SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya BAM 11. HD 2023/1877 E. 2024/13 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1877

Karar No

2024/13

Karar Tarihi

9 Ocak 2024

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

KARAR TARİHİ : 09/01/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 07/02/2018

DAVANIN KONUSU : Alacak

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ : 09/01/2024

İlk derece mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi HMK'nın 356 vd. maddelerince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hisse devir sözleşmesine ilişkin bir belge imzalandığını, bu kapsamda dava dışı ... Doğal Kaynak Suları A.Ş.'nin %50 hissesinin 1.500.000 Euro karşılığında devri konusunda anlaşıldığını, müvekkili tarafından 550.000 Euro tutarında ödeme yapıldığını, ancak şirketin herhangi bir faaliyetinin olmadığının, kar elde edilemediğinin anlaşılması üzerine davalıya ihtarname gönderilerek ödenen bedelin geri istendiğini, şirket ortaklığından çıkmak amacıyla Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmede müvekkilinin herhangi bir sebeple vazgeçmesi halinde verdiği parayı makul süre vererek geri alabileceğinin kararlaştırıldığını beyan ederek müvekkilinin davalıya ödediği 400.000 Euro'nun davalıdan tahsili ile müvekkilinin bakiye borcu olan 1.000.000 Euro nedeniyle borçlu olmadığının ve sözleşmenin feshedildiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davalı vekili, davacının Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde çıkma istemi ile dava açtığını, her iki davada da aynı yönde talepte bulunduğundan mükerrer isteminin bulunduğunu, davacının sözleşme uyarınca şirketin işletmesinin yatırım ihtiyacı olduğunu bildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, davacı ve davalı arasında imzalanan sözleşmeye dayalı olarak davalının yetkilisi ve büyük hissedarı olduğu dava dışı ... Doğal Kaynak Suları Madencilik Turz. Gıda İnş. İth. İhr. Tic. Paz. San. A.Ş.'nin %50 hissesinin davacıya devredilerek tescil edildiği, yine sözleşme gereğince davacının 400.000,00 Euro peşin ödeme yaptığı ve karşılığında senet aldığı, sözleşmede her ne kadar "Herhangi bir sebeple vazgeçmesi halinde verdiği parayı makul süre vererek geri alabileceği" kararlaştırılmış ise de; hisse devri gerçekleşmiş olup ticaret sicilinde gerekli tescil de yapılmış olmakla koşulsuz dönme hakkının bu aşamada kullanılmasının mümkün olmadığı, fakat davada da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 31/5 maddesi gereğince edimler arasında aşırı orantısızlık bulunmasının esaslı yanılma olduğu, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödenen bedelin iadesinin talep edilebileceği, davacı tarafın hisse devrinden sonra Antalya 5. Noterliği'nin 16.06.2014 tarih ve ,,, yevmiye nolu ihtarnamesi ile fesih iradesini, ortaklıktan ayrılmak istediğini, ödediği bedelin iadesini talep ettiği, yine Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 24.07.2014 tarihinde açtığı davada ortaklıktan ayrılmak isteğini ileri sürdüğü, yine Kayseri 7. Noterliği'nin 19.11.