Antalya BAM 11. HD 2024/944 E. 2024/840 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/944
2024/840
13 Mayıs 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 13/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
DAVANIN KONUSU: Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 13/05/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ile karşı yan arasında gübre alışverişi olduğunu, 19.04.2023 tarihli faturaya konu ürünlerin satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma gereğince satış bedeli 3.904.880,00- TL olduğunu, bahis konusu ürünler müvekkile satıldığını, müvekkili tarafından ... Şubesi'nden verilme 11.11.2023 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli çek, 18.11.2023 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli çek, 25.11.2023 tarihli ve 400.000,00 TL bedelli çek, 02.12.2023 tarihli ve 600.000,00 TL bedelli çek, 16.12.2023 tarihli ve 700.000,00 TL bedelli çek, 23.12.2023 tarihli ve 750.000,00 TL bedelli çek, 23.12.2023 tarihli ve 120.000,00 TL bedelli çek, 30.12.2023 tarihli ve 480.000,00 TL bedelli çek davalıya verildiğini, haricen yapılan gözlemlerde gübrelerin kullanıldığı tarlalarda verim düşüklüğü ve mahsullerde yanma meydana geldiği tespit edildiğini, Bunun üzerine gübre numunelerinden 14.12.2023 tarihinde T.S.E.'den muayene ve inceleme talep edildiğini, kullanılan ürünler niteliği gereği klor barındırmaması gereken ürünler olduğunu, Zira gübrelerin klor ihtiva etmesi durumunda mahsullerde yanma ve verim düşüklüğü meydana geleceğini, Dolayısıyla müvekkile satılan ürünler fahiş oranda klor ihtiva ettiğinden maddi ve ekonomik olarak ayıplı durumda olduğunu, müvekkili tarlalarda meydana gelen verim düşüklüğü ve yanma vakaları sonrasında derhal laboratuvar incelemesi yaptırarak üzerine düşen muayene yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ardından derhal arabuluculuk yoluna gidiliğini arabuluculuk işlemlerinin sonuçsuz kaldığını,TSE raporlarında fatura konusu 6 ana kalem üründe ayıp mevcut olduğu resmi kurum tarafından tespit edilmiş durumda olduğunu, müvekkilinin analiz çalışmaları devam ettiğini, Halihazırda fatura bedeli için davalıya tevdi edilen tüm çek bedelleri müvekkil tarafından ödenmiştir. Gelinen aşamada, ayıp sebebiyle davalının sorumlu olduğu kuşkusuz olduğunu, Dolayısıyla İİK'nın 257. Maddesinde ihtiyati haciz için aranan şartlar (alacağın muaccel olması, rehinle temin edilmemiş olması) gerçekleşmiş durumda olduğunu, Açıklanan gerekçelerle davalının uygun görülecek mal varlığına, işbu dava ile ortaya çıkacak alacağın tahsilinin engellenmesinin önlenmesi bakımından ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak ve HMK'nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası (olmazsa HMK 109 maddesi uyarınca kısmi dava) olmak kaydıyla, Öncelikle işbu davanın sonucunda hükmedilecek bedelin davalıdan tahsilini mümkün kılmak adına İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca davalının uygun görülen mal varlığına ihtiyati haciz konulmasına, Yapılacak yargılama sonucunda şimdilik 500.000,00 TL'lik alacağın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline ve müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece verilen 29/02/2024 tarihli ara kararda; " ihtiyati haciz talebinde bulunan vekilince belirtilen hususlara istinaden ihtiyati haciz talep edilmiş ise de, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin, alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık ispatı sağlayacak derecede olmadığı; karşı tarafı bağlayıcı herhangi bir delil sunulmadığı, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, ayrıca karşı tarafın mal kaçırma eylemi iddiasına yönelik olarak dosyada ispata yarar bilgi ve belge bulunmadığı, bu aşamada ihtiyati haciz için gerekli ve yeterli yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemiş olduğu kanaatiyle İİK'nun 257. Maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalının mal kaçırma girişimde bulunduğuna yönelik bir iddia öne sürülmediğini, muaccel alacaklar yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun mal kaçırma girişiminde bulunması şartının aranmadığını, İİK'nın 257. Maddesinin ikinci fıkrası gereğince yalnızca vadesi gelmemiş alacaklar yönünden mal kaçırma şartı aranmakta ise de bu fıkranın eldeki davada uygulanma alanı bulunmadığını, yine alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesinin de ihtiyati haczin şartlarından olmadığın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ve 31.10.2016 tarihli ilamında görüldüğü üzere vadesi gelmiş alacaklarda ihtiyati haciz için aranan tek şart alacağın rehinle temin edilmemiş olması olduğunu ve eldeki dosyada da bu şartın sağlandığını, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin, alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık ispatı sağlayacak derecede olmadığı; karşı tarafı bağlayıcı herhangi bir delil sunulmadığı değerlendirmeleri bakımından itirazlarında ise; müvekkil tarafından dava açılmadan önce davalıdan satın alınan fatura konusu ürünler üzerinde Resmi Kuruma yaptırılan analizlerde ürünlerdeki klor oranlarının referans değerleri dışında olduğunun tespit edildiğini ve dosyaya 3 adet muayene örneği ibraz edildiğini, satılan ürünlerin ayıplı olduğunu ispatlamaya bu raporların yeterli olduğunu, müvekkil üzerine düşen muayene ve ihbar yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini, hal böyle olunca, zarar ve zararı doğuran olay arasındaki illiyet bağının resmi kurum eliyle ispatlandığını, alacak miktarının ne olduğunun yargılama sırasında ortaya çıkacak olmakla beraber mahkemece bu hususta uygun bir miktar teminat alınmasının da imkanı da bulunduğunu, diğer yandan adı geçen raporların, dilekçe ekinde dayanılan diğer deliller gibi davalı tarafı bağlayıcı mahiyette olup ihtiyati haciz için aranan asgari koşullar sağlandığını, dava açılmadan önce fatura bedeli için verilen çeklerin bir kısmı hakkında ihtiyati tedbir talep edildiğini ve Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyasında verilen 20.12.2023 tarihli karar ile taleplerinin kabul edildiğini, bu dosyada mahkemece talep dilekçesine ekli 14.12.2023 tarihli muayene ve deney raporları dikkate alınarak ihtiyati tedbir için aranan asgari koşulların sağlandığına kanaat getirildiğini, açıklanan gerekçelerle mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara itiraz ettiklerini, istinaf başvurusunun kabulü ile, Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında 29.02.2024 tarihinde ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararın müvekkil lehine kaldırılmasına, devamında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş Esas - ... D. İş Karar sayılı kararı ile talebe konu çekler yönünden İİK'nın 72/2. maddesindeki yasal düzenleme uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararının İİK'nın 257. maddesindeki ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirmemesine, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
-
Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 13/05/2024
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19