Antalya BAM 11. HD 2021/2292 E. 2024/759 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/2292
2024/759
29 Nisan 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 08/06/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 29/04/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, Antalya 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip tarihi itibariyle müvekkilinin alacaklı görünen kimseye herhangi bir muaccel borcu olmadığını, takibe konu senedin düzenleme ve vade tarihi dahil tüm bilgilerinin alacaklı görünen kimse tarafından sonradan düzenlenip yazıldığını, davalı tarafın müvekkiline 2016 yılında boş senet imzalattırıldığını ödemeleri almasına rağmen senedi doldurup icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya 10/01/2018 keşide tarihli, 32.000,00.-TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %40' dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, "...davacının sendin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, davacının davalıdan aldığı borç paraları ödediği bu nedenle başka bir borcu bulunmadığından bahisle eldeki icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasını ikame ettiği, senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu ve daha önce davacının davalıdan borç para alması ile ilgili ilişki bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı, senet bedelinin ödenip ödenmediği, senet bedeli kadar davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı, tarafların isticvap beyanlarının alındığı ve ilgili banka hesap hareketlerinin celp edildiği, hesap hareketlerinin incelenmesinde: Davalı ...'ün davacı ...'a 19.10.2015 tarihinde 3.990-Euro, 16.12.2015 tarihinde 3.380-Euro, 17.03.2016 tarihinde 2.480-Euro borç olarak toplam 9.850- euro gönderildiğinin ve; Davacı ...'ın davalı ...'e 24.11.2017 tarihinde 7.185-Euro, 15.12.2017 tarihinde 20.000-Euro, 17.01.2018 tarihinde 44.887-TL borç ödemesi açıklamasıyla para gönderdiğinin tespit edildiği, Davalı ...'ün mahkememizdeki isticvab beyanında davacıya borç para verdiğini beyan ederek, dava konusu edilen senet dışında da davacının imzalı senetlerinin olduğunu ve ödemelerin dava dışı olan senetlere ilişkin olduğunu beyan ettiği ve beyanına dayanak olarak borçlunun davacı ... olduğu bila tarihli 20.000-TL, 20.500-TL, 4.287-TL olmak üzere toplam 44.787-TL'lik ve 2.185-Euro ve 2.500-Euro olmak üzere toplam 27.185-Euro'luk adi yazılı senetleri ibraz ettiği, ibraz edilen adi senet bedelleri ile davacının banka kanalıyla yaptığı ödeme miktarlarının örtüştüğü, Birden fazla borcun söz konusu olduğu durumlarda ifaya ilişkin kurallar TBK'nın 100 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, TBK'nın 101. Maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebileceği, borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılacağı, TBK'nun 102. Maddesinde ise taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel borç için yapılmış sayılacağı, birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği düzenlendiği, Bu yasal düzenlemelerle birlikte somut olay değerlendirildiğinde davacının ödemelerini hangi senet için yaptığına dair özel bir açıklama bulunmaksızın borç ödeme olarak genel açıklama yaptığı, davalı alacaklının da bu ödemeleri mahkemeye ibraz ettiği adi senetler için alındığını belirttiği, davaya konu senedin tanzim tarihinin 10.01.2018, vade tarihinin 20.03.2018 olarak belirtildiği, davacının Euro ödemelerinin bu senedin tanzim tarihinden önce olduğu, TL ödemesinin ise tanzim tarihinden sonra fakat senet vadesinden önce olduğu, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde davacının ödemelerinin takibe ve davaya konu senede ilişkin olarak kabul edilmeyeceği gibi davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddialarını da yazılı delil ile ispat edemediği her ne kadar dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı belirtilmiş ise de HMK 226/1-c maddesi uyarınca, yemine ilişkin hususun bedelsiz senedi icraya koymak suçunu teşkil edeceğinden davacının iddialarının yemine konu olamaması karşısında, davacının senetten dolayı borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip tarihi itibariyle müvekkilinin alacaklı görünen kimseye herhangi bir muaccel borcunun olmadığını, takip konusu bononun protesto edilmediğini, takibe konu senedin düzenlenme ve vade tarihi dahil tüm bilgilerinin alacaklı görünen kimse tarafından sonradan düzenlendiğini, mahkemece banka ödeme dekontları celp edildikten sonra davalının ödeme dekontlarına uygun olarak doldurduğu senet fotokopilerini dosyaya sunduğunu, sunulan senet fotokopilerinde düzenlenme ve vade tarihlerinin bulunmadığını, bu durumun senetlerin sonradan doldurulduğunun ispatı olduğunu, müvekkilinin senedin düzenlenme tarihi itibariyle yurt dışında olduğunu, takibe dayanak senedin düzenlenme tarihinin bulunmaması nedeniyle kambiyo senedi vasfında olmadığını, ayrıca 2016 yılında imzalanması nedeniyle zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, davalının müvekkiline boş senet imzalattırdığını, ödemeleri almasına rağmen senedi iade etmeyerek icra takibine koyduğunu, davalının süresinden sonra sunduğu senet fotokopilerine muvafakat etmediklerini, yerel mahkeme kararının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, icra takibine dayanak bononun tedavüle konulduğunda tüm zorunlu unsurları taşımasına, bonoda davacının düzenleyen davalının ise lehtar konumunda olmasına, bononun vade tarihinin 20/03/2018, icra takip tarihinin 09/10/2019 olması nedeniyle vadeden itibaren 3 yıllık zaman aşımı süresinin dolmamış olmasına, yapılan Euro ödemelerin bononun düzenleme tarihinden önce, TL ödemelerinin ise vade tarihinden önce olmasına, davacının yapılan ödemelerin takibe dayanak bonoya ilişkin olduğunu ve bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı deliller ile ispat edememesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.29/04/2024
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41