SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 11. HD 2024/916 E. 2024/839 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/916

Karar No

2024/839

Karar Tarihi

13 Mayıs 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 03/04/2024

TALEP KONUSU: İhtiyati Haciz

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 13/05/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, müvekkili şirketin fırın, pastane vb. Unlu mamül üretimi gerçekleştiren işletmelere un, maya, susam, peynir vb. Fırıncılık ve pastanecilik işlerinde kullanılan muhtelif gıda ürünlerinin satışını yaptığını, borçlu ... "... Mah. ... Cad. No: ... /... , ... /... " adresinde bulunan ekmek fırınını işletmekte olduğunu, 23/06/2020 tarihinden itibaren de ... sicil numarası ile ..... Odası'na kayıtlı olarak fırıncılık faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirket ile borçlu arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılı Nisan ayında başlayıp 2024 yılı Şubat ayına kadar sürdüğünü, bu ticari ilişki kapsamında müvekkili şirket tarafından borçluya farklı tarihlerde un, susam, maya, yağ ve peynir satışı gerçekleştirildiğini, satışı yapılan malların borçluya teslimini takiben bu satışlara ilişkin faturaların düzenlendiğini, borçlu ... herhangi bir ticaret sicilinde kaydının olmadığını, borçlu ... tarafından yalnızca müvekkili şirketten 670.730,70 TL tutarında mal alındığını, 18/07/2021 tarihli fatura haricinde tüm faturaların ... (TCKN: ... ) adlı kişi tarafından imzalandığını, ... borçlu ... babası olduğunu, kendisinin de aynı oğlu gibi .... Odasına kayıtlı olduğunu, sicil kayıt tarihinin 04/11/2021, sicil nosu ise ... olduğunu, müvekkili şirket temsilcisinin borçlunun fırınına gittiğinde ... orada gördüğünü, kasa takibi, malların teslimi ürünlerin kasalanması gibi işleri her türlü konuda ... da aynı oğlu ... gibi yer aldığını fark ettiğini, müvekkili şirket temsilcisi ya da çalışanları faturaların borçlu tarafından imzalanması için borçlunun fırınına gittiklerinde bir adet fatura hariç diğer tüm faturaların ... tarafından imzalandığını, faturalara karşılık yapılmış olan kısmi ödemelerden yalnız 17/10/2023 tarihinde yapılan 50.000 TL tutarında ödeme ... banka hesabı üzerinden yapıldığını geri kalan tüm kısmi ödemelerin ... tarafından yapıldığını, tüm bu işlemlerin ... ticari vekil sıfatıyla hareket ettiğini gösterdiğini müvekkili şirkete yapılan kısmi ödemelerin yalnızca 13/04/2021, 30/05/2021, 18/07/2021, 26/08/2021 ve 10/09/2021 tarihli faturalardan doğan alacağı karşılamadığını, toplamda 586.845,75 TL.'si anapara, 126.465,45 TL.'si temerrüt faizi 713.311,20 TL bakiye borcu bulunduğunu belirterek uygun görülecek teminat karşılığında borçlunun borca yeter miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece verilen 03/04/2024 tarihli karar ile; "... dilekçe ekinde sadece e-fatura suretlerinin ibraz edildiği, alacağın varlığını ve miktarını gösteren hizmet teslimine ilişkin herhangi bir teslim belgesi ibraz edilmediği; e-faturanın karşı tarafa iletildiğini gösteren bir belgenin bulunmadığı bu haliyle alacağın varlığı ve miktarını yaklaşık olarak gösteren herhangi bir delil bulunmadığından yerinde görülmeyen talebin reddine" karar verilmiştir.

Karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya 2. Asliye Mahkemesi kararında, dava dilekçesi ekinde yalnızca e-fatura suretlerini ibraz ettiklerine dair tespitte bulunulduğunu, dava dilekçesnin EK-5 eki incelendiği takdirde Borçlu'nun gerek kendisi gerekse babası ve ticari vekili ... tarafından Müvekkil Şirket'e yapılan ödemelere dair dekontların da dosyaya sunulduğunu, ödeme dekontlarının açıklama kısmında ise "UN FATURASI ÖDEMESİ, UN ÖDEMESİ, BORÇ ÖDEMESİ" ifadelerinin yer aldığını, dava dilekçesinin EK-2 eki ile sunulan borçlu'nun ticari vekili tarafından imzalı faturalar incelendiği takdirde, müvekkil şirket tarafından borçlu'ya başlıca un satışı yapıldığını, dolayısıyla fatura içeriği ve müvekkil şirket'e yapılan ödemeler birbiriyle örtüştüğünü, taraflar arasında mal satımına dair ticari bir ilişkinin olduğunun tespit edilebildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir kararda,"Dosyadaki banka dekontunda; muteriz şirketin, ihtiyati haciz talep eden şirkete mal alım bedeli karşılığında para gönderdiği yazılı olup, bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı konusunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekirken, itiraza uğrayan faturaların tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispatlamaya yeterli olmadığı şeklinde dosya içeriğine de uygun düşmeyen gerekçeye dayanarak ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." sonucuna vardığını, bir başka deyişle, banka dekontu ve dekontta belirtilen mal alımına dair açıklamaların, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığını, İİK. m. 258 kapsamında yaklaşık olarak ispat ettiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda E-Faturaların karşı tarafa iletildiğini gösteren bir belgenin bulunmadığı tespitinde bulunulduğunu, dava dilekçesi eklerinde EK-2'de sundukları faturalardan 2023 ve 2024 yılına ait iki tanesi dışında kalan 8 faturanın imzalı olduğunu; bu faturalardan birinin bizzat borçlu tarafından imzalandığını, kalanların ise borçlu'nun ticari vekili ve babası olan ... tarafından imzalandığının görüleceğini, tarafların hazır bulunduğu durumlarda, elden teslim edilmek ve imzalanmak suretiyle fatura tebliğ edilebileceğinin açık olduğunu, bu hususta Yargıtay 23. Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir kararda, "Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur." demek suretiyle, faturanın imza alınarak elden tebliğ edilebileceğini belirttiğini, faturanın borçlu'nun ticari vekili olan babasına tebliğ edildiğini, TBK. m. 547 ve 551 uyarınca borçlu adına tebellüğe ve imzaya yetkili ticari vekilin işlemlerinden borçlu'nun da sorumlu olacağını, içeriği taraflar arasında bir mal satımına ilişkin olduğu açık olan bu faturaların imzalanarak sıradan bir belge olmaktan çıktığını, hukuki niteliği itibariyle bir senede dönüştüğünü, belge ile senet arasındaki ayırıcı unsurun imza olduğunu, borçlu ve vekili tarafından içeriği kabul edilen ve kesin delil niteliğindeki bir senedin, ilk derece mahkemesi nezdinde taraflar arasındaki mal alım satımına dair yaklaşık ispat şartını karşılayamadığı tespiti son derece hatalı bir yaklaşım olduğunu, E-Faturaların borçlu'nun kendisine ve ticari vekili olan babası ... tebliğ edildiğini, bizzat kendisi ve ... tarafından da imzalandığını, ticari teamüllere uygun olarak, mal tesliminden sonra düzenlenen faturaların, borçlu ve ticari vekilce imzalandıktan sonra herhangi bir itiraza da uğramadığını, bu faturalara istinaden borçlu ve ticari vekili tarafından müvekkil şirket'e ödemeler yapıldığının da ispatlandığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinin 4. fıkrası, " ... Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda, b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda, c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda ..." hükmünü haiz olduğunu, faturaların hangi tarihte tebliğ edildiği ve imzalandığı noktasında belirsizlik olduğunu, keza malların teslim edildiği tarih konusunda da belirsizlik söz konusu olduğunu, ancak, TTK. m. 1530, hem faturanın hem de malların teslim tarihinin belirsiz olduğu durumlarda ne gibi bir sonuç doğacağını düzenlemediğini, TTK. m. 1530/4.c'de belirtilen faturanın malın tesliminden önce düzenlenmesi ve tebliği hususunun bir istisna olarak ayrıca düzenlendiği görüldüğünü, hükmün düzenleniş biçimi, faturanın malların tesliminden sonra düzenleneceği şeklinde olduğunu, keza faturanın mal yahut hizmetin tesliminden sonra düzenleneceği Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesi 5. fıkrasında da, "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir." denilmek suretiyle ortaya konulduğunu, bu düzenlemeler dikkate alındığında, faturaların tebliğ edildiği hususunda tartışma yokken, malların teslim tarihine dair belge bulunmaması sebebiyle borçlu'nun temerrüte düşmediğini kabul de alacaklı açısından hakkaniyete ve hükmün düzenleniş biçimine ve amacına da son derece aykırı bir yorum olacağını, dolayısıyla, bu hususta varılması gereken sonucun, faturanın malların tesliminden sonra düzenlenmesi sebebiyle, en geç fatura düzenlenme tarihi itibariyle, herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın borçlu'nun mütemerrit sayılması gerektiğini, müvekkil şirket'e 713.311,20 TL tutarında bakiye borcu bulunan Borçlu'nun malvarlığının ihtiyaten haczi talebi hakkında, faturalara istinaden borçlu'nun kendisi ve ticari vekili tarafından yapılan ödemeler ve bu ödemelere dair dekontlarda yer alan "UN FATURASI ÖDEMESİ, UN ÖDEMESİ, BORÇ ÖDEMESİ" ibareleri, faturaların birinin bizzat borçlu tarafından olmak üzere, borçlu'nun ticari vekili yani babası tarafından imzalı olduğunu, dolayısıyla içeriklerinin kabul edildiğini, içerikleri imzalanarak kabul edilen faturalar için daha sonradan da bir itirazda bulunulmadığını, ilk derece mahkemesinin tespitinin aksine yine imzalanmak suretiyle borçlu'ya elden imzalı olarak tebliğ edildiğini, yine bu faturalar imzalanmak suretiyle artık senet niteliği kazandığı hususları dikkate alınmayarak, yaklaşık ispat şartının sağlanamadığından bahisle ret kararı verilmesinun Yargıtay içtihatlarına ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesine, davalıya tebliğ edilmeyen e-faturalara konu malların davalı tarafa teslim edilip edilmediğinin tespit edilememesine, e-faturalar üzerindeki imzaların davalıya değil dava dışı ... ait olmasına, ... davalının ticari vekili olup olmadığının belirsiz olmasına, dolayısıyla yaklaşık ispat koşulunun istinafa konu kararın verildiği tarih itibariyle gerçekleşmediğinin anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İhtiyati haciz talep eden vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

  2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

  3. İhtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  5. Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 13/05/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ödemesi"faturasıkonusuantalyaHacizmahkemesiİhtiyatiödemesitalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim