Antalya BAM 11. HD 2021/874 E. 2024/279 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/874
2024/279
13 Şubat 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 30/01/2020
DAVANIN KONUSU: Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 13/02/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; Davalıya ait .... plakalı aracın müvekkiline .... numaralı kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu aracın .... tarihinde .... plakalı araçla çarpıştığı iddiası ile sigortalı araçta oluşan 10.500,19 TL tutarındaki hasar bedelinin tahsili için davalı sigortalının Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasında faturaya dayalı olarak ilamsız takip yaptığını, müvekkilinin, zararın teminat harici olmasına karşın sehven ödeme yaptığını, yaptıkları araştırmada hasar ile kaza iddiasının uyumsuz olduğunu tespit ettiklerini, nitekim .... plakalı araçta meydana gelen hasar için .... plakalı aracın trafik sigortacısı olan .... Sigorta'ya yaptığı başvurunun hasarın uyumsuz olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, bu nedenlerle müvekkilinin sehven icra dosyasına yaptığı 12.465,21 TL bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Davacı vekilinin, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde bu davayı açmasına imkan bulunmadığını, uyuşmazlık açısından İcra İflas Kanununun 72. maddesinin 7. fıkrasının uygulanması gerektiğini, buna göre davacının ödeme tarihinden itibaren bir sene içinde sehven yaptığını düşündüğü bedele ilişkin olarak dava açabileceğini, Mersin 3. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasında ödeme tarihinin 21/05/2015 tarihi olduğunu ancak davanın 22/06/2016 tarihinde açıldığını, dolayısıyla da davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının iddialarının doğru olmadığını, hasarın söz konusu kazadan kaynaklı olduğunu ve poliçe kapsamında bulunduğu belirterek davanın esastan da reddini talep etmiştir.
Mahkemece; ".... Davacı kazanın başka yerde tek taraflı olarak meydana geldiğini, daha sonra kaza mahalline taşındığını iddia etmişse de; davacı tarafından, bu hususta herhangi bir delil sunulmadığı gibi bu olaya ilişkin yürütülen herhangi bir ceza soruşturmasının da bulunmadığı anlaşılmıştır. .... plakalı aracı kullanan ... ile ...plakalı aracı kullanan ... ın daha önceden tanışdıklarına dair de dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Alınan bilirkişi raporunda, karşı araç sürücüsünün yengesi yaralandığından bahisle "Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı" usulsüz olduğunu ve bu tutanağın geçersiz olduğunu belirterek ispat külfetinin davalı sigortalıya geçtiği belirtilmiştir. Meydana gelen trafik kazasında yaralanma olduğuna dair herhangi bir yazılı delil bulunmamaktadır. Bu nedenle bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek ispat yükü davacıya yüklenmiştir.Ayrıca basiretli tacir olan davacı gerek hukuki gerekse fiili muamelelerde daha dikkatli ve özenli olmak zorundadır. Davacı davalıya sehven ödeme yaptığını ispatlayamadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu kazada 2 aracın kafa kafaya çarpışması şeklinde anlaşmalı kaza tespit tutanağı tutulmuş ise de; dosya içerisinde bulunan resimler ile kaza tespit tutanağındaki araçların çarpışma biçimlerinin teknik olarak birbiri ile uyumlu olmaması sebebiyle müvekkili şirket tarafından ödenen tazminatın sebepsiz zenginleşme hükümleri dairesinde geri alınması talepli bir dava olduğunu, dosyada bulunan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 17/05/2018 tarihli adli raporda ''araçlarda meydana gelen hasarlar irdelendiğinde kazanın karşılıklı çarpışma şeklinde meydana gelmediği'' bilimsel ve teknik olarak tespit edildiğini, yine 3 kişilik bilirkişi heyetince düzenlenmiş raporda da ''araçlar arasındaki hasarlanmanın aralarındaki kafa kafaya çarpışma şeklinde meydana gelmediği'' şeklinde rapor tanzim edildiğini, davaya konu olmayan sigortalısının çarpıştığı araç olan .... plakalı aracın kasko sigortacısı olan .... A.Ş. tarafından da işbu aracın karıştığı kaza sebebiyle hasar ile kazanın uyumsuz olduğu tespit edildiğinden zararı karşılanmadığından hasar dosyasının da dava dosyasının içinde bulunduğunu, tüm bilirkişi raporları ve kaza tespit tutanağının çeliştiği bilimsel raporlar ile tespit edildiği halde yerel mahkemece aksi yönde hüküm tesis edildiğini, davalı tarafın davanın aksini ispatlayacak hiçbir yazılı delil sunmadığını, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, icra takibinde sehven ödenen hasar bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafındaın .... plaka sayılı aracın trafik kazası sonucu onarım bedeli 10.500,19 TL' nin tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin 17/03/2015 tarihinde tebliğ alan borçlu - davacı şirketin 21/05/2015 tarihinde 12.465,21 TL' yi icra müdürlüğüne yatırmış olduğu,
Davacı tarafından icra dosyasına yatırılan paranın teminat harici olduğu ve sehven yatırıldığı gerekçesiyle sebepsiz zenginleşme hükümlerince davalı şirketten tahsili için 22/06/2016 tarihinde eldeki davanın açılmış olduğu,
Mahkemece davacının davalıya sehven ödeme yaptığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1409 maddesi gereğince; " (1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir."
6100 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1446/2 maddesi gereğince; " Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir."
"... Poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer." ( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 19/06/2017 tarih 2016/11677 Esas 2017/6905 Karar sayılı ilamı )
Karayolları Trafik Yönetmeliği 152 maddesi gereğince: "...Sadece maddi hasarla sonuçlanan kazalarda;
a) Kazaya karışan sürücülerin tümü, yetkililerin gelmesine gerek görmez ve aralarında kazayı kendi düzenleyecekleri tutanakla tespit etmek noktasında anlaşırlarsa “Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı” düzenleyip birlikte imza altına alarak olay yerinden ayrılabilirler...."
Yapılan yargılamada mahkemece, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmış, 17/05/2018 tarihli raporda araçlarda meydana gelen hasarlar irdelendiğinde kazanın karşılıklı çarpışma şeklinde olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiş, davalı tarafın rapora itirazı üzerine bu sefer İTÜ Trafik kürsüsünde görevli bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiş, 11/09/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda da meydana gelen hasarın, kafa kafaya çarpışma şeklinde olduğu belirtilen kazada meydana gelmesinin mümkün görülmediğini, teknik olarak yapılan tespit ile hasarın teminat dışı kaldığının sigortacı tarafından ispatlandığı, hasarın kasko poliçesi teminatına giren bir olaydan kaynaklandığını ispat külfetinin davalı sigortalıya ait olduğu, davalının bunun ispatına yönelik delil sunmadığı belirtilmiştir.
Gerek 17/05/2018 tarihli ATK raporunda gerekse 11/09/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, kazanın karşılıklı çarpışma şeklinde olmadığı, hasar ve kazanın uyumlu olmadığının belirtildiği, karşı aracın hasar talebinin ZMSS tarafından reddedildiği, karşı araçta bulunan şoförün yengesi olduğu belirtilen şahsın dizlerinden yaralanmasına rağmen Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 152 maddesine aykırı olarak maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenlendiği, ( her iki araç sürücüsünün ifadesinde de şahsın yaralandığı belirtilmiştir), sigortalının ihbar mükellefiyetine aykırı davrandığı, hasarın kasko poliçesi teminatına giren bir olaydan kaynaklanmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, öte yandan davalının davadan evvel temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil bulunmadığından ödenen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
-
6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 2. maddesi gereğince Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/01/2020 tarih ve ... Esas, .... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davanın KABULÜ ile 12.465,21 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 851,49 TL harçtan peşin olarak yatırılan 212,88 TL harcın mahsubuyla bakiye 638,61 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,
c-Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ile 212,88 TL peşin harç olmak üzere toplam 242,08 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri 103,00 TL, posta masrafı 140,80 TL, bilirkişi masrafı 1.600,00 TL, adli tıp masrafı 450,00 TL olmak üzere toplam 2.293,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 12.465,21 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE,
- İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 54,40 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,
b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 223,72 TL posta masrafı, 16,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 388,822 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
- Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.13/02/2024
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20