yönünden uygulanabilirliğinin bulunmadığını, hukuk aleminde var olan düzenleyici işleme güvenilerek yapılmış bireysel işlemin sonradan düzenleyici işlemin iptal edilmesi sebebiyle hukuka aykırı hale gelemeyeceğini, bu durumun hukuki güvenirlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, ihtirazı kayıt olmadan yapılan ödemelerin istirdadının istenemeyeceğini, özel hukuk tüzel kişisi olan davacının 6183 sayılı yasaya göre faiz uygulaması talebinin hukuka uygun olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

YEREL MAHKEME KARARI: Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı 05/07/2022 tarihli kararı ile; "davanın kabulü ile;174.960,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Davalı ... Elektrik Dağıtım Satış A.Ş vekili 07/09/2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile; dava konusu yapılan bedellerin davalı şirketin geliri olmadığını, davalı dağıtım şirketinin ilgili dönemde tahsil ettiği bedelleri sadece aracı olarak tahsil edip tarifeye aktardığını, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, 01/01/2013 tarihinden itibaren tedarik/perakende satış faaliyetlerinin kısmi bölünme suretiyle kurulan dava dışı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş tarafından yürütüldüğünü, bu sebeple HMK'nun 124/3 maddesine göre taraf değişikliği yapılması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açma koşullarının bulunmadığını, EPDK'nun kararları doğrultusunda dava konusu bedellerin tahsil edildiğini, tahsilatların yapıldığı dönemde mevzuat hükümlerinin yürürlükte olduğunu, Danıştay'ın iptal kararının geriye yürüyemeyeceğini, kaldı ki Danıştay'ın iptal kararının sadece ikili anlaşma imzalayarak tedarikçisini seçen serbest tüketiciler yönünden geçerli olduğunu, davacının bu kategoriye girmediğini, bu yüzden Danıştay kararlarının davacı yönünden uygulanabilirliğinin bulunmadığını, hukuk aleminde var olan düzenleyici işleme güvenilerek yapılmış bireysel işlemin sonradan düzenleyici işlemin iptal edilmesi sebebiyle hukuka aykırı hale gelemeyeceğini, bu durumun hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, itirazı kayıt olmadan yapılan ödemelerin istirdadının istenemeyeceğini, PSH bedelinin PSH sayaç okuma ve PSH diğer unsurlarından oluştuğunu, davacının varsayımsal hesaplamalarını PSH diğer unsurunu gözetmeden eksik surette yaptığını, davaya konu edilen dönemde KWH başına tahsil edilen bedelin ne kadarının PSH sayaç okuma, ne kadarının PSH diğer bedeli olduğunun EPDK tarafından belirlenmediğini, yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu belirterek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;

Dava; davacı şirketin, davalı şirket ile aralarındaki abonelik sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilerek gönderilen Ocak/2011 ila Aralık/2012 dönemine ait faturalarda perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma/faturalandırma bedelinin sabit olarak belirlenmesi gerekirken KWH başına nispi hesaplanmak suretiyle davacıdan fazla tahsilat yapıldığı iddiasına dayalı istirdat istemlidir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; taraflar arasındaki sözleşme gözetildiğinde davalı şirketin sözleşmenin tarafı olması hasebiyle husumet itirazının yerinde olmadığı, dava konusu talebin genel 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı, elektrik piyasası serbest tüketici yönetmeliğinin 5.maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere davacı şirketin serbest tüketici konumunda bulunduğu, 4628 sayılı elektrik piyasası kanununa 5496 Sayılı yasa ile eklenen ve 24.09.2006 tarihinde yürürlüğe giren geçici 9.maddesi ile düzenleyici idari işlem yapma yetkisinin verildiği EPDK'nun KWH başına bedel tahsili yönündeki metodolojiyi yürürlüğe koymakla birlikte bu düzenleyici işlemin Danıştay 13.Dairesi tarafından abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiği yönündeki gerekçeyle iptal edildiği ve söz konusu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca incelenerek serbest tüketicilerle sınırlı uygulanması gerektiğinden bahisle onanarak kesinleştiği, iptal edilen idari işleme bağlı diğer işlemlerin ortadan kalkacağı, bilirkişi raporuna göre davacıdan fazla ve haksız olarak tahsil edilen PSH bedelinin KDV'si ile birlikte 151.276,56 TL, sayaç okuma bedelinin ise 23.683,85 TL olduğu, dava tarihinden evvel ihtarname çekilmek suretiyle davalının tümerrüde düşürülmediği, her iki tarafın da tacir olması sebebiyle avans faizi uygulanması gerektiği yönündeki gerekçeyle "davanın kabulü ile;174.960,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiş, karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunduğu,abonelik kapsamında davacının davalıdan elektrik satın aldığı ve davalının fatura tahakkuk ettirerek davacıya gönderdiği,uyuşmazlık konusu Ocak 2011 ila Aralık 2012 dönemine ait faturalarda perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma/faturalandırma bedellerinin kwh başına nısbi olarak belirlenerek davacıdan tahsil edildiği her iki tarafın da kabulündedir.

Davalının, abonelik sözleşmesinin tarafı bulunmasına ve uyuşmazlık konusu yapılan dönemdeki tahsilatların davalı tarafından yapılmış olmasına, kaldı ki ... Elektrik Perakende Satış A.Ş'nin uyuşmazlık döneminden sonra 01/01/2013 tarihinden itibaren tedarik/perakende satış faaliyetlerini yürütmeye başlamasına göre davalının husumet itirazları haksız ve yersiz bulunmuştur.

PSH bedelinin EPDK kararları uyarınca dönemlere göre değişen tutarlarda hesaplanması gerektiğinden eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu yapılan dönem için perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma/faturalandırma bedelinin sabit ücret olarak mı yoksa kwh başına nisbi olarak belirlenmesi gerektiği, davacının ilgili Danıştay kararında belirtilen serbest tüketici kapsamında kalıp kalmadığı, Danıştay iptal kararlarının geriye yürüyüp yürüyemeyeceği, buna göre davalı şirket tarafından davacıdan fazladan yapılmış tahsilat bulunup bulunmadığı, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.

Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2023/2025 Esas, 2023/1798 Karar sayı ve 06/06/2023 tarih; 2016/10473 Esas, 2018/3130 Karar sayı ve 28/03/2018 tarih; 2023/1002 Esas, 2023/2693 Karar sayı ve 12/10/2023 tarih; 2021/6805 Esas, 2022/3479 Karar sayı ve 12/04/2022 tarih v.b emsal içtihatlarda izah edildiği üzere;

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (cc) bendine göre serbest tüketici; "Kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimi bulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. "

Yine Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin "Serbest tüketici kapsamı" başlıklı 5 inci maddesi; " Aşağıdaki koşulları sağlayan tüketiciler serbest tüketici olarak kabul edilir;

a) İletim sistemine doğrudan bağlı olan tüketiciler,b) Bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,c) İçinde bulunulan yılda gerçekleşen toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,d) Kendi üretiminden tükettiği miktar dahil toplam elektrik enerjisi tüketim miktarı serbest tüketici limitini geçen otoprodüktör lisansı sahibi tüzel kişiler,e) Bir önceki takvim yılındaki tüketimi serbest tüketici limitini geçmeyen ancak, içinde bulunulan yılda serbest tüketici limitini geçeceğini ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye taahhüt eden ve bağlantı anlaşması veya abonelik sözleşmesindeki bağlantı gücü veya sözleşme gücü dikkate alınarak hesaplanan tüketim değeri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,f) İçinde bulunulan yılda serbest tüketici limitini geçeceğini ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye taahhüt eden ve bağlantı anlaşmasındaki bağlantı veya sözleşme gücü dikkate alınarak hesaplanan tüketim değeri serbest tüketici limitini geçen yeni tüketiciler." hükmünü içermektedir.

Diğer taraftan, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na (4628 sayılı Kanun) 5496 sayılı Kanun ile eklenen ve 24.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren geçici 9 uncu madde ile konu ile ilgili düzenleyici idari işlem yapma yetkisi EPDK’ya verilmiş ve EPDK da bu doğrultuda yukarıda sözü edilen metodolojiyi onaylayarak yürürlüğe koymuştur. İşbu düzenleyici işlemin iptali istemiyle açılan davaya bakan Danıştay 13. Dairesi; sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiği gerekçesiyle, 06.04.2011 tarihli ve 2008/2695 E. 2011/1368 K. sayılı ilamıyla metodolojinin Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümünün (B) bendini iptal etmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24.05.2012 tarihli ve ... E. ... K. sayılı kararıyla; daire kararının, serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanması gerektiği belirtilmek suretiyle onanarak kesinleşmiştir

Bir idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararlarının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı, İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yargı mercileri tarafından idari bir işlemle ilgili olarak verilen iptal kararının doğurduğu bu sonucun, verilen iptal kararı ister usul yönünden, isterse esas noktasından verilmiş olsun, hiçbir şekilde değişmeyeceği açıktır.

Zira, anılan İdare Hukuku ilkesinden dolayı idare, iptal kararının amaç ve kapsamına gore yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılmasının bir gereği olarak önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü bulunmaktadır (Danıştay İdari Dava Daireleri 20.10.2005 tarihli ve 2003/977 E., 2005/2500 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).

Buna bağlı olarak, iptal edilen idari işleme bağlı olan diğer işlemler de ortadan kalkar. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmaktadır. Bir başka ifadeyle, iptal kararları; iptal edilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hale getirmektedir. Bununla birlikte, iptal kararları herkes bakımından geçerlidir. Aynı idari işlemin iptali amacıyla başkalarının da iptal davası açmasına gerek bulunmamaktadır. İptal kararı, davacının yanı sıra iptal olunan idari işlemin etkide bulunduğu diğer kimseler hakkında da hüküm ifade etmektedir (Danıştay 2. Dairesinin 12.12.2011 tarihli ve 2011/7654 sayılı kararı da aynı yöndedir).

Öte yandan; 17.06.2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde davaya konu bedellerin tanımı yapılmış olup, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun değişik 17/1 inci maddesinde ilgili tüzel kişilerin bu tarifelere uymakla yükümlü oldukları belirtilmiş, 17/10 uncu maddesinde ise mahkemelerin ve tüketici hakem heyetlerinin yetkisinin, bu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacağı öngörülmüş, nihayet Geçici 20 nci maddesinde Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2016/150 E. 2017/179 K. sayılı kararı ile 6446 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 19 uncu ve Geçici 20 nci maddelerine yönelik iptal talepleri reddedilmiş olup, 6446 sayılı Kanun’un 17 nci maddesine eklenen (10) numaralı bendin ise hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahalede bulunduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; davalı elektrik dağıtım şirketinin davaya konu Ocak/2010 ila Aralık/2012 tarihleri arası geçiş döneminde, Danıştay tarafından iptal edilen EPDK'nın düzenleyici işlemine ( metodoloji) dayanarak, abonesi olan davacı şirket adına tahakkuk ettirdiği faturalar ile tüketilen enerji miktarı (kwh) üzerinden nispi olarak PSH bedeli tahsil ettiği, diğer taraftan anılan dönemlerde davacının yıllık enerji tüketim miktarı dikkate alındığında bilirkişi raporuyla da belirlendiği üzere serbest tüketici sıfatını haiz olduğu, bu durumda, geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle, davalı şirket tarafından geçiş döneminde fazladan tahsil edilen PSH bedelinin davacıya iadesi gerekeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Davanın PSH bedelinin hiç alınmayacağından bahisle değil, fazladan tahsil edildiği iddiasıyla açılmış olmasına göre yukarıda belirtilen 6719 sayılı yasal hükümlerinin somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır.

Tüm bu nedenlerle; dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre aşağıda belirtilen hususlar haricinde kalan davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde değildir.

Taraflar arasındaki abonelik ilişkisinin ve buna göre dava konusu taleplerin 6098 sayılı TBK 146.maddesi kapsamında genel 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu tartışma dışıdır. Ancak davacı vekilinin 18/06/2021 tarihinde eldeki davayı açmış bulunmasına karşılık 10 yıllık zamanaşımı süresini aşacak şekilde Ocak 2011 tarihinden itibaren fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin istirdadını istemektedir. Bu sebeple zamanaşımına uğrayan dönem gözetilmeden davacının talebi hakkında yapılan alacak hesabına dayalı bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle ve süresi içinde davalı vekilince ileri sürülmüş zamanaşımı defisi nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.

Öte yandan mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sabit ücrete göre uyuşmazlık konusu dönemde tahakkuk ettirilen faturalardaki perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma bedelinin ne tutarda olması gerektiği hesabı yapılmadan , buna göre davacıdan ne tutarda fazladan tahsilat yapıldığı belirlenmeden, sadece davacıdan uyuşmazlık konusu dönem için tahsil edilen tüm PSH bedeli ve sayaç okuma bedeli, KDV'si ile birlikte hesaplanmıştır.Rapor,bu haliyle hüküm kurmaya elverişli yeterlilikte değildir.Buna rağmen ilk derece mahkemesince sözkonusu raporun hükme esas alınarak davacıdan tahsil edilmiş tüm PSH bedeli ve sayaç okuma bedelinin KDV'si ile birlikte davalıdan istirdadı yönünde hüküm kurulması ayrıca isabetli görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle; davalının zamanaşımı defisinin gözetilerek, uyuşmazlık konusu dönem için sabit ücrete göre davacıdan ne tutarda PSH ve sayaç okuma bedelinin tahsil edilmesi gerektiği ve buna göre ne tutarda fazladan tahsilat yapıldığının hesaplanması amaçlı bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden delillerin gereği gibi toplanmaması karşısında davalı vekilinin istinaf talebinin belirtilen yönlerden kabulüne, sair yönlerden reddine, HMK'nun 353/1.a- 6.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

  2. HMK'nun 353/1.a. 6 maddesi uyarınca Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

  3. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  4. Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

  5. İstinaf başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine,

  6. İstinaf eden davalının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararla değerlendirilmesine,

  7. Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,oybirliği ile karar verildi. 22/02/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kesinistinafdelillerinALACAKtalebideğerlendirilmesiantalyahükümmahkemekararısebepleriyerelcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim