SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 11. HD 2021/2396 E. 2024/533 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2396

Karar No

2024/533

Karar Tarihi

15 Mart 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 15/06/2021

DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 15/03/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, davalı yönetim kurulunun 10.02.2020 gün ve .... - ... sayılı kararıyla müvekkillerinin yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden ihraçlarına kararı verildiğini, müvekkillerinin 8 kurucu ortak olarak ... Kooperatifinin ana sözleşmesini hazırladıklarını, 22 Temmuz 2015 tarihinde Antalya 17. Noterliği ... yevmiye numarası ile onaylattıktan sonra 27.07.2015 tarihinde Ticaret Siciline ... numarası ile tescil ettirdiğini ve 5 Ağustos 2015 Tarih ve 8877 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanarak kuruluş işlemlerini tamamladığını, kurucu ortaklar olarak müvekkillerin kuruluşta üyelik işlemlerini tamamlama şartı olan 100,00.-TL sermaye payını 27 Temmuz 2015 tarihinde yatırdığını, kooperatifte kurucu üyelik işlemlerini tamamladığını, kooperatif yönetim kurulunca alınan 05.03.2016 tarih ....sayılı kararda amacın müvekkillerin kooperatife üye olmasını sağlamak değil bu kararla hedeflenen amacın kurucu üyeler olarak her birinin hangi konut için üye olduğunu belirlemek olduğunu, 31/07/2015 genel kurul tutanağı a maddesine göre toplantı yer ve gündeminin 8 ortağa tebliğ edildiği, genel kurulun üyeliği kesinleşmiş üyelerle yapılmasının yasa hükmü olduğunu, dolayısıyla o tarihte müvekkillerinin üye olduğunun belli olduğunu, gündemin 5. Maddesinde alınan, ilki 01/01/2016 tarihinde uygulanmak üzere her altı ayda bir %5 oranında yeni girecek üyelerden fiyat farkı alınmasına ilişkin hükmün oy birliğiyle kabul edildiği, müvekkillerinin bu tarihten önce kurucu üye olmaları sebebiyle bu hükmün müvekkillerini kapsamadığını, davalının müvekkillerinin çıkarma işlemine dayanak yaptığı kalemlerden biri olan 252.145,00-TL'lik peşinatı farkı ödemesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkillerin kooperatif yönetim kurulu olarak görevde bulundukları süreçte ülkemizde yaşanan ağır ekonomik kriz nedeniyle site inşaatlarının devam etmesi, borçların ödenmesi amacıyla tüm üyelere her türlü kolaylığın sağlandığını, onları kaybetmeyi değil kazanmaya çalıştığını, müvekkillerinin bugüne kadar ayrı ayrı 805.500,00-TL ve 806.233,28-TL ödeme yaptıklarını, konutlarının bedelinin ise 1.599,465,00-TL olduğunu, dolayısıyla müvekkillerinin yaptığı ödemenin toplam bedelin yarısından fazla olduğunu, konutların temelinin halen atılmadığını, inşaatın ne zaman biteceğinin belli olmadığını, inşaat bitene kadar kalan borcun müvekkilleri tarafından ödeneceğini, kooperatifin aldığı çıkarma kararının hukuka aykırı olduğunu, yine ihraç kararının kooperatif kanunun 16.maddesindeki emredici hükmün aksine müvekkillerine değil vekiline tebliğ edildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu belirterek yönetim kurulunun 10/02/2020 tarih 18/1 ve 18/2 sayılı ihraç kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın haksız olduğunu, davacıların hiçbir zaman yönetim kurulu üyesi olmadıklarını, kooperatifin kuruluşundan 22/06/2019 tarihinde yapılan genel kurula kadar görevli olan yönetim kurulu tarafından tam yetkili kooperatif müdürleri olarak çalıştıklarını, davacılar hakkında ağır ceza mahkemesinde devam eden yargılamaların sürdüğünü, usulsüz olarak davacılara ödeme yapıldığını, 22/06/2019 tarihinde önceki dönem yönetim kurulunun yetki ve görevinin sona erdiğini, dolayısıyla davacıların da görevlerinin son bulduğunu, önceki yönetimin ibra edilmediğini, önceki dönem yönetim, denetim kurulu üyeleri ve davacılar hakkında Antalya 3 ATM'de sorumluluk davası açıldığını, davacıların mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle ortaklıktan ihraç edildiklerini, ana sözleşmenin 21.maddesi 65.maddesi bu doğrultuda alınan 24/08/2015, 05/12/2015 tarihli yönetim kurulu kararları ve 09/01/2016 tarihli genel kurul kararı uyarınca üyelerden %30'a denk gelen ve kararlarda her bir konut için belirlenen arsa payı peşinat tutarı alınıp, kalan bölüm için bono alınmasının veya bankadan kredi yönteminin benimsendiğini, davacıların alınan kararlarda belirtilen mali yükümlülüklerini bu konuda yapılan ihtarlara rağmen yerine getirmediklerini, davacılardan peşinat farkının istenmesinin eşitlik ilkesi gereği usul ve yasaya uygun olduğunu, çıkartılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, zira davacılara gönderilen birinci ihtarnamelere davacıların vekili tarafından cevap verilmesi sebebiyle ikinci ihtarnamelerin davacıların vekiline gönderildiğini ve davacıların vekilleri aracılığıyla ikinci ihtarnamelere cevap verdiklerini, tebligat kanunun 11/1 maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, somut olayda da bu nedenle ikinci ihtarnamenin ve çıkarma kararının vekile tebliğ edildiğini, ayrıca çıkarma kararının davacılara tebliğ edilmesinin kurucu yenilik doğuran bir işlem olmadığını, sadece dava açma süresinin başlangıcı için önemli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, "... Davacılar vekili müvekkillerine gönderilen ikinci ihtarnamelerin ve çıkarma kararının müvekkilleri yerine kendisine tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu belirttiğinden mahkememizce öncelikle tebligatın usulüne uygun olup olmadığı incelenmiştir. İlgili noterlikten celp edilen ihtarname ve tebliğ mazbatalarının incelenmesinde, birinci ihtarnamelerin davacı ortakların kendilerine tebliğ edildiği, ikinci ihtarnamelerin ve çıkarma kararlarının ise davacıların vekili olarak hareket eden Avukat ...'a tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı vekili, davacıların birinci ihtarnamelere karşı vekilleri aracılığıyla cevap verdiklerini bu nedenle Tebligat Kanunun 11/1 maddesi uyarınca ikinci ihtarnamelerin ve çıkarma kararının davacıların vekiline tebliğ edildiğini, tebligatın usulüne uygun olduğunu savunmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 1.maddesinde bu kanuna göre tebliğ yapmaya yetkili kuruluşlar sayılmış olup, maddeye göre: Kazaî merciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır. Görüldüğü üzere maddede kooperatifler geçmediğinden , kooperatiflerin çıkardığı tebligatlarda bu kanun hükümlerinin dikkate alınması mümkün değildir. Diğer taraftan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. Maddesine göre çıkarılma kararının onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Dolayısıyla çıkarma kararının bizzat ortağın kendisine tebliğ edilmesi yasa gereğidir. Neticeten ikinci ihtarnamelerin ve bu ihtarnameler dolayısıyla verilen çıkarma kararlarının davacı ortaklar yerine vekiline tebliğ edilmesi başlı başına çıkarma kararının usulsüz olmasına neden olup, davanın bu nedenle kabulüne" karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların üyelikten kaynaklanan sorumluluklarını ağır bir şekilde ihlal ettiklerini, davacılara gönderilen ihtarnamelere rağmen belirlenen sürelerde davacıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, kooperatiflerin tebligat çıkartmaya yetkili olmadığını, dava konusu ihtarnamelerin tebligat çıkartmaya yetkili makam olan noterlerce gönderildiğini, davacıların ihtarların tamamına muttali olduğunun açık olduğunu, tebligatın vekile yapılması nedeniyle usulsüz olduğu değerlendirilse dahi tebligat kanunun 32. maddesi hükümlerine göre de tebligatın geçerli olduğunu, ilk derece mahkemesinin gerekçesini haklı kılacak hiçbir hukuki düzenlemenin bulunmadığını, davacıların kooperatif mallarına karşı zimmet, irtikap, görevi kötüye kullanma suçlarından halen yargılandıklarını, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.

Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ikinci ihtarnamelerin ve bu ihtarnameler dolayısıyla verilen çıkarma kararlarının davacı ortaklar yerine vekile tebliğ edilmesi nedeniyle verilen ihraç kararının usulsüz olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

  2. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,

  3. Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  5. İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  6. Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/03/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınÜyeliğindenİhraçKararınınkonusuantalyahaftalıkmahkemesiİptaliKooperatif

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim