Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1184 E. 2024/444 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1184
2024/444
30 Nisan 2024
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/1184 Esas - 2024/444
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/1184 Esas
KARAR NO : 2024/444
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 15/11/2023
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
K. YAZIM TARİHİ: 13/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirketin kendi inşaatlarında kullanabilmek adına 43.801,13 TL değerinde cam için ... Firması ile anlaşıp sipariş verdiğini, verilen bu siparişlerin ...' dan ...' da yer alan inşaat sahasına nakliye edilebilmesi için de nakliye işini ifa eden davalı ... ile anlaştıklarını, anlaşmaya göre davalının, ... Firmasından camları nakliye aracına yükleyip ...' da bulunan davacının inşaat sahasına götürmeyi taahhüt ettiğini, ...'nin, firmadan camları kendi nakilye aracına kendisinin yüklediğini ve ...' nde yer alan inşaat sahasına götürerek camları teslim etmeye çalıştığını, teslim anında, araca sağlam yüklenen camların hepsinin taşıma esnasında kırılması ile davalı taraf kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiremeyerek, malı ayıplı teslim ettiğini, teslim anında, kırılan camlar için tutanak tutulduğunu, karşı tarafın bu tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, yine taahhüt edilen hizmeti kendi kusuru nedeniyle yerine getiremeyen davalıya müvekkili şirketçe, malı ayıplı teslim eden ...' ye nakliye için 236,00 TL ve 2.288,00 TL ödeme yapıldığını,...'nin nakliye işi nedeniyle üzerine düşen malı gereği şeklinde teslim edemediğini, müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davalının nakliye sırasında gözetimi altında bulunan eşyayı veya paketi yolculuk boyunca korumakla sorumlu olduğunu, davalının kusuru nedeniyle ortaya çıkan zararın karşılanmamış olup yerine getirilmeyen hizmet bedelinin de müvekkiline geri iadesi yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında da davalı ile anlaşmaya varılamadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve daha sonradan artırılmak üzere ayıplı olarak teslim edilen malların tazminine ilişkin kısmî alacak olarak şimdilik 1000 TL, taahhüt edilen hizmet, yasa ve usule uygun yerine getirilmemiş olması nedeni ile ödenmiş olan nakliye bedele ilişkin kısmî alacak olarak 100,00 TL ve arabuluculuk 27.09.2022 Tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin de davalı yanda bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı tarafın delillerinde ek olarak kullandığı tutanakların ... adına düzenlendiğini, davacı tarafın husumet gösterdiği tarafın müvekkili ... olduğunu, davaya konu olayda müvekkilinin ismi dahi geçmemekte olup olay günü tutanak ve kayırlarda da olmadığını, müvekkilinin husumet gösterilmesinin usule aykırılık oluşturduğunu, dolayısıyla müvekkilinin hasım gösterilerek açıldığı işbu davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan dolayı usuli hata oluşturduğundan reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse müvekkilinin bir anlık işbu davada taraf ehliyet sıfatını haiz olduğunu varsaydıklarında ise davacı şirketin, müvekkili firmadan camları kendi nakliye aracına kendisinin yüklediğini iddia etmesinin gerçekle uyuşmadığını, yükleme anına ilişkin görüntülere bakıldığında davacı şirketin yüklemeyi yaptığının görüleceğini, CMR 17/1 maddesi gereği malların hatalı ambalajlanması ve halatının iyi sıkılmaması sonucu camlar kırılmış olup müvekkili ile bu durumun illiyet bağlantısı bulunmadığını, dosyaya sunulan tutanaklarda müvekkilinin ismi dahi geçmemekte olup "..." isminin yazılı olduğunu, dava dilekçesinde bahse konu tutanağın ... adına düzenlendiğini, müvekkilinin imtina ettiğinin iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu iddianın davacının kötü niyetinin varlığından kaynaklandığını, davacı tarafça yapılan soruşturma sonucunda savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini, savcılığın bu soruşturmayı müvekkili ... adına yapmadığını ... adına yaptığını, tüm bu nedenlere binaen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Tarafların ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları, BA-BS formları, kamera kayıtları, Gebze CBS ... soruşturma sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, ayıplı teslimden kaynaklı zararın tazmini ve ayıplı teslimden kaynaklı nakliye bedeli tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun 114. maddesi uyarınca, pasif husumet ehliyeti dava şartı olup, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığını taraflar her zaman ileri sürebilecekleri gibi, mahkemelerin de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının mevcut olup olmadığını araştırması gerekir. Bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü kişinin kimler olduğu, eş söyleyişle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Dolayısıyla, bir sübjektif hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı o hakkın sahibine (aktif husumet) ait olup, bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet). Taraf sıfatının (husumetin) usul hukukunu ilgilendiren yönü ise, taraflardan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda mahkemece dava konusu hakkın esasına ilişkin inceleme yapılıp karar verilememesi ve davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi yönünde verilen kararın, şüphesiz o davada taraf olarak gösterilmiş bulunan kişiler arasında kesin hüküm teşkil etmesidir.
Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (15.H.D. 2016/5078 Esas, 2018/227 Karar) Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, HMK. Madde 116’da yer alan ilk itirazlardan olmadığından, 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesi uyarınca, aktif husumet ehliyeti dava şartı olup, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığını taraflar her zaman ileri sürebilecekleri gibi, mahkemelerin de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının mevcut olup olmadığını araştırması gerekir.
6102 Sayılı TTK’nın 21.maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun içinde öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur. (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13).Somut olayda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturanın taşımanın davalı taraf tarafından yapıldığını tek taraflı teyit etmediği bu kapsamda taşıyanın tespiti için tek başına yeterli olmadığı soruşturma evrakları incelendiğinde taşımanın ... tarafından değil ... tarafından yerine getirildiği soruşturma tutanaklarının ... adına düzenlendiği anlaşılmakla davalının borçlu sıfatına sahip olduğu ispatlanamadığından davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın pasif husumet yokluğundan reddine,
-
Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.295,58 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
-
Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2024
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39