Antalya BAM 11. HD 2021/1231 E. 2024/307 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1231
2024/307
16 Şubat 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/02/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 16/02/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, tohum satışı yapan davalının bölge distribütürlüğünün müvekkili tarafından yürütülmesi için 07.09.2015 tarihinde Ön Satış ve 07.09.2015 tarihinde Bölge Distribütörlüğü Sözleşmesi imzalandığını, ilk yıl sözleşme kuralları çerçevesinde yürüyen ticari ilişkinin, ikinci yıl sözleşmenin yenilenmemesi ve davalının ürünlerinin pazarlanması hususundaki müvekkiline sağladığı ayrıcalıkları kaldırıp tohumların başkaları tarafından da satılmasını sağlaması sebebiyle müvekkili elindeki ürünleri pazarlayamaz duruma gelince kalan tohumları iade etmek istediğini ancak davalının buna yanaşmadığını, bunun üzerine müvekkilinin iki adet iade faturasıyla malları davalıya geri gönderdiğini, davalının bu malları geri almadığı, iade faturalarının toplam bedelinin yaklaşık 125.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin iade edeceği 25.000,00-TL'lik daha malın elinde kaldığını, bu bedeller karşılığında müvekkilinin keşidecisi olduğu, muhatabı ..... olan .... nolu 30.06.2017 tarihli 25.000-TL bedelli, ... nolu 30.07.2017 tarihli 25.000-TL bedelli, .... nolu 30.08.2017 tarihli 50.000-TL bedelli ve ... nolu 30.09.2017 tarihli 50.000-TL bedelli olmak üzere toplam 150.00-TL bedelli çeklerin davalıda bulunduğunu, bu çeklerin bedelsiz kaldığını belirterek, belirtilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine 1.000 TL dekleştirici tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 1 yıl süreli olduğunu, davacının dayandığı sözleşme gereklerine kendisinin uymadığını, özellikle satın alma taahhüdünde bulunduğu mallara karşılık vermesi gereken teminat mektubunu vermediği ve asgari alması gereken mal miktarı kadar mal almadığını, müvekkilinden yaklaşık 285.000 TL bedelinde mal aldığı halde teslim ettiği çek bedelleri toplamının 200.000 TL olduğunu, kaldı ki müvekkilinin davacıya 810 paket Heidi marka biber tohumu sattığı ve bunun 359 paketinin daha önce iade edildiği halde, davaya konu 07/02/2017 tarihli 2 adet faturadaki tohum paketinin 451 paketten fazla olmaması gerekirken, 551 paket olarak gösterildiği, müvekkilinin bundan önceki ürün iadelerini kabul etme sebebinin de alacağını tahsil etme riskini ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmenin 07.09.2016 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin eki niteliğindeki garanti edilen asgari satış tutarı tablosuna göre davacının 07.09.2015-07.09.2016 dönemi içinde davalıdan toplam 7150 paket ürün alım alması gerekirken 3241 paket ürün alındığı, davacı tarafından kesilen iade faturalarının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, distribütörlük sözleşmesine göre, satılıp teslim alanın bir malın davalı satıcıya iadesinin mümkün olmadığı, aynı dönemde davalının sözleşmede belirtilen bölgelere satışının bulunmadığı, dolayısı ile davacı tarafından davalıya verilen ve yargılama sırasında bedelleri ödenen çeklerin istirdadının gerekmediği, yine TTK 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı ödenmesini gerektirir yasal bir neden bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki sözleşmenin 1 yıllık olmasına rağmen davalı satıcının bu bir yıllık süre geçtikten sonra da müvekkiline mal satıp, ticari ilişkiyi sürdürmek suretiyle sözleşmeye uymaya devam ettiğininin mahkemece dikkate alınmadığı; aralarındaki sözleşmeye göre kendisinden malların geri alınmasının istenemeyeceği belirtildiği halde davalının bir kısım malları geri aldığının mahkemece gözetilmediği; bütün bunların sözleşmenin yenilendiği anlamına geldiği; itiraza rağmen bilirkişiler 2015-2016 döneminde davalının 3. kişilere sözleşme konusu bölgede satış yapmadığı belirtildiği halde davaya konu dönem olan 2017 dönemi itibarıyla inceleme yapılmamasının ve mahkemece bu hususta araştırma yapılmadan karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı verilmiş bir karar olduğu; davalının müvekkili şirkette çalışan ... isimli bir personeli bünyesinde çalıştırarak aynı bölgede 3. kişilere distiribütör fiyatlarıyla mal sattığının tanık beyanıyla kanıtlanmasına rağmen mahkemenin buna itibar etmemesinin doğru olmadığını belirterek; kararın kaldırılmasına ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, bedeli için çekle ödeme yaptıktan sonra iadesi gereken mallar için verilen toplam bedeli 150.000,00 TL olan çeklerin bedelsiz kalmasına rağmen davadan sonra davalı tarafından tahsil edilmesi sebebiyle istirdatına ve aralarındaki distribütürlük sözleşmesinin devam ettirilmemesi sebebiyle müvekkilinin davalı için sözleşmenin geçerli olduğu dönemde müşteri çevresi oluşturmasına bağlı denkleştirici tazminat talebine ilişkindir.
Mahkeme davacının her iki talebini de reddetmiş, karar davacı tarafça belirtilen gerekçelerle istinaf edilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, buna göre davacıya 392.573,57 TL bedelli fatura muhteviyatı 3.241 paket tohum sattığı, karşılığında 78.017,90 TL bedelli malın davalıya iade eldiği, 314.468,00 TL de davacıdan tahsilat yaptığı dava tarihi olan 09.03.2017 tarihi itibari ile bakiye alacağının 87,66 TL olduğu, davacının iade etmek istediği tohumlar için düzenlediği iki adet faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, davalıya herhangi bir borcu olmadığı, ödeme dekontlarından ve banka yazılarından davacının davalıya verdiği 150.000,00 TL değerindeki 4 adet çekin ödenmiş olduğu; davacının davalıya düzenlediği ve iade etmek istediği tohumlarla ilgili düzenlenen iade faturalarının davacı kayıtlarında da yer almadığı, 2015-2016 yıllarında davalı ile davacı arasındaki sözleşme kapsamındaki Mersin, Adana, Niğde ve Konya bölgelerine davacı tarafından davalı dışındaki başka firmalara satış yapılmadığı, davacının talebinin istirdada dönüştüğü, belirtilmiştir.
Davacı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının iddia ettiği 07.02.2017 tarih ve .... nolu ve 07.02.2017 tarih ve .... nolu iade faturalarının kendi ticari defterlerine işlenmediği davalının davacı şirketten herhangi bir hak ve alacağının görülmediği ifade edilmiştir.
Taraflar arasında davalı satıcıya sattığı malları geri almaya zorlayan bir hüküm olmadığının anlaşılması karşısında davacının düzenlediği iade faturalarına bağlı olarak verdiği çeklerin bedelsiz kaldığına ilişkin savunması haklı olmadığı gibi gerek taraf beyanları gerekse bilirkişi raporları karşısında davacının, düzenlediği 07/02/2017 tarihli toplam bedeli ( 92.305,73+17.056,00) 109.361,73 TL olan fatura muhteviyatını iade almamış olması, her iki taraf defterlerine göre davacının davalıdan bakiye bir alacağının olmaması karşısında dava konusu bedeli davacı tarafından ödenen çeklerden dolayı davalıdan bir alacağının olmadığı anlaşılmaktadır.
Hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren ve süreklilik arz eden sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacak olan TTK’nın 122. Maddesine göre, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; “ müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa ve Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” Ancak “Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.” hükmünü içermektedir.
Davacının aralarındaki sözleşme ilişkisine bağlı olarak davalı müvekkile vermesi gereken teminat mektubunu vermemiş olması, sözleşme ilişkisinin geçerli olduğu dönemde davacının davalıdan almayı taahüt ettiği miktarda mal almaması ve hatta aldığı miktarın alması gerekenin yarısı kadar dahi olmaması karşısında, davalının davacı ile olan tek satıcılık sözleşmesini feshetmekte haklı olduğu, bu nedenle davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59