Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1864
2024/1260
18 Temmuz 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 10/03/2021
DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 18/07/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davaya konu hisselerin davacı müvekkilinin bilgisi dışında ve haksız olarak kooperatif yönetim kurulunca davalılara devredildiğini, devir senetlerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, sadece oğlu ... kendisi tarafından yapılan hisse devrinden bilgisinin olduğunu, davalılardan ...'ın 15.08.2017 tarihinde haksız ve hukuka aykırı devir almış olduğu davalı kooperatif hissesini diğer davalı ...'a devrettiğini, davacı müvekkilin 25.08.2011 tarihinde oğlu ... devrettiği ... nolu hissenin ise oğlunun bilgisi dışında ve haksız olarak 28.04.2016 tarihinde ... sözde devredilmiş ve devir işleminin aynı tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul görmüş olduğunu, davacı müvekkilin davaya konu vakaları öğrendiğinde ... ve diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında C. Savcılığına suç duyurusunda bulunmak istediğini, ancak söz konusu şahısların vefatı nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini ileri sürdüğünü beyanla davacı müvekkilin davalı kooperatifteki hisselerinin devir işlemlerinin bilgisi dışında ve haksız olarak sona erdirildiği sebebi ile diğer davalılara yapılan hisse devir işlemlerinin iptaline, davacı müvekkilin davalı kooperatifteki üyeliğinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı kooperatif vekili, müvekkil kooperatifin aktif husumetin tarafı olmadığını, davacının, eski başkan ... ile birlikte işlemler yaptığını ifade ettiğini, davacının adı geçenle başka ticari ilişkilerinin de olduğunun anlaşıldığını, kooperatif başkanlığı ile diğer ticari ilişkilerin ayrık tutulması icap ettiğini, dilekçenin 1 ve 2 nolu bendinde yer alan davacının taşınmazının ... tarafından vekaleten satılmasının kooperatifle ilgili bir husus olmadığını, kooperatif tüzel kişiliği tarafından yapılan bir üyelik satışının olmadığını, bu nedenle gerek devirler ve gerekse kişilerin birbirlerine yönelik para alış verişlerinin kooperatif tüzel kişiliği ile ilgisinin olmadığını, davacının üyeliğinin sona ermesi ile ilgili kooperatifin işlemi olmadığını, ödeme ile ilgili ihtar çekilmiş ise de ihraç kararının olmadığını, üyelik devirlerinin üye ile devir alan arasındaki sözleşmenin kooperatif kayıtlarına işlenmesinden ibaret olduğunu, sözleşmenin kooperatif kayıtlarına işlenmesinin kooperatifi sözleşmenin ve davanın tarafı haline getirmeyeceğini, kooperatif açısından üyenin kim olduğunun önemi olmadığını ve aidatın ödenmesinin yeterli olduğunu, üyelik devirleri ile ilgili kooperatife husumet düşmeyeceğini, devirlerin geçerli olup olmadığına yargılama sonunda karar verileceğini, davacının 8 üyeliği olduğunda ısrarcı ise kendisinin ispat etmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı gerçek kişiler vekili, davacının davasının haksız ve iyi niyetten yoksun olduğunu, müvekkilleri/davalılar arasında maddi ve şekli anlamda kanunun aradığı mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, tarafların aynı kooperatife üye olmalarının beraber hareket etmelerini zorunlu kılmadığını, davacının aynı davada tüm davalılara karşı dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davacının 7 adet kooperatif üyeliğinde ayrı ayrı ortaklığı olduğunu iddia edip 6 farklı kişiye karşı tek bir maktu harç ve tek bir talep ile dava açtığını, bu sebeple usulden davasının reddi gerektiğini, müvekkillerin ... ile görüştüğünü, ... üyelerin devraldığı hisse sahiplerinin hisselerini satmak istediğini söylediğini, müvekkillerin satın almayı kabul ettiğini ve bedelini ödediğini, yıllardır devirlerin bu şekilde yapıldığını, bazı müvekkillerin akrabalarının da yıllardır aynı kooperatifte üye olduklarını, devir sözleşmelerini imzaladıklarını, aynı günlerde yönetim kurulunca üyeliklerinin kabul edildiğini, müvekkillerin üye olduktan sonra tüm yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, davacının devredilen hisselerden haberdar olmadığını iddia ettiğini, lakin bu hususun gerçeği yansıtmadığını, ... ile davacı arasında birbirlerine vermiş oldukları vekaletnameler ve taşınmaz satışları bulunduğunu, 2008 yılından 2018 yılına kadar aidat ödemediği gibi hiçbir genel kurul toplantısına da katılmadığını, dava dilekçesinde 8 adet hisseden bahsedildiğini lakin bu hisselerin ne şekilde satın alındığına ilişkin yönetim kurulu kararı dışında bir belge sunulmadığını, benzer yönetim kurulu kararının müvekkillerde de bulunduğunu, davacının devir sözleşmesindeki imzaların kendisine ait olmadığı iddiasına karşılık, 2008 yılında satın aldığı hisselere ilişkin devir dilekçesinin olup olmadığının, devir dilekçesiz üye yapılıp yapılmadığının, öncelikle davacının kooperatifin aktif üyesi olduğunun ispatlanması ve açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacının MK md. 2'de yer alan "dürüst davranma", md. 3'te yer