SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 11. HD 2021/1186 E. 2024/583 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1186

Karar No

2024/583

Karar Tarihi

22 Mart 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 19/02/2021

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali)

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 22/03/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, davacının davalı şirkette dava dışı diğer pay sahipleri davacının babası ..., annesi ... ve kardeşi ... ile birlikte ortak olduğunu, %10 oranında esas sermaye payının bulunduğunu, aile şirketi olduğunu, ortakların şirketten elde ettikleri kazançlar ile yaşamlarını idame ettiklerini, davacı ile ... takribi 20 yıldır şirketin müdürlük görevini üstlendiğini, 22.10.2018 tarihli genel kurul toplantısından yaklaşık 2 hafta önce, tarafların özel yaşantılarından kaynaklanan bir sebeple davacının babası ... şirkette davacının üzerine yürüdüğünü, hakaretamiz sözcükler sarf ettiğini fiziki müdahalede bulunduğunu, diğer ortak ... ile ... işbirliği içinde davacıyı şirketten uzaklaştırmak, haklarını elinden almak, gelirini ortadan kaldırmak üzere 2018 yılı olağan genel kurul toplantısını hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde yaptıklarını, çoğunluğun şirket yönetimini fiilen ve tahakküm etmek suretiyle ellerinde bulundurmakla azlık pay sahibi olan davacının ortaklıktan doğan haklarını kullanmasına engel olduğunu, dava konusu genel kurul kararlarının çağrı usulüne aykırı olması nedeniyle yoklukla malül olduğunu, veya iptale tabi olduğunu, bu hususta Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, diğer ortaklar ... ve ... davacı aleyhine müdürler kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve davanın derdest olduğunu, davada davacının ... Şirketi olduğu, Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşleri uyarınca aktif husumet ehliyeti yokluğu itirazının yapıldığını ve 2017 yılı olağan genel kurulu kararlarının iptali davasının da bekletici mesele yapılmasının istendiğini, Mahkemece davacının taleplerinin kabul edildiğini, ... ve ... davacının cep telefonu ve mail erişimini engellediğini, kullandığı araca -şirketin tüm ortaklarında araç bulunmasına karşın yakalama çıkarttığını ve davacının kullandığı aracı otoparka çektirdiğini, bunun dava dışı ortakların iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, ... ve ... Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliği ve Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği’nde bulunan bir kısım asılsız iddialar ile suç duyurularında bulunduğunu, takipsizlik ile kapatıldığını, davacının açıklanan nedenlerle derin üzüntü yaşadığını ve yurtdışına taşındığını, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasından verilen genel kurul kararı eksikliğinin giderilmesi yönündeki ara karar gereği genel kurul yaptıkları ancak toplantıda mahkeme kararı gereği alınan karardan başka 2018 yılı olağan genel kurulunu da yaptıklarını, davacıya tebligatın ulaşmayacağını bildiklerini, 5 Kasım 2019 tarihli genel kurul toplantısının usule aykırı olduğunu, TTK m.445 gereği dava açma zorunluluğunun doğduğunu, genel kurula çağrının usulsüz olduğunu, genel kurul kararlarının tamamının yoklukla malul olduğunu, çağrının, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılacağına ilişkin hüküm bulunduğunu, hafta hesabının HMK m.92/2 ‘ye göre yapılacağını, ilanın TTSG ‘de 21 Ekim 2019’da yapıldığını, bu günün hesaba katılmaması gerektiğini, 22 Ekim 2019 tarihinden başlanıldığında birinci hafta 29 Ekim 2019’da ikinci haftanın ise 5 Kasım 2019’da dolacağını, genel kurulun en erken 6 kasım 2019 tarihinde yapılabileceğini, çağrının usulüne aykırı olduğunu, Yargıtay kararları gereği çağrı usulüne uyulmaksızın yapılan toplantının yoklukla malul olacağı gibi iptal edilebilir olduğu görüşünün de bulunduğunu, toplantının 2. maddesinde yıllık faaliyet raporunun okunduğunu, raporun toplantıya katılanların oybirliği ile kabul edildiğini, raporun davacının incelemesine sunulmadığını, diğer ortaklara elden tebliğ edilen genel kurul çağrısının davacıya telefonla veya mail yoluyla rahatlıkla haber verilebilecekken yapılmadığını, genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının genel kuruldan tesadüfen TTSG aracılığıyla haberdar olduğunu ve davalı şirkete TTK m.614 gereği bilgi edinme hakkı doğrultusunda Beyoğlu 51. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı 21 Ocak 2020 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının onaylı bir suretinin istendiğini, davacı adına gönderilen var ise tebligatın ve tebliğ edilememe şerhinin onaylı bir suretinin istendiğini, genel kurulda ortaklara sunulması zorunlu tüm evrakın onaylı bir suretinin istendiğini, davalının genel kurulda sunulması zorunlu hiçbir belgeyi göndermediğini, TTK m.514’e aykırı olduğu, gündemin 5. Maddesinde karın şirket bünyesinde bırakılmasına ilişkin kararın sermaye şirketlerinin yapısına aykırı olduğunu, karının dağıtılmamasının sebebinin davacıyı şirketten uzaklaştırma ve tek gelirini ortadan kaldırma olduğunu, davalının karının dağıtılmaması kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, tüm bu kararların dava sonuçlanana kadar yürütmesinin geri bırakılması gerektiğinden bahisle 5 Kasım 2019 tarihinde yapılan hukuka aykırı genel kurul kararının çağrının usulüne aykırı olması nedeniyle yoklukla veya iptal edilebilirlikle malül olduğunun tespitine veya genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, dava dilekçesinde iddia edilen beyanların gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketi 1992 yılında ... ‘nun kurduğunu, şirketin %50 si baba ... adına, %30 u anne ... adına, %10 davacı kızı ... adına, %10 u da oğlu ... adına tescil edildiğini, hisselerin baba ... çocuklarını iş hayatına kazandırma amacıyla bedelsiz devrettiğini, davacın şirketteki çalışmışlığı dışında başkaca bir eğitimi, lisansı, bilgisi ya da çalışmasının bulunmadığını, babanın davacı kızına duyduğu sonsuz güvenle şirketi kendisine teslim ettiğini, şirket müdürlüğü görevini verdiğini, şirketin kuruluşundan bu yana tüm ortakların geçiminin baba ... tarafından sağlandığını, ... şahsi malvarlığı kullanılmak kaydıyla şirket malvarlığının oluştuğunu, diğer ortakların şirkete mali desteğinin olmadığını, davacının, kusurlu hareketleri nedeniyle ailenin tüm fertleri ile sıkıntılar yaşadığını, bu sıkıntılardan ötürü şirketten kendi isteği ile uzaklaştığını, dön çağrılarının cevapsız kaldığını, asılsız ve delilsiz davalar ikame ettiğini, aileyle olan tüm bağlarını kopardığını, güven nedeniyle, hesapları incelemeyen aile fertlerinin şirketin mali tablosunu incelediğinde davacının haksız ve hukuka aykırı olarak şirkete ait bedelleri şahsi banka hesaplarına aktardığının anlaşıldığını, davacının uzaklaştırıldığını iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kendi kusurlarıyla şirkete gelemediğini, davacı aleyhine Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, davacının Antalya 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sayılı genel kurul kurul kararının iptali davasını ikame ettiği, davacının dayanaksız olarak sürekli şirkette alınan her karara karşı dava açtığnı, diğer ortakların davacının şirketteki yasal haklarını kullanmasına engel olmadığını, müdürlere ödenen kurulu huzur hakkına son tarihli genel kurulda son verilmesi yönünde alınan kararın davalı şirketin devamı ve karlılığını sağlama amacı taşıdığını, davacının tek gelir kaynağının şirketten olduğunu, davacının babasının bedelsiz verdiği pay ve yönetim yetkisi ile iyi bir hayat yaşadığını, genel kurul çağrısının usulüne uygun yapıldığını, davalı şirketin yasaya uygun olarak 12.10.2019 tarihli müdürler kurulu kararı uyarınca çağrının müdürler kurulu başkanınca yapıldığını, TTK 410 ve devamı gereği, 12.10.2019 tarihli karar doğrultusunda, 21.10.2019 tarihinde TTSG ‘de Genel kurul toplantısına davetin ilan edildiğini, şirket ortaklarına iadeli taahhütlü mektupla toplantı gün ve saatinin bildirildiğini, davacıya ... barkodlu mektup gönderildiğini, 22.10.2019 tarihinde iade döndüğünü davacının davalı şirkete bildirdiği adresine gönderildiğini, toplantı ilan tarihinin 21.10.2019, toplantı tarihinin 05.11.2019 olduğu, iki haftalık süreye uyulduğunu, 05.11.2019 tarihinde ortakların şirket merkezinde toplandığını, hazır bulunanlar listesinin imzalandığını, genel kurul toplantısına davet şeklinin yasa ve şirket ana sözleşmesi ile belirlendiğini, davacının iddia ettiği gibi mesajla, telefonla ya da mail yoluyla toplantıya çağrının yapılamayacağını, Antalya 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... e sayılı dosyası duruşma zaptı ara kararında şirketin genel kurul yapacağının açık olduğunu, davacının bunu bilmesine karşın adresini bildirmediğini, TTSG ilanlarını takip etmediğini, toplantı gündeminin 2 ve 3 maddesi şirketin faaliyet raporu, mali bilançosu ve kar zarar tablosu hakkında olduğunu, 4. Madde ile müdürler kurulunun oy çokluğu ile ibra edildiğini, 5. Maddesi kar dağıtımı, 6. Maddesi huzur hakkı ve 7. Maddesi de sorumluluk davasının açılması hususları olduğunu, tüm maddelerde %90 oy çokluğu karar alındığını, iptal sebebi olarak genel kurulda kar dağıtımının yapılmayarak şirket bünyesinde bırakılması kararının davacı aleyhine olduğundan bahisle iptal talep edildiğini, şirket karının dağıtılmaması yönünde karar alındığını, davacının müdür olduğu dönemde bu hususa hiç muhalefet etmediğini, davacının dürüstlük ve eşitlik kuralına aykırılık iddiasının dayanaksız olduğunu, alınan kararların kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığını, davalının menfaatleri yönünde olduğunu, TTK m.614 maddesi uyarınca, bilgi alınma ve inceleme hakkının her ortak tarafından kullanılabileceğini, Beyoğlu 51 Noterliğinin 21.01.2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesine cevaben Antalya 3. Noterliğinin 27.01.2020tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinde davalının birtakım belgeler gönderdiğini, davacının hakkını kullanmak üzere düzenlemelere uygun olarak dava ikame edebileceğini, iddiaların mesnetsiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, "...davalı limited şirketin 05.11.2019 tarihli genel kurul toplantısı 21.10.2019 tarihli TTSG'de ilan edilmiş olmakla çağrının toplantı tarihinden onbeş gün önce yapılmadığı, dolayısı ile çağrının usulüne uygun olmadığı sabittir. TTK 446. maddesi uyarınca genel kurul kararının çağrının usulüne uygun yapılmadığı gerekçesi ile iptali için bu aykırılığın ayrıca genel kurul kararının alınmasına etkili olması gerekmektedir. 05.11.2019 tarihli genel kurul tutanaklarından %90 oranında esas sermaye payının temsil edildiği ve kararların oy birliği ile alındığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile şirkette %10 sermaye payına sahip davacının genel kurulda olumsuz oy kullanmasının genel kurul kararının alınmasına etkili olmadığı açıktır. Bu nedenle çağrının usulüne uygun yapılmaması somut olayda genel kurul kararının iptalini gerektirir neden değildir. 05.11.2019 tarihli genel kurul gündemi uyarınca 1 nolu karar ile toplantı başkanlığına oy birliğiyle seçildiği, toplantı gündeminin 2. maddesinde müdürler kurulunun yıllık faaliyet raporunun oybirliği ile kabul edildiği, toplantı gündeminin 3. maddesinde bilanço ve kar/zarar hesaplarının oybirliği ile tasdik edildiği, toplantı gündeminin 4. maddesinde müdürler kurulunun oybirliği ile ibra edildiği, toplantı gündeminin 5. maddesinde karın dağıtılmaması ve şirket yatırımlarında kullanılması yönünde oybirliği ile karar alındığı, toplantı gündeminin 6. maddesinde müdürler kurulu üyelerine ödeme yapılmaması yönünde oybirliği ile karar alındığı, toplantı gündeminin 7. maddesinde şirket ortağı ve önceki dönemde şirket müdürü olan davacı ... karşı sorumluluk davası açılması yönünde ( şirketin ... aleyhine Antalya 4.ATM'nin ... E sayılı dosyasında açtığı sorumluluk davasında TTK 479/3- maddesi uyarınca alınan genel kurul kararını ibraz için süre verildiği bu dava dosyasının UYAP sisteme üzerenden yapılan incelemesi ile tespit edilmiştir) oybirliği ile karar alındığı, Kararların TTK M.620'ye uygun nisapla alındığı, gündemin 4. maddesinde müdürler kurulunun oybirliği ile ibra edildiği, bu kararın alınmasında şirket müdürleri ... ve ... TTK m. 619/1 gereği oydan yoksun olduğu ancak bu halde dahi ibra kararının yeter sayısına uygun olarak alındığı, gündeminin 6. maddesinde müdürler kurulu üyelerine ödeme yapılmaması yönünde oybirliği ile karar alındığı, bu kararın kanuna, sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık taşımadığı, gündemin 2., 3., ve 4. maddelerinde alınan kararlar bakımından kanuna, sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, gündemin 7. maddesinde alınan sorumluluk davası açılması yönündeki kararının şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, TTK m.616/1-e gereği kar payı hakkında karar verilmesi hakkının, kar dağıtımına karar verme yetkisinin münhasıran genel kurulun devredilemez görev yetkileri arasında bulunduğu, alınan bilirkişi heyeti raporunda şirket bilançosuna göre yedek akçe ayrılmadığı, oysa ana sözleşmenin 18. maddesinde eski TTK 466/1.maddesine (6100 sayılı TTK 519) göre %5 oranında kanuni ihtiyat akçesinin ayrılmasına ve 466/2.maddesi 3 nolu bendine göre adi ihtiyati yedek akçe ayrılması hükmüne yer verildiği, TTK 610 maddesi yollamasıyla 523. maddesi uyarınca kanuni ve esas sözleşmede öngörülen yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kar payının belirlenemeyeceği, yine 2019 yılında dağıtılmayan kar payının 2.237.178,60 TL olmasına karşın 1.344.54,20 TL alacağını tahsil edemediği, 2017-2018-2019 yılında şirketin önemli bir yatırımının olmadığı, bu durumda kar payı dağıtılmayarak şirket yatırımlarında kullanılmak üzere bırakılmasına ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bahsedilemeyeceği, dolayısı somut olayda alınan genel kurul kararlarının TTK 622. maddesi yollaması ile TTK 446. maddesi uyarınca iptalini veya 447. maddesi uyarınca butlanını gerektirecek yasal neden bulunmadığı, davacı ortağın bilgi alma hakkının kısıtlanmasına yönelik iddiasında 614/3 madde uyarınca mahkemeden talepte bulunabileceği, toplantıda davacının bilgi alma, inceleme ve denetleme hakkını sınırlandıran bir karar da alınmadığı dikkate alınarak davanın reddine" karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurulun çağrı usulüne aykırı olarak toplandığını, genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise iptal edilebilir olduğunun kabulü gerektiğini, ancak mahkemece çağrının usulüne uygun yapılmadığı tespit edilmesine rağmen aykırılığın ayrıca genel kurul kararının alınmasına etkili olması gerektiğine ilişkin gerekçesinin usul ve yasaya, yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece, genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapıldığı kabul edilse bile toplantıda alınan bir kısım kararların iptali koşulları gerçekleştiği halde mahkemenin dosyada bu iddialara ilişkin bilgi bulunmadığına ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, genel kurul toplantısının 2. maddesinde yıllık faaliyet raporunun okunduğunu ve raporun toplantıya katılanların oybirliği ile kabul edildiğini, 3. maddesinde bilanço ve kâr/zarar tablolarının müzakere edildiğini ve toplantıya katılanların oybirliği ile tasdik edildiğini, ancak yıllık faaliyet raporu ile bilanço ve kar zarar tablolarının müvekkilin incelemesine sunulmadığından bu maddelerin iptali gerektiğini, genel kurul toplantısının 5. maddesinde kâr dağıtımı hususu müzakere edilerek şirket bünyesinde bırakılmasına karar verildiğini bu durumun sermaye şirketlerinin yapısına aykırı olduğunu, davalı limited şirketin kârının hiçbir mali gereklilik olmadığı halde dağıtılmamış olmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ve iptali gerektiğini, şirket kârının dağıtılmamasının sebebinin müvekkilinin şirketten uzaklaştırılması ve müvekkilinin yegâne geliri olan şirket kârının elinden alınması olduğunu, bu nedenle şirket kârının dağıtılmaması kararının TMK m.2 gereği iptal edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiği üzere şirket kayıtlarının nizami tutulmadığını, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 523’üncü maddesi gereği ayrılması gereken yedek akçelerin ayrılmadığını, bu hususun TTK’nın 445’inci maddesinde iptal sebebi olarak düzenlendiğini, şirketin ticari defterlerinin ve bilançolarının doğru ve Türkiye Muhasebe Standartları muvacehesinde tutulmamış olmasının, müvekkilin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını da kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırmış olacağını, bunun da TTK'nın 447’inci maddesi gereğince batıl olabileceği sonucunu doğuracağını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.

Dava, limited şirket genel kurul kararının butlanı ve iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, 05.11.2019 tarihli genel kurulda %90 oranında esas sermaye payının temsil edildiği ve kararların oy birliği ile alındığı, şirkette %10 sermaye payına sahip davacının genel kurulda olumsuz oy kullanmasının TTK 446. maddesi uyarınca genel kurul kararının alınmasına etkili olmamasına, davacı tarafından yıllık faaliyet raporu ile bilanço ve kar/zarar tablolarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin somut bir delile de dayanılmamış olmasına, TTK m. 616/1-e gereği kar dağıtımına karar verme yetkisinin münhasıran genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunmasına, ana sözleşmenin 18. maddesine 6762 Sayılı TTK 466/1. maddesine (6102 sayılı TTK m. 519) göre %5 oranında kanuni ihtiyat akçesinin ayrılmasına ve 466/2. maddesinin 3 nolu bendine göre adi ihtiyati yedek akçe ayrılması hükmüne yer verilmesine, TTK 610 maddesi yollamasıyla 523. maddesi uyarınca kanuni ve esas sözleşmede öngörülen yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kar payının belirlenememesine, 2019 yılında dağıtılmayan kar payının 2.237.178,60 TL olmasına karşın 1.344.54,20 TL alacağın tahsil edilememesi, 2017-2018-2019 yılında şirketin önemli bir yatırımının olmaması, bu durumda kar payı dağıtılmayarak şirket yatırımlarında kullanılmak üzere bırakılmasına ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bahsedilememesine, alınan genel kurul kararlarının TTK 622. maddesi yollaması ile TTK 446. maddesi uyarınca iptalini veya 447. maddesi uyarınca butlanını gerektirecek yasal nedenlerin bulunmamasına, davacı ortağın bilgi alma hakkının kısıtlanmasına yönelik iddiasında 614/3 madde uyarınca mahkemeden talepte bulunabilmesine, toplantıda davacının bilgi alma, inceleme ve denetleme hakkını sınırlandıran bir karar da alınmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

  2. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

  3. Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  5. İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  6. Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/03/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınKurulİptali)konusuTicariantalyaŞirkethaftalıkKararının(Genelmahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim