SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 35. HD 2022/1665 E. 2024/74 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1665

Karar No

2024/74

Karar Tarihi

24 Ocak 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1665 - 2024/74

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1665

KARAR NO : 2024/74

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/02/2022

NUMARASI : 2021/406 Esas 2022/109 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ : 24/01