Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/814 E. 2023/621 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/814
2023/621
4 Ekim 2023
T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/814 Esas
KARAR NO : 2023/621
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/12/2022
KARAR TARİHİ : 04/10/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin güzellik salonu bulunduğunu, işverenin yanında 2 anketör, 2 sosyal medya elemanı, 2 halkla ilişkiler ve 10 güzellik uzmanı olmak üzere toplamda 16 elamanı olduğunu, çalışan giderleri ile birlikte, iş yeri kirası, elektrik, su, internet, vergi, SSK giderleri, reklam giderleri ile beraber toplamda yaklaşık ... TL giderinin bulunduğunu, bunların tüm aylık giderlerinin tek gelir kaynağının müvekkiline ait olan ve davalı ...'un ele geçirdiği müşteri portföyü olduğunu, bunun kötüye kullanılmaması amacıyla davacı ile davalı arasında rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığını ancak buna uymayan davalı işçinin eylemlerinden dolayı, müvekkili davacının mağduriyet yaşadığını, ...'un müvekkili işveren ... ile ... tarihinde işe başladığını ve ... tarihinde iş akdinin sona erdiğini, devamında ... tarihinde tekrar işe başladığını ve ... tarihinde işten çıktığını, müvekkili işverenin lazer epilasyon, bölgesel zayıflama, cilt bakım ve kaş yapımı gibi hizmetler sunduğunu, müvekkili işverenin geniş müşteri yelpazesine sahip olduğunu, bu müşterilerin işveren tarafından çok maliyetli olan sosyal medya yöntemi ve broşür dağıtımı olan reklam ve kampanyalar üzerinden yürütüldüğünü, müvekkilinin bu sebeple reklamlar üzerinden gelen bu müşterilere halkla ilişkiler elemanı tutarak gelen müşterileri karşılama ve işveren adına paket satmak üzere davalı ...'a işveren yanında halkla ilişkiler elemanı olarak çalışmak üzere yetki verdiğini, davalının iş akdinin sonlanma tarihinden 5-6 ay öncesinden kendi kocası olan ...’a dışarıda müvekkilinden habersiz olarak kaş yapımı eğitimi aldırdığını ve müvekkilinin iş yerine gelen müşterilere konumu itibari ile dışardan eşine müşterileri göndermeye başladığını, bu 5-6 ay zarfında dışardan başka güzellik salonları ile anlaşıp işverenin yapmış olduğu hizmetlerden epilasyon, cilt bakımı ve bölgesel zayıflama gibi işverenden hizmet almak için gelen müşterileri ve hatta işverenin ücretli sponsorlu olarak instagramına yazan ve işçinin ilgilenmesi ve paket açması için kendisine verilen müşteri telefon numaralarını arayıp işverenin merkezine getirmesi gerekirken davalı işçinin bu müşterileri ya eşine yönlendirdiğini ya da dışardan anlaşmış olduğu güzellik salonlarından kendi nam ve hesabına haksız kazanç sağladığını, davalının giderler karşılığında müşteri portföyünü şirket namı ve hesabına yapması gerekirken müvekkilinin iş yerinde aktif çalışırken başka firmaya yönlendirmek suretiyle kendi nam ve hesabına yaptığını, müvekkilinin diğer çalışanlarının uyarılarından sonra davalının uyarıldığını, fakat davalının bu durumu inkar ettiğini, bu konuşmanın akaibinde müvekkilinin müşterisinin kaşını davalının eşi ...'un yaptığını, müşterinin verilen hizmeti beğenmeyerek müvekkilinin iş yerinde tatsızlık çıkardığını, müşterinin davalı tarafça başka yere yönlendirildiğinin öğrenilmesi üzerine davalının iş akdine son verildiğini, davalının müvekkilinden işçilik alacakları dışında toplam ... tl geri ödenmek üzere borç para aldığını, davalının tazminat almak üzere arabuluculuğa başvurduğunu, başvuru neticesinde müvekkilinin ... TL'yi davalıya gönderdiğini, daha sonra davalının özür dileyerek tekrardan işe başlamak istediğini, müvekkilinin tekrardan davalıyı işe aldığını, davalının tekrardan işe başladıktan sonra haksız eylemlerine devam ettiğini, müşteri numaralarını ele geçirdiğini ve müvekkilinin çalışanlarına kendisinin açacağı iş yerinde çalışmalarını söylediğini, müvekkilinin tekrardan davalının iş akdini sonlandırdığını, davalının daha önceden müvekkiline ait işyerinde çalışan ... ile 600 metre uzakta işyeri açtığını, davalının müvekkili davacı yeni iş yeri açmış gibi müşterileri arayarak yeni açılan şubeye gelmelerini söylediğini, müvekkilinin bu ihlallerin sona ermesi ve rekabet yasağında belirtilen cezai bedellerin ödenmesi için davalı işçiye ... tarihinde, ihtarname çektiğini, davalının cevap ihtarnamesinde hukuksuzluklarına devam ettiğini, herhangi bir sözleşme imzalamadığını taahhüt ve beyan etmediğini belirttiğini, müvekkili adına mağduriyetin giderilmesini, rekabet sözleşmesi ihlal edilmesi nedeniyle şimdilik ... TL'nin, rekabet yasağını ihlal tarihi olan ...'den itibaren işlemiş ve işleyecek olan yasal faizi ve fer'ileriyle birlikte tahsiline, mahkemenin görevsiz olduğu kanaatine varılırsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin görevsiz olduğunu, müvekkilinin yalnızca 1 ay 1 gün boyunca halkla ilişkiler ve tanıtım uzmanı olarak davacının işyerinde çalıştığını, müvekkiline çalıştığı süre zarfında ücretinin ve priminin ödenmediğini, müvekkilinin davacıdan borç almadığını, müvekkilinin bu hususu icra takibi yapıldıktan sonra fark ettiğini, davacının müvekkilinin eşine karşı hakaret ettiğini ve müvekkiline yaptığı uyarıları göz dağı vererek müvekkilinin eşine de tekrarladığını, müvekkilinin çalıştığı süre zarfında mobinge maruz kaldığını, müvekkilinin rekabet sözleşmesi imzalamadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin eskiden beri çalıştığı ve herhangi bir sözleşme imzalamadığı bir işe sonradan tekrardan girerek ... asgari ücrete yakın bir ödemeyi içeren sözleşmeyi imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, rekabet sözleşmesinde belirtilen primlerin müvekkiline ödenmediğini, davacının davalı müvekkilinin müşteri numaralarını ele geçirdiği yönündeki iddialarla savcılığa şikayet ettiğini, savcılık dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, davacının arabuluculuğun gizliliğini ihlal ettiğini belirterek davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise görevsizlik kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, rekabet yasağı sözleşmesi, davalıya ait hizmet döküm cetveli, ihtarnameler dosya içerisine alınmıştır.
Taraflar arasında görülen iş bu dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Dava dosyamız içerisinde mevcut ... tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin işveren ... - ... ile işçi ... arasında akdedildiği, rekabet yasağı sözleşmesinin sona ermesinin işçinin işten ayrılışından itibaren 2 yıl olup bu süre bitmeden işçi tarafından yapılan ihlalde işverene 1 yıllık masraf olan aylık 12 asgari ücretten toplam ... asgari ücret masrafını cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiştir.
Yargıtay 9. HD'sinin 21/12/2021 tarih 2021/11745 E. 2021/16748 K. Sayılı ilamında özetle; " Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir. " belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı taraf aleyhine rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiğinden bahisle tazminat davası açıldığı, iş bu rekabet yasağı sözleşmesinin taraflarının işveren ile işçi olup 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 1. Maddesi hükmü uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş kanununa dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu, iş mahkemelerinin, ticaret mahkemelerine göre daha özel mahkemeler olduğu, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilemeyeceği, iş bu davanın işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli Antalya Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle USULDEN REDDİNE,
Kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde başvurulması halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Dosyanın gönderilmesi için süresinde başvurulmaz ise HMK 20/2-son ve 331/2. madde gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Vekalet ücreti yargılama gideri olup (HMK 323/1-ğ) süresinde başvuru halinde görevli mahkemede, başvurulmaz ve mahkememizce dava açılmamış sayılır ise bu kararda hükmedilebileceği (HMK 331/2) için vekalet ücreti TAKDİRİNE YER OLMADIĞINA,
Davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda tarafların 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı.04/10/2023
Katip ...
(E-imzalıdır)
Hakim ...
(E-imzalıdır)
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:35