Antalya BAM 11. HD 2021/1144 E. 2024/339 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1144
2024/339
19 Şubat 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 09/02/2021
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 19/02/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; davacı şirketin dava dışı .... Pazarlama İth. İhr. Teks. San.ve Tic. A.Ş.’nin davalıya göndermiş olduğu malların taşıma işini üstlendiğini, davacı şirketin dava dışı ....Tekstil’in gönderdiği malları akdettiği taşıma sözleşmesi gereği Denizli’den alarak faturalarda teslim yeri olarak belirtilen, gönderilen davalı .... Collection Tekstil San. ve Tic. A.Ş. ‘nin deposu olan .....Limited Şirketi’nin Gebze /Kocaeli‘ndeki adresine ulaştırdığını, davacı vekilinin dava dışı ....’in davalıya gönderdiği malları taşıdığı hususunda hiçbir ihtilaf bulunmadığı gibi, teslim alanın imzasını havi sevk irsaliyeleri ile de bu hususun açık olduğunu ancak davacı .... Lojistik’in sunmuş olduğu taşıma hizmetinin karşılığı olan taşıma ücretinin ne gönderen ne de gönderilen tarafından ödendiğini, bu sebeple davacının davalı gönderilene icra takibi başlatmak zorunda kaldığını ancak davalının haksız ve hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan itirazıyla karşılaştığını belirterek davalı ...’un icra takibine yaptığı itirazın iptali ile davalı haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının dava açmakta hiçbir hukuki yararının bulunmadığını belirtmiş ve yetki itirazında bulunmuş ayrıca müvekkili şirketin dava dışı şirket .... Tekstil ile alacaklı .... Lojistik isimli şirket arasındaki taşıma sözleşmesini hiçbir nam altında imzalamadığını ve bu sözleşmeye herhangi bir şekilde taraf olmadığını, müvekkili şirket ile ... firması arasında bir satın alma/ürün tedarik çalışması mevcut olmakla birlikte ürünlerin mülkiyetinin .... firmasına ait olduğunu, ... firmasının satışını gerçekleştireceği ürünlerin satışı ve nakliyesinin kendi sorumluluğunda olduğunu, .... Firmasının 24/11/2015 tarihinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyası ile iflas erteleme talebinde bulunması ve alınan tedbir kararı neticesinde bütün ticari ilişkilerin dondurulduğunu ve normal ticari akışın son bulduğunu, anılan dava tarihi itibarıyla müvekkili şirkete teslim edilen ve fatura edilen ürünlerin bütün ödemesi ve hatta teslim alınması muhtemel siparişlerin de ön ödemesi .... firmasına ileri vadeli çek olarak dava tarihinden önce teslim edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; ".... Davacı tarafça düzenlenen 23.069,00 TL tutarındaki 9 adet faturanın dava dışı ... Pazarlama A.Ş'nin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalara karşılık davalı tarafça .... Pazarlama A.Ş adına 9.912,00 TL ödeme yapıldığının buna göre bakiye 13.157,00 TL davacının alacağının olduğu anlaşılmış, TTK'nın 871. maddesi gereğince gönderen davalının gönderici dava dışı ... Pazarlama A.Ş ile birlikte 13.157,00 TL taşıma ücretinden müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmış, davanın 13.157,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişinin kendisine verilen görevi aşarak talep olmadığı halde alacağa faiz hesapladığı, mahkememizce sehven kısa kararda 13.157,00 TL yerine 13.930,06 TL olarak yazıldığı, gerekçeli karar yazılırken sehven yapılan hata fark edilmiş ise de, kısa karar ile gerekçeli karar değiştirilemeyeceğinden, bu husus açıklanmakla yetinilmiştir. Her ne kadar davalı tarafça, dava dışı ... Pazarlama A.Ş. ile 03/12/2015 tarihinde “Borç Tasfiyesi Ön Protokolü” anlaşması düzenlendiği, düzenlenen bu protokolün “Mutabakat Koşulları” başlığı altında bulunan f maddesi gereğince 5 adet nakliye faturası bedelinin 26/02/2016 tarihinde davacı şirkete 9,912,00 TL nakliye hizmeti karşılığı ödeme yaptığını, başkaca sorumluluğu bulunmadığını iddia etmiş, SMMM bilirkişi ....’dan alınan 11/11/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda bu protokole göre davalının 1.593,00 TL nakliye hizmeti sebebiyle cari bakiye borcu olacağı belirtilmiş ise de; yapılan bu protokol davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanmış olup, sözleşmelerin bağlayıcılığı ilkesi gereği sadece taraflar yönünden hüküm ifade edeceği, sözleşmenin tarafı olmayan davacıyı bağlamayacağı kanaatine varılmış, kaldı ki davacının davalıdan talep ettiği taşıma ücreti alacağının kanundan kaynaklandığı da dikkate alınarak davacının davalıdan alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafça İİK 67/2 maddesi gereğince davalının icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi talep edilmiş ise de; talebin kabulü için alacağın likit olması gerekir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Takibe konu alacak faturaya dayanmakta ise de, davanın tarafları arasında düzenlenmiş fatura olmadığından ve alacağın miktarı yargılamaya muhtaç olduğundan yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan işlerin sadece dosya muhtevasında sunulan faturalarla sınırlı tutulduğunu, müvekkili davacının icra takibine konu alacağının sadece dosya muhtevasına sunulan faturalardan kaynaklı olmadığını, 2015 yılında birçok taşıma işlemi gerçekleştirilmiş olup bu işlerden de alacaklarının mevcut olduğunu, buna ilişkin fatura ve irsaliye belgelerini yerel mahkemeye sundukları halde eksik hesaplama yapılarak davalının toplam borç miktarının 13.157,00 TL olduğu şeklinde hatalı tespitte bulunduklarını, 2015 yılı cari hesap dökümleri ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde müvekkil şirketin davalı ve dava dışı ... A.Ş.'den taşıma işlerinden kaynaklanan birden çok alacağının mevcut olduğunu, 15.10.2015, 17.10.2015, 26.11.2015, 28.11.2015, 20.01.2016, 21.01.2016, 22.01.2016, 23.01.2016 ve 30.01.2016 tarihli faturalar haricinde 25.02.2015-28.11.2015 tarihleri arasında mevcut taşıma işinden kaynaklanan birden fazla alacağının olduğunu, davalı tarafından yapılan ödemelerin hangi alacaklara istinaden yapıldığının belirtilmediğini, mahsup edilen alacakların 2015 cari yılındaki bazı alacaklara yönelik olduğunu, dava dışı ...A.Ş.'nin 2016 yılına ait cari hesap hareketle dökümlerine bakıldığında toplam borç bakiyesi 21.151,00 TL olduğunu, davalının ödeme düşüldükten sonra kalan borç bakiyesinin sonraki cari döneme sirayet ettiğini, sonraki cari yıla sirayet eden bu borca davalının yaptığı birtakım ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiyenin 19.824,00 TL olduğunu, söz konusu takibin bu meblağ üzerinden başlatıldığını, ayrıca aynı dosya kapsamında daha önce aldırılan SMMM bilirkişi ... tarafından tanzim edilmiş olan 20.09.2018 tarihli raporda icra dosyasına sunulan 10 adet fatura değeri 23.069,00 TL olarak tespit edilmiş olup daha sonra hükme esas alınan rapor ile bu bedel arasında fahiş farkın olmasının da hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tanzim edildiğini gösterdiğini, söz konusu taşıma işlerini müvekkilinin yaptığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, davalının taşıma ücretinden sorumluluğunun TTK 871 maddesinden kaynaklandığını, söz konusu teslimin isteminden itibaren gönderilenin sorumluluğunun başladığını, gönderilen malı teslim aldıktan sonra adeta gönderen gibi sorumlu olduğunu, bunun hukuki görünümünün ana sözleşme tarafı olmak değil, kanuni borca katılım olduğunu, davalı tarafın, malların kendisine teslim edildiğini cevap dilekçesi ile ikrar ettiğini bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı yerel mahkemenin kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti ile davalı olma sıfatının bulunmadığını, davada ticari ilişki içinde bulunduğu ve davacının belirttiği taşıma hizmetini alan şirketin yükümlü olduğunu, davacının belirttiği taşıma hizmetine ilişkin müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığı halde davacının kötü niyetle eski tarihli cari hesap alacağını, ... Tekstil isimli firmanın iflas erteleme alması ve tedbir kararı gereğince icra işlemleri yöneltilmemesi sebebiyle bu firmadan tahsil edemediğinden kötü niyetle ödeme gücüne güvendiği müvekkili şirketten yeni tarihli işlenmiş gibi tahsil etmeye çalıştığını, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği bütün alacak kalemlerinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, yerel mahkemece verilen kararın haksız ve mesnetsiz olup, müvekkili şirket ile hiçbir suretle ilgisi olmayan iş bu davada husumet itirazında bulunduklarını, pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sadece hukuki dayanaktan yoksun ve farazi iddialarla iş bu davayı ikame etmiş bulunduğunu ve kanun hükmünde belirtilen ispata dair herhangi bir senet ileri süremediğini, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili şirket tarafından ücreti ödenmemiş herhangi bir taşıma işlemi bulunmadığını, müvekkili şirketin dava tarihindeki ikametgahı dava dilekçesinde yazıldığı gibi ... Mah. ... . Sitesi ... Cad. No:... .... /İSTANBUL olmakla birlikte güncel adresinin ... Mh... Yol ... Sk. ... Apt. No:... ... /İstanbul olduğunu, dava tarihinde davaya bakmaya yetkili mahkemenin Büyükçekmece mahkemeleri olup Büyükçekemece adliyesinde ticaret mahkemesi bulunmadığı için yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafça takip konusu tüm faturalara ilişkin taşıma hizmetinin müvekkiline verildiğini ispat edemediğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında herhangi akdi ilişkinin varlığı söz konusu olmamakla birlikte, müvekkil şirketin fatura konusu hizmetleri aldığının ispatı olarak herhangi bir makul ispat aracı da bulunmadığını, dava dışı ... firması borçlu konumunda olmakla birlikte, davacı tarafından alacak talebinin sözü geçen firmaya yöneltilmesi gerektiğini, bu sebeple bilirkişi tarafından hatalı tespitte bulunulmuş olup müvekkil şirketin işbu ilişkide herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tüm bu sebeplerle yetkisiz mahkeme tarafından verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; TTK'nun 856 ve devamı maddelerinde düzenlenen taşıma sözleşmesinden kaynaklanan taşıma ücretinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 890 maddesi gereğince: " (1) Birinci ve İkinci Kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir. (2) Fiilî taşıyıcıya karşı açılacak dava, asıl taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde, asıl taşıyıcıya karşı açılacak dava fiilî taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir."
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 871 maddesi gereğince: "(1) Eşyanın teslim yerine varmasından sonra gönderilen, taşıyıcıdan, taşıma sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi karşılığında, eşyanın kendisine teslim edilmesini isteyebilir. Eşya zayi olmuş veya hasara uğramış yahut geç teslim edilmişse, gönderilen, gönderenin taşıma sözleşmesinden doğan istem haklarını taşıyıcıya karşı ileri sürebilir. Gönderen, bu hakların ileri sürülmesinde yetkili kalmaya devam eder. Gönderilenin veya gönderenin kendilerinin veya başkasının menfaatine hareket etmeleri farklılık yaratmaz. (2) İstem hakkını, birinci fıkranın birinci cümlesine göre ileri süren gönderilen, taşıma ücretini, taşıma ücretinin bir bölümü ödenmiş ise kalan bölümünü taşıma senedinde gösterilen tutarla sınırlı olmak üzere ödemekle yükümlüdür. Taşıma senedi düzenlenmemiş veya gönderilene ibraz edilmemişse yahut ödenmesi gereken tutar taşıma senedinden anlaşılamıyorsa, gönderilen, makul olması şartıyla, gönderen ile taşıyıcı arasında kararlaştırılan taşıma ücretini ödemek zorundadır. (3) Birinci fıkranın birinci cümlesine göre istem hakkını ileri süren gönderilen, boşaltma yerindeki bekleme ücretini ve ayrıca, eşyanın teslimi sırasında kendisine bildirilmiş olmak şartıyla, yükleme yerindeki bekleme ücretiyle 870 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre ödenmesi gereken bedeli öder. (4) Gönderenin sorumluluğu, sözleşmeye göre ödenmesi gereken bedeller için devam eder."
Kanun koyucu gönderilenin eşyayı kabul etmesine bir takım hukuki sonuçlar bağlamış ve taşıma ücreti ve taşımayla ilgili diğer masrafların eşyayı kabul eden gönderilen tarafından ödeneceğini belirtmiştir. Gönderilenler teslim yerinde eşyayı kabul ederek, taşıma sözleşmesine gönderen yanında katılmaktadır. Gönderilenin gerek hakları, gerekse yükümlülükleri tek bir kuramsal temel olarak bu katılıma dayanır. Gönderilen bu sözleşmeye katılmada asıl taraf mevcut konumunu korurken, sözleşme ilişkisine yeni bir kişi asıl tarafın yanında girmektedir. Taşıma sözleşmesi gönderen ile taşıyıcı arasında akdedilmiş olsa dahi eşyayı kabul eden gönderilen TTK'nın 871. maddesi gereğince gönderen ile birlikte taşıma ücretinden müteselsilen sorumludur.
Davalı vekili, taşıma sözleşmesinin tarafı olmadıklarından sorumlu olmadıklarını, yetki itirazı dikkate alınmaksızın yetkisiz mahkeme tarafından karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince eşyayı kabul eden gönderilenin TTK 871 maddesi gereğince gönderen ile birlikte taşıma ücretinden sorumlu olduğuna ayrıca TTK 890 maddesi gereğince malın taşınmak üzere yüklendiği Denizli mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri Dairemizce yerinde görülmemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 102. Maddesinde; "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.
Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
"...Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 101. maddesi " Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır" hükmünü, 102. maddesi "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir. Bu yasal karinenin aksini iddia eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Ödeme belgelerinde herhangi bir açıklama bulunmadığına göre, davacının vadesi gelmiş alacağı varsa, ödemelerin bu vadesi gelmiş alacağa mahsuben yapıldığının kabul edilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, bu açıklamalar doğrultusunda davacının rapora itirazlarını da değerlendiren, itiraz dilekçesinde sözü edilen ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin ihtilaflı olduğu dönem ve faturalara ilişkin inceleme de yapılarak, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." (Y. 23.H.D 2014/752 Esas 2014/4811 Karar sayılı ilamı.)
Mahkemece 23.069,00 TL tutarında 9 adet fatura karşılığında dava dışı .... A.Ş. tarafından 9.912 TL tutarında ödeme yapıldığı belirtilerek davacının bakiye alacağının 13.157 TL olduğu tespit edilmiş ise de davacı tarafça ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada ve istinaf dilekçesinde bu ödemenin başkaca borçlara ilişkin olduğu iddia edilmiş olup, mahkemece bu yönde bir incelemenin yapılmaması hususu Dairemizce doğru görülmemiştir.
Davada mahkemece yapılması gereken; 9.912 TL'lik ödemenin hangi borca ilişkin olduğu konusunda ödeme belgesinde açıklama olup olmadığının tespiti, TBK 101 ve 102.maddeleri hükümlerine göre inceleme yapılması yeni bir bilirkişiden bilirkişi raporu veya raporu hükme esas alınan bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre yargılamaya devamla esas hakkında karar vermektir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı ve Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
-
6100 Sayılı HMK'nın 353/1. a. 6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/02/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
6100 Sayılı HMK'nın 353/1. a. 6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 238,00 TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
-
Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
-
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi.19/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59