SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1604

Karar No

2024/1315

Karar Tarihi

4 Eylül 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 25/06/2024

DAVANIN KONUSU: Elatmanın Önlenmesi (Satın Almaya Dayalı)

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 04/09/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında "... yolu Üzeri ... Mevkii tapuda ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... parselde" kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz ... istasyonunun .... tarihinden başlamak üzere 57 aylığına işleticiliği için Akaryakıt Bayilik ve Otogaz Bayilik Anlaşmaları akdedildiğini, davalının bayilik anlaşmaları sona ermesine rağmen anlaşmalar gereği kendisine verilen ariyet, demirbaş ve kurumsal kimlik giydirmelerini müvekkili şirkete iade etmediğini, bunun üzerine yapılan araştırmalar sonucu dava konusu akaryakıt istasyonunda müvekkiline ait ariyet, demirbaş ve kurumsal kimlik giydirmelerinin davalı tarafından kullanılmakta olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin müvekkili ... ' ye ait ariyet, demirbaş ve ... marka, logo ve giydirmeleri izinsiz ve hukuka aykırı kullanmak sureti ile müvekkili şirketin tanınmışlığı, değeri ve itibarından haksız şekilde faydalanarak kazanç sağlama çabası içine girdiğini, müvekkili şirketin 67 yıllık emeği sonucu Türkiye' nin en büyük ve önemli yabancı sermayeli kuruluşlarından biri olarak bir dünya markasına haline geldiğini, kamuoyunda kazandığı haklı itibarını korumak için davalının haksız rekabet eylemlerinden dolayı işbu davayı ikame etme zorunluluğu doğduğunu, davalının eylemleri sonucu tüketiciyi kandırmak suretiyle haksız zenginleşmesi ve müvekkili şirketin sınai mülkiyet haklarına tecavüz etmesi ile müvekkilinin maddi ve manevi zararının her geçen gün arttığını, mahkemece haksız rekabetin devam ettiği durumlarda bu durumun ortadan kaldırılması amacıyla haksız rekabetin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilebildiğini beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava konusu ... yolu üzeri ... Mevkii tapuda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz istasyonunda ... marka ve logolarının yer aldığı kurumsal kimlik giydirme, fiyat panosu, totem vb ekipmanların sökülerek yediemin olarak müvekkili şirkete teslimi ve davalı tarafça kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, neticede davanın kabulü ile davalı şirketin ... yolu üzeri ... Mevkii tapuda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki mevcut akaryakıt istasyonunda ... marka, logo ve görsellerin kullanmak suretiyle yürüttüğü faaliyetin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men' ine, müvekkili şirketi ait olup, davalıya ariyeten teslim edilen ve üzerinde müvekkili şirket marka ve amblemlerinin yer aldığı ... /... /... , ... /... (... ), ... /... (... ), ... /... /... /... /... (... ) ekipmanlarının sökülerek müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece 31/05/2024 tarihli ara kararı ile; mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması nedeniyle, bayilik sözleşmesi, sözleşmede sözleşmenin feshi halinde dahi ... marka ve logolu ürünlerin teslim edileceğine dair hüküm bulunması, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmedeki sürelerin dolması hususları nazara alındığında ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 393/1. maddesi gereğince, ihtiyati tedbire ilişkin bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde toplam 250.000,00TL nakdi teminatın veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun Mahkememize ibrazı halinde tedbir isteyenin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... parselde kayıtlı taşınmazda kurulu davalının işletmesi halinde akaryakıt ve ... servis ve satış istasyonu üzerinde davacı ... 'ye ait ... marka ve logolu tüm malzeme ve ekipmanlar ile ... giydirme ve görsellerinin ihtiyati tedbir yoluyla davalı tarafça kullanılmasının durdurulmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili, verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili aleyhine verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, esası çözer mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinin Yargıtay içtihatları ve Bam kararları ile sabit olduğunu, eşyaların kime ait olduğunun dahi yargılama neticesinde ortaya çıkabileceğini, tek taraflı beyanla müvekkiline ait istasyonda faaliyeti engeller nitelikte işlem yapılmaya çalışıldığını, 5015 sayılı yasa gereği zaten dağıtım şirketlerinin marka ve logolarını kullanmasının yasak olduğunu belirterek verilen ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece 25/06/2024 tarihli ara karar ile; "... davacı vekili dava konusu ... yolu Üzeri ... Mevkii tapuda ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz istasyonunda ... marka ve logolarının yer aldığı kurumsal kimlik giydirme, fiyat panosu, totem vb ekipmanların sökülerek yediemin olarak müvekkili şirkete teslimi ve davalı tarafça kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş; mahkememizin 31/05/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne kararı verilmiş, davalı ihtiyati tedbire itiraz etmekle talep duruşmalı olarak değerlendirilmiştir. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bir kanun hükmünün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi ve kurala ilişkin farklı içtihatların varlığı tek başına kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu yargısına ulaşmayı haklı kılmaz. Bununla birlikte birden fazla içtihadın varlığı hukuk kurallarının temel bir özelliği olan bireyin davranışını yönlendirebilme gücünü zayıflatacak bir boyuta ulaşmışsa kamu düzeninin bozulduğundan söz edilebilir. Dava konusu olaya benzer iddialarla açılan ve hatta bir kısmında işbu davanın davacısının davacı olduğu davalarda yüksek mahkemelerce (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 13/07/2021 tarih 2021/782E. 2021/864K. sayılı kararı; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 06/09/2021 tarih 2021/1218E. 2021/933K. sayılı kararı) ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması, Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması, bayilik sözleşmesi, sözleşmede sözleşmenin feshi halinde dahi ... marka ve logolu ürünlerin teslim edileceğine dair hüküm bulunması, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmedeki sürelerin dolması hususları nazara alındığında ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ve aynı nedenlerle ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine" karar verilmiştir.

Ara karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmaz üzerinde kiracılık hakkına sahip olduğunu, verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline telafisi imkansız zararlar verdiğini, mahkeme gerekçesinde belirtilen emsal kararların somut olaya uygun olmadığını, esası çözer mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinin Yargıtay içtihatları ve Bam kararları ile sabit olduğunu, eşyaların kime ait olduğunun dahi yargılama neticesinde ortaya çıkabileceğini, tek taraflı beyanla müvekkiline ait istasyonda faaliyeti engeller nitelikte işlem yapılmaya çalışıldığını, 5015 sayılı yasa gereği zaten dağıtım şirketlerinin marka ve logolarını kullanmasının yasak olduğunu belirterek verilen ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.

Talep, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur.“ Kanun da açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada ( normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlardan bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumundan ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “ Yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.(HMK'nın 390. Madde Gerekçesi)

Buna göre ihtiyati tedbir için tam ispat aranmamakla, davacının gösterdiği ispat vasıtalarına göre ilk derece mahkemesinin tedbire karar verdiği, davalı yanın olası zararının gözetilerek teminat alındığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

  2. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

  3. Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  5. İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

  6. Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.04/09/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınDayalı)(SatınElatmanınÖnlenmesikonusuantalyaAlmaya

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim