Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1036 E. 2024/233 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1036
2024/233
7 Mart 2024
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/1036 Esas - 2024/233
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2022/1036 Esas
KARAR NO : 2024/233
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/04/2021
KARAR TARİHİ: 07/03/2024
K. YAZIM TARİHİ: 18/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;Müvekkili ve davalı ... arasında yapılan, davalı ...’in ... A.Ş. nezdinde % 100 hissesi olan, ... adına tescilli ... plaka sayılı aracın tüm hissesinin 27.01.2009 tarihli adi yazılı sözleşme (protokol) ile davalı yanca müvekkili ...’a devredildiğini, anılan sözleşmede devre konu aracın işletilmesinden doğan ve doğacak kar ve zararın müvekkili alıcıya ait olduğu, müvekkilinin bundan böyle ... A.Ş.’nin vermiş olduğu talimatlara uymayı kabul ve taahhüt ettiğinin yazılı olduğunu, 1. maddede yazılı sözleşmede yazılı devre konu aracın midibüs( minibüsten daha büyük, otobüsten daha küçük araç) ... Genel Müdürlüğünün tahsis ettiği servis hat/ya da güzergahlara bağlı olarak çalıştığını, bu araçların çalışma ruhsatları ve uygunluk belgelerinin ... Genel Müdürlüğü Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından verildiğini, müvekkilinin anılan sözleşmeye göre davalı ile 364.500,00 TL bedel mukabilinde hisse devri için anlaştığını, müvekkilinin borcuna mahsuben, borcundan düşülmek üzere davalıya 10.000,00TL elden kapora, bir de Ankara Merkez plakalı ... plakalı ticari taksisinin satış bedelini verdiğini, müvekkiline ait ... plakalı ticari taksinin satıldığını, bedeli 176.500,00 TL'nin müvekkilinin borcuna yani satış bedeline mahsuben davalı tarafa ödendiğini, bu şekilde davalı tarafa 186.500,00.TL nakit para ödendiğini, geri kalan borcun meblağının ödenmesi hususunda ise müvekkili ve davalının müvekkilinin ... plaka sayılı aracın işletmesi, çalıştırmasından elde edeceği kazancı, ciroyu, kar payından elde edilecek meblağı, aracın banka kredisi ile çekilip alınmış olması nedeniyle kredinin elde edilecek kazançtan müvekkilince ödenmesi hususunda karşılıklı mutabakata vardıklarını, yani müvekkilinin bakiye borcunun bitirilmesinin aracın müvekkili tarafından çalıştırılması sonucu elde edilecek gelirden aracın banka kredi borcunun müvekkili tarafından ödenmesi sonucu gerçekleştirileceğini, müvekkilinin kredi borcunu kendi bakiye borcunu tamamlamak üzere üstlendiğini, aracın çalışıp kendi borcunu ödeyeceğini, aracın o anki kredi borcunun aylık 4.000,00.TL’den 36 ay olduğunu, müvekkiline anılan satış sözleşmesi gereği ... plaka sayılı araç davalı tarafça sadece 1 sene kullandırıldığını ve bu süre zarfında elde edilen kazançtan müvekkiline mazot masrafı vd. araç giderlerine karşılık sadece 10.000,00.TL ödediğini, ... plaka sayılı aracın o anki aylık gelirinin tahmini günlük 400.00.TL – 500.00.TL’den en az ortalama 12.000,00.TL olduğunu, müvekkiline aracın 1 sene kullandırıldığını ancak kar-kazanç payı verilmediğini, ... plaka sayılı aracın işletilmesinden elde edilen gelirin havuz sistemi gereği ... A.Ş.’nin havuzuna aktarıldığını, müvekkiline para verilmediğini, oysa 27.01.2009 tarihli sözleşmede aracın işletilmesinden doğan ve doğacak kar ve zararın müvekkili alıcıya ait olduğu davalı satıcı ... tarafından müvekkiline açıkça taahhüt edildiğini, ...'in bu taahhüdüne uymadığını, müvekkiline verdiği aracı müvekkilinden geri aldığını ve tekrar kendi adına çalıştırmaya başladığını, aracın işletilmesinden kaynaklı parasını müvekkilinin ...’den talep edilmişse de ...'in şirketin yüklü tutarda kredi ve başka borçlarının olduğundan bahisle müvekkilinin talebini sürekli reddettiğini, müvekkilinin 27.01.2009 tarihli araç hisse satışı sözleşmesinden davalıya az miktarda nakit borcu kaldığını, bunun 34.000,00.TL davalıya bakiye borcu kaldığını, hatta bunun 2.000,00.TL’sinin düşümü konusunda tarafların anlaştığını, buna göre davalıya 32.000,00.TL bakiye borcu kaldığını, davacının nakit borcu ödeyemeyince davalının öyleyse benim ... plaka sayılı araçtaki hissemi düşür dediğini, müvekkilinin ... plaka sayılı aracın % 100 hisseye sahip tam maliki olduğunu, 32.000,00.TL bakiye borç için tarafların karşılıklı anlaştıklarını ve şahit ... nezaretinde 01.02.2011 tarihli yeni bir protokol imzaladıklarını, bu protokole göre davalı ...'in ... A.Ş.'de bulunan ... plakalı araçtaki hissesinin % 75’ini müvekkili ...’a devrettiğini, müvekkilinin 32.000.00.TL borcuna karşılık ... plaka sayılı araçtaki müvekkilinin % 100 hissesinin, % 25 düşürülmek, % 75 hisse müvekkiline ait olmak üzere ... plakalı araçla kaim edildiğini, müvekkilinin hissesinin % 25 noksanla başka bir araca aktarıldığını, bu ikinci sözleşme yapılırken de müvekkilinin ... plaka sayılı aracın işletilmesinden hak ettiği bedel ve satış bedelinin, geçmişe yönelik hiçbir mali hakkı davalı yanca müvekkiline ödenmediğini, ... plaka sayılı aracın davalı yanca müvekkiline hiç teslim edilmediğini, müvekkilinin bu aracı hiç işletemediği gibi, kazanç da elde edemediğini, davalının, müvekkiline aracı vermediği gibi aracın çalıştırılmasından doğan geliri de vermediğini, müvekkilinin kazanç kaybının sürdüğünü, 01.02.2011 tarihli protokolün üzerinden her ne kadar 10 yıllık süre geçtiği düşünülse bile zamanaşımı süresi geçmediğini, araçların çalışıp gelir elde ediyor olup, bu şekilde zarar işlemeye devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin geçmeyeceğini, dava açma süresi kısıtlaması olmayacağını, davalı ... ve diğer bir kısım şahıslar hakkında “ Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçundan Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... E. ... K. sayılı ve 30.05.2019 günlü kararı ile 2010 – 2011 yılları arasında anılan eylemi işlemeleri nedeniyle mahkumiyet hükmü verildiğini, arabuluculuk faaliyetinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davanın kabulüne, fazlaya ait hak ve alacaklar saklı kalmak üzere müvekkilinin 27.01.2009 ve 01.02.2011 tarihli araç hisse satış sözleşmeleri gereği davalıya ödediği hisse satış bedelinin şimdilik 186.500.00.TL’sinin ve ... ve ... plakalı sayılı araçların işletilmesi, çalıştırılması nedeniyle elde edilen ancak müvekkiline ödenmeyen gelir, ticari kazanç, kar payının şimdilik 20.000.00.TL’sinin, toplam 206.500.00.TL alacağın davalıdan araç hisse satış tarihleri olan 27.01.2009 ve 01.02.2011 tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, ( Kazanç, kar payı alacak talebimizin 6100 Sayılı HMK 107/1’e göre belirsiz alacak davası olarak açıldığının bilinmesine) yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davaya konu araçların Sincan- Ankara hattında toplu taşımacılık yapan araçlar olduğunu, 2007 yılına kadar Ankara- Sincan hattında ... olarak bilinen otobüslerle taşımacılık faaliyeti gerçekleştirildiğini, 2007 yılında bu otobüslerin faaliyetlerine Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından son verildiğini, yeni bir ihale açacağını ve bu ihalede iptal edilen özel halk otobüslerinde hak sahibi olan kişilere öncelik tanınacağının belirtildiğini, ancak Büyükşehir Belediyesi karşısında tek tek kişiler olmasını istemediğinden ihalenin tarafının bir şirket olmasını istediğini, bunun sonucunda hak sahibi olan 222 kişinin ... Şti , ... Şti ve ... Şti'nin ihaleye girmiş ve hak sahipleri adına 222 araçlık Özel Halk otobüsü taşıma ihalesini aldığını ( 2008-2018 yılları arasında faaliyet göstermek üzere), bu şirketlerin kendi arasındaki dağılımının ise 116 tane ... şirketi, 96 tane ... Şirketi ve 10 tane araç da ... Şirketinin olacak şekilde olduğunu, Toplu Taşımacılık İhalesinin açıklanan şekilde imzalandığını ancak bu kez ihaleye uygun araçların alınması gerektiğini, bu aşamada ihaleyi alan şirketin garantörlüğünde araç üzerinde hak sahibi olan kişilerin kendi adlarına yaklaşık 150.000'er TL kredi kullanarak araçları aldıklarını ve 2008 yılının sonunda ihale kapsamında taşımacılık faaliyetine başladıklarını, kredilerin hak sahipleri adına olduğundan dolayı araçları hak sahibi olan kişilerin kendi adlarına işlettiklerini, elde etmiş oldukları kazançtan da kredi borçlarını ödediklerini, müvekkili ...'in hak sahibi olduğu ... plakalı aracı davacı yanın satın almak istediğini, bu amaçla tarafların bir araya geldiğini ve 27.01.2009 tarihli protokolü imzaladıklarını, bu protokole göre müvekkilinin hak sahibi olduğu ... plakalı aracın hak sahipliğini davacıya devrettiğini, davacının da kabulünde olduğu üzere aracı da fiilen davacıya teslim ettiğini, davacı yanın yaklaşık bir yıl kadar aracı kendisi çalıştırmasına rağmen protokolde yazılı olan banka kredi borçlarını ödemediğini, araçların kar elde edemediğini ve ihale sözleşmesinin tarafı olan ... Şirketinin maddi sıkıntılarından dolayı sorun yaşadığını belirterek aracı tekrar müvekkiline iade ettiğini, aradan bir yıl kadar geçtikten sonra bu kez davacı yanın bu kez ... plakalı araca talip olduğunu, iki yıllık banka kredisinin müvekkilince ödenmiş olan ... plakalı aracın % 75 hissesinin kalan kredilerin davalı tarafça ödenmesi koşulu ile davacıya verildiğini, davacının bu aracı da bir süre çalıştırmasına rağmen banka kredilerini ödemediğini ve tekrar aracı bıraktığını, davacı tarafından müvekkiline yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını, kaldı ki satış bedelinin ne kadar olduğu konusunda taraflar arasında akdedilmiş iki protokolde de bir düzenleme yer almadığını, bu haliyle her iki protokolün de zorunlu unsurlarının eksik olduğunu, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede karşılıklı edimlerin ne olduğunun bulunmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin ediminin ne olduğu ( araç üzerindeki hak sahipliğinin devri) belirlenmiş iken davacının ediminin ne olduğunun belli olmadığını, taraflar arasındaki protokol uyarınca davacı yanın ediminin aracın banka kredisinin ödenmesi olarak kabul edilmesi halinde ise davacının bankaya ödemiş olduğu herhangi bir kredi ödemesi bulunmadığının görüleceğini, unsurları eksik olan protokollere dayanan davayı kabul etmediklerini, davacı yanın delileri arasında herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığını, yaptığını iddia ettiği 186.500,00 TL ödemeyi kabul etmediklerini, bunun yanı sıra davacının talepleri arasında yoksun kaldığı karın da talep edildiğini, aracın satın alınması için ödediğini iddia ettiği paranın iadesinin talep edilmesi halinde araç üzerinde mülkiyet hakkı olmayacağından mahrum kaldığı karın talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, hukuken geçerli olmayan protokol (sözleşmeye) dayanan ve ödeme iddiası delille geçerli bir delil ile kanıtlanmayan davanın esastan reddine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ...(bozma öncesi ...) esas sayılı dosyası, araç trafik tescil kayıtları, tarafların ticaret sicil ve vergi kayıtları, Türkiye ... Bankası, Türkiye ... Bankası, Türk ... Bankası kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, adi yazılı şekilde düzenlenen araç hisse satış sözleşmesinden kaynaklı ödediği bedelin ve ödenmeyen gelir ,ticari kazanç, kar payının tahsiline yönelik alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizin 23/09/2021 tarih, 2021/327 esas 2021/684 karar sayılı kararı ile Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair görevsizlik kararı verilmiş, Ankara BAM 20. Hukuk Dairesinin 15/09/2022 tarih 2022/1270 esas 2022/1123 karar sayılı ilamı ile özetle; "Somut uyuşmazlıkta da ticari işletme niteliğindeki halk otobüsünün hat ve hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istenmektedir. Ticari işletme hakkındaki maddi hukuk normları ile ilgili düzenlemeler de TTK.'nın 1. Kitabında yer almaktadır. Bu durumda ticari işletme devri sözleşmesinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari iş ve ticari dava sayılır. O halde ticari işletme devri sözleşmesi niteliğindeki dava konusu sözleşmeden kaynaklanan somut uyuşmazlığı görüp incelemeye de asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Bu durum karşısında mahkemece işin esasının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş", denilmekle mahkememiz kararı kaldırılmış, mahkememizde yeniden yargılamaya devam edilmiştir.
Kamu hukukuna dayanan kısıtlamalardan birisi olan, 2918 sayılı KTK’nın 24.12.2009 tarih ve 5942 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 20. maddesinin (d) bendinde: “tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacağı; noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlerin geçersiz olacağı; satış ve devir işleminin, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirileceği, bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işleminin gerçekleşmiş sayılacağı” belirtilmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması hâlinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir. Trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmenin geçerliliği 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmasına bağlıdır. Burada sözü edilen resmi şekil, sözleşmenin noterde re'sen düzenleme şeklinde yapılmasıdır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup, bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar. Taraflar sadece birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak geri isteyebilirler. Taraflar ancak aldıklarını iade ile yükümlüdürler bu bağlamda satıcı taraf alıcıdan ancak aracın iadesini isteyebilir, aracın kaldığı dönem için kullanma bedeli, kira ecrimisil adı altında talepte bulunulamaz. Alıcı taraf ise, sadece satış bedelini isteyebilir, Satış bedelinin satıcıda kaldığı süre için faiz isteyemez (Yargıtay 3. HD'nin 04.12.2014 t. 2014/7621 E. 2014/15846 K. sayılı kararı).
Asıl uyuşmazlık adi yazılı araç sözleşmesi kapsamında kapora bedeli ve satım bedeli ödenip ödenmediği, eğer ödenmiş ise bu bedelin iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Dava harici satım sözleşmesine dayalı ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesi isteminden ibarettir. Bu durumda, davacı taraf, davaya konu paraların davaya konu araç bedeli olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı savunmasını ispat ile yükümlü olmayacaktır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı ve davalı ... arasında yapılan, davalı ...’in ... A.Ş. nezdinde % 100 hissesi olan, ... adına tescilli ... plaka sayılı aracın tüm hissesi 27.01.2009 tarihli adi yazılı sözleşme ( protokol) ile davalı yanca müvekkil ...’a devredildiğini anılan sözleşmeye göre davalı ile 364’500.00.TL bedel mukabilinde hisse devri için anlaştıklarını, Bu bağlamda davacının borcuna mahsuben, borcundan düşülmek üzere davalıya 10’000.00.TL elden kapora, bir de Ankara Merkez plakalı ... plakalı ticari taksisinin satış bedelini ödediğini, Davacıya ait ... plakalı ticari taksi satıldığı bedelinin 176’500.00.TL davacının borcuna yani satış bedeline mahsuben davalı tarafa ödenerek bu şekilde davalı tarafa 186’500.00.TL nakit para ödendiğini iddia ettiği fakat Bankalara yazılan müzekkere cevapları ve davacının dosyaya sunduğu deliller gözetilerek ödemenin yapıldığı hususu ispatlanamamıştır. Davacının davalıya davaya konu araç bedeli olarak gönderildiği yönündeki iddiası davalıca kabul edilmemiş, tersine davacı tarafından müvekkile yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını Kaldı ki satış bedelinin ne kadar olduğu konusunda taraflar arasında akdedilmiş iki protokolde de bir düzenleme yer almamaktadır. Davacının ödemeyi ispatlayamadığından ve geçersiz sözleşmeye dayanarak mahrum kalınan kar alacağı da talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.526,51 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 3.098,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine ,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 995,59 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 32.975,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
-
Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/03/2024
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57