Ankara BAM 35. HD 2024/517 E. 2024/761 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2024/517
2024/761
29 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/517
KARAR NO : 2024/761
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2024
NUMARASI : 2023/644 Esas - 2024/36 Karar
DAVACI .
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/06/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait ... plakalı araçla, davalı tarafın sorumluluğundaki ... plakalı aracın (24.03.2022 günü) karıştığı kazada karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, aracın hasar görmesi nedeniyle davacının araç mahrumiyet zararının oluştuğunu belirterek, belirsiz alacak olarak şimdilik 100TL araç mahrumiyet zararının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle (müşterek-müteselsil) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya ait ... plakalı aracın 24.03.2022 günü saat 06:20 sıralarında tek yanlı olarak kaza yaptığını ve yola ters istikamette ana yol kenarında sabit vaziyette kaldığını, kaza tespit tutanağında davacıya ait aracın önceden kaza yaptığının açıkça ortaya konulduğunu, davacıya ait aracın zaten kazalı olduğunu ve hasarın büyük kısmının bu ilk kazada meydana geldiğini, dava dilekçesinde bu ilk kazadan bahsedilmeden, araçtaki bütün hasarın davalıya ait aracın çarpması sonucu meydana geldiğinden bahsedilmesinin doğru olmadığını, davalıya ait aracın yoldaki buzlanma sebebiyle zaten kaza yapmış vaziyette yol kenarında bekleyen davacıya ait araca çarptığını, bu kazanın oluşumunda davalının bir kusuru bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın tüketici mahkemesinden görevsizlikle mahkemeye geldiği, BAM içtihatlarına göre davanın esasına girinceye kadar arabuluculuk tutanağının sunulması gerektiği, davacının duruşmada alınan beyanında arabuluculuğa başvurmadığını beyan ettiği, süresi içerisinde arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından, “dava şartı yokluğundan usulden davanın reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi iken 2 kez görevsizlik kararı verildiğini, arabuluculuk dava şartı olmamasına rağmen dava şartı yokluğundan davanın reddinin doğru olmadığını, zira Asliye Hukuk Mahkemesince esasa ilişkin inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini, yanılgılı değerlendirme ile verilen görevsizlik kararları ve akabinde dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olması sebebiyle söz konusu kararı istinaf etmeleri gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; "Bu Kanun'un 4üncü maddesinde ve diğer Kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmektedir.
Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na, "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu düzenlemelere göre, 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulup, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
TTK’nın 5/A maddesi gereğince ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak düzenlendiğinden ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nın 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel Kanun'larda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nın 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. (a) - (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir.
Somut olayda, davacı kendisine ait ve ticari olarak işlettiği “...” plakalı aracına davalı şirkete ait kamyonetin çarpması nedeniyle oluşan zarardan kaynaklanan araç mahrumiyet zararının tazminini istemiş olup, davacıya ait aracın ticari olması, davalının da tacir olup kural olarak tüm işlerinin ticari olması nedeniyle davanın “ticari dava” olduğu, dava tarihi olan 17/05/2022 itibariyle bu tür davalarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, davacı vekilinin son duruşmadaki “arabuluculuk tutanağı bulunmamaktadır” şeklindeki beyanı ve davadan önce arabulucuya başvurulduğuna dair bir iddianın da olmaması karşısında, ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere, davada “ticari davalarda arabuluculuk dava şartı”nın gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece 6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3. İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5. Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 29/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45