SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/502 E. 2024/701 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/502

Karar No

2024/701

Karar Tarihi

2 Temmuz 2024

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/502 Esas - 2024/701

T.C.

Ankara Batı

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR

TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2024/502 Esas

KARAR NO : 2024/701

HAKİM :

KATİP :

DAVACI : 1-

VEKİLLERİ :

DAVACI : 2-

VEKİLLERİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

İHBAR OLUNAN:

İHBAR OLUNAN:

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 13/10/2021

KARAR TARİHİ: 02/07/2024

K. YAZIM TARİHİ: 23/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.07.2021 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde iken km 764954'e geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun solunda bulunan orta refüje aracının ön kısımları ile çarpması sonucu meydana gelen kazada, araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilleri ... ile ...'nin oğulları ...'nin vefat ettiğini, müvekkillerinin desteklerinin ölümü sebebiyle maddi açıdan mağdur olduklarını, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu olduğunu, müteveffa ile müvekkillerinin ise herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli bir Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin bulunmadığını, bu sebeple 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesi uyarınca poliçenin kaza tarihi itibariyle ölüm halinde sağladığı teminat limiti olan 430.000,00 TL'nin müvekkillerine ödenmesi gerektiğini, davalı ... Hesabına teminat limitleri dahilinde ödeme yapılması yönünde ihtarın ekleriyle birlikte 06.09.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ancak 8 işgünü içerisinde ödeme yapmayarak 17.09.2021 tarihinde temerrüde düştüklerini, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinden ... için 500,00 TL, ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 17.09.2021'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 23.07.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak müvekkili şirkete başvuruda bulunulduğunu, yapılan inceleme sonucu başvurunun eksik olduğunun tespit edildiğini ve bu durumun bildirildiğini, eksiklik giderilmeden ve dava şartı yerine getirilmeden arabuluculuk ve dava yoluna başvurulduğunu, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, sorumluluklarının sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, olayda hatır taşıması bulunup bulunmadığının, SGK tarafından zarar görene gelir bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Afyonkarahisar CBS'nin ... sayılı dosyası, Emirdağ CBS'nin ... sayılı dosyası, trafik tescil kayıtları, SED raporları, ... Hesabının17/11/2021 tarihli cevabi yazısı, SGK kayıtları, 25/05/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu, BAM kararı ile tüm dosya kapsamı.

GEREKÇE :

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi (destekten yoksun kalma) tazminatı talebine ilişkindir.

Mahkememizin 2021/818 esasına kayden yapılan yargılama sonucunda, mahkememizin 27/09/2022 tarih 2021/818 esas 2022/815 karar sayılı ilamı ile "...Davanın kabulüne, Davacı ... için oğlu ...'nin vefatından dolayı 198.925,41 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine ; Davacı ... için oğlu ...'nin vefatından dolayı 147.580,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine..." dair karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 35. Hukuk Dairesinin 20/03/2024 tarih 2022/2257 Esas 2024/415 Karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda; davalı vekili cevap dilekçesi ile kazaya karışan araç sürücüsü ve araç işleteni olan 3.kişilere davanın ihbarını talep ettiği halde mahkemece bu talebin değerlendirilmemiş olması yerinde görülmemiş olup, davalı ... Hesabı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Kabule göre de, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince TRH 2010 Yaşam Tablosu Ve Progresif Rant Yöntemi ile hesap yapılması gerekirken TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.65 teknik faiz uygulanması yerinde olmadığı gibi, davacılar, oğulları destek ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekte olup, kaza tarihinde desteğin ... yaşında ve bekar olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, davacı anne ve babanın bakiye ömür süreleri içindeki dönemde 18 yaşın ikmali ile sırasıyla çocukların destek alma ihtiyacının sona ereceği gözetilerek destek paylarının belirlenmesi, bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği, evlendikten sonra 2'şer yıl arayla 2 çocuğunun olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da hayatta olan anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönemde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak hayatta olan anne ve babaya %16'şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay hayatta olan anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi, daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve hayatta olan anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek, destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılmasının gerekeceği, destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada gözönünde tutulmasının şart olduğu gözetilmeksizin hükme esas alınan raporda, destek yaşasaydı, 4 yıl içinde evleneceği ve takip eden 1 yıl içinde birinci çocuğunun olacağı, birinci çocuğun doğumunu takip eden 2 yıl içinde de ikinci çocuğunun olacağı ihtimaline göre davacılar anne ve babasına desteğin bekar olduğu dört yıl için %25'er, evli çocuksuz olduğu 1 yıl için %16'şar, ilk çocuklu 2 yıllık devre için %14'er, ikinci çocuklu devre için %12,5'er pay kabul edilerek destek paylarının dağıtımının yapılmasıyla hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, davalı vekili tarafından süresi içinde sunulan cevap dilekçesi içeriğinde açıkça hatır taşıması itirazında bulunulması nazara alınmadan mahkemece, kazada ölen davacılar desteğinin araçta hatır için taşındığına ilişkin itirazın yargılama aşamasında ileri sürülmemiş olması ve davalının hatır taşımasına ilişkin savunmasını yargılama boyunca ileri sürmemesi bakımından defi niteliğindeki bu savunmanın resen dikkate alınamayacağı gerekçesiyle hatır taşıması itirazı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediği gibi, ihtiyari dava arkadaşı olan davacılardan her biri için kabul gören meblağlara ilişkin ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece toplam tazminat miktarı üzerinden davacılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı ... Hesabı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek ihbar hususunda gerekli tebliğ giderlerinin davalı ...nce Hesabı tarafından karşılanmasının sağlanması ile kaza yapan aracın işleteni ve sürücüsü olan 3.kişilere davanın ihbar edilmesi, aktüer bilirkişiden TRH 2010 Yaşam Tablosu Ve Progresif Rant Yöntemine göre ve payların yukarıda açıklandığı şekilde yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde belirlenmesi suretiyle tazminat hesaplamalarının yapıldığı ek rapor alınması, akabinde, davalı vekili tarafından süresi içinde yapıldığı anlaşılan hatır taşıması itirazının da mahkemece değerlendirilmesi ve her bir davacı yönünden kabul görecek tazminat miktarları yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği de gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." gerekçeleriyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, dosya mahkememiz esasının yukarıdaki sırasına kaydedilmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).

Davacılar tarafından, yukarıda açıklandığı üzere ölenin yolcu olarak bulunduğu aracın ZMMS poliçesi olmaması sebebiyle güvence hesabından talepte bulunulmuştur.

Dosyaya kazandırılan 25/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;

Kusur yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; ... plakalı araç sürücüsü ... yerleşim alanı dışında görüş mesafesinin açık düz yol üzerinde seyir ederken, birinci şeritte seyrini sürdürürken aniden ikinci şeride geçmesi ile yol şartları dikkate alıp hızını hava, yol, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlaması, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve itinayı gösterip, aracını şerit üzerinde muhafaza ederek, trafik güvenliği açısından bir tehlike yaratmadan kontrollü şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken, aksine hareket etmiş olup, kazanın meydana geldiği yer, şekli ve boyutu nazara alınarak, yüksek hızla birleşik sevk ve idare hatasından kaynaklı direksiyon hakimiyetini kaybedip, kusurlu hareketi sonucu yol dışındaki sabit cisme çarpması neticesi meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşıldığından ( 2918 sayılı KTK'nun Madde 52/1-b Maddesine aykırılık) meydana gelen olayda 8/8 (sekizde sekiz) %100 ( yüzde yüz) oranında kusurlu bulunduğu, kazanın meydana geldiği yol bölümünde kazanın oluşumuna etkisi olabilecek hatanın olmadığı ve araç içindeki kişilerin olayda kusurları ve kabahatlerinin bulunmadığı belirtilmiş, kusur yönünden hatır taşıması dışında bam ilamında bozma konusu yapılmadığından yeniden kusur raporu alınmamıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde de hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; dava dışı sürücü ...'ın davacının arkadaşı olduğu dvacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinden anlaşılmıştır. O halde, davacı yolcu ile dava dışı araç sürücüsünün arkadaş olup seyahat ettikleri, davacının hususi araçta ücretli yolcu olmadığı, herhangi bir menfaat karşılığı olmaksızın hatır için taşındığı, esnada kazanın meydana gelmesi nedeniyle olayda hatır taşımasının bulunduğunun kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 4.HD 2021/13092 esas, 2022/8298 karar)

Müterafik kusur açısından yapılan değerlendirmede ise; zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği, davacının araçtan fırladığına ilişkin bir tespitin dosya kapsamında bulunmadığı, soruşturma evraklarının incelenmesinde davacının emniyet kemeri takmadığı manasına gelebilecek bir tespit yapılamadığından ve dava dışı sürücünün alkollü olduğuna dair bir tespite de rastlanılmadığından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.

BAM kararı ve davalı vekilinin talebi doğrultusunda dava ... ve ... Şti.'ne ihbar edilmiştir.

Yine BAM kararı doğrultusunda dosya aktüerya uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş, düzenlenen 05/06/2024 tarihli raporda özetle; "...Mahkemenin 06.05.2024 tarihli ara kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarih 2022/2257 Esas, 2024/415 Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmış, 23.07.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ve kusursuz olduğu tespit edilen ... doğumlu ...'nin annesi ... için 265.597,03 TL, babası ... için 164.4402,97 TL destekten yoksun kalma tazminâtı hesaplanmıştır..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.

Alınan aktüer bilirkişi raporunda BAM kaldırma ilamında belirtilen eksikliklere uygun hesaplama yapıldığından ve hatır taşıması indirimi yapıldığından hükme esas alınmıştır.

Davacı vekili dosyaya sunduğu 11/06/2024 tarihli 2.bedel arttırım dilekçesi ile; BAM kaldırma kararı öncesi yapılan yargılamada sundukları 20/06/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile anne ... yönünden 500,00 TL olan tazminat taleplerini 198.925,41 TL'ye, baba ... yönünden 500,00 TL olan tazminat taleplerini 147.580,93'ye yükseltmiş; BAM kaldırma kararı sonrası sunulan raporda yapılan hesaplamaya göre ise sunduğu 11/06/2024 tarihli 2.bedel arttırım dilekçesi ile; anne ... yönünden 198.925,41 TL olan tazminat talebini 265.597,03 TL'ye, baba ... yönünden 147.580,93 TL olan tazminat talebini ise 164.402,97 TL'ye yükseltmiş, toplam 430.000,00 TL maddi tazminatın 17/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf her ne kadar ikinci kez bedel artırım dilekçesi verilemeyeceğinden bahisle itirazda bulunmuşsa da, ıslah kurumundaki gibi ikinci kez bedel artırım dilekçesi verilemeyeceğine ilişkin kanunda yasaklayıcı bir hüküm bulunmaması, tüm deliller toplanmadan ve buna göre yapılmış aktüer hesaplamasının alacağı belirli hale getirmesinden bahsedilemeyeceğinden davacının istinaf kararı sonrası tazminat kesin olarak belirli hale getirildikten sonra ikinci bedel artırım dilekçesi vermesinde bir engel bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.

Yine bam kaldırma kararında belirtildiği şekilde vekalet ücreti her bir davacı yönünden ayrı ayrı hesaplanmıştır.

Buna göre, davacılar ... ve ...'nin desteğinin ölümü ile sonuçlanan kaza nedeniyle davacılar lehine hesaplanan maddi tazminattan davalının kaza tarihindeki geçerli ZMMS poliçe limiti ile sorumlu olduğu anlaşıldığından tespit edilen maddi (destekten yoksun kalma) tazminatının ıslah dilekçesi gözetilerek davalı ... Hesabından tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm altına alınan miktarlara temerrüt tarihi olan 17/09/2021 tarihinden itibaren yasal faiz (tarafların tacir veya kazaya karışan aracın ticari araç olmaması nedeniyle) işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜNE,

Davacı ... için oğlu ...'nin vefatından dolayı 265.597,03 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,

Davacı ... için oğlu ...'nin vefatından dolayı 164.402,97 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,

Hüküm altına alınan miktarlara temerrüt tarihi olan 17/09/2021 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,

Davalının sorumluluğunun kaza tarihindeki sigorta teminat limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına, faiz türüne ilişkin fazla talebin reddine,

  1. Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 29.373,30 TL karar ve ilam harcından, peşin ve ıslahla alınan 1.666,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.706,32 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 59,30TL başvurma harcı, 8,50TL vekalet harcı, 59,30TL peşin harç, 1.180,08TL ıslah harcı, 427,60 TL 2. ıslah harcı olmak üzere toplam 1.734,78TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  1. Davacının yargılamada yapmış olduğu 1.500,00TL bilirkişi ücreti, 504,00TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 2.004,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

  2. Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı ... yönünden hesap edilen 41.839,55 TL avukatlık ücreti ile davacı ... yönünden hesap edilen 26.304,48 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.02/07/2024

Katip Hakim

e-imza e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SebebiyleVeTazminat)asliyeCismaniticaretmahkemesiZararAçılanhükümTazminat(Ölüm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim