Ankara BAM 4. HD 2022/3480 E. 2024/323 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/3480
2024/323
12 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/3480
KARAR NO : 2024/323
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2019
NUMARASI : 2018/567 E. 2019/1385 K.
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
KARARIN YAZIM TARİHİ : 14/03/2024
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından istinaf incelemesinin Dairemizce yapılmasına karar verilmiş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı, davalı ile arasında 2012 ve 2013 yılları için 17.03.2011 ve 14.03.2013 tarihli Lisanslı Toplama, Ayırma Hizmet sözleşmeleri akdedildiğini, sunulan belge ve faturalara göre 2012 ve 2013 yıllarında işlemlerin gerçekleştirildiği ve akdi yükümlülüklerin yerine getirildiğini, ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 05.03.2018 tarihli yazısı ile ambalaj atığı toplama ayırma alanında faaliyet gösteren ... Nak. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Plastik Paz. San. Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı işletmelerin Maliye Bakanlığı Vergi Müfettişlerince inceleme yapılmasının talep edildiğini, hazırlanan rapor ile Maliye Bakanlığı tarafından ilgili bakanlığa iletilen Vergi Tekniği Raporu ile Görüş ve Öneri Raporu üzerinden yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, ... Nak. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ... Plastik Paz. San. Dış Tic. Ltd. Şti. adına 2012 ve 203 yıllarında düzenlediği faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu, ... Nak Ltd. Şti.'nin ilgili belediyelerden ambalaj atığı toplamak suretiyle yapmış olduğu bildirimler ve bu bildirimlere istinaden yine ilgili belediyelerce belgelendirme işlemlerinde kullanılması için paylaştırılan belgelerden bir kısmının iptal edilmesi gerektiğini, akde aykırı bu durumdan dolayı zarara uğradıklarını ileri sürerek şimdilik 20.000,00 TL'nin sahte fatura tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini 2.933.052,40 TL'ye çıkartmıştır.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI ÖZETİ:
Mahkemece, 2012 ve 2013 yıllarında davalı tarafından davacıya düzenlenen faturaların bir kısmının sahte olduğu, bu durumun Bornova Vergi Dairesi vergi tekniği raporunda belirlendiği, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ambalaj Bilgi Sistemi üzerinden n 33.141,640 kg (4.449,000 kg cam, 8.328.000 kg Polietilen (PE) /Poliamid (PA), 1.573.430 kg Polietilen terftalat (PET) / Polikarbonat (PC), 13.090.700 kg Polipropilen (PP), 4.428.100 kg Polistiren (PS), 1.272.410 kg Polivinilklorür (PVC)) ambalaj atığına ilişkin tutarın iptalinin sağlandığı, iptal edilen 9 adet faturadaki tutarın 1.864.378,12TL olduğu (İlk bilirkişi raporundaki hesaplamalar da KDV hariç olup davacının bu bilirkişi raporuna göre ıslah yaptığı dikkate alınarak talebinin KDV hariç olduğu kanaati ile), davacı tarafından davalıya ödenen ve iptali sonrasında yersiz ödendiği tesbit edilen 1.864.378,12TL'nin, davacı tarafından temerrüt tarihinden itibaren faizi de alacak kalemi olarak ıslah edilmekle itibar olunan 23/09/2019 tarihli bilirkişi hesaplamaları doğrultusunda, 35.857,36TL faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1.864.378,12 TL asıl alacak, 35.857,36 TL işlemiş faizin, asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı, mahkemece verilen faiz kararının hatalı olduğunu, bilirkişi ek raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemenin faiz başlangıcına ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalının eylemi haksız fiil niteliğinde olduğundan faiz yükümlülüğünün her bir sahte faturanın düzenlendiği tarihten itibaren başladığının kabulü gerektiğini ileri sürerek faiz yönünden kararın kaldırılmasını, toplam 1.068.674,28-TL faiz alacağını davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, 17/03/2011 tarihli “Lisanslı Toplama, Ayırma, Firma Hizmet Sözleşmesi”ne ilişkin alacak istemine ilişkindir.
Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde;
Mahkemece, işin esası incelenerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı ticaret şirketi olduğundan tacir ise de, davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olup olmadığının incelenmesine gelince;
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, ambalaj atıklarının toplanması-taşınması, ayrıştırılması vb. işlemlere ilişkin olup, baskın edime göre, sözleşmenin, hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim benzer bir olayda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de 09/05/2022 tarihli, 2021/2610 esas ve 2022/2541 karar sayılı kararında, "taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin, Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğunu" belirterek, sözleşmenin "taşıma" değil, "hizmet sözleşmesi" olduğunu kabul etmiştir.
O halde taraflar arasındaki sözleşmede, taşıma edimi olsa da, baskın olan edim, hizmet alımına ilişkin olmakla, somut olayda, TTK'nın 4. maddesinde sayılan sözleşme türlerinden olan "taşıma" değil, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki "hizmet sözleşmesi" bulunduğunun kabulü gereklidir. Dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde 6100 sayılı HMK'nın 353/1/a/3. maddesi gereğince, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerektiği halde, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi, usul ve yasaya aykırı olup, HMK’nın 353/1/a/3. maddesi uyarınca Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 30/12/2019 tarih, 2018/567 Esas ve 2019/1385 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
-
Gereği yapılmak üzere dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Kararın niteliğine göre davacının diğer istinaf taleplerinin incelenmesine yer olmadığına,
-
Davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde kendisine iadesine,
-
İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 12/03/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
E-İmzalı E-İmzalı E-İmzalı E-İmzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39