Ankara BAM 35. HD 2024/437 E. 2024/743 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2024/437
2024/743
22 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/437 - 2024/743
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/437
KARAR NO : 2024/743
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2024
NUMARASI : 2023/707 Esas - 2024/30 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen)
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 24/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, 07/07/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... otobüsünün ... isimli yayanın ağır yaralanmasına neden olduğunu, kaza nedeniyle Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/491 Esasına kayden davacı idare aleyhine açılan davada 89.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, icra takibine konu edilmesi nedeniyle ödendiğini, kazaya neden olan aracın davalı Sigorta Şirketi nezdinde sigortalı olması nedeniyle ödenen bedelin rücuen tahsili için Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/17093 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava şartı olan Sigorta Şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilmediğini, zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, savcılık soruşturması sırasında uzlaşma var ise davanın reddinin gerektiğini, davacı ile tatbik edilen sigorta poliçesi kapsamında manevi tazminat ve yargılama giderlerinin teminat dışında tutulduğunu, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, bu nedenle davalı Şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece verilen ilk kararının Ankara BAM 23. HD. tarafından “Buna göre İlk derece Mahkemesince, uygulanacak poliçe hükümlerinin belirlenmesi ve istinaf incelemesi yapacak Dairenin de tespiti yönünden önemli olduğundan, davacı taraftan hangi sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunulduğu konusunda açıklama alındıktan sonra uyuşmazlığın esasının bu açıklama doğrultusunda incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması HMK'nın 31 ve 297/(1)-c maddeleri hükümlerine aykırı olmuştur.” gerekçesiyle kaldırılması üzerine yapılan yargılama sonunda; dava konusu alacağın ZMMS poliçesinden kaynaklandığı, rücuya konu alacağın davacı tarafından takip dosyasına ödenmesi ile 22.12.2016 tarihinde icra dosyasının kapatıldığı, hükmün ise karar düzeltme isteminin reddi ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2017 tarihli ilamı ile kesinleştiği, davacının ise rücuya konu alacak için 26.12.2019 tarihinde Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nü 2019/17093 Esas sayılı takip dosyası ile takipte bulunduğu, KTK'nın 109/3.maddesinde düzenlenen ceza (uzamış) zamanaşımı, sadece KTK'nın 109/2. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların haksız fiil sorumlularından tazmini talebi ile açılan davalar için uygulanabileceği, eldeki davanın, haksız fiil faili aleyhine açılan bir tazminat davası olmayıp ZMSS poliçesine dayalı olarak davacının kendi âkidi davalı Sigorta Şirketi aleyhine rücu için açılmış olduğundan KTK'nın 109/3. maddesindeki zamanaşımı hükmünün olaya uygulanması olanağı da bulunmadığı, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı definin kabulü gerektiği anlaşıldığından, “Zamanaşımı definin kabulü ile davanın reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen kararın doğru olmadığını, ödemeye esas dosyada davalı sigortaya davanın ihbar edildiğini, kaldı ki KTK’nın 109 maddesindeki zamanaşımı sürelerinin dolmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, davacı adına kayıtlı ve kaza tarihinde davalı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan aracın sebep olduğu trafik kazasında yaralanan şahsa ödenen tazminatın davalı sigorta şirketinden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Yerel Mahkeme tarafından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile "birlikte sorumluların" rücu isteminde zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmiş olup, TBK'nın 73/1. maddesinde zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir.
Yine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde ve TBK’nın 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir. Gerek TBK, gerekse ZMMS Genel Şartları'nda, motorlu araç kazalarında birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen süre, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiş olup, KTK'nın 109. maddesindeki uzamış zamanaşımı süresinin zarar sorumlularının birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında uygulanamayacağı açıktır.
Bu durumda mahkemece, somut olayda tazminatı doğuran kazanın 07/07/2008 tarihinde meydana geldiği, rücu davalarında zamanaşımı ödeme ile başlayacağından (Yargıtay 17. HD 2019/1713-2019/5973 K.) davacı kurumun, kazada cismani zarar gören dava dışı 3. kişinin başlattığı icra takip dosyasında ödemeyi 17/11/2016 tarihinde yaptığı, rücuya esas Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının da karar düzeltme talebinin reddi ile 06/07/2017’de kesinleştiği, rücuen tazminata ilişkin işbu davaya esas (rücu amaçlı) icra takibini ise 26/12/2019 tarihinde başlattığının anlaşıldığı, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, KTK'nın 109/4 maddesi göz önüne alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, ayrıca zamanaşımını kesen veya durduran sebeplerin varlığına yönelik iddia ve kanıt olmaması karşısında, icra takibinin zamanaşımı süresi içinde başlatılmadığı anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3. İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf talebinde bulunan tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran davacıya iadesine,
5. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02