Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/1329
2024/1304
19 Temmuz 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 19/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 18/04/2024
DAVANIN KONUSU: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 19/07/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili 08.04.2024 tarihli ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile; 29.03.2024 tarihli celsede alınan 1 numaralı ara karar ile somut davacı zararının tespiti için rapor alınmadığını, alınan raporların noksan ve yetersiz olduğunu, bu nedenle somut zarar miktarları hakkında rapor alınması taleplerinin reddi ile talep edilen zarar miktarının bildirilmesi görevinin taraflarına verilmesine ilişkin kararın hatalı olduğunu, bu karardan dönülmesini, dosyada ek rapor alınması kararı olmasına rağmen ek raporun alınmadığını, davacı tarafça talep edilebilecek zarar miktarının bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğine ilişkin taleplerinin yine reddi halinde doğrudan davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettikleri zararların davacının şirketteki payı dikkate alınarak bu tespitlerin yetersiz olup davacının uğradığı gerçek zararın karşılığı olmadığını, davacıya iş bu dava açılmadan önce şirketten ne kadar parayı kendi hesaplarına aktardıklarını, davacıya rahatlıkla verilen zararın miktarını bildiklerinden 800.000 USD ödemeyi teklif ettiklerini, davacının 1995 yılından bu yana hiç kar payı dahi alamadığından ve alacağının daha çok olduğunu ve davalıların usulsüz işlemlerini, şirketin parası ile başka yerlere nasıl yatırımlar nasıl işler yaptıklarını bildiğinden kabul etmediğini, ancak mahkemece eksik ve hatalı incelemelerin, raporlar sonucu tespit edilen ve dosyaya yansıyan, davacının hissesine düşen zarar/alacak miktarının 3.338.270,57 TL olduğunu, şirketin fiilen tüm demirbaşları da satılmak, araçlar kendi şahısları adına geçirilmek ve muvazaalı bir çok alım satımlarla, şirketi borçlandırmak suretiyle genel kurul kararı dahi olmadan usulsüz bir şekilde fiilen sonladırıldığını, mahkemece yönetici kayyum atanması talepleri hakkında 3 yıl sonra yönetici kayyım atanmasına karar verildiğinden bu süre içinde davalıların şirketin içini boşalttıklarını, ancak biz her ne kadar davacı pay sahibi şirket ortağına ve şirkete ayrı ayrı zararların ödenmesini talep etmiş iseler de ödenmesi yönündeki taleplerini atiye bıraktıklarını, talepleri doğrultusunda davacıya ödenek net zararın pay oranına göre bilirkişi tarafından hesap edilmesi gerektiğini, raporlarda mahkemece atanan yönetici kayyım olan ... zararın nasıl oluştuğuna ilişkin ilk tespit ve raporunun da dikkate alınmadığını, davalıların davacıya davadan önce 800.000 USD ödeyerek şirkette kalabileceğini ya da hisselerinin kendilerine devredilmesini teklif ettiklerini, ancak, şu anda tespit edilen zarara göre müvekkilinin sadece yaklaşık 105.000 USD alabileceğini, mahkemece davanın kabul edilmesi durumunda alacağın tahsil edilip edilemeyeceğinin de şüpheli hale geldiğini, şirket müdürleri olarak davalıların şirketi TTK ve vergi hukuku ve TBK hükümlerine aykırı ve şirketi ve şirket ortaklarını zarara uğratıcı şekilde bir çok usulsüz iş ve işlemler yaptıklarının yönetici kayyum raporu ile de sabit hale geldiğini, ayrıca ceza mahkemesince davalı şirket müdürü ...'ın mahkum olduğunu ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle davalıların işlettiği ... , ... yıl ve ... de bulunan stokları demirbaşları ve elden çıkarılan değerler ile bunların nereye kullanıldığı, usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususları ile bahsettikleri ve henüz öğrenci iken hiç bir geliri olmayan davalı ... adına açılan işletmeler ile ilgili ise hiç bir işlem yapılmadığını, paranın kaynağı olan ... davacının %21 paya sahip olduğu halde şirket stokları ile kazançlarının borçları ile alacaklarının şirketten diğer şirketlerine kooperatife aktarılan para olup olmadığı varsa miktarı diğer şirketlerin öz sermayesinin ne kadar olduğu, ödemesinin yapılıp yapılmadığı hangi yolla yapıldığı da tespit edilmediğini, davacının %21 pay sahibi olduğu şirketin kazancının usulsüz belgesiz muvazaalı borçlar ihdas edilerek kendi şahsi hesaplarına ve yeni kurdukları şirketlere aktarımların miktarının da araştırılmadığını beyanla duruşma günü beklenmeksizin öncelikle mahkemenin 29.03.2024 tarihli duruşmasının 1. maddesindeki bilirkişi marifeti ile müvekkilin talep edebileceği zararın miktarının tespiti için rapor alınması taleplerinin reddine ilişkin ara karardan dönülmesine, 01.09.2018 tarihli dilekçelerinde belirttikleri ve adına davalı ... tarafından şirketler açıldığı dönemde üniversite öğrencisi olan hiç bir geliri bulunmayan ... adına açılan ... ile ..., ... ... ilçesinde ... adlı ... ilişkin kurucu ve ortakları ile sermayelerinin ilgili sanayi ticaret odasından istenilmesini, gelen bilgilere göre bu şirketlere davacının ortak olduğu ... para girişi olup olmadığının, borçlandırılıp borçlandırılmadığının, borçlanmış ise usulüne uygun ve inandırıcı olup olmadığının tespiti için ... ... hiçbir hukuki alışverişi olmadığı halde bedelsiz olarak belgesiz şekilde borçlandırılıp davacının ortak oladuğu ... parasının aktarılıp aktarılmadığı ve diğer şirketlere para transferi olup olmadığının ... ilçesinde kurulan , bu şirketlerin öz sermayelerinin ne kadar olduğu ile tüm beyanname banka ve hesap hareketleri temin edildikten ve ... müzekkere yazılarak genel müdürlük envanterine göre ... yapılan 1995-2023 arası satışlara ilişkin bilgi ve belgelerinin ... ve ... celbinden sonra mahkemece tespit ettirilen bedeller de dikkate alınarak davacının gerçek zararının tespiti için farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına, bu taleplerinin reddi halinde 29.03.2024 tarihli ara kararı uyarınca doğrudan davacıya ödenmesine karar verilmesini istedikleri dava değerinin 3.338.270,57 TL'si olduğu, şirket yönünden taleplerini atiye bıraktıklarını, 5000 TL olan dava değerini 3.333.270,57 TL arttırmak suretiyle nihai talepleri olan 3.338.270,57 TL'sinin 6102 sayılı TTK 553 vd hükümlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile tahsili ile davacı şirket ortağı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, gelinen aşama itibariyle davalıların menkul ve gayrimenkul mallarına 3.şahıslardaki hak ve alacaklarına HMK mad.392/1 (İİK 257 vd) hükümleri gereğince teminatsız olarak devirlerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir/haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "değer arttırım dilekçesi verilerek ihtiyati haciz talep edilmiş ise de; dosyada gelinen aşamada davacının talebinin net olmadığı, şirket yönünden talebin atiye bırakıldığına ilişkin dilekçe verildiği, Mahkememizce bu hususun açıklanması talepli davacıya ihtarname gönderildiği, ayrıca değer arttırım dilekçesi verilmesine rağmen arttırılan değere ilişkin harcın yatırılmadığı ve dosyadaki bilirkişi raporları yeterli olmadığından yeniden bilirkişi raporu alınmasının talep edildiği görüldüğünde (Mahkememizce dosyada mevcut bilirkişi raporları ve ek bilirkişi raporunun gelinen aşamada yeterli olduğu ve yeniden bilirkişi raporu alınmasının yargılamanın sürüncemede bırakılması niteliğinde olduğu dikkate alınarak) ihtiyati hacze ilişkin yukarıda belirtilen yasal koşulların bulunmadığı görülmekle ihtiyati haciz isteminin reddine" şeklinde karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı/ihtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların müdürleri olduğu şirkette müvekkilinin %22 hisse ile şirket ortağı olduğunu, davalı ...'ın kızı olan diğer davalı ...'ın o tarihlerde henüz üniversite öğrencisi olmasına rağmen şirketten büyük miktarda alacaklı hale getirildiğini, şirketin gelirleriyle, kızı davalı adına aynı alanda faaliyet gösteren işyeri açıldığı gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketler kurulduğunu, şirketin malvarlığının elden çıkarıldığını, davalıların ceza mahkemesinde mahkum olduklarını, dava açıldıktan sonra yönetim kayyımı atanması beklenen 3 yıllık süre zarfında şirketin içinin davalılar tarafından danışıklı olarak sahte işlemler ile boşaltıldığını, davalıların birbirlerini muhasebesel kayıtlar üzerinden şirketten alacaklı hale getirdiklerini, müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalıların şahsi mal varlıklarını da kaçırma çabası içeresinde olduklarının haricen öğrenildiğini, ihtiyati haciz ve tedbir kurumunun geçici bir koruma sağlayan hukuki bir önlem olduğunu, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kurumunun ihdas amacına aykırı olarak ihtiyati haciz taleplerini reddettiğini, dava değerinin artırıldığını, harcın ikmal edildiğini, ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
İstinafa konu ara karar ise 18.04.2024 tarihli davacı vekilinin ihtiyati haciz,ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52