Antalya BAM 11. HD 2024/1040 E. 2024/1068 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/1040
2024/1068
10 Haziran 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 19/04/2024
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 10/06/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ... davalı ... .'nin %50 paylı ortağı ve yetkili müdürü olduğunu, diğer %50 paylı ortak ... müvekkilin kayını olup, aynı zamanda diğer münferit yetkili müdür olduğunu, müvekkilinin kaynının tüm işleri kendine bağlaması müvekkili sadece kağıt üzerinde yetkili göstermesi, şirketten dışlaması, tamamen pasifize bir durumda bırakması, müvekkili bezdirmek ve bıktırmak için kasıtlı ve kötü yönetim sonucu müvekkilin teminat olarak verdiği iki adet taşınmazı kaybetme tehlikesi ile kamu borçlarına karşı tüm malvarlığını kaybetme tehlikesi altında bırakması sonucu mevcut ortaklık ilişkisi çekilmez hale gelmiş olup ... Şti.’nin haklı sebeple feshi gerektiğini belirterek dava sonuna kadar; müvekkilinin haklarının korunabilmesi için şirkete ait araçların tespit edilerek 3. şahıslara devrinin önlenmesine yönelik ihtiyatı tedbir kararı verilmesine, karşı tarafın şirketteki hakimiyeti ve müvekkil yöneticinin şirket yönetiminden uzak tutması, şirketin bayilik sözleşmelerini kendi kuracağı şirkete taşıma yönündeki girişimleri ve stoktaki mallara yönelik maliyeti altında kampanya düzenlemesi ile şirketteki menkul demirbaşlar ile stoktaki malların tüketilmesinin önlenmesi, şirket değerinin korunması ve şirketin kanuna, şirket sözleşmesine ve dürüstlük kuralına uygun yönetimin dava sürecinde korunması elzem olduğu dikkate alınarak yönetim kayyımı atanmasına, TTK 531. maddesinin 2. cümlesi gereği davalının paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davalı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına, davanın kabulü ile müvekkilin paydaşı olduğu şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi uyarınca haklı nedenle feshine, tasfiye sonunda kalacak bedelin hissedarlara hisseleri oranında ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı müvekkili şirketin aile şirketi olup, şirket hisselerinin % 50'si davacıya, diğer % 50 hisse de dava dışı ... ait olduğunu, müvekkil şirketin ... bayisi olup, kurulduğu tarihten itibaren sürekli gelişerek birçok yeni şubeler kurulduğunu, geciken kredi borcu ve vergi borcunun bulunmadığını, davacı ... yaygın anksiyete bozukluğu nedeni ile tedavi gördüğünü, davacının, gerçekte haklı hiçbir sebep olmadığı halde şüpheye dayalı, mesnetsiz, soyut ve gerçek dışı iddialarda bulunarak müvekkil şirketin feshini istemesinin davacının ruhsal rahatsızlığı ile ilgili olabileceğini, müvekil şirketin feshi için haklı ve geçerli hiçbir sebebin bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların tamamen mesnetsiz, şüpheye dayalı, soyut, boşanma davası açtığı eşi ... ve şirketin diğer ortağı ve aynı zamanda eşinin kardeşi olan ... zarar verme amacına yönelik, gerçek dışı ve çoğu ticari hayatla ilgisi olmayan iddialar olduğunu, davacının şahsi taşınmazlarını satarak şirkete nakdi sermaye koyduğu yönündeki iddiaları tamamen gerçek dışı olduğunu, ... müvekkil şirketin gidişatı ile ilgili davacı ortağa bilgi vermediği, davacıya kar payı vermediği, yapılan avans ödemeleri ve borçların gerçek dışı olduğu, davacı namına yapılan para giriş-çıkışlarının uydurma olduğu, ... güveni kötüye kullanmak suretiyle kendisine ve başkaca şahıslara menfaat temin ettiği, davacının şirkete borç verdiği ve borcun ödenmediği, ... usulsüzlük yaparak çeşitli malvarlıkları edindiği vb tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin barkod sistemi ile çalıştığını, tüm cari kayıtların kontrol edilebilir şekilde olduğunu, şirketin ticari defterleri, kayıt ve belgeleri ile banka hesap hareketleri, ödeme dekontları vs tüm belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı takdirde, davacıya hak ettiği kar payının banka havaleleri ile ödendiği, ayrıca kredi kartı borçlarının da şirket hesabından ödendiği, davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, para giriş-çıkışlarının belgeye dayalı olduğunu, gerçeğe aykırı bir kaydın bulunmadığını, davacının hiçbir zaman müvekkil şirkete borç para vermediğini, davacının iddialarının asılsız ve kötüniyetli olduğunu, zira davacının, eşine karşı boşanma davası açtıktan hemen sonra, gerçek dışı iddialarla iş bu davayı açarak aile şirketinin feshini istemesi, eşine ve eşinin kardeşi olan ... zarar verme amacına yönelik olduğunu, limited ortaklığın feshi istemiyle açılan bir davada davacı ortağın feshe bağlı bir diğer çözüm olan şirketten çıkarılmasına karar verilebilmesi için şirketin feshi için haklı bir sebebin bulunduğunun tespit edilmesi gerektiğini, ayrılmaya sebep olacak bu haklı sebebin de şirketin feshini meşru kılacak nitelikte ve ağırlıkta olması gerektiğini, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesine kusuruyla sebebiyet veren davacı ortağın kendi kusuruna dayanarak fesih ve tasfiyeyi istemesi kabul edilemeyeceğini, şirketin feshini gerekli kılacak haklı sebepler bulunmadığından, fesih yerine çıkma ve pay değerinin ödetilmesine de karar verilemeyeceği nazara alınarak davacının davasının reddine karar verilmesini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde, feshin son çare olduğu, haklı sebepler varsa fesih yerine başka uygun çözümlere karar verilmesini, Şirketler Hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olduğundan yasal düzenleme uyarınca müvekkil şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak çözüm yolu olarak davacının uğrattığı zararlar nedeniyle talep ve dava haklarımız saklı tutularak davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 19/04/2024 tarihli ara karar ile; "... Davacı davalı şirketin feshi istemi ile açmış olduğu davada davalı şirkete yönetim kayyım atanmasını talep etmiştir. Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması, mahkemenin faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzta tedbir kararı vermesi şirkete ve ortaklaklarına zarar verecek olması, mahkemece şirkete yönetim kayyım atanması, yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanması da faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzda tedbirlerden ve ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken tedbirlerden olması, davacının benzer talepleri ile ilgi olarak Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 16/10/2023 tarih ... E. ... K. sayılı kararında yalnız denetim ve onay kayyımı şartlarının oluştuğundan bahisle karar verilmiş olması nedenleri ile şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair karar verilmiştir.
Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ....Ltd.Şti.'nin %50 paydaşı ve münferit yetkili müdürü olduğunu, diğer ortak .... da %50 paydaşı ve münferit yetkili müdürü, aynı zamanda boşanma aşamasında olduğu ... kardeşi, müvekkilinin kaynı olduğunu, şirketin baştan beri sermayesi ve teminatları müvekkili tarafından karşılandığını, şirketin bayisi olduğu ... ile olan ilişkilerin ise ... tarafından yürütüldüğünü, ... müvekkilini bezdirerek şirketteki payını ele geçirmek için her şeyi yaptığını, ... şirketten kardeşi ... ciddi ödemeler yaptığını, bu paralar ile sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini, ayrıca şirkette çalışan yeğenlerini şirketten kovduğunu, müvekkilinin aile yapısını üzerinden psikolojisini bozduğunu, şirket hissesini devrettirmeye çalıştığını, bu süreçte psikolojik sıkıntılar nedeniyle davalıdan çekindiğini ve onun olduğu yerlerden uzak durduğundan ... şirketin tüm çalışanlarıyla kendi ekibini oluşturduğunu, müvekkilinin kendisine yapılanlar karşısında hukuki mücadeleye başladığında "bu şirket ikimize fazla, ya al ya sat" demiştir. ... merkezde yapılan toplantıda "3 Milyon TL'ye ya al ya sat" demiş, hissesini alacağımız yönünde teklife, anında "benim satılık hissem yok, sen hisseni sat" şeklinde davranınca, kötüniyetinin açık olduğunu, 17.04.2024 tarihinde ... yetkilileri, Denetim Kayyımı, ... ve kendilerininde dahil olduğu toplantıda ... tarafından bayinin feshine ilişkin protokolün sunulduğunu, ... yetkililerinin soruları üzerine ... tarafından şirketin durumuna ilişkin yapılan açıklamada, 5-6 aydır mal alınmadığı, tahminen 5 Milyon TL KMH kredi, 350.000TL mal borcu, bir kısım diğer borçlarla 6 Milyon TL borç olduğu, 10 Milyon TL şirkette mal gözüktüğü şeklinde şirketin mevcut halinin izah edildiğini, ... yetkilileri ise 45-50 Milyon olan şirket işlem hacminin, çok kısa bir sürede bu derece kötüleşmesini, kendisi için fesih sebebi olarak gördüğünü, ... şirkete Denetim Kayyımı atanması ile birlikte şirketi boşaltma yoluna gittiğini, şirketi batırmak için giriştiği yolda 45-50 Milyon TL olan işlem hacmini sıfırlayarak şirkete mal alışını kestiğini, mevcut stokları ise çok düşük bedellerle sattığını, şirketin tasfiyesinde herhangi bir mal kalmamasını sağlamaya çalıştığını, iflas sürecine doğru ilerlediğini, şirketin borca batık halde bırakılması halinde müvekkilinin şahsi teminatlarının paraya çevrilmesi yönünde şahsi mal varlığının tehlikeye düşeceğini, davalının hiç şahsi teminatı ve kendi üzerinde malvarlığı olmadığını, şirketin bayilik sözleşmesinin ... imza yetkisi ile feshedilmesi halinde şirketin temel faaliyet alanının çok basit şekilde sona ereceği, imza yetkisinin fütursuzca kullanılması anlamına geldiğini, şirketin mevcut halinin muhafazası için tedbir olarak yönetim kayyımı atanmasın elzem olduğunu, tüm bu sebeplerle Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı 19.04.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasını, şirkete yönetim kayyımı atanması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Dava, ticari şirketin fesih istemi davası olup, istinafa konu karar ise ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına, Dairemizin 16/10/2023 tarih ... Esas sayılı ... Karar sayılı kesin kararı ile davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına karar verildiğinden davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.10/06/2024
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25