Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/257 E. 2024/291 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/257
2024/291
4 Nisan 2024
T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/257 Esas
KARAR NO : 2024/291
DAVA : Ticari Ünvanın Korunması
DAVA TARİHİ : 02/04/2024
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ... yılında atış poligonu hizmetleri, güvenlik sistemleri, savunma sanayi hizmetlerinin turizm ve ticaret faaliyetleri için kurulduğunu, halen ... Mh. ... Sk. No:.. adresinde ticari hayatına devam etmekte olduğunu, aynı zamanda müvekkil şirketin ... adresinde de şubesi bulunduğunu, ... tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... marka numarası ile ... tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumunca ... markasının şirketi üzerine tescillendiğini, aynı zamanda işletme adı olarak kullanıldığını, davalı şirketin ticaret unvanı olarak müvekkili şirketin tescilli markasını kullanarak haksız rekabet ve marka hakkı ihlallerini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davalı şirkete ait ticaret unvanı üzerinde üstün ve öncelikli hakkı olduğunu, bu hakkın markadan kaynaklı olduğunu, davalı şirketin müvekkil şirkete ait markayı kullanarak müvekkil şirketin yarattığı marka değerinden faydalanma gayesi gütmekte olduğunu, ticaret unvanı gibi markanın da bir tanıtma vasıtası olduğunu, ticaret unvanının taciri tanıtmaya ve diğer tacirlerden ayırt etmeye yaradığını, markanın bu haliyle tescilli markalar için 556 sayılı Markaların korunmasına ilişkin KHK da yer alan özel hükümler ve hem ticaret unvanı hem de marka için genel mahiyetteki haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin uygulama alanı bulacağını, gerek ticaret unvanının tescilinde gerekse markanın tescilinde hak sahipliğinin tescil başvurusunun tarihine göre belirlendiğini, davalı şirket ile müvekkil şirketin aynı iş kolunda bulunmaları ile tüm bu düzenlemeler dikkate alındığında ... tarihinde tescil ve ilan olunan davalı şirketin, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerine ve markasına zarar verebileceğinin açık olduğunu belirterek öncelikle dava süresince davalının haksız ünvan kullanımının tedbiren durdurulmasını, haksız rekabet teşkil eden davalı şirketin ticaret ünvanın ticaret sicilinden terkini ile benzer ünvana dair ibarelerin kaldırılmasına, müvekkilinin ticaret ünvanına yönelik olan tecavüzün önlenmesine ve davalı şirketin her türlü tanıtım ve ilanlarının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, davacıya ait olduğu iddia edilen tescilli marka isminin davalı tarafça haksız yere kullanıldığı iddiasıyla bu kullanımın önlenmesi talebinden ibarettir.
6769 sayılı Sınai mülkiyet Kanunun 7. Maddesinin ilk 4 fıkrasında ;" (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
- Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. " hükmü öngörülürken,
Aynı kanunun 29/1 maddesinde" Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." hükmü öngörülmüştür.
Markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli bir marka ile aynı olan herhangi bir işaret kullanılırsa (iktibas suretiyle tecavüz), ikinci olarak tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal veya hizmetlerle benzer olmayan mal veya hizmetlerde kullanılırsa (iltibas suretiyle tecavüz) marka hakkına tecavüz oluşturur.
Somut olayda davacının Türk Patent ve Marka Kurumunda tescilli markasına tecavüz edildiği iddiası bulunduğundan davacının yukarıda yazılı koruma hükümlerinden yararlanmaya başlayacağı anlaşılmakla davalının kullandığı iddia edilen ismin davacı şirketin tescilli markasına tecavüz niteliğinde olup olmadığının ve haksız rekabet bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve çözümü Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c bendi gereğince görev dava şartı niteliğinde olup aynı yasanın 115/1 maddesi uyarınca mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığı dilekçeler aşaması dahil her aşamada kendiliğinden araştırılacağından göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması ve tamamlanmasının da mümkün olmaması sebebiyle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere,
-
Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine ( Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla )GÖNDERİLMESİNE,
-
HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra:
a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda tarafların 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı.04/04/2024
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49