SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 11. HD 2021/2048 E. 2024/997 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2048

Karar No

2024/997

Karar Tarihi

3 Haziran 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 15/04/2021

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 03/06/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacılardan ... , ... ve ... kardeş olduğunu, her üç kardeşin de 09.05.2013 tarihine dek diğer davacı ... A.Ş.’de ortak olarak bulunduklarını, davacılardan ... A.Ş.nin, 2011 yılında yapılan bir sözleşme ile davalı bankadan kredi kullandığını ve diğer davacılar ... , ... ve ... bu sözleşme imzalanırken, 2.500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kefil olduklarını ve kullanılan krediye teminat teşkil etmek üzere tanzim ve ödeme tarihleri olmayan 2.500.000,00 TL bedelli adi senede, aval veren olarak imza attıklarını, senedin bu (boş) halinin bir örneğini de kendilerine aldıklarını, ayrıca ..., ... Mah, ... ada ... parsel sayılı taşınmazı da ipotek olarak verdiklerini, davalı Banka tarafından düzenlenen geri ödeme tablosunun da her bir davacı tarafından imzalandığını ve geri ödeme tablosu uyarınca söz konusu kredi borcunun tümünün ödendiğini, anılan sözleşme uyarınca kullanılmış kredi borcunun tümünün ödenmesi üzerine davalı Bankanın 12.01.2016 tarihinde ipoteği fek ettirdiğini, sözleşme uyarınca kullanılmış kredi borcunun tümünün ödenmesi karşısında bu sözleşme nedeniyle davalı bankaya verildiğini ve davacılar ... , ... ve ... tarafından aval veren olarak imzalanmış bulunan adi senedin de hükümsüz kaldığını, senedin iade alınmasının, verildiği hatırlanmadığından unutulduğunu, bu arada davacılardan ... ve ... 09.05.2013 tarihinde ... A.Ş.’deki hisselerini kardeşleri ... devredip şirketten ayrıldıklarını, davalı Bankanın, ... ve ... ayrılmasından sonra da diğer davacılar ile çalışmaya devam ettiklerini ve ayrılan davacıların isimlerinin yazılı olmadığı, imzalarının ve kefaletlerinin de bulunmadığı yeni sözleşme yaparak diğer davacılara yeni yeni krediler verdiklerini, sonradan yapılan bu sözleşmelerde ve verilen kredinin geri ödeme tablolarında .... ve ... isim ve imzaları bulunmadığını, 2011 yılında kullanılan kredi borcunun ödenmesinin ardından yıllar geçtikten sonra davalı bankanın, yeni kredi sözleşmesinde imzası ve kefaleti bulunmayan davacı ... ve ... da dahil ederek davacıların tümüne Antalya 1. Noterliği’nden 11.10.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini ve dayanak da göstermeksizin menfi tespit davasına konu alacak iddiasında bulunduklarını, ... ve ... da cevabi ihtar göndererek böyle bir borçlarının bulunmadığı itirazında bulunduklarını, ... ve ... kefili olduğu senede aval verdikleri ilk kredi borcunun ödenmesinden sonra kullandırılmış krediler nedeniyle bu davacıların herhangi bir borçlarının bulunmadığını, diğer davacılara, ayrı sözleşmeler ile kullandırılan krediler nedeniyle de ... ve ... sorumlu olmasının mümkün olmadığını, bu iki davacı açısından davanın, şekilden de esastan da tümü ile kabulü gerektiğini, davacılardan Şirket ve Davacı ... ise, ilk kredi borçları ödendiği gibi sonradan kullandıkları kredileri de ödediklerini, ancak davacı şirket ve davacı ... , sonradan yapılan sözleşmeler uyarınca kullanılmış kredi borçları ödenmiş olmasına rağmen bir varsayım olarak ödenmediği düşünülse bile ilk kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen ve kredi borcu ödenmekle hükümsüz kalan senede dayanılarak yapılan takip hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin borçlu diğer davacıların aval vereni olduğu Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... E. dosyasının dayanağı olan senedin hükümsüz kalmış bir senet olduğunu, aval verenlerin olduğu ve davalıya verilen senette tanzim tarihi bulunmadığını, Ticaret kanununda yazılı şartları taşımayan bir senetin adi senet olup adi senedin, sonradan, aksine bir anlaşma da olmadığı halde tanzim tarihi ve diğer eksiklikler tamamlanmak sureti ile kambiyo senedi haline getirilmesi resmi evrakta sahtekârlık suçunu oluşturduğu gibi tahsil edilmiş bulunan bir senedin icra takibine konu yapılarak ikinci kez tahsil edilmeye çalışılmasının TCK 156. maddesindeki suçu da oluşturduğundan bu konuda suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankaya verilen tek senedin 2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, senedin tanzim tarihi 2011 olarak belirtilmiş olduğu gibi hem tanzim tarihi hem de vade tarihi sonradan ve kredi sözleşmesine aykırı bir biçimde doldurulduğunu, senedin bedelinin 2.500.000,00TL olduğu halde, takibe geçilen rakamın 2.087.172,00.-TL olması ve kullandırılan kredi rakamına (2.104.424,98.-TL) çok yakın olması bu senedin davacılarca davalı bankaya teminat amaçlı olarak verilen senet olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek kullanılan kredi borcunun teminatı olarak verilen ve kredi borcunun ödenmesi ile hükümsüz kalan adi senet üzerinde sahtecilik yapılarak boşlukların anlaşmaya aykırı doldurulması suretiyle kambiyo senedi haline getirilen senede dayanılarak yapılan takibin iptaline, davacıların bu senet nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davalı tarafça davacılara % 20’den az olmayacak şekilde tazminat ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacılardan ... davalı bankanın "ticari kredi" müşterisi, diğer davacıların ise müşterek ve müteselsil kefil/aval verenler olduğunu, davalı bankanın davacılara 2011 yılında 2.500.000TL limitli ticari kredi tanımladığını, ticari kredilerde belli bir limitte kredi tanımı ve onayı yapıldığını, müşterinin ise dilediği zaman kredi limitini kullanabileceğini, dolayısıyla davalı banka ile davacı firma arasında 29.09.2011 Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalıya kredi limiti tanındığını, davacı ... davalı Bankaya ticari kredilerinin ödemesi olarak bazen müşteri çeki, bazen ipotek, bazen de bono teslimi yaptığını, bu bağlamda davacı firmanın ödemelerini aksatması üzerine Antalya 1. Noterliği 11.10.2018 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarını gönderildiğini, davacıların borcu ödememesi üzerine davalı bankaya kredi borcunun ödemesi olarak verilen bononun Antalya 10. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyadan takibe konulduğunu, davacıların Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı ihtiyati haciz dosyasına yaptıkları itirazlarında ve gerekse icra dosyasındaki haczi beyanlarında "borcu kabul" ettiklerini, takibe konu senetle ilgili tahrifat iddiasının da olmadığını, davacıların takibe konu senedin teminat olarak verildiği iddiasının gerçek olmadığını, taraflar arasında yazılı teminat anlaşması bulunmadığını, davacıların takibe konu senedin sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulup sahtecilik yoluyla takibe konduğu iddiasının gerçek olmadığını, davacıların takibe konu senedin bedelsiz kaldığı iddiasının da gerçek olmadığını, 29.09.2011 tarihli Kredi Sözleşmesi iptal edilerek daha sonra ikinci bir sözleşme yapıldığı iddiası ve ilk sözleşmenin fesih edildiği iddiasının asılsız olduğunu, ortada kredi sözleşmesinin iptal edildiğine ilişkin yazılı anlaşma olmadığı gibi davacıların kefalet iptaline ilişkin ihtarı dahi olmadığını, arıca 29.09.2011 tarihli Ticari Kredi Sözleşmesi 2.500.000TL limitli olup, taraflar arası geçerli olan, kullanılmış ve kullanılacak kredilerin asıl ana limitini teşkil ettiğini, limit aşımı sonrası kullanılan krediler ancak ek limit kapsamında değerlendirilebilir ki takip tarihi itibariyle kredi limiti üzerinde alacak bulunmadığını, yine davacıların kredisi KGF (Kredi Garanti Fonu) teminatlı olduğunu, kredinin bir kısmı KGF tarafından ödenmiş ise de takibe KGF adına devam edildiğini, takip tarihi itibariyle davacıların borcunun gerçek borç olduğunu, ayrıca KGF de davacı kefiller ... , ... ve ... müşterek ve müteselsil kefilliğine güvenerek krediye kefil olduklarını, Antalya 10. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyadan takibe konu bononun kredi sözleşmesine istinaden eski tarihli verildiğini, daha sonra ilk kredi sözleşmesine istinaden kullanılan kredi ödendiğinden ikinci bir genel kredi sözleşmesi yapılarak bononun bedelsiz kaldığı iddiasının da iftira olduğunu, takibe konu bononun kredi sözleşmesine münhasıran alınmadığını, genel borcun ödenmesi karşılığı alındığını, davaya konu bononun kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, bu durumda bononun rızası hilafına doldurulduğu yönündeki tüm iddiaların iddia eden davacı tarafından yazılı delille ispatı gerektiğini belirterek davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; ".... Takip dosyasında takibe konu bononun keşidecisi ... A.Ş., aval verenleri ... , ... ve ... , lehtarı ... , keşide tarihi 29/09/2011, ödeme tarihi 20/10/2017, bedel ise 2.500.000,00TL'dir. Davacı ... ile davalı ... . arasında 29/09/2011 tarihinde ve 28/11/2013 tarihlerinde olmak üzere iki ayrı kredi sözleşmesi yapılmıştır. 29/09/2011 tarihli sözleşmede ... , ... ve ... da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer almış, 28/11/2013 tarihli sözleşmede ise yalnız ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer almıştır. Her iki sözleşme ile aynı tarihte düzenlenen kredi limitleri aynı miktarda bulunan iki adet bono bulunmakta, bunlardan biricisi takibe konu olmuş ve bunda davacılar ... ve ... beraber aval veren sıfatı ile yer almıştır. Diğer bonoda ise yalnız ... aval veren olarak yer almıştır. Davacılar ... ve ... , davacı ... .'deki hisselerini 25/04/2013 tarihinde davacı ... devretmişler anılan şirkette ortaklıkları kalmamıştır. Kural olarak boş olarak bono düzenlenmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778/2 yollaması ile 680. maddesi uyarınca mümkün bulunmaktadır. Takibe konulurken tüm unsurların taşımış olması yeterlidir. Bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususu usulü ve yazılı belge gereğine ispatlanması gerekmektedir. Bunun dışında bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bankacılık uygulamalarında kredi kullandıran bankaların bunun sonradan ifasını sağlamak açısından uygulamada genel kredi sözleşmelerinin dışında teminat alması ve bonolarda aldıkları bilinen bir uygulamadır. Taraflar arasında birden fazla sözleşme imzalanmış ise alacağın hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilirkişi marifetiyle belirlenmelidir. Bu bağlamda dava dosyası bankacı bilirkişiye tevdi olunmuştur. Bilirkişi ... kök ve ek raporunda 29/09/2011 tarihli sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin kapandığını belirtmiştir. Davalı taraf takip konusu bononun asıl borçlu şirketin kredi borçlarının ödenmesi amacıyla verildiğini kabul etmektedir. Genel kredi sözleşmesinin tutarı ve tarihi ile senedin tutarı ve düzenleme tarihinin bonodaki lehtarın genel kredi sözleşmesinin düzenleyen davalı olması ve genel kredi sözleşmesini imzalayan banka ve kefillerin aynı oluşları gözetildiğinde, davalı bankanın dava ve takibe konu bonoyu senet üzerinde yazılan tutarın altında bir bedelle tahsil amacıyla takibe koyduğu gözetildiğinde bononun genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredinin teminatı olduğu sonucuna varılmalıdır. 29/09/2011 tarihli 2.500.000,-TL limitli Kredi Sözleşmesi kapsamında açılmış tüm kredilerin, takibin başladığı 11/11/2018 tarihi öncesi dönemden de önceki dönem olan 2016 yılından önce kapanmış olması, davacı ... ve ... hisselerini davacı ... devretmek suretiyle ortaklıktan ayrılmış olmaları, adı geçenlerin ortaklıktan ayrıldıktan sonra yapılan 28/11/2013 tarihli sözleşmesinde imzalarının bulunmaması, bu sözleşme için ayrı bir bono düzenlenmiş olması, takibe konu bono için ayrıca borçlarının bulunduğundan söz etmenin mümkün olmaması nedeni ile davacıların takip nedeni ile borçlu olmadıklarının kabulü gerekmiştir. Davacıların davalarının kabulüne, Davacıların Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... . sayılı takip dosyası nedeni borçlu olmadıklarının tespitine, Davacıların kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kötü niyet talebi yönünden yapılan değerlendirmeye katılmadıklarını, Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... E. dosyasının dayanağı olan senetin borcu ödenmiş olması nedeni ile hükümsüz kalmış bir senet olduğunu, hükümsüz kalmış bir senedin anlaşmaya aykırı olarak boşluklarının doldurulup icraya konulmuş olması nedeniyle davalının kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, takipte davalının haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğu için davalı tarafça davacılara % 20’den az olmayacak şekilde tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekirken bu taleplerinin ispat edilemediği gerekçesi ile reddinin doğru olmadığından, yerel Mahkeme kararının, reddedilen kötü niyet tazminatı talebine ilişkin kısmı yönünden müvekkiller lehine olacak şekilde kaldırılmasına ve davanın tüm yönleri ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece gerekçede takip konusu bononun teminat senedi olduğu şeklinde bir sonuca varıldığını, ancak teminat senedi olduğuna dair tespitin yasal dayanağının ortaya konulmadığını, bononun kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiğini, davacı yanca bononun geçerliliğine itiraz edilmediğini, yine imza itirazında da bulunulmadığını, geçerli ve imzası ikrar edilmiş bir bononun varlığının tartışmasız olduğunu, dava konusu bononun ödendiği, dava konusu bononun teminat senedi olduğu iddiasının yazılı belge ile ispat edilmesinin davacı tarafça ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, taraflar arası yazılı teminat anlaşmasının olmadığını, senedin teminat senedi olduğuna dair bir kabul söz konusu olmadığını, davacı yanın ortaklıktan çıktıklarını bankaya ihbar etmediklerini, davacılar dava konusu bonoya imza attıklarından borçlu olduklarını, 29.09.2011 tarihli sözleşmenin ticari limit belirleyen ana sözleşme olduğunu, tüm kredilerin bu sözleşmeye bağlı kullandırıldığını, davacılara tanınan ticari limit bu sözleşmeye dayalı olarak tanımlandığından genel kredi sözleşmesinin ödenip kapanma ile sonlanması gibi bir durum söz konusu olmadığını, sadece davacı müşterinin ilk kullandığı kredinin kapandığını, ancak bu ticari limit olduğundan müşteri dilediği zaman limit dahilinde tekrar kredi kullandığını ve müşteri çekleri ile ticari kredisini ödediğini, sonradan imzalanan tüm sözleşmelerin aslında ilk genel kredi sözleşmesinin eki mahiyetinde olduğunu, 29.09.2011 Tarihli kredi sözleşmesi ile tanımlanan ticari limit dahilinde kullanılacağını, dava konusu bonoyu müvekkil bankanın kapanan ilk kredi sözleşmesinin teminatı olarak almadığını, bononun ilk sözleşmenin teminatı da olmadığını, 28.11.2013 tarihli Sözleşmenin ise davacıların KGF teminatından yararlanmak istemeleri üzerine ve KGF yeni ek kredi sözleşmesi imzalaması talebi üzerine imzalandığını, yine davacıların dava konusu senede dayalı olarak kredi garanti fonundan kredi kullandıklarını, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda 2011 tarihli Kredi sözleşmesi ile kullanılan kredinin 2016 yılında kapandığı iddia edilmiş ve her nasılsa bu ödemenin 2013 tarihli Kredi sözleşmesine sayılmadığını ancak bilirkişinin ve ilk derece mahkemesinin dava konusu bononun teminat olarak alındığına ilişkin bir yazılı sözleşme olmadığını kabul ettiğini, senedin teminat senedi olduğu ve sonradan doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatı gerektiği hususunu da kabul ettikleri halde davacı taraf bononun hangi krediye istinaden alındığını ve teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delille ispat edemediği halde "vade tarihi" göz ardı edilerek sadece tanzim tarihi dikkate alınarak ve kredi sözleşme tarihi dikkate alınarak vehim ve tahminle kredi sözleşmesi teminatı yorumuna ulaşmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf dava konusu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı delil ibraz edemediği halde salt kredi sözleşmesi ve ortaklıktan ayrılma dikkate alınarak dava konusu senedin ilk krediye istinaden alındığı tahmini usul ve yasaya aykırı olduğu gibi müvekkili firmanın kredi alacağının mahkemece davacılara hibe edilmesi ve KGF'nin de ayrıca mağdur edilmesi anlamına geldiğini, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; menfi tespit talebine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 29/09/2011 tarihli 2.500.000,-TL limitli Kredi Sözleşmesi kapsamında açılmış tüm kredilerin, takibin başladığı 11/11/2018 tarihi öncesi dönemden de önceki dönem olan 2016 yılından önce kapanmış olmasına, davacı ... ve ... hisselerini davacı ... devretmek suretiyle ortaklıktan ayrılmış olmalarına, adı geçenlerin ortaklıktan ayrıldıktan sonra yapılan 28/11/2013 tarihli sözleşmede imzalarının bulunmamasına, bu sözleşme için ayrı bir bono düzenlenmiş olmasına, genel kredi sözleşmesinin tutarı ve tarihi ile senedin tutarı ve düzenleme tarihinin aynı olmasına, bonodaki lehtarın genel kredi sözleşmesini düzenleyen davalı olması ve genel kredi sözleşmesini imzalayan banka ve kefillerin aynı olmalarına, bononun genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredinin teminatı olduğunun anlaşılmasına, davacıların takibe konu bono nedeniyle borçlarının bulunmamasına, davalı bankanın takipte kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,

  2. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

  3. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 143.451,00 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 35.862,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 107.588,25 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

  4. Davacının ve davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  5. Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  6. İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  7. Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/06/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülendavacınınTespitiddialarınınkonusuMenfiözetisavunmalarınınistinafderecedeğerlendirilmesidavalınıngerekçesebeplerikararınınantalyaileridelillerinhaftalıkmahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim