Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/433 E. 2024/691 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/433
2024/691
27 Haziran 2024
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/433 Esas - 2024/691
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/433 Esas
KARAR NO : 2024/691
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/04/2024
KARAR TARİHİ: 27/06/2024
K. YAZIM TARİHİ: 12/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı tarafın 2010 yılı Mayıs ayında sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşme gereğince müvekkili dolusavak, su alma yapısı ve hidroelektrik santral işinin yapımını üstlendiğini ve üstlenmiş olduğu edimi yerine getirdiğini, yapmış olduğu işlere ilişkin olarak 31.08.2010 tarih ... sıra nolu 68.093,12 TL, 05.09.2010 tarih ... sıra nolu 7.371,30 TL, 04.11.2010 tarih ... sıra nolu 115.955,31 TL, 04.11.2010 tarih ... sıra nolu 66.080,00 TL, 21.12.2010 tarih ... sıra nolu 16.520,00 TL, 23.12.2010 tarih ... sıra nolu 5.074,00 TL'lik faturaları kestiğini ve davalı tarafa gönderdiğini, davalının bu faturalara karşılık bir kısım ödemede bulunduğunu lakin borcun tamamını ödemediğinden bakiye fatura bedellerine ilişkin olarak Sincan ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının yetkiye ve borca itiraz etmesi üzerine dosyanın yetkili Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... Esasına gönderildiğini ve davalı tarafa yeniden ödeme emri çıkarıldığını, davalının yine borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının kötü niyetli hareket ederek borçtan kurtulmaya, süre kazanmaya müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmaya çalıştığını, bunun üzerine Müvekkilince davalı aleyhine Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, bu dosyanın Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasına devredildiğini ve 05.12.2017 tarihinde karara çıktığını, Mahkemece verilen karar gereğince; Davalı aleyhine başlatılan Ankara ... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı takibinin devamına karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan bu kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçtiğini ve neticede onanarak kesinleştiğini, dosya borcunun tahsili için birçok kez davalı yana menkul haczine gidildiğini fakat hiçbir ödeme yapılmadığını, davalı tarafından icra takip dosyasına ödemenin ancak 30.03.2023 tarihinde yapıldığını ve icra dosyasının infazen işlemden kaldırıldığını, bilindiği üzere munzam zarar, para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı toplam zararın faiz ile karşılanamayan kısmıdır ve munzam zarar Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiğini, müvekkilinin uzun yıllar süren icra takibi ve dava süreçleri sonucunda alacağını güçlükle tahsil ettiğini, müvekkiline faiz ödense bile bunun müvekkilinin gerçek zararının karşılanmasına yetmediğini, Davalının borcunu zamanında ödememesi nedeniyle müvekkilinin maddi-manevi birçok zarara uğradığını, işlerinin bozulduğunu, ödemelerini zamanında yapamadığını, krediler çektiğini, borçlandığını, icralık olduğunu, maddi anlamda yaşadığı bu zorluğun iş ve aile hayatını olumsuz etkilediğini, itibarının zedelendiğini, ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle de paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düştüğünü, dolayısıyla da belli bir miktar paranın, verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL munzam zararın (belirsiz alacak talebi) temerrüt tarihi olan Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin karar tarihi olan 05.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
GEREKÇE :
Dava, ilama dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin ... esas sayılı dosyasında lehine verilen ilama dayalı alacağını Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında geç tahsil ettiğinden dolayı munzam zarar talep etmektedir.
Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Davacı, dava dilekçesi ile alacağının geç tahsil edilmesi nedeniyle alım gücünün azalmasından kaynaklı zarara uğradığını iddia etmiştir. Davacının kendisine ödenen faizin enflasyon oranının altında kalması tek başına eldeki davaya konu alacağın geç ödenmesi nedeniyle somut bir maddi zarara uğradığını ispat edemeyeceğinden ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığı Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde mahkememizce kabul görmeyeceğinden ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (güncel tarihli Yargıtay HGK 2021/11-938 esas, 2022/401 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11.HD 2022/874 esas, 2023/3446 karar, 2021/6204 esas, 2023/1610 karar sayılı ilamları, Yargıtay 3.HD 2022/691 esas, 2022/2136 karar sayılı ilamı ve Ankara BAM 4.HD 2021/2976 esas, 2023/915 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
- Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/06/2024
Katip Hakim
e-imza e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09