SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 11. HD 2021/1966 E. 2024/867 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1966

Karar No

2024/867

Karar Tarihi

13 Mayıs 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 03/06/2021

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 13/05/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, davacıdan hizmet komisyonu adı altında kesintiler yapıldığını, alacağın tahsili için icra takibinin yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın yersiz olduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davalı vekili, taraflar arasındaki imzalanan sözleşmede hangi kesintilerin yapılacağının açıkça belirtildiğini, buna göre kesinti yapıldığını, dava konusu işlemlerin Merkez Bankası .... sayılı tebliğinden önce gerçekleştiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, "Davacı, davalı bankanın dönemsel hizmet komisyonu adı altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemi ile icra takibi yapmış itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilmiş dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taraflar arasında 29/06/2015 tarihinde 200.000,00TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlenmiştir. Genel Kredi Sözleşmesi’nin 2.11. nolu maddesi “Komisyon, Vergi, Fon, Resim, Harç ve Masraflar” başlığını taşımaktadır. 2.11.2. Nolu maddesinde "Kullandırım aşamasında Müşteri’ye yansıtılacak maliyetler Banka tarafından hesaplanarak Müşteri’ye detaylı bilgi verilecektir" denilmiştir. Tarafar arasında imzalanan 29/06/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra düzenlenen bir sözleşme olması nedeniyle, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 20. madde ve devam hükümlerinde yer bulan genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması gerekmektedir. Davalı bankanın davalıdan hangi somut gerekçelerle “dönemsel hizmet komisyonu” adı altında ücret tahsil ettiği açıklanabilir olmadığı gibi diğer taraftan, dönemsel hizmet komisyonu adı altındaki ücret, bankalar genelinde yaygın olarak uygulanan bir ücret başlığı da bulunmamaktadır. Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda; ticari müşterilerden alınabilecek ücretlere ilişkin TCMB'nin 2020/4 sayılı Tebliği Ek-1 listede belirlenen ücret ve masraf kalemleri içinde “dönemsel hizmet komisyonu” adı altında bir gelir kalemi olmaması, dönemsel hizmet komisyonu adı altında kredi alan davacıdan tahsil edilen bedeller; bankanın verdiği kredi ile ilgili zaten yapması gereken bankacılık faaliyeti işleri içerisinde olması, bankayı ayrı bir masraf gerektirecek bir yük altına sokmaması, buna ilişkin varsa masrafların bankaca belgelendirilmemesi, bankaya faiz dışı ek gelir sağlayıcı işlemlerin, kredi limitine göre değişken nitelikte olması müşteri tarafından ödenecek bu kalemin açık, net ve anlaşılır olmadığı sonucunu doğurması ve müşterinin sözleşmedeki durumunu haksız olarak ağırlaştırması nedeni ile davacı tarafından talep edilen miktarın taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep miktarı ile sınırlı olarak kabulü gerekmiştir. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmuş, borçlunun ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın müşterilerden Genel Kredi Sözleşmesi, teminatlara ilişkin ek yazılar ve tüm bankacılık işlemlerinde kullanmak üzere talimatlar aldığını, bu kapsamda dönemsel hizmet komisyonunun, davacı tarafından imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 2.11.2 maddesi uyarınca tahsil edildiğini, müvekkili banka tarafından söz konusu ücretlerin davacı tarafından imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine dayanılarak tahsil edilip muhasebeleştirildiğini, yerel mahkemenin durumu göz ardı ederek karar verdiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca tacir olan müvekkili bankanın verdiği avanslar ve yaptığı giderler için ücret isteyebileceğini, "Dönemsel Hizmet Komisyonu” müvekkili bankanın kredi kullandırdığı müşterilerinden tahsil edilen bir ücret olup; kredi ve müşteri ile ilgili risk merkezine yapılan bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube, çağrı merkezi,, internet-mobil-atm gibi kanallardan hizmet verilmesinin devamı için alındığını, bu sebeple müvekkili bankanın yaptığı bu işlemler için ücret isteyebileceğini, yerel mahkeme hükmüne esas ..... tarihli bilirkişi kök raporunun sonuç bölümünde ikili bir ayrıma giderek, ... tarafından tahsil edilen ücretin emsal olarak kabul edilip edilmemesi durumlarını değerlendirdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkeme tarafından ... tarafından tahsil edilen ücretin neden emsal olarak kabul edilmediğinin açıklanmadığını, gerekçeli kararda bu hususa hiç değinilmediğini, emsal ücret konusunda hiç bir açıklama ve gerekçe içermeyen yerel mahkeme kararının bu açıdan da usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvurusuna konu kararda; " TCMB'nin 2020/4 sayılı Tebliği Ek-1 listede belirlenen ücret ve masraf kalemleri içinde “dönemsel hizmet komisyonu” adı altında bir gelir kalemi olmaması" da davanın kabul gerekçelerinden biri olarak gösterildiğini, bankaların kullandırmış olduğu ürünler ve tahsil ettiği masraf kalemlerine, kendi uygulamalarına göre farklı isimler verebildiğini, bu sebeple yerel mahkemenin bu gerekçeyle vermiş olduğu karar hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda her ne kadar Merkez Bankası'nın 2020/4 sayılı Tebliği'nden bahsedilmekteyse de, söz konusu dönemsel hizmet komisyonuna ilişkin kesintilerin bu tebliğin yayınlanmasından önce tahsil edildiğini, müvekkili bankanın da diğer banka uygulamalarında olduğu gibi sözleşmeye uygun olarak tahsilat yaptığını ve muhasebeleştirdiğini, bu nedenle yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili banka hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın yargılamayı gerektirir bir alacak olup, likit olmadığını, davacının iddia ettiği üzere bir alacağı bulunup bulunmadığının mahkeme tarafından araştırılması ve tespiti gerektiğinden karar sonrasında tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca icra inkar tazminatı hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralının da önem arz etmekte olup, müvekkili bankanın söz konusu kural kapsamında borca itiraz ettiğini, başka bir deyişle "borçlunun borçlu olduğunu ve borcunun miktarını bildiği ya da bilmesi gerektiği halde borcunu inkâr etmesini, yani takibe karşı itirazda bulunması" hali dürüstlük kuralına aykırı olup icra inkar tazminatı hükmedilmesini gerektirdiğini, müvekkili bankanın itirazı bu kapsamda dürüstlük kuralına aykırı düşmeyen bir itiraz olmakla, aleyhine icra inkâr tazminatı hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Dava, davalı banka müşterisi olan davacının mevduat hesabından "Dönemsel Hizmet Komisyonu Masrafı" adı altında davalı banka tarafından yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir. Bankaların bu anlamda tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Ayrıca, 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinde bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyeceği ve aynı tebliğin 6. maddesinde de bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB'ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği hususu kaleme alınmıştır. (Yargıtay 11. HD. 2021/4388 Esas ve 2022/73 Karar)

Mahkemece ticari kredi sözleşmesinde dönemsel hizmet komisyonu masrafı hakkında emsal uygulama tespiti amacıyla banka genel müdürlüklerine yazı yazılmış olup, bilirkişi tarafından yapılan incelemede; diğer bankalar tarafından dosyaya sunulan emsal banka uygulamalarında dönemsel hizmet komisyonu alınacağına dair bir tespite rastlanmadığı bildirilmiştir.

Bu hali ile bankaların tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuz olmakla birlikte, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde dönemsel hizmet komisyonu adı altında bir bedelin tahsil edileceğinin açıkça kararlaştırılmadığı, davacı yanın banka nezdindeki hesabından "Dönemsel Hizmet Komisyonu" adı altında yapılan kesintinin neye istinaden, hangi orana göre ve nasıl hesaplandığı hususunda somut veriler sunulmadığı; yine emsal banka uygulamalarında dönemsel hizmet komisyonu alınacağına dair bir tespite de rastlanmadığı dikkate alındığında, istinaf edenin sıfatına göre mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur.

Bunun yanı sıra icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Dava, İİK.'nın 67. maddesine dayalı itirazın iptali davası olup, bu davada davalının tahsil ettiği ücretin iadesi talep edildiğinden alacak likitdir. Bu nedenle davacı yararına icra inkar tazminatının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

  2. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 716,89. TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 180,00. TL harcın mahsubu ile bakiye 536,89. TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

  3. Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  5. İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  6. Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.13/05/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınİlişkindelillerinDışındakiKaynaklananKrediİptali)(İtirazınDiğerdeğerlendirilmesiantalyakonusugerekçeBankaKuruluşlarınaDüzenlemelerden

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim