Antalya BAM 11. HD 2021/1569 E. 2024/850 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1569
2024/850
13 Mayıs 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 13/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 16/03/2021
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 13/05/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacının .......... bir firma olduğunu, 15/11/2018 - 19/11/2018 tarihleri arasında davalı şirketin nama yazılı bir kısım hisselerinin ciro ve teslim yolu ile temlik, teslim alındığını, alınan hisselerinin pay defterine işlenmesinin davacı tarafça talep edildiğini, davalı tarafça TTK'nın 493/1 maddesi gerekçe gösterilerek talebin reddine karar verildiğini, davalı şirketin esas sözleşmesinde TTK'nın 491 ve 493. maddeleri anlamında bir sınırlama olmadığını, şirketin esas sözleşmesindeki değişikliğin 3. kişiler için tescilden sonra hüküm doğuracağını, davacının da üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, beyan ederek davacının 18.410 hisse oranında ... A.Ş.'nin ortağı olduğunun tespitine, davalı şirket pay defterine kaydedilmesine, yönetim kurulunun ret kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacı tarafın hisse devrinin onaylanması talebinin davalı şirket yönetim kurulunca şirket esas sözleşme hükümleri ve TTK'nın 493/1 maddesi uyarınca hisse sahiplerine talep konusu hisselerin şirket adına devralınmasının önerilmek suretiyle reddedildiğini, davacı tarafça davalıya sunulan 19/11/2018 ve 20/11/2018 tarihli başvuruların davacı tarafın ön yazısı ekinde fotokopi evraklarla yapıldığını, başvurunun usulsüz olduğunu, davalı tarafça şirket hissedarlarının hak kaybına uğramaması ve mağdur olmaması açısından TTK'nın 493/I - II cümlesinde tanınan yasal hakkın kullanıldığını, bu aşamada bağımsız denetim şirketine, şirket hisselerinin gerçek değerinin tespit ettirildiğini ve davacının hissedarlara ödediği meblağlardan oldukça yüksek meblağların hissedarlara teklif edildiğini, doğrudan kanundan doğan bir hakkın kullanılmasının söz konusu olduğunu, esas sözleşmede ayrıca bir hüküm bulunmasının gerekmediğini, şirket hisselerinin ancak yönetim kurulu kararı ile devredilebileceğini, esas sözleşmenin değişikliğinden önceki 10. maddesi hükmü ile düzenlendiğini, 6103 sayılı Yürürlük Kanunu'un 28/7 maddesi gereğince yeni düzenleme ile çelişmiyorsa uyarlamaya ihtiyaç olmadığını, davalı şirketin imtiyaz doğrultusunda kamu hizmeti ifa ettiğini, davalının gizlice hisse topladığını, davacının kötüniyetli olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...faaliyet konuları ile çalışma şekilleri, işletme konuları ve ekonomik bağımsızlık dikkate alındığında, davalı şirketin paylarının önemli bir kısmının davalı şirket ile aynı serbest bölgede faaliyette bulunan davacı şirket adına kayıt edilmesi istemini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493/1. maddesi uyarınca devredene, payları başvurma anındaki gerçek değeriyle satın almayı önererek reddetmesinin kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK'nın 493. maddesinde belirtilen kaçış klozunun uygulanması konusunda şirket yönetiminin sınırsız bir takdir hakkına sahip olamayacağını, dava konusu edilen hissenin %3 civarında olup azlık oyu olarak dahi nitelendirilemeyeceğini, mahkemenin ise devri "davalı şirketin önemli paylarının devri" olarak değerlendirdiğini, davacı ve davalının faaliyet alanlarının birbiri ile ilgisi olmadığını, davalının eşit işlem kuralına aykırı kötüniyetli davranışta bulunduğunu, başka firmaların hisse alımını hiçbir gerekçe göstermeden kabul eden davalı firmanın, kurumsal bir firma olan müvekkili şirketin talebini reddetmesinin anlaşılabilir olmadığını, ana sözleşmede sınırlama olmadığını, olduğu varsayılsa bile sınırlamaların yok hükmünde olup geçersiz olduğunu, ana sözleşmede sınırlama olmadığından hisselerin bağlı olmayıp kaçış klozunun kullanılmasının mümkün olmadığını, şirket tarafından TTK'nın 493. maddesinde yer alan kaçış klozunun kullanılabilmesi için payların bağlı olması gerektiğini, bu sebeple davalının kaçış klozunu kullanamayacağının sabit olduğunu, devir ve başvuru tarihi itibariyle ne yasada ne de TTK'nın 490. maddesi ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 28/7 maddesi uyarınca ana sözleşmede devri yasaklayan ya da sınırlayan bir hüküm olmadığını, bu sebeple hisselerin bağlı olmaması ve devrin TTK'nın 490. maddesine göre yapılmasının yeterli olduğu dikkate alındığında davanın haklılığının açıkça ortada olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ortaklığın tespiti, nama yazılı pay senedinin tescili ile yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2015 tarih, ... Esas - ... Karar ve 18/02/2015 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere TTK’nın 493. maddesi uyarınca şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebe dayanarak veya devredene paylarını başvuru anındaki gerçek değeri ile kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddedebileceği, bu kaçış klozu sayesinde şirketin yabancılaşmasının veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesinin amaçlandığı, şirketin bu olanağı kullanabilmesi için ana sözleşmede hüküm bulunmasına gerek olmadığı, faaliyet konuları ile çalışma şekilleri, işletme konuları ve ekonomik bağımsızlık unsuru hep birlikte dikkate alındığında, davalı şirketin paylarının önemli bir kısmının davalı şirket ile aynı serbest bölgede faaliyette bulunan davacı şirket adına kayıt edilmesi isteminin, davalı tarafça TTK’nın 493/1 maddesi uyarınca reddedilmesinin hukuka uygun olduğunun anlaşılması karşısında benzer gerekçelerle davanın reddi yönünde verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19