Antalya BAM 11. HD 2024/807 E. 2024/1030 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/807
2024/1030
5 Haziran 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 28/02/2024
DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/06/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalının Serinhisar Noterliği'nin .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının aidat borcunun 10 gün içinde ödenmesi aksi halde Kooperatifler Kanunu'nun 16. ve 27. maddeleri ile ana sözleşmenin 14/2. maddesi uyarınca üyelikten çıkarılacağının ihtar edildiğini, ihtarnamedeki borç miktarları ve gecikme faizlerinin gerçeği yansıtmadığını, hangi tarihten ve hangi oranda faiz uygulandığının belirtilmediğini, gönderilen ihtarnamede verilen 10 günlük ödeme süresinin hatalı olduğunu, ihtarnamede yönetim kurulunca alınan bir karar bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşımadığını, Serinhisar Noterliği'nin .... yevmiye numaralı (çıkarma bildirimi) ihtarnamesi ile davacının aidat borcunu ödemediği gerekçesi ile kooperatif üyeliğinden çıkarıldığının bildirildiğini, ortaklıktan çıkarmaya yönelik kararın yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulda karar alınmadan sadece kooperatif yetkilisi olduklarını iddia eden .... ve ... tarafından imzalandığını, burada yönetim kurulunca teklif edilmeden ve genel kurulda oylamaya tabi tutulmadan çıkarma kararı alınmasının, çıkarılma kararında yönetim kurulu üyelerinin imzasının olmamasının ve verilen çıkarılma kararının bir dayanağa sahip olmamasının hem esaslı hem de usuli bir hata olduğunu, müvekkilinin aidat borcunu ödemediği gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden hukuki bir geçerliliği olmayan bir kararla ihracına karar verildiğini beyan ederek müvekkilinin ortaklıktan ihracına ilişkin alınan kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davalı kooperatifin 2016 - 2018 ve 2021 tarihli olağan genel kurul toplantılarının usulüne uygun bir şekilde yapıldığını, bu toplantıların tamamında ödenmesi gereken aidatları zamanında ödemeyen üyelerin kooperatifle ilişkilerinin kesilmesi kararlarının oybirliğiyle kabul edildiğini, genel kurul toplantılarında alınan kararlar gereği 02/11/2021 tarih ve ... numaralı karar ile aidat borçlarını ödemeyen üyelerin borçlarını faizleriyle birlikte ödemeleri için gerekli yazıların çıkarılmasına, borç ödemeyen üyelerin ödeme yapmama durumlarını devam ettirmeleri halinde üyeliklerine son verileceğine dair oy birliğiyle karar alındığını, davacının 2013 - 2021 dönemi aidat borçlarını ödemediğini, davacıya geçmiş dönem borçlarını gecikme faizleriyle birlikte ödemesi gerektiği aksi takdirde Kooperatif Tüzüğü'nün 14/2. maddesi ve genel kurul kararları doğrultusunda üyelikten çıkarma işlemi yapılacağını bildiren 05/11/2021 tarih ve ... sayı numaralı yazının PTT ile 08/11/2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, aidat borçlarının ödenmemesi üzerine Serinhisar Noterliği'nin 10/02/2022 tarihli ve .... yevmiye numaralı 1. ihtarname ve 06/05/2022 tarihli .... yevmiye numaralı 2. ihtarnamesini gönderdiğini, 2. ihtarda belirtilen 30 günlük sürenin geçmesine rağmen aidat borcunun ödenmemesi nedeniyle Serinhisar Noterliği'nin 05/09/2022 tarihli ve .... yevmiye numaralı çıkarma bildirimi ile davacının davalı kooperatif ortaklığından çıkarıldığını, çıkarılma işlemlerinin yasaya ve ana sözleşmeye uygun olarak icra edildiğini beyan ederek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...02/11/2021 tarihli ve ... nolu yönetim kurulu kararında “aidat borçlarını ödemeyenlere bildirim yapılmasına ve ödeme yapmayanların üyelikten çıkarılmasına” karar verilmişse de; 02/11/2021 tarihli ve .. nolu yönetim kurulu kararının ihtarnamelerin davacıya gönderilmesinden önce tarihli olduğu ve davacıya tebliğ edilmediği,
30/11/2021 tarihli ... nolu, 14/02/2022 tarihli ... nolu ve 02/05/2022 tarihli ... nolu yönetim kurulu kararlarının borçlu üyelere ihtarname gönderilmesiyle ilgili olduğu, dosya kapsamında davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihtarnamelerin tebliğ edildiğine
dair belge bulunmadığı, davacıya gönderilen ihtarnameler tebliğ edilmiş ve buna rağmen davacı gecikmeli borçlarını
ödememekte ısrar etmiş ise davacının üyelikten çıkarılmasına yönelik karar alınması ve bu
kararın üyelikten çıkarmaya yönelik 3. ihtarname ile davacıya tebliğ edilmesi gerektiği, gecikmeli borçlarını ödememekte ısrar eden davacının üyelikten çıkarılmasına
yönelik alınmış ve davacıya tebliğ edilmiş bir kararın bulunmadığı,
Kooperatif Genel Kurulu Kararları'nda; “üyelik aidatı alınmaması”, “gecikme faizi uygulanmaması”,
“aylık %3 gecikme faizi uygulanması”, “aylık %2 gecikme faizi uygulanması” şeklinde kararlar
bulunduğu, dosya kapsamında bulunan tüm kayıt ve kararlardan davacının hangi dönem için ne kadar
aidat borcu bulunduğu ve bu borçlara ne kadar gecikme faizi uygulanması gerektiğinin tespit
edilemediği, davalı tarafından davacıya gönderilen 1. ve 2. ihtarnamelerde sürelere uyulmuş olmakla birlikte
ihtarnamelerde talep edilen aidat miktarlarının hangi dönem için ve ne miktarda olduğu, gecikme
faizinin hangi tarihten ve ne oranda uygulandığı belirtilmediği için geçerli ihtarlardan söz
edilemeyeceği, bu nedenlerle ihraç kararının yerinde olmadığının tespit edilmesi karşısında davalı kooperatif tarafından davacının kooperatiften ihraç edilmesine ilişkin usulüne uygun bir karar alınmadığı ve davacıya gönderilen 1. ve 2. ihtarnamelerde asıl borcun hangi aylara ait olduğu, gecikme faizlerinin ayrı ayrı yazılmadığı, hangi dönem borcu için hangi oranda faiz uygulandığının açıkça gösterilmediği de görülmekle, davalı tarafça gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun olmadığı, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın yerinde olmadığı ve iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ise de kısa kararda mahkememizce ağır hataya düşülerek sehven davacının davasının reddine karar verilmiş olup kısa karar ile gerekçeli karar birbiri ile çelişkili olamayacağından yapılan hataya dikkat çekmekle yetinilerek davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan 23/10/2023 tarihli kök rapor ve 20/01/2024 tarihli ek raporda kuşkuya mahal verilmeyecek şekilde açıkça ifade edildiği üzere; davalı kooperatifin, davacı müvekkilinin kooperatif üyeliğinden ihracı kararının hukuka aykırı olduğunun görüleceğini, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasına karşın sehven duruşma tutanağı ve kısa kararda davanın reddine yönelik hüküm kurulduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HMK'nın 382. ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4. fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Sonuç olarak, mahkemenin hüküm fıkrasındaki karar ile gerekçe bölümü çelişkili olduğundan sair hususlar incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
-
6100 sayılı HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih ve ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
6100 sayılı HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
-
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45