Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1330 E. 2023/1356 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1330
2023/1356
22 Aralık 2023
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/1330 Esas - 2023/1356
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/1330 Esas
KARAR NO : 2023/1356
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ :
: 2-
: 3-
VEKİLİ :
: 4-
VEKİLİ :
: 5-
VEKİLİ :
: 6-
VEKİLİ :
: 7-
8-
9-
10-
11-
TASFİYE MEMURU:
12-
İFLAS İDARE
MEMURLARI : 1-
2-
3-
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/02/2021
KARAR TARİHİ: 22/12/2023
K.YAZIM TARİHİ : 22/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi ... tarafından Ankara Batı ... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile ... ve ... Şti. aleyhine dava açıldığı, davada dava dışı işçinin 1999-2017 yılları arasında çalıştığı, 30.04.2017 tarihinde emekli olduğu belirtilerek, ödenmeyen işçilik alacaklarının davalı belediyeden ve davalı şirketlerden tahsilinin talep edildiği, davanın kabulüne dair verilen kararın Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe konulması üzerine icra dosyasına davacı belediye tarafından 115,242,03TL ve 2.734,07TL olmak üzere 117.976,10TL ödendiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38. maddesinde, davalı şirketlerin dava dışı personelin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu hususunun düzenlendiği, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı belirtilerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, dava dışı işçi ... için ödenen 117.976,10TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıların sorumluluk sınırları belirlenmek suretiyle rucüen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalılardan ... Şirketi vekili tarafından verilen 16.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığı, dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde çalışırken fazla mesai yapmadığı, UBGT günlerinde çalışmadığı, dava dışı işçinin tüm yıllık izinlerini kullandığı, 4734 saylı Kanunun kapsamında yapılan yaklaşık maliyet hesabına kıdem tazminatının dahil edilmediği, dava dışı işçinin hizmetinden fiilen üst işverenin faydalandığı, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin sorumlu olacağının kabul edilmedi durumunda Yargıtay 13 ve 15 Hukuk Dairelerinin kararı doğrultusunda davalı şirketin alacağın sadece %50'sinden sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılardan ... A.Ş. vekili tarafırdan verilen 16.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ...'un 01.01.2006-01.03.2006 tarihleri arsında davalı şirkette çalıştığı, dava dışı işçinin kıdem tazminatına hak kazanmadığı, 4734 sayılı Kanun kapsamında yaklaşık maliyet hesabında kıdem tazminatına yer verilmediği, Kamu İhale Kanunu Genel Tebliğinden, 'kıdem ve ihbar tazminatları' ibaresinin çıkarıldığı, 6552 sayılı Kanun hükümlerine göre kıdem tazminatının kamu kurum ve kuruluşları tarafından ödenmesi gerektiği, işçi alacalarının İş Kanunun 32. Maddesi hükmüne göre 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava dışı işçinin iş akdinin neden sona erdiğinin davalı şirket tarafından bilinmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılardan ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. vekili tarafından verilen 30.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, sözleşmede davalı şirketin kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve UBGT ücretinden sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, davalı şirketin sorumluluğunun dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olması gerektiği, yıllık izin ücretinden son işverenin sorumlu olduğu, davalı şirketin alt işveren konumunda bulunduğu, davalı şirketin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği, bu nedenle faize dava tarihi esas alınarak hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, taşıma ve hizmet edimlerini bir arada içeren karma nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce 12/04/2022 tarih, 2021/145 esas 2022/344 karar sayılı kararı ile kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2023 tarih 2023/882 esas 2023/482 karar sayılı ilamı ile özetle; "5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava, asıl işveren ve alt işverenler arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalılar ticaret şirketi olup, tacir iseler de davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olup olmadığının incelenmesine gelince;
Her ne kadar mahkemece, dava konusu sözleşmenin taşıma ve hizmet edimlerini içeren karma sözleşmeden kaynaklandığı ve olayda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmelerin, konusuna göre hizmet sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, taraflar arasındaki sözleşmeler hizmet sözleşmesi olduğuna göre davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Hal böyle olunca, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, hizmet sözleşmesi işi olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. İş bu sebeple asıl uyuşmazlık konusunun hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kanaatine varılarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair görevsizlik kararı verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1. c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
-
Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1. son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kesin olmak üzere karar verildi.22/12/2023
Katip Hakim
E-imzalıdır. E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49