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde de sözleşmeyi feshettiği, ödediği bedelin iadesini talep ettiği, sözleşmede devredilen %50 hissenin değerinin 1.500.000,00 Euro olarak belirlendiği, devir tarihi olan 06.12.2013 tarihi itibari ile TL cinsinden devir bedelinin 4.190.700,00 TL olduğu, davacının edimi ile gerçek hisse bedeli arasında yaklaşık 8 kat oranında fark bulunmakla edimler arasında oransızlık bulunduğu, davacının ediminin fahiş olup, karşılığında davalının ediminin çok düşük miktarda olduğu, yine bilirkişi raporundan fabrikanın metruk vaziyette olduğu, herhangi bir su girişinin olmadığı, çalışır vaziyette olmadığı, bina ve makinelerin terkedilmiş gayri faal olduğu, davacının hile ve esaslı yanılma sonucu sözleşmeyi imzaladığı ve bu nedenle de sözleşmeden dönebileceği ve ödediği bedeli geri isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan hisse devrine ilişkin tarihsiz sözleşmenin feshedildiğinin tespitine, dava dışı ... Doğal Kaynak Suları Madencilik Turz. Gıda İnş. İth. İhr. Tic. Paz. San. A.Ş.'nin davalı tarafından davacıya devredilen %50 hisseye karşılık gelen 2500 hissesinin davalıya iadesi karşılığında davacının ödediği 400.000,00 Euro'nun 01.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca Euro cinsi mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının bakiye sözleşme bedeli olan 1.000.000,00 Euro'dan dolayı borçlu olmadığının tespiti yönünde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davada hata hükümlerine dayanılmadığını, davanın taraflar arasındaki protokolün son paragrafı uyarınca hisse devir sözleşmesinin feshi yönünde olduğunu, davacı tarafın dayandığı vakıaları değiştirerek, hata, hile, gabin iddialarına dayanmasının ancak karşı tarafın açık muvafakatı ile mümkün olduğunu, bu yönde bir muvafakatlarının bulunmadığını, TBK'nın 39. maddesi uyarınca eldeki davanın ancak bir yıllık süre içerisinde açılabileceğini, davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığını, müvekkili tarafından davacının iradesinin yanıltılmadığını, dosyada örneği mevcut 14.000 dönümde sahip olunan arama ruhsatının hiç dikkate alınmadığını, şirkete ait değerlerin güncellenmediğini, anlaşma uyarınca davacıya verilen senedin teminat niteliğinde olmasına rağmen davacı tarafça icraya konulduğunu, davacı hakkında bu nedenle suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının 14/10/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı olarak atandığını, davacının vekilinin genel kurulda tesisi faaliyete geçirip çalıştırmak niyetinde olduklarının beyan ettiğini, bu durumun davacının hataya düşmediğinin bir kanıtı olduğunu, teminat senedinin davalıya iadesi ile ilgili bir karar verilmediğini istinaf nedenleri olarak göstermiştir.

Dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinin feshinin tespiti, hisse devir bedelinin iadesi ve bakiye hisse devir bedeli nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dairemizin 31/12/2018 tarih, ... Esas - ... karar sayılı ilamıyla "Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında anonim şirket hisse devir sözleşmesi yapıldığını, sözleşme uyarınca müvekkiline dönme hakkı tanındığını, anonim şirketin işletmesi olan su üretim tesisinin çalışmadığını, şirketin kar etmediğini, bu nedenle sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilinin dönme hakkını kullandığını ileri sürmüş, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile TBK'nın yanılma hukuki kurumuna ilişkin hükümleri gereğince davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davalı vekili, istinaf dilekçesinde; davacı tarafça hata hükümlerine dayanılmadığı, davanın sebebi olarak sözleşmedeki dönme hakkına işaret edildiğini ileri sürmüş ise de; davacı tarafa ait dava ve cevaba cevap dilekçelerinde hata hükümlerine de dayanıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı itibariyle davacının davaya konu şirketin hisselerini 1.500.000 Euro bedelle devraldığı, davacının otel işletmecisi bir tacir olup, hissesini devraldığı şirketin ekonomik durumu, bilançosu, vergi borçları ve işletmelerinin durumu konusunda bilgi edinmesi gerektiği, ayrıca sözleşme kapsamında dava dışı şirkete ait ticari işletmenin yatırım ihtiyacı olduğunun tespit altına alınıp bu konuda gerekli yatırımların borçlanmak suretiyle gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu hale göre; davacı tarafça hata hükümlerine dayanılarak sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi mümkün değildir. Ancak taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca ''herhangi bir sebeple ... vazgeçerse verdiği parayı makul süre vererek geri alabilir'' şeklinde hüküm bulunmaktadır. Nitekim davacı taraf da esasen bu hükme dayanarak sözleşmenin feshedildiğinin tespitini ve diğer taleplerini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından karar gerekçesinde şirket hisse devir işleminin gerçekleştiği ve ticaret sicilinde gerekli tescil işleminin yapılması nedeniyle koşulsuz dönme hakkının bu aşamada kullanılmasının mümkün olmadığı belirtilmiş ise de; 6102 sayılı TTK uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmamaktadır. Öte yandan davaya konu hisselerin davacı tarafça devralındıktan sonra şirket pay defterine işlendiği hususu da çekişmesizdir. Sözleşmeden dönme hali, taraflar arasında düzenlenen her hangi bir sözleşmenin kurulmasından sonrasına etki edebilecek bir bozucu işlem olup, bu husus sözleşmeden dönme hukuki kurumunun olması gereken bir özelliğidir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerde pay senetlerini düzenleyen 484 ve devamı maddelerinde de sözleşmeden dönmeye ilişkin bir kısıtlılık hükmü bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede davacıya herhangi bir sebep bildirmeksizin sözleşmeden dönme hakkı tanındığına göre; sözleşmeden dönme durumunun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı taraf hissesini satın aldığı şirketin atıl durumda olduğunu, kar elde etmediğini ve umduğu tutarda bir yatırım özelliği taşımadığını ileri sürmüş olup, gerek iddianın ileri sürülüş biçimi, gerekse süresi itibariyle davacının fesih işlem ve eylemlerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu düşünülemez. Davacı tarafça eldeki davanın açılmasından önce mahkemeye başvurularak anonim şirket ortaklığından çıkma isteminde bulunulmuş olması ve yargılama sırasında davacının ortaklar genel kurul toplantısında dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi hususları da bu duruma aykırı görülmemiştir." gerekçeleriyle davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılarak davacının davasının bu gerekçe ile kabulüne karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 01/07/2020 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamııyla "1- Aşağıdaki bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. Dava, taraflar arasındaki sözleşmedeki dönme hakkının hüküm altına alınması istemine ilişkin olup, davacı dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde her ne kadar hataya düştüğünden söz etmişse de dilekçelerin bütünü nazara alındığında ve dilekçelerin netice-i talep kısımlarında sözleşmeye geçerlilik tanınarak taraflar arasındaki sözleşme hükmü dairesinde feshettiğini ileri sürerek sözleşme uyarınca 400.000 Euro’nun davalıdan tahsili ile müvekkilinin bakiye borcu olan 1.000.000 Euro nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve sözleşmenin feshedildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Dava bu şekilde bir hukuksal nedene hasredilmişken İlk Derece Mahkemesince davacınının sözleşmeden kaynaklı dönme hakkının yerinde olmadığı ancak davacının hataya duçar olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Mezkur hükme karşı davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvurmamış olması sebebiyle varlığını ileri sürdüğü dönme hukuki sebebinden kaynaklı istemin reddine dair kararın gerekçesi, davalı taraf bakımından usuli müktesep hak oluşturmaktadır. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf istemi üzerine İlk Derece Mahkemesinin hata sebebine dayalı davanın kabulüne dair kararı yerinde görülmeyerek kaldırılmış fakat bu kerre davacı yanca sözleşmedeki dönme hakkının kullanılmasının haklı nedenlere dayandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak az önce de açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesinin dönme hukuki sebebinden kaynaklı istemin reddine dair kararının gerekçesi davalı bakımından usuli müktesep oluşturduğu gibi Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 355. maddesine de uygun olmadığı anlaşılmakla bu hususlar gözardı edilerek verilen hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar vermiştir.

Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hazır olan tarafların beyanı alındıktan sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2020 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir.

Dairemizin 24/11/2020 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı direnme kararında özetle, "Dairemizin 31/12/2017 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf isteminin ilk derece mahkemesinin gerekçesi yönünden kabulüne karar verilmiş olup, Yargıtay Bozma ilamına muhalif kalan Yargıtay üyelerinin karşı oy gerekçelerinde de belirttikleri gibi dava dilekçesinin içeriğinden de "davacı hem sözleşmedeki hakkını kullanarak hem de hataya düşürüldüğü nedeni ile sözleşme ile bağlı olmadığı iradesini açıklamıştır." şeklindeki ifadesinden görüleceği üzere davacı taraf açıkça hata hükümlerine dayanmıştır. Yargıtay bozma ilamına dairemizce uyulması durumunda bilirkişi raporlarına göre, dava dışı şirketin bilanço değeri davacının şirket hisselerini devir aldığı 06.12.2013 tarihi itibariyle %50 hisse değeri 4.190.700 TL (1,5milyon Euro x 2,80=) olarak gösterilmiş ise de, o tarihte şirkete ait taşınmaz ve işletmelerin toplam rayiç değerinin 1.037.923 TL olup, bunun davacının aldığı hisse oranı olan %50 itibariyle yaklaşık 519.000 TL olduğu, anılan malvarlıkları satışa çıkarıldığında, reel gelirin çok daha düşük olacağının aşikar olduğu, bu durumda, 8 kat fazla fiyat öngörülmek suretiyle davacının esaslı hataya düşürüldüğü, esasen şirket aleyhine Antalya 12.İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan 600.000 TL’lik icra takibi esas alındığında, tablonun daha da davacı aleyhine olabileceği, şirket bünyesinde var gözüken fabrika ve makine gibi bir çok varlığın atıl ve kullanılamaz vaziyette olduğunun sözleşmeden ve kısmi edadan sonra anlaşıldığı, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunduğu, davacı tarafça ispat edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilip, davalı vekilinin temyizi kabul edilmek sureti ile dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde her ne kadar davacının hataya düştüğünden söz edilmiş ise de, dilekçelerin bütünü nazara alındığında ve dilekçelerin netice-i talep kısmında sözleşmeye geçerlilik tanınarak taraflar arasındaki sözleşme hükmü dairesinde sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek davacının talepte bulunduğu kabul edilmek ve İlk Derece Mahkemesi kararında dönme hakkının yerinde olmadığı, ancak davacının hataya duçar olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, bu karara karşı istinaf talebinde bulunanın davalı olması sebebiyle dönme hukuki sebebinden kaynaklı istemin reddine dair kararın gerekçesinin davalı bakımından usuli müktesep hak oluşturduğu belirtilmek sureti ile bozma kararı verildiğinden; davacının, şirketin % 50 hissesine 8 kat fazla fiyat öngörüldüğü ispat edilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesi açık bir hak kaybına yol açacaktır. Öte yandan, Yargıtay bozma kararının aksine Bölge Adliye Mahkemelerine İlk Derece Mahkemelerinin kararlarını kaldırıp tamamen yeniden hüküm verme yetkisi HMK'da verilmiştir. Bu yetkinin kullanılması dava dosyasında bulunan delillerin tamamının değerlendirilmesiyle olacağından ve istinaf mahkemesinin dosyadaki delillerin bir kısmını hiç değerlendirmeden yeniden esas hakkında hüküm kurması istinaf sistemiyle de bağdaşmayacağından, İlk Derece Mahkemesinin kararını istinafa taşıyanın lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı da gözetilerek, açık hak kaybına yol açacak Yargıtay'ın bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle önceki kararımızda direnilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2023 tarih ... Esas, ... karar sayılı ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince, davacı taleplerinin taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen dönme hakkına ilişkin hukuki sebep yönünden reddedilip irade sakatlığı hukuki sebebine dayalı kabul edilmiş olması ve bu karara ilişkin davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmamış olması sonucu taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen dönme hakkına ilişkin hukuki sebep yönünden davacı taleplerinin reddine ilişkin gerekçe, davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hak oluşturmaktadır. Zira İlk Derece Mahkemesi kararındaki davacının taleplerinin dönme hakkına ilişkin hukuki sebep yönünden yerinde bulunmamasına dair gerekçenin istinaf başvurusunda bulunan davalı tarafın sıfatına bağlı olarak 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereğince istinaf inceleme kapsamı dışındadır. Bu çerçevede her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; bozma kararlarının aksine Bölge Adliye Mahkemelerine İlk Derece Mahkemelerinin kararlarını kaldırıp tamamen yeniden hüküm verme yetkisi verildiği, bu yetkinin kullanılmasının dava dosyasında bulunan delillerin tamamının değerlendirilmesiyle olacağından ve istinaf mahkemesinin dosyadaki delillerin bir kısmını hiç değerlendirmeden yeniden esas hakkında hüküm kurmasının istinaf sistemiyle de bağdaşmayacağı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesinin kararını istinafa taşıyanın lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı belirtilmiş ise de; hukukumuzda kabul edilen dar anlamda istinaf sistemine uygun olarak 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesi, davalının ileri sürdüğü istinaf sebepleriyle sınırlı olarak gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmamış olması nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nazara alınmaksızın davacının dönme hakkının haklı nedenlere dayandığından bahisle verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesine uygun bir karar olduğu söylenemez. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen dönme hakkına ilişkin hukuki sebebe dayalı davacı taleplerinin reddine ilişkin gerekçe yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereğince davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri çerçevesinde yapılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlara aykırı şekilde davacının sözleşmeden dönme hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü taleplerin kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

" gerekçesiyle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı ve duruşma günü taraflara usulüne uygun tebliğ edilerek, tarafların beyanları alındıktan bağlayıcı ve uyulması zorunlu olan Hukuk Genel Kurul kararı gereğince Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin bozması doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir.

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında da "2- Dava, taraflar arasındaki sözleşmedeki dönme hakkının hüküm altına alınması istemine ilişkin olup, davacı dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde her ne kadar hataya düştüğünden söz etmişse de dilekçelerin bütünü nazara alındığında ve dilekçelerin netice-i talep kısımlarında sözleşmeye geçerlilik tanınarak taraflar arasındaki sözleşme hükmü dairesinde feshettiğini ileri sürerek sözleşme uyarınca 400.000 Euro’nun davalıdan tahsili ile müvekkilinin bakiye borcu olan 1.000.000 Euro nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve sözleşmenin feshedildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Dava bu şekilde bir hukuksal nedene hasredilmişken İlk Derece Mahkemesince davacınının sözleşmeden kaynaklı dönme hakkının yerinde olmadığı ancak davacının hataya duçar olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir." şeklindeki gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının davasını hasrettiği hukuki sebebinin dilekçelerin netice-i talep kısımlarından da anlaşılacağı üzere sözleşmeye geçerlilik tanınarak taraflar arasındaki sözleşme hükmü dairesinde feshettiğini ileri sürerek sözleşme gereğince ödediği 400.000,00 Euro'nun davalıdan tahsili ile bakiye 1.000.000,00 Euro açısından borçlu olmadığının tespitinin talep ettiği anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince davacının davasını hasrettiği dönme hukuki sebebi yönünden davacının sözleşmeden kaynaklı dönme hakkının yerinde olmadığı gerekçesi davacı tarafça istinaf edilmediğinden dönme hukuki sebebinden kaynaklı istemin reddi kararı davalı bakımından usulü müktesep hak oluşturmaktadır.

Her ne kadar Yargıtay bozma ilamında davacının davasını dönme hukuki sebebine hasrettiği hata hükümlerine dayanılmadığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamı itibariyle davacının davaya konu şirketin hisselerini 1.500.000 Euro bedelle devraldığı, davacının otel işletmecisi bir tacir olup, hissesini devraldığı şirketin ekonomik durumu, bilançosu, vergi borçları ve işletmelerinin durumu konusunda bilgi edinmesi gerektiği, ayrıca sözleşme kapsamında dava dışı şirkete ait ticari işletmenin yatırım ihtiyacı olduğunun tespit altına alınıp bu konuda gerekli yatırımların borçlanmak suretiyle gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu hale göre; davacı tarafça hata hükümlerine dayanılarak sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi de mümkün değildir.

Davacının Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde hissesini devir aldığı davalı, ... A.Ş. ve diğer şirket ortaklarına karşı açtığı anonim şirket ortaklığından çıkmaya izin ve sermaye payı olarak ödenen paranın istemi ile açılan davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29/05/2018 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile onandığı da görülmüştür.

Hal böyle olunca, davacının Yargıtay bozma ilamında davasını hasrettiğini belirttiği dönme hukuki sebebi yönünden ilk derece mahkemesince bu talep açısından gerekçede ret kararı verildiği, davacı tarafça bu kararın istinaf edilmemesi sebebiyle davalı yönünden usulü müktesep hak oluştuğu ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Peşin alınan 21.803,19 TL harç ile tamamlama yolu ile alınan 60.163,52 TL harç toplamından alınması gerekli 427,60 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan bakiye ‭81.539,11‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

  3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 113.077,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  5. Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE,

  6. İstinaf incelemesi yönünden;

a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 81.761,95 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,

b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı, posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere toplam‭ 1.042,5‬0 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmakla birlikte Dairemiz kararının Yargıtay'ca bozulması üzerine duruşma açıldığından ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA,

d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

  1. Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.09/01/2024

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınverilmesineAlacakkonusuantalyaiadesinehaftalıkolmadığına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim