Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1295 E. 2023/1299 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1295
2023/1299
13 Aralık 2023
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/1295 Esas - 2023/1299
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/1295 Esas
KARAR NO : 2023/1299
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALILAR : 2-
3-
VEKİLİ :
DAVALI : 4-
VEKİLİ :
DAVALI : 5-
VEKİLİ :
DAVALILAR : 6-
7-
8-
9-
TASFİYE MEMURU:
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/03/2022
KARAR TARİHİ: 13/12/2023
K.YAZIM TARİHİ : 13/12/2023
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi ... tarafından Ankara Batı ... İş Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile Belediye aleyhine dava açıldığı, davada dava dışı işçinin 1999-2020 yılları arasında çalıştığı belirtilerek, ödenmeyen işçilik alacaklarının davalı belediye ile son alt işveren ... Şti.'nden tahsilinin talep edildiği, davanın kabulüne dair verilen kararın Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe konulması üzerine icra dosyasına davacı belediye tarafından 95.074,84-TL ve 21.581,88-TL olmak üzere toplam 116.656,72-TL ödendiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38. maddesinde, davalı şirketlerin dava dışı personelin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu hususunun düzenlendiği, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı belirtilerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, dava dışı işçi ... için ödenen 116.656,72-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıların sorumluluk oranları belirlenmek suretiyle rucüen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalılardan ... Şirketi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; ... Şirketi-... Ticaret Ltd. Şti. ortak girişimi ile davalı ... Belediye Başkanlığı arasında 01.01.2013-30.09.2014 tarihlerini kapsayan ... ihale kayıt numaralı sözleşmenin imzalandığı, ... Şirketi ile davacı ... Belediye Başkanlığı arasında 01.10.2014-30.09.20177 tarihlerini kapsayan ... ihale kayıt numaralı sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında teminat mektubunun nakde çevrilerek iade edilmediği, davacı belediyenin 20.03.2018 tarihli yazısında teminat mektubunun iadesinin mümkün olmadığının belirtildiği, 3.450,000,00-TL'lik teminat mektubunun nakde çevrilmesi hususunun davalı Belediye başkanlığının oluruna sunulduğu, ekte sunulan excel tablodan anlaşılacağı üzere (138. Sıra) idarenin sadece kıdem tazminatı miktarını değil yıllık izin ücreti miktarlarını da hesaplayarak davalı şirket teminatının nakde çevrildiği, dava dışı ... adına toplam 12.278,17-TL'nin emanet hesabına alındığı, davacı belediye ile akdedilmiş sözleşme bittikten yıllar sonra dava dışı personelin hizmet akdinin sona erdiği, davalı şirketin feshe bağlı alacaklardan sorumluluğunun bulunmadığı, teminat mektubunun iadesi için davalı şirket tarafından ... Belediye Başkanlığı aleyhine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/395 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Cevap dilekçesi ekindeki listenin incelenmesinde listenin 138. Sırasında dava dışı işçi ... yönünden 12.278,17-TL'ye yer verildiği görülmüştür.
Davalılardan ... A.Ş. vekili tarafından verilen 11.04.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi ...'ın 01.01.2006-01.03.2006 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığı, dava dışı işçinin kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretine hak kazanmadığı, 6552 sayılı Kanun hükümlerine göre kıdem tazminatının kamu kurum ve kuruluşları tarafından ödenmesi gerektiği, işçi alacaklarının İş Kanunun 32. Maddesi hükmüne göre 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılardan ... Şirketi vekili tarafın verilen 14.04.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun hükümleri gereğince kıdem tazminatının kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödenmesi gerektiği, davacı belediye ile davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu, dava dışı işçinin davalı şirket nezdindeki çalışmasının sona ermesi akabinde davalı şirket tarafından dava dışı işçiye 22.06.2010 vadeli ve 3.549,90-TL bedelli çek ile 27.07.2011 vadeli 1.910,00-TL bedelli çek verildiği, bunun üzerine dava dışı işçinin davalı şirketi ibra ettiği, davalı şirketin kıdem tazminatından sorumlu tutulması halinde dava dışı işçinin davalı şirkette çalıştığı süre ve son aldığı ücret miktarı ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirketin yıllık izin alacağı ödemesinden sorumluluğunun bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Cevap dilekçesi eki belgelerin incelenmesinde, davalı şirket tarafından dava dışı işçi ...'a 22.06.2010 keşide tarihli ve 3.549,92-TL bedelli çek ile 27.07.2011 tarih 1.910,00-TL bedelli çekin verildiği, düzenlenen ibranamalerde dava dışı işçi adına atılan imzaların yer aldığı tespit edilmiştir.
Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen diğer davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
GEREKÇE :
Dava, taşıma ve hizmet edimlerini bir arada içeren karma nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce 06/10/2022 tarih, 2022/307 esas 2022/867 karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2023 tarih 2023/1339 esas 2023/484 karar sayılı ilamı ile özetle; "5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava, asıl işveren ve alt işverenler arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalılar ticaret şirketi olup, tacir iseler de davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olup olmadığının incelenmesine gelince;
Her ne kadar mahkemece, dava konusu sözleşmenin taşıma ve hizmet edimlerini içeren karma sözleşmeden kaynaklandığı ve olayda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmelerin konusuna göre asıl edimin, davacı kurumun, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince görevi kapsamında olan (ve yine aynı Kanun gereğince ihale ve sözleşme yoluyla üçüncü şahıslara da yaptırabileceği) temizlik hizmeti olduğu anlaşılmaktadır. Temizlik hizmetinin ifası sırasında toplanan çöp ve atıkların başka yere taşınması, temizlik işinin gereği olup, sadece bu durum sözleşmenin "taşıma" sözleşmesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Nitekim benzer bir olayda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de 09/05/2022 tarihli, 2021/2610 esas ve 2022/2541 karar sayılı kararında, "taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin, Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğunu" belirterek, sözleşmenin "taşıma" değil, "hizmet sözleşmesi" olduğunu kabul etmiştir.
O halde, taraflar arasındaki sözleşmede, "atıkların ... nakli" konusunda bir taşıma edimi olsa da, baskın olan edim, Belediyenin asli işi olan temizlik hizmet alımına ilişkin olmakla, somut olayda, TTK'nın 4. maddesinde sayılan sözleşme türlerinden olan "taşıma" değil, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki "hizmet sözleşmesi" bulunduğunun kabulü gereklidir. Dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Hal böyle olunca, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, temizlik işi sözleşmesine ilişkin olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. İş bu sebeple asıl uyuşmazlık konusunun hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kanaatine varılarak görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1. c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
-
Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1. son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kesin olmak üzere karar verildi.13/12/2023
Katip Hakim
E-imzalıdır. E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03