alan "iyi niyet kuralına aykırı hareket ettiğini, yapılan hisse devirlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, ... ile aralarında bulunan ilişki dikkate alındığında davanın kötü niyetle açılmış olduğunun ortada olduğunu, davacının, Antalya 4. Noterliğinin 08.09.2014 tarih ve ... nolu düzenleme şeklindeki vekaletnamesi ile ... vekil tayin ettiğini, ayrıca 16.06.2018 tarihinde ... tarafından Kaş İlçesinde bulunan zeytinliğin satıldığını, 10.02.2012 tarihinde Muratpaşa İlçesindeki taşınmazın ... satıldığını, 2008 yılından ölüm tarihine kadar ... , davacı, oğulları ... , .. ve diğer akrabaları arasında defalarca taşınmaz alım satımı yapıldığını, kooperatif başkanı ile bu kadar içli dışlı bir kimsenin kooperatif hisselerinin haberi dışında devredildiğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu ikili ilişki neticesinde davacının dava dilekçesinde belirttiği ödemelerin kooperatif hisselerine karşı ödenmiş bir ödeme değil, ... alınan ve ... ... adına satın aldığı taşınmazların bedeli olduğunu, müvekkillerin kendi araştırmaları sonucu edinmiş olduğu bilgiye göre, ... hisselerine karşılık ödenen bedelin, ... aracılığı ile ... veya ailesi adına taşınmaz alımında kullanıldığını, davacının 25.11.2017 tarihinde kooperatife gidip hisselerinin durumu hakkında bilgi aldığını beyan ettiğini, fakat ... 04.09.2018 tarihinde öldüğünü beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Öncelikle davalı kooperatifin husumete ilişkin usuli itirazı değerlendirilmiş olup, üyeliğin tespiti talebi yönünden taraf sıfatı bulunmakla bu itiraz yerinde görülmemiştir. ... -... -... -... ve ... nolu hisselerin devirleri yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu olan bu 6 hissenin davacıya ait olduğu, devir senetlerine istinaden yönetim kurulu kararı ile davacının kooperatif üyeliğinden çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Davacı devir senetlerindeki imzaların eli ürünü olmadığını savunmuş, bu husus 23.07.2019 tarihli rapor uyarınca sabit olmuştur. Yine ortaklıktan çıkarma kararları 01.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ... , ... , ... sayılı hisse devirleri yönünden usulüne uygun toplantı ve karar yeter sayısı ile alınmış karar da bulunmamaktadır. Buna göre gerek devir senetlerindeki imzaların davacının eli ürünü bulunmamasına göre gerekse bir kısım hisseler yönünden usulüne uygun karar alınmamış olmasına göre devirlerin hukuki dayanağı bulunmadığı sabittir. Davalılar savunmasında yargıtay içtihatlarını emsal göstererek davacının genel kurula uzun süre katılmaması ve ortaklık sonrası ödeme yapmaması nedeniyle TMK 2 uyarınca eldeki davanın reddi gerektiğini savunmuş ise de öncelikle bu savunmayı kooperatifin yapabileceği, diğer davalıların bu yöndeki savunmasının dinlenemeyeceği kabul edilmiş, bir an için savunma değerlendirilirse, 23.10.2019 tarihli raporda belirtildiği üzere kooperatif kayıtlarında davacının borcu bulunup bulunmadığının ve ne kadar borcu bulunduğunun belirli olmayışı, bu hususta ana sözleşmeye uygun davacıya bildirimde bulunulmamış olması, salt genel kurul toplantılarına katılmamış olmanın ana sözleşmenin 14. Maddesi nazara alındığında ortaklıktan çıkarma yaptırımına tabi bulunmadığı nazara alındığında bu savunmaya itibar edilmemiş, davacının eli ürünü olmayan imzaların bulunduğu senetler nazara alınarak devirlerin geçersiz olduğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile, ... ... -... -... - ... ve ... nolu hisselerinin kooperatif dışındaki davalılara devrine ilişkin işlemin iptaline, bu hisseleri yönünden davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı Tasfiye Halinde ... vekili ile davalı gerçek kişiler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin aktif husumetin tarafı olmadığını, kooperatif hissesinin devrinin şekli bir konu olduğunu, tarafların yazılı sözleşme ibrazı halinde devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, kooperatife karşı dava açılabilmesi için üyelikten çıkarılmaya dair bir işlemin olmasının gerektiğini, kooperatif tüzel kişiliği tarafından yapılan üyelik satışınını bulunmadığını, bu nedenle gerek devirler ve gerekse kişilerin birbirlerine yönelik para alışverişlerinin kooperatif tüzel kişiliği ile ilgisinin bulunmadığını, bu satışların, kişisel alım satımdan kaynaklı olduğunu, dava konusunu oluşturmadığını, bu işlemlerin tarafı olmayan kooperatife dava açılamayacağını, davacının üyeliğinin sona ermesiyle ilgili kooperatifin hiçbir işlemi ve eyleminin bulunmadığını, ödeme ile ilgili ihtar çekilmişse de ihraç kararının olmadığını, müvekkili kooperatifin ana sözleşmesinde, üyelikle ilgili özel bir şart öngörülmediğini, davanın müvekkili kooperatif yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı gerçek kişiler vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya cevap ve bilirkişi raporlarına karşı beyan ve itirazlarının ve delillerinin tartışılmadığını ve değerlendirilmediğini, hükmün gerekçesiz olduğunu, 6 davalı ve davaya konu 6 hisse bulunmasına rağmen mahkemece 5 davalı ile 5 hisse yönünden hüküm verilerek eksik hüküm tesis edildiğini, mahkemece adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve hakkaniyete uygun yargılama haklarının ihlal edildiğini, davacının 6 adet kooperatif üyeliğinde ayrı ayrı ortaklığı olduğunu iddia edip; 6 farklı kişiye karşı tek bir maktu harç ve tek bir talep ile dava açtığını, usulüne uygun açılan bir dava olmadığına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili ... adına kayıtlı ... nolu hisse yönünden ne bilirkişi raporlarında ne de mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacının dava dilekçesinde bu hissenin de iptalini talep ettiğini, müvekkili ... adına kayıtlı ... nolu hissenin davacıdan satın alınmadığını, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, davalı müvekkileri ... ve ... yönünden HMK'nın 114/1-d ve 115/1-2 maddelerindeki düzenlemeler doğrultusunda husumete yönelik itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, ayrıca diğer müvekkilleri yönünden yapmış oldukları zamanaşımı itirazlarının da hiç dikkate alınmadığını, davacının bilgisi dahilinde yapılan üyelik devirlerine ilişkin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının tüm haklarını onun adına kontrol eden kooperatif başkanı ... ölümünden sonra açıkça olmayan bir hakkı, iyiniyet ve dürüstlükten yoksun bir şekilde dava yolu ile talep ettiğini, somut olaya uygun emsal yargıtay içtihatlarının dikkate alınmadığını, Yargıtay'ın imzanın devir edene ait olmaması nedeniyle kooperatif üyeliğinin devam ettiği sonucuna varılmayacağını kabul ettiğini, davacının ... nolu hisse için 25.06.2012 tarihinden, ... nolu hisse için 01.08.2010 tarihinden, .... nolu hisse için 25.07.2011 tarihinden itibaren hiç ödeme yapmadığını, ... ve ... nolu hisseler için ise hiç ödeme yapmadığını, böyle bir durumda davacının üyeliğinin olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, mahkemece itirazları doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmaların yapılmadığını, bilirkişilerden rapor alınmadığını, tüm müvekkillerinin üye oldukları tarihten itibaren kooperatif üyeliğinin gerektirdiği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, aidatlarını ödediğini, müvekkillerinin kooperatif hissesini iyiniyet ve dürüstlük çerçevesinde parasını ödeyerek satın aldığını, davacının kendisini kooperatif aktif üyesi olduğunu ispatlaması gerektiğini, devir dilekçelerindeki imzaların vekil atadığı ... tarafından atıldığını, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif hisse devirlerinin iptali ve kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava dilekçesinde davalılar olarak, Tasfiye Halinde ... , ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın yer aldığı ve netice-i talep kısmında, davalılara yapılan hisse devir işlemlerinin iptaline, davacının davalı kooperatifteki üyeliğinin devam ettiğinin tespitinin talep edildiği,
Davacı vekilinin 25/01/2019 tarihli beyan dilekçesinde de, davaya konu edilen üyeliklerin ... , ... , ... , ... , .... nolu üyelikler olduğu, ... nolu üyelik için davalı ...' a, ... nolu üyelik için davalı ...' a, ... nolu üyelik için davalı ...' e, ... nolu üyelik için davalılar ... ve ...' a, ... nolu üyelik için davalı ...'a dava açıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı tarafından davalılara ayrı ayrı yapılan toplam 5 adet kooperatif hissesinin iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davaya konu hisselerin farklı olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı, dolayısıyla her bir hisse yönünden ayrı bir davanın bulunduğu gözetilerek öncelikle yatırılan harcı hangi hisseye yönelik olduğu davacı vekiline açıklattırılarak her bir hisse yönünden ayrı ayrı başvurma ve maktu harçların yatırılması için davacı vekiline Harçlar Kanununun 16/4 ve 30. maddelerine göre bir sonraki duruşmaya kadar kesin süre verilerek yatırılmadığı takdirde yatırılmayan hisseler açısından HMK'nın 150. maddesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olmuş olup davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Sonuç olarak, davalı kooperatif vekili ile davalı gerçek kişiler vekilinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı kooperatif vekili ile davalı gerçek kişiler vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,
-
6100 Sayılı HMK'nın 353/1. a. 6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/03/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
6100 Sayılı HMK'nın 353/1. a. 6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davalı kooperatif vekili ile davalı gerçek kişiler vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince istinafa başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan maktu istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talebi halinde ilgililere İADESİNE,
-
İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgililere İADESİNE,
-
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi.18/07/2024
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52