SoorglaÜcretsiz Dene

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/640 E. 2023/686 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/640

Karar No

2023/686

Karar Tarihi

29 Kasım 2023

T.C.

ANTALYA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/640

KARAR NO : 2023/686

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 09/09/2022

KARAR TARİHİ : 29/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı firma ile müvekkilinin sedir ağacı kerestesi satışı hususunda anlaştığını, müvekkilinin davalı firmaya ... m3 sedir ağacı kerestesi sattığını, ... tarihli sevk irsaliyesinden de anlaşılacağı üzere dava konusu kerestelerin ... tarihinde davalı firma yetkilisi ... tarafından teslim alındığını, malın teslimi üzerine müvekkili trafından ... tarih ... sayılı e-fatura kesildiğini, dava konusu faturanın davalı firma yetkilisi ...'in telefonuna (...) Whatsapp programı ile gönderildiğini, davalı firmanın yasal süresi içinde faturayı iade etmediğini ve fatura içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını ve davalı yanın bahse konu faturayı ticari defterlerine kayıt ettiğini, dava konusu fatura bedeli ... TL olup, ... m3 sedir ağacı kerestesinin bedeli olduğunu, davalı yanın faturaya istinaden bir kısım ödemeler yaptığını ve yine bir kısım kıymetli evrak (çek) teslim ettiğini, keşidecisi Davalı ... Ltd. Şirketi, Lehtarı Müvekkil ... Ltd. şirket olan ... Bankasına ait;... tarihli ... TL tutarlı ... seri numaralı çek; ... tarihli ... TL tutarlı ... seri numaralı çek; ... tarihli ... TL tutarlı ... seri numaralı çek; ... tarihli ... TL tutarlı ... seri numaralı çeklerin davalı tarafından dava konusu faturaya istinaden müvekkiline verildiğini, çeklerin ödenmemesi durumunda çeklere ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, yine davalı firma müvekkili firmaya ait hesaba, ... tarihinde "ağaç alımı" açıklaması ile ... TL, ... tarihinde "sedir ağaç alımı" açıklaması ile ... TL, ... tarihinde "sedir alımı" açıklaması ile ... TL, ödeme yaptığını, banka hesabına yapılan ödemeler toplamı ... TL olduğunu, çek bedelleri toplamı ... TL olduğunu, dava konusu faturaya istinaden teslim edilen kıymetli evrak ve banka havalesi ödeme tutarı toplam ... TL' olduğunu, ancak fatura bedelinin ... TL olduğunu, bu durumda davalı firmanın faturadan kaynaklı eksik ödeme tutarı (...- ... ) ... TL olduğunu, eksik ödeme tutarı her ne kadar defaten sözlü olarak talep edilmiş ise de olumlu bir cevap alınamadığını ve eksik tutarın ödenmediğini, bunun üzerine fatura bedelinin eksik kalan tutarının tahsili için davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... E sayısı ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın borca ve faiz oranına itirazı ile icra takibi durduğunu, bunun üzerine eldeki davanın ikame edilerek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin iddia edildiği gibi borcu bulunmadığını, davacı tarafın beyanlarının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, Davacı tarafça düzenlenen ... tarih ve ... sayılı faturaya itiraz edilmediği ve iade süreci gerçekleşmediği beyanlarının aksine müvekkili şirketçe aynı tarihte ... tarih ve ... nolu toplam tutarı ... TL bedelli iade faturası kesildiğini, söz konu faturanın e-fatura olduğu dikkate alınarak teslim edilmediği yönünde herhangi bir beyanın dinlenebilir nitelikte olmadığını, iade faturasına konu keresteler için yapılan görüşmeler neticesinde kerestelerin iade alımının davacı şirket tarafından yapılacağı hususunda anlaşıldığını ancak iade edilmek üzere muhafaza altına alınan ürünleri teslim almaya kimsenin gelmediğini, ürünlerin iade edilmeye hazır halde muhafaza edilmeye devam ettiğini, bu aşamada TBK açısından ayıp ihbarının yapılmasının herhangi bir şekil şartına tabi olmadığını, böyle olmakla birlikte 6102 sayılı TBK'da tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönemeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla , taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta ile yapıldığını, ... tarihinde davacı şirket tarafından kesilen faturaya istinaden kontrolleri gerçekleştirilen ürünlerin bir kısmı için iade faturası düzenlendiği ve derhal davacı tarafa ve muhasebe birimine ulaşılarak davacı şirket muhasebe biriminden ...'a durumun bildirildiğini, bu nedenle davacı tarafça yapılan hesaplama ile müvekkilinden haksız olarak tahsil edilmeye çalışılan iade faturasına konu tutarında talep edilmesinin mümkün olmadığını, iade faturasının davacı tarafça ticari defterlerine işlenmemiş olması halinde dahi faturanın delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilince yapılan ödemelerin davacı şirket muhasebe biriminde ... tarafından verilen İBAN hesabına yapıldığını, ... tarihinde yapılan whatsap görüşmesinde iletilen hesap bilgisine ... tarihinde yatırılan ... TL nin de icra takibi başlatılır iken dikkate alınmadığını, alıcısı ... olan ve ... ... hesabına yatırılan ... TL ödeme müvekkilinin cari hesabında yer aldığı ve müvekkilinin borcundan düşüldüğünü, davacı şirket cari hesabı incelendiğinde ilgili ödemenin ... açıklaması ile yer aldığı görüleceğini, davacının müvekkilinden mükerrer tahsilat yapma çabasının TMK 2. Maddesine açıkça aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun iyi niyetten uzak davanın reddi ile davacı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunma ve talep etmiştir.

Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.

Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar)

Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur.

HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir.

... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucu;

Davacının incelemeye ibraz ettiği 2022 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin kanuni süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, kapanış tasdikinin ise henüz süresinin gelmediği, davacının 2022 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacının 2022 yılı ticari defter kayıtlarında Davalı şirkete ait carisini ... hesap kodundan takip ettiği, davacının 2022 yılı ticari defter kayıtlarına göre ... takip tarihi itibariyle Davacının Davalıdan ... TL Alacaklı olduğu gözüktüğü, bu durumda davacının 2022 yılı ticari defter kayıtlarına göre Davacının Davalıdan takip tarihi itibariyle ... TL alacaklı olduğu, Ancak; davalı tarafça Davacı adına düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı e-Arşiv faturanın Davacının Ba formunda kayıt olduğu halde yevmiye ve kebir defterinde kayıtlı olmadığı, yine Davalı tarafça Davacı şirket muhasebe elemanı olduğu belirtilen ... adına Davalı tarafça ... tarihinde ... hesabından ...'ın ... Bank ... Şubesindeki hesabına gönderilen ... TL havalenin Davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafça Davacı tarafa düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı iade faturası ile Davacı şirket çalışanı ... adına ... tarihinde gönderilen ... TL havale olmak üzere toplam ... TL tutarın Davacının alacak bakiyesinden düşülmesi gerektiği kanaatinde ise bu durumda Davacının Davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının ( ... TL - ... TL ) ... TL olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.

Aşamalarda, davalı taraf, verilen ilk sürenin kesin süre olmaması nedeniyle, tekrar süre verilmiş, bu sefer sürenin kesin olduğu belirtilmiştir. Sunulan defterler sonrası bilirkişiden ek rapor alınmıştır.

... tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davalının incelemeye ibraz ettiği 2022 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin kanuni süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, kapanış tasdikinin ise henüz süresinin gelmediği, bu haliyle Davalının 2022 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, Davalının 2022 yılı ticari defter kayıtlarında Davacı şirkete ait carisini ..... hesap kodundan takip ettiği, Davalının 2022 yılı ticari defter kayıtlarına göre ... takip tarihi itibariyle Davalının Davacıya ... TL Borçlu olduğu gözüktüğü, Ancak Davalı tarafça Davacı tarafa verilen çeklerin Davalının ticari defter kayıtlarına takip tarihinden sonra ... tarihinde kaydedildiği, takip tarihi sonrası ticari defter kayıtlarına işlenen çeklerden sonra ... tarihi itibariyle Davalının Davacı tarafa ... TL borçlu gözüktüğü, Yine Davacı taraf ticari defter kayıtlarında yer alan Davalı tarafça Davacı tarafa yapılan ... tarihli ... TL ödemenin Davalı tarafın ticari defter kayıtlarında yer almadığı, yapılan ödemenin ... tarafından ... firmasına Ağaç Alımı açıklaması ile İş Bankasından havale yoluyla ödendiği, ancak Davacı tarafın ticari defter kayıtlarında yer aldığı, Davalı tarafça Davacı adına düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı e-Arşiv faturanın Davacının Ba formunda kayıt olduğu halde yevmiye ve kebir defterinde kayıtlı olmadığı, Yine Davalı tarafça Davacı şirket muhasebe elemanı olduğu belirtilen ... adına Davalı tarafça ... tarihinde ... hesabından ...'ın ... Bank ... Şubesindeki hesabına gönderilen ... TL havalenin Davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, Bu durumda; mahkeme; Davalı tarafça Davacı tarafa düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı iade faturası ile Davacı şirket çalışanı ... adına ... tarihinde gönderilen ... TL havale olmak üzere toplam ... TL tutarın Davacının alacak bakiyesinden düşülmemesi gerektiği kanaatinde ise; Davacının Davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının ... TL olduğu, Davalı tarafça Davacı tarafa düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı iade faturası ile Davacı şirket çalışanı ... adına ... tarihinde gönderilen ... TL havale olmak üzere toplam ... TL tutarın Davacının alacak bakiyesinden düşülmesi gerektiği kanaatinde ise; Davacının Davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının ( ... TL - ... TL ) ... TL olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.

Davacı vekili, aşamalarda özetle ve istikrarlı biçimde; Yeni uygulama ile Temmuz 2021 döneminden itibaren elektronik belge (E- fatura-E-arşiv-E-SMM) olarak düzenlenen belgelerin, Ba-Bs formlarına dahil edilmemesi sağlandığı yani siz Ba-Bs formunu hazırlarken e-faturaları eklenmeden GİB arka planda sizin adınıza sanal Ba-Bs formu oluşturacağı bu sebeple Yeni uygulama da BA-BS formu onayı da söz konusu olmayacağı, bir e-fatura kesildiğinde GİB sistemi otomatik olarak BA-BS formu oluşturulduğunu, eskiden olduğu gibi BA -BS formu mutabakatı söz konusu olmadığı, Artık sistem üzerinde BA-BS formu onayı da söz konusu olmayıp sistem otomatik olarak bu formları oluşturduğu yönünde itirazlarda bulunmakla, mahkememizce kök ve ek raporlarda bu hususun aydınlatılmadığı anlaşılmakla, bu itirazın netleştirilmesi bağlamında vergi başmüfettişi bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiştir.

... tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı tarafça Davacı adına düzenlenen ve Davacının defter kayıtlarında yer almadığı tespit edilen ... tarihli ... nolu KDV dahil ...-TL tutarlı "e-Arşiv Faturasının" (iade faturası) Davacının Ba formunda E-Belge kaynaklı olarak gösterildiği, Davacının Ba formundaki bu bilginin Davalının GİB'e gönderdiği rapora istinaden GİB tarafından otomatik oluşturulduğu, Davalı tarafından düzenlenen iade faturasından Davacının haberdar olmamasının mümkün olduğu, Davacı ve Davalının birbirlerine "e-Arşiv Fatura" düzenlediği, "e-Arşiv Faturaların" muhataplarına GİB sistemi üzerinden elektronik ortamda iletilmediği, Ba-Bs Formlarında yer alan "Veri Kaynağı" sütununda kaynak olarak "E-Belge" gösterilmiş ise formun o satırındaki bilginin elektronik belge altyapısına dayanarak GİB tarafından otomatik oluşturulduğu (Sanal Ba-Bs), formda kaynak olarak "E-Beyanname" gösterilmiş ise formun o satırındaki bilginin mükellefin beyanına istinaden formda gösterildiği (Beyana dayalı Ba-Bs), Formda veri kaynağı olarak "E-Belge" gösterilmiş ise bu e-Belgenin türünün e-Arşiv Fatura, e-Fatura, e-SMM gibi Elektronik ortamda oluşturulan belgelerden biri olabileceği, bunlardan sadece "e-Faturanın" alıcısına sistem tarafından elektronik ortamda iletildiği, e-Arşiv Fatura ve diğer e-Belgelerin, düzenleyen tarafından alıcının talebi doğrultusunda e-posta, internet vb. elektronik ortamda muhatabına iletilmesi veya ıslak imzalı kağıt çıktısının muhatabına verilmesi/gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.

Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).

Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Davalı tarafça Davacı şirket muhasebe elemanı olduğu belirtilen ... adına Davalı tarafça ... tarihinde ... hesabından ...'ın ... Bank ... Şubesindeki hesabına gönderilen ... TL havalenin Davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, tarafların ticaret şirketi olması, basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüklerinin olması, bu ödemenin şirkete yapıldığının davacı tarafça kabul edilmemesi, davacıya yapıldığına dair iddianın davalı tarafça usulünce ispat edilememesi hususları göz önüne alındığında, bu tutarın davacının alacak bakiyesinden düşülmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yine, bakıldığında, bilirkişi raporlarında Davalı tarafça Davacı adına düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı e-Arşiv faturanın Davacının Ba formunda kayıt olduğu halde yevmiye ve kebir defterinde kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. ... tarihli bilirkişi raporunda da, Davalı tarafça Davacı adına düzenlenen ve Davacının defter kayıtlarında yer almadığı tespit edilen ... tarihli ... nolu KDV dahil ...-TL tutarlı "e-Arşiv Faturasının" (iade faturası) Davacının Ba formunda E-Belge kaynaklı olarak gösterildiği, Davacının Ba formundaki bu bilginin Davalının GİB'e gönderdiği rapora istinaden GİB tarafından otomatik oluşturulduğu, Davalı tarafından düzenlenen iade faturasından Davacının haberdar olmamasının mümkün olduğu, Davacı ve Davalının birbirlerine "e-Arşiv Fatura" düzenlediği, "e-Arşiv Faturaların" muhataplarına GİB sistemi üzerinden elektronik ortamda iletilmediği, Ba-Bs Formlarında yer alan "Veri Kaynağı" sütununda kaynak olarak "E-Belge" gösterilmiş ise formun o satırındaki bilginin elektronik belge altyapısına dayanarak GİB tarafından otomatik oluşturulduğu (Sanal Ba-Bs), formda kaynak olarak "E-Beyanname" gösterilmiş ise formun o satırındaki bilginin mükellefin beyanına istinaden formda gösterildiği (Beyana dayalı Ba-Bs), Formda veri kaynağı olarak "E-Belge" gösterilmiş ise bu e-Belgenin türünün e-Arşiv Fatura, e-Fatura, e-SMM gibi Elektronik ortamda oluşturulan belgelerden biri olabileceği, bunlardan sadece "e-Faturanın" alıcısına sistem tarafından elektronik ortamda iletildiği, e-Arşiv Fatura ve diğer e-Belgelerin, düzenleyen tarafından alıcının talebi doğrultusunda e-posta, internet vb. elektronik ortamda muhatabına iletilmesi veya ıslak imzalı kağıt çıktısının muhatabına verilmesi/gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Taraflar arasında kereste alış verişi- satışı olduğu hususu ihtilaf dışıdır. Davalı ayıba ilişkin beyanlarda/iddialarda bulunmuştur.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... HD'nin ... Esas, ... tarihli kararında da belirtildiği üzere; Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.

Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.

Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:

Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir.

Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz

Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.

Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.

TBK'nun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (Benzer yönde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin 2017/1476 Esas, 2018/237 Karar sayılı, 15/05/2019 tarihli kararı; 2019/267 Esas , 2019/2132 Karar sayılı, 26/02/2018 tarihli kararı)

Ayıp ihbarı konusunda açık muvafakat olmadıkça, tanık dinlenemez. (Yargıtay 19. HD'nin 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327 K.)

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denilmek suretiyle önceki hükümde bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler madde gerekçesinde, "... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan "muteber olması için" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü , burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır. Hükme bu olanak da eklenmiştir." şeklinde açıklanmış ve böylece tacirler arasında ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartı geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır. (HGK'nın 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016/632 Karar)(Yargıtay 19. HD'nin 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327)(Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin 2017/1138 E, 2017/1376 K) Uyuşmazlık halinde ayıp ihbarının kanıtlanması şekle tabidir. Tacirler arası ticari satımlarda ayıp ihbarının 6102 Sayılı TTK.'nun 18/3 maddede öngörülen şekilde yapıldığı kanıtlanmalıdır.Diğer bir anlatımla bu yön ispat koşuludur.

Somut olayda, Davalı tarafından düzenlenen iade faturasından Davacının haberdar olmamasının mümkün olduğu bilirkişi raporu ile belirtilmiştir. Yargıtay 11. HD'nin 2020/4077 E, 2021/3351 K sayılı ilamına konu emsal görülen uyuşmazlıkta da özetle; "Davalı tarafça ... tarihli fax ile ayıp ihbarında bulunulduğu ileri sürülmüş olup faksın davacı adresine ulaştığı davalı tarafından ispat edildiği takdirde faksla yapılan ayıp bildirimi ile ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir." denmektedir. Haberdar olunduğu davalı tarafça usulüne göre ispat edilememiştir. Otomatik oluşturulan e faturanın ayıp ihbarı olarak kabulü, mahkememiz kanaatine göre yerinde değildir. Davalının tek taraflı iade faturası düzenlemesi de ürünlerin iade edildiği anlamına gelmez. Hatta, iade faturasının tarafın defterinde kayıtlı olmaması nedeniyle iadenin davalı tarafından usulüne uygun delillerle ispatı gerekir. İade faturasının taraf defterinde kayıtlı olması da tek başına iadenin geçerliliğini ispatlamaya yeterli değildir. Ticari defterlerdeki kayıtların dahi dayanak belgeler ile de doğrulanması gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2017/5491 Esas, 2018/5733 Karar) Davalı iddiaları, dosya kapsamına, kabule göre ispat edilememiştir. Somut olayda süresinde ayıp ihbarı ve iade hususu usulünce davalı tarafça ispat edilememiştir.

Tüm dosya kapsamı, anılan mevzuat hükümleri, yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi raporları ışığında, mahkememizce, Davalı tarafça Davacı tarafa düzenlenen ... tarihli ... nolu KDV dahil ... TL tutarlı iade faturası ile Davacı şirket çalışanı ... adına ... tarihinde gönderilen ... TL havale olmak üzere toplam ... TL tutarın Davacının alacak bakiyesinden düşülmemesi kanaatine varılmakla birlikte; Davacının Davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının ... TL olduğunun kabulü ile, davanın kabulüne, davalının, Antalya Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptali ile; takibin devamına karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;

Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;

İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir.

Dosyaya baktığımızda; yukarıdaki unsurların mevcut olduğu, alacağın likit olduğu kanaatiyle, inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Son olarak belirtmek gerekir ki; davacı vekili, davasını harçlandırırken, son duruşmada da beyan ettiği üzere, dava açıldığı tarihteki icra dosyası kapak hesabını esas almıştır. Belirtmek gerekir ki; Genel hükümlere göre açılan alacak davalarında, haklılık durumu dava tarihi itibariyle tespit edilebilirse de; itirazın iptali davalarının sonuçları farklılık arz ettiğinden, bu davalarda haklılık durumunun takip tarihi itibari ile belirlenmesi gerekir(Yargıtay HGK, 2022/6-1019 E, 2023/267 K) Somut olayda, ihtilaf konusu miktar takip çıkışı olması gerekirken, dava değeri kapak hesabı olarak belirtilmiştir. Kabule göre, dava değeri, yukarıdaki HGK kararı da dikkate alınarak, takipteki miktar olan (iddianın ileri sürülüşü/ tamamından alacaklı olunduğu iddiasının ileri sürülmesi de düşünülerek) ... TL'dir. Davacı tarafça yüksek belirtilmesi sonuca etkili görülmemiştir. Bu husus, harcın mahsubu, tahsili ile ilgili bir husustur. Devlet alacağı olan, mahkemelerce re'sen tahsili gereken, alınması gereken temel harç, mahkemece alınmıştır. Bu kabul tarzı, söylemek gerekir ki, taraflar lehine/aleyhine sonuç doğuracak, hukuk dışı bir kabul de değildir. Kabule göre, kapak hesabının dava değeri olarak kabulü sonucu, davanın tam kabulünde davacı lehine haksız bir haklılık sonucu doğacakken, kısmen kabul sonucuna ulaşılacak olursa da bu sefer davacı tam haklı bulunmuş ise de davalı heline kısmen kabul sonucu doğacak, hem çelişki ortaya çıkacak hem de davalı heline de kısmen haksız bir haklılık durulu ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerle, mahkememizce, anılan HGK kararı da göz önüne alınarak, takip tarihi itibariyle talep dikkate alınarak, davanın tam kabulüne karar verilmiştir. Yine, dava dilekçesi ekindeki zorunlu arabuluculuk tutanağında, büro dosya numarası olarak ... olarak gösterilen numara esas alındığında, sisteme kaydedilmediği anlaşılmıştır. Mahkememizce süreci yöneten vekille iletişime geçilmiş ve doğru numaranın ... olduğu, diğer numaranın sehven yazıldığı anlaşılmış, doğru dosya sisteme kaydedilmiş, yargılama giderlerinde gösterilmiştir. Söz konusu açıklamalar, üst mahkeme ve tarafların denetimine elverişlilik açısından burada belirtilmiştir.

HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ İLE; davalının, Antalya Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptali ile; takibin devamına,

  2. Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile; takip dosyasındaki alacağın % 20 si üzerinden hesap edilen 35.315,04.. TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,

  4. Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 3.452,95 TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 8.608,90 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (Alınması gereken toplam harç=12.061,85 TL'dir)

  5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için . kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak. "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,

  6. Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda 3.533,65 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  7. Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç. masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta. tebligat. bilirkişi ücreti gideri toplamı 2.476,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  8. Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  9. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1. ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 1.560,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 28.252,03 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,

12-Kararın, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavvcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 216 gereği ve Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 E, 2019/2779 K sayılı emsal ilamı gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,

Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı vekili Sn. Av. ... 'nun yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/11/2023

Katip ...

¸e-imzalıdır

Hakim ...

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(SatımantalyaSözleşmesindenKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim