Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/740 E. 2024/6 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/740
2024/6
3 Ocak 2024
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/740 Esas - 2024/6
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/740
KARAR NO : 2024/6
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/07/2022
KARAR TARİHİ: 03/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP :Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında fatura ve onaylı sipariş formu doğrultusunda 2012-2019 yıllarında ticari mal alım satım ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin davalıya plaka saç galvaniz malzeme satışı yaptığını, taraflar arasında her parti satış öncesi sipariş formu düzenlendiğini, sipariş formları gereği ödemelerin tamamının siparişte belirtilen para birimi ile yapılacağı, USD cinsinden yapılan satışların TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru ile muhasebeleştirileceği ve kurdan kaynaklanan farkın karşılıklı olarak kur farkı faturası ile dengeleneceğinin kararlaştırıldığını, ayrıca satışa konu malzemelerin ödemelerinin 90 gün sonra USD olarak yapılmasının da kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından davalı şirkete satılan malzemelerin birim fiyatlarının USD üzerinden verdiğini, 213 sayılı VUK 215.maddesine göre faturada tutarın TL olarak da gösterildiğini, döviz karşılığı satış ve faturalar için ödeme amaçlı davalıdan alınan TL çekleri, çeklerin ödenme tarihileri itihariyle USD karşılığının tahsilat olarak kaydedilmesi gerekirken sehven ileri tarihli çeklerin davacı müvekkil şirkete fiilen teslim tarihindeki kur üzerinden davalıya alacak kaydı olarak işlendiğini, çeklerin teslim tarihi ile tahsil tarihleri arasındaki sürelerde meydana gelen ciddi kur farkı nedeniyle fatura bedellerinin eksik tahsil edilmiş olduğunu, bu muhasehe hatasının daha sonra düzeltme işlemine tabi tutulduğunu, kur farkı nedeniyle fatura bedellerinin eksik tahsil edildiğini, bilirkişi incelemesiyle müvekkilinin davalıdan alacağının bulunduğunun tespit edilebileceğini, müvekkilinin toplam 11.563.260,73 USD fatura kestiğini, ancak
e-imza e-imza e-imza e-imza
karşılığında yalnızca 11.042.099,58 USD karşılığı tahsilat yapabildiğini, tarafların kayıtları incelendiğinde müvekkilinin 2012-2019 yılları arasında kurduğu ticari mal alım satış ilişkisi neticesinde toplam 521.161,15 USD alacağı olduğunun görüleceğini beyan ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı katmak kaydıyla; toplam 521.161,15 USD alacağının şimdilik (kısmi dava) 10.000 USD tutarındaki kısmının davalıdan alınarak davacı müvekkiline arabuluculuk anlaşmama tutanağının imzalandığı 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereği Devlet Bankalarının Amerikan Dolarıyla (USD) açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle beraber ödenmesine karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 14/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 587.660,58 USD'ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kur farkından kaynaklı bir alacağının bulunmadığını belirtmekle birlikte hataya dayalı taleplerin öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu (TBK m.30 vd) dikkate alındığında davacınını talep hakkının bulunmadığını, muhasebe kayıtları bizzat kendi tarafından tutulan davalının çekleri alma, muhasebeleştirme ve sonrasında kur farkı talep etme sürecine kadar devam eden hatasını çekleri tahsil ettiği tarihte ilgili kur farkımı öğrenmiş ve hatasını fark etmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, çekleri tahsil ettiği tarihte bahsi geçen hatasını fark etmediyse dahi davacının cari hesabında yapılan 01.07.2021 tarihli düzeltme kaydı ile hatasını fark ettiğinin açık olduğunu, işbu dava kapsamında alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, ayrıca TBK m.34 uyarınca yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı şekilde ileri süre meyeceğinin hüküm altına alınmakta olduğunu, davacı tarafından dürüstlük kuralına aykırı şekilde yanılgıya düştüğü iddia edilmekte ve bu surette kendi kendine alacak ihdas edilmekte olduğunu, gerek yerleşik Yargıtay içtihatları gerekse 'TBK 30 vd. Hükümlerinden anlaşılacağı üzere davacı tarafından hukuka aykırı şekilde alacak talebinde bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki plaka sac galvaniz malzeme satışına ilişkin bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dosya incelendiğinde; davacı ile davalı arasında fatura ve onaylı sipariş formları doğrultusunda 2012-2019 yıllanıda ticari mal alım satım ilişkisi olduğu, davacının davalıya plaka sac galvaniz malzeme satışı yaptığı hususları tartışmasızdır.
Mahkememizce iddia ve savunmalar kapsamında dava tarihi itibariyle davacı yanın varsa alacağının tespiti, davacı defterlerinin yerinde incelenmesi ile dosyada sunulu bulunan taraf delillerinin incelenmesi, kur farkından kaynaklı olarak davacının alacaklı olup olmadığının tespiti varsa alacağının hesaplanması bakımından bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulun bilirkişi kök ve ek raporuna göre; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2012-2019 yılları arasında kesintisiz olarak devam ettiği, davacının davalı adına TL ve USD faturalar düzenlediği, davalının da faturalar karşılığında davacıya çek ve banka kanalı ile ödemeler yaptığı, ayrıca bir kısım iade faturaları düzenlediği, TL olarak tutulan davacı kayıtları incelendiğinde 27.08.2019 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin TL düzeyinde sonlandırıldığı ve davacının davalıdan TL olarak alacağının bulunmadığı, bu hususta davalı tarafından dosya kapsamına sunulan tarafların kaşe ve imzasını taşıyan 13.12.2019 tarihli mutabakat metninin sureti ve buna ilişkin taraflar arasındaki mail yazışmalarının TL bazında borç alacak ilişkisinin sıfır olduğunu teyit ettiği, davacının kayıtlarında davalı hesabına yansıtılmış herhangi bir kur farkı faturasının yer almadığı tespit edilmiştir.
e-imza e-imza e-imza e-imza
Davacı tarafın talebi kur farkına dayanmaktadır.Davacı taraf davalı tarafça verilen çeklerin sehven tahsil tarihleri değil de teslim tarihlerindeki kura göre deftere kayıt edildiğini şimdi ise kur farkını talep ettiğini belirttiği görülmektedir.Davacı tarafın basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu gözetildiğinde bu yönce yapılan muhasebe hatasının kabul edilmesi hukuken mümkün görülemeyecektir.Bunun yanında ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği gibi çek ile yapılan ödemelerde artık kur farkı talep edilemeyecektir (Yargıtay 11.HD.nin 19.04.2022 Tarih ve 2020/7585 Esas,2022/3142 Karar sayılı ve benzer nitelikteki diğer kararları). Zira çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte davacı şirket tarafından da imzalanan 13.12.2019 tarihli mutabakat belgesinde de davacının davalı şirketten alacağını olmadığını belirttiği görülmektedir. Her ne kadar davacı taraf bu belgenin yetkili olmayan kişi tarafından imzalandığını savunması yapılmışsa da davacı tarafın buna ilişkin herhangi bir delil sunmaması ve açılan dava tarihine kadar bu yönde herhangi bir itirazının olmadığı da gözetildiğinde davacı tarafın bu yöndeki iddiası dikkate alınmamış ve dolayısıyla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.943,93TL ve tamamlama yolu ile alınan 265.000,00TL harçtan mahsubu ile bakiye 267.516,33TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 405.304,46TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
-
Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/01/2024
Başkan Üye Üye Katip
e-imza e-imza e-imza e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35