Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2023/1141
2024/945
10 Temmuz 2024
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/1141 - 2024/945
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1141
KARAR NO : 2024/945
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2023
NUMARASI : 2023/100 Esas 2023/251 Karar
DAVACILAR :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 13/07/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde;19/02/2018 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki araç ile ... idaresindeki aracın ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası yaptığını, bu kazada ...'ın eşi, diğer davacılar ... ve ... babası olan ...'ın öldüğünü, Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunun anlaşıldığını, kusurlu aracın ... A.Ş. tarafından kasko poliçesi düzenlendiğini, davacıların tek desteklerini davalı sürücünün kusurlu davranışları sebebiyle yitirdiklerini belirterek, eş ... için 150.000 TL, çocuklar ... için 150.000 TL, ... için 150.000 TL olmak üzere toplam 450.000,00 manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; poliçe ile manevi tazminat dahil 100.000 TL limitle sınırlandığını, davalı şirketin sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacıların manevi teminata ilişkin taleplerinin fahiş olduğunu, faizin dava tarihi itibari ile yasal faiz olması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kaza Tespit Tutanağında kendisinin asli ve tam kusurlu olarak gösterildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, nihai olarak hangi tarafın yeşil ışıkta geçtiği belirlenemediğinden kusurlama yapılamadığının belirtildiğini, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/659 esas sayılı dosyasında kazaya dair kamera görüntülerinin yer aldığını, kendisine yeşil ışık yandığını, karşı yoldan gelen trafiğe o anda kırmızı ışık yandığını, kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, talep edilen miktarın son derece fahiş olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından daha önce verilen 11/09/2020 tarihli, 2018/473 Esas 2020/412 Karar sayılı kararın, davalı ...'ın istinafı üzerine, Dairemizce kısa karar ve gerekçeli kararın çelişkili olması nedeniyle kaldırılması sonrasında, ilk derece mahekmesi tarafından yeniden yapılan yargılama neticesinde; Davanın, trafik kazasından kaynaklı, kasko sigortacısı olan davalı sigorta şirketi ve araç sürücüsü aleyhine açılan manevi tazminat istemi olduğu, davacıların yakınlarını kaybetmiş olması nedeniyle TBK’nın 56/2 maddesi gereğince sürücü ve sigorta şirketinden manevi tazminat talep ettiği, kasko poliçesinin incelenmesinde, kazaya karışan ... plakalı aracın Bireysel Genişletilmiş Kasko poliçesi ile kaza tarihini de kapsar şekilde davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, kişi başına ölüm/ sürekli sakatlık manevi tazminat bedelinin 100.000,00-TL olarak belirlendiğinin anlaşıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne, ...Emniyet Müdürlüğüne, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesine yazılar yazıldığı, yazı cevabı gelen sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre dava dilekçesi ile talep edilen adli yardım talebinin 31/01/2019 tarihinde kabul edildiği, kusur yönünden inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 23/12/2019 tarihli raporda; "CD görüntülerine göre kanun, yönetmelik maddeleri ve gerekçelere istinaden EKS olan davacıların murisi motosiklet sürücüsü ...'ın çift taraflı ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu, davalı ... poliçesiyle kasko sigortalısı olan ... plakalı ... Marka özel aracın maliki ve sürücüsü olan diğer davalı ...'ın motosiklet sürücüsünün ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği"nin görüldüğü, kasko poliçesi incelendiğinde, davalı sigorta şirketinin dava konusu meydana gelen kaza konucu poliçede belirtilen miktar olan 100.000,00-TL ile sınırlı-sorumlu olduğu, davacılardan ...'ın babası, ...'ın eşi ...'ın motosikletin sürücüsü konumundayken meydana gelen kazadan dolayı vefat ettiği, davacıların manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğu, davalı sürücünün meydana gelen olaydan dolayı %50 oranında, motosiklet sürücüsü müteveffa ...'ın ise % 50 oranında kusurlu olduğu, 2918 sayılı yasa md. 100 gereği dava açılmadan önce başvuru şartının davacı tarafça yerine getirildiğinin anlaşıldığı, davacıların TBK’nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat talep etmekte haklı oldukları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluşumu, kazaya karışan tarafların kusur durumu ve kazanın meydana geldiği tarih ve olay tarihindeki paranın alım gücü, davacıların yaşadığı elem ve ızdırap, müteveffanın eşine yapılan 10.000,00-TL'lık ödeme durumu, eşini/babalarını kaybeden davacıların içinde bulunduğu ve ileride yaşanacağı muhakkak elem, keder ve ızdırap göz önünde bulundurularak müteveffanın eşi davacı ... için 90.000,00-TL, müteveffanın çocukları davacı ... için 75.000,00-TL, davacı ... için 75.000,00-TL manevi tazminatın dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gözetilerek faize hükmedilmeden takdir edilen toplam 240.000,00TL'nin 100.000,00TL'sinden davalı sigorta şirketi ile davalı ...'ın müştereken ve müteselsilen, bakiye 140.000TL'den ise, yalnızca ...'dan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiği, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan manevi tazminat yönünden kabul ve reddedilen tutarlar dikkate alınarak kendilerini vekille temsil eden her bir taraf hakkında vekalet ücreti nedeniyle hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; “1-Davacıların davasının kısmen kabulüne; davacı ... için 90.000TL, davacı ... için 75,000TL, davacı ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın toplam 240.000,00 TL'nin 100.000TL'sinden davalı sigorta şirketi ile davalı ...'ın müştereken ve müteselsilen, bakiye 140.000TL den ise yalnızca ...'dan tahsili ile davacılara ödenmesine,” karar verilmiş hüküm davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde; kaldırma kararından sonra 10.000,00 TL ödemeyi zikrettiği, sigortanın sorumlu olduğu sınırları gösterdiği, buna göre de hüküm kurduğunu, kararın hatalı olduğunu, adli yardımlı davada, yargılama giderlerinin davacıdan alınıp davalıya verilmesinin hatalı olduğunu, somut olaya ilişkin olarak gerekçeye yer verilmediği, genel ifadelere yer verildiği, dosyada müvekkilinin sosyal ekonomik durumunun araştırılmadığını, bu durumun kaldırma kararında yer almadığından yerel mahkemenin farkında olmadığını, sosyal ekomnomik durum aşratırılmadan davanın esası hakkında karar verilmeyeceğini, kusur dağılımına da itiraz etmekle birlikte, manevi tazminatın her halükarda yüksek olduğunu, Yargıtay’ın kriterlerine uygun olmadığını, mahkemenin gerekçesinde soyut olarak belirttiği hususların da davada gerçekten nazara alınması gerektğini, yerel mahkemenin kazanın meydana gelmesinde tarafların eşit kusurlu olduğunu kabul ettiğini, kazanın 2018 yılında meydana geldiğini ve tazminatın da bu tarihe göre belirlenmesi gerektiğini, mahkemenin 240.000,00 TL tazminata karar verdiğini, yerel mahkemenin bu tazminatın tamamının sigorta şirketinden tahsil edileceği zannı ile hareket ettiğini ve manevi tazminatı da buna göre belirlendiğini, bu belirlemenin hukuki yanı olmadığını, hükmedilen miktarın kaza tarihindeki dolar karşılığının bugün itibariyle 1.702.400,00 TL’ye tekabül ettiğini, manevi tazminatın olması gerekenden yüksek belirlendiğini, kendisinin evli ve 4 yaşında çocuğunun bulunduğunu, üzerine kayıtlı taşınmazı bulunmadığını, tek varlığının 2012 model arabası olduğu ve avukat olduğunu, avukat olmasının sosyal ekonomik durum araştırması yapılmasını gereksiz kılacak bir durum olmadığını, sonuç itibariyle mahkemenin hiçbir araştırma yapmaksızın takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davalının mahvına neden olacak boyutta olduğunu, mahkemece alınan kusur raporunda tarafların eşit kusurlu kabul edildiğini, alınan raporun ceza mahkemesince tanzim edilen raporun tekrarı mahiyetinde olduğunu, rapora itirazları değerlendirilmeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, ceza mahkemesince belirlenen kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağını, ancak maddi olgularla bağlı olduğunu, buna göre kırmızı ışık ihlali yapanın vefat eden olduğunu, kontrollü kavşağa yeşil ışıkta girdiğini, bu nedenle diğer yönlere kırmızı ışık yandığını bildiğini, buna rağmen vefat edenin kırmızı ışık ihlali yaparak kavşağa girmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, karşı yan vefat etmemiş olsa ve kendisi de avukat olmasa söz konusu kusurun verilmeyeceğini, kusur dağılımının tarafların sıfatına göre ve kazada meydana gelen vefata göre belirlenmeyeceğini, kendisine yanan yeşil ışıkta kavşağa giren kişiye asli kusur verilmeyeceğini, kusur oranının olayın oluşuna uygun olmadığını, ceza yargılamasında Adli Tıp Kurumu kusur raporuna itirazlarının karşılanmadığını, bu nedenle hukuk yargılamasında itirazları değerlendirilerek kusur raporu alınması itirazlarının değerlendirilmesi için keşif yapılması gerektiğini, mahkemece kusura itirazlarının neden değerlendirilmediğine ilişkin raporda bir tek gerekçe dahi bulunmadığını belirterek, kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle, ölenin eşi ve çocukları tarafından TBK'nın 56/2 maddesi gereğince araç sürücüsünden ve İMMS kapsamında sigorta şirketinden manevi tazminat istemidir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı ... tarafından, kusur raporunun uygun olmadığı, sosyal ekonomik durumu araştırılmadan karar verildiği, takdir edilen manevi tazminatın da fahiş olduğu, kararın da gerekçesiz olduğundan bahisle istinaf edilmiştir.
Olay tarihinde, davacıların desteğinin kırmızı ışık ihlali yaparak, kavşak içerisinden motosikleti ile seyrederek, kavşak çıkışına yaklaştığı bir sırada, karşı yönden gelen ve sola dönüş yapmak isteyen davalının, dönüş yapacağı yerin öncesinde karşı yönden gelen araçların şeridine girmesi nedeniyle, karşıdan gelen davacıların yakınının sevk ve idaresindeki motosiklet ile çarptığı, Kaza Tespit Tutanğı, olay anına ilişkin görüntüler ve tüm dosya kapsamından görülmüştür. Ceza Mahkemesince de kazanın bu oluş şekli kabul edilerek, kazanın meydana gelmesinde vefat eden davacıların desteğinin ve davalı/sanığın eşit kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmasın karar verildiği, sanık hakkındaki Ankara 57.Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2022 tarihli, 2021/187 (E) ve 2022/96 (K) sayılı kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 2022/811 E - 2023/33 K. Sayılı kararı ile düzeltilerek onanması neticesinde kesinleştiği, UYAP Sisteminden yapılan kontrolde görülmüştür.
Mahkemece, alınan kusur raporunda da, kazanın ceza dosyasında kesinleşen şekilde olduğu değerlendirilerek, her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu olduğunun mütalaa edildiği görülmüştür.
Davalı tarafından, kırmızı ışık ihlali yapan tarafın karşı taraf olduğu ileri sürülerek, kendisine eşit kusur verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, kazaya tek etkenin davacıların desteğinin kırmızı ışık ihlal etmesi olmayıp, görüntülerden de anlaşıldığı üzere, destek kırmızı ışıkta geçmiş ise de, kavşak içerisinde kat ettiği mesafe ve çarpmanın kavşaktan çıkış noktasına geldiği bir anda meydana gelmiş olması, davalının ise kavşak noktasından önce sola dönüş yapmak üzere, kurallara aykırı şekilde karşı yönden gelen araçların (desteğin geldiği şeride) girmesinin etkisi, dönüş kuralına uyması halinde kazanın meydana gelmeyeceği nazara alındığında, her iki tarafın eşit kusurlu olduğuna yönelik bilirkişi kabulü yerinde görüldüğünden davalının kusura yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, yine ilk derece mahkemesi tarafından yargılama adli yardımlı olarak yapılsa dahi, adli yardımdan yararlanan tarafından yapılan giderler mevcut ise haklılık durumuna göre bu giderleri karşı taraftan talep edebileceğinden, bu kapsamdaki giderlerin hüküm altına alınmış olması HMK hükümlerine uygun olduğundan bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalının sair istinaf sebeplerinin incelemesine geçilmiştir.
Haksız fiil nedeniyle manevi tazminat miktarının takdirinde, kazanın oluş şekli, kusur oranı, ortaya çıkan sonuç kadar, tarafların sosyal ekonomik durumlarının da tespit edilmiş olması önemlidir. Mahkemece, davacıların sosyal ekonomik durumu araştırılmış olmasına rağmen, davalının sosyal ekonomik durumuna ilişkin bir araştırılma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Öte yandan; daha önce Dairemizce verilen kaldırıma kararında, davalının davadan önce davacıya 10.000,00 TL ödeme yaptığı iddiası olduğu belirtilerek, bu hususun da araştırılması gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadan davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davalı tarafından yapılan bir ödeme olup olmadığı var ise manevi tazminata yönelik olup olmadığı davacıdan da sorularak, ödemenin manevi tazminata ilişkin olduğunun kanıtlanması halinde manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Bunların yanında, davacılar manevi zararlarını sigorta şirketi yanı sıra davalı sürücüden talep etmiş olup, İMMS kapsamında sorumlu olunan zararın İMMS limitini aşması halinde sigortanın zarar görenlere karşı sorumlu olduğu miktarların belirlenmesinde KTK'nın 96. maddesinin uygulanacağı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilmektedir. Bununla beraber, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar sonrasında sigorta şirketinin limit kadar, yargılama giderlerini de kapsar şekilde ödediğine dair ibraname sureti dosyaya sunulmuştur. Söz konusu ibraname ile sigorta limiti kadar ödeme yapılmış ise sigorta hakkındaki dava konusuz kalacağı gibi, sigorta limiti aşan zarar olması durumunda, sigorta limiti kadar olan borcun ferileri ile birlikte sona ermesi halinde diğer davalı da bundan istifade edecektir. İlk derece mahkemesi tarafından sigorta şirketinin hangi davacı için ne miktardan sorumlu olacağı, konusuz kalan kısım olup olmadığı değerlendirilmemiş, bu nedenle de eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacılar meydana gelen kaza nedeniyle davalının asli ve tam kusurlu olduğu iddiası ile tazminat talep ettiğinden, yargılama sonucunda ise her iki tarafın eşit kusurlu olduğu anlaşılmış olmasına göre, öncelikle davalı ...'ın da sosyal ekonomik durumu araştırılarak, (aktif ve pasifleri gösterir şekilde tapu kayıt bilgileri, araç kayıt bilgileri, vergi kayıtları ile sosyal ekonomik durumuna ilişkin kolluk araştırması dosyaya kazandırılarak), yine davacılardan davalı tarafından manevi tazminata ilişkin davadan önce ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak, manevi tazminata ilişkin ödeme mevcut ise manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği çerçevesinde değerlendirilerek, ayrıca sigorta şirketinin poliçe kapsamında hangi davacının manevi zararından ne miktarda sorumlu olacağı KTK'nın 96. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek, sigorta şirketi tarafından ibraname karşılığı teminat limiti kadar ödeme yapılmış ve limiti aşan tazminat söz konusu ise kısmen konusuz kalan kısım olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, davalının istinaf sebeplerinin bu nedenle kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler, davalının istinaf sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki eksiklikler giderilerek, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davalı ...'ın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 28/04/2023 tarihli 2023/100 Esas 2023/251 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davalının sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf eden davalı tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
-
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
-
Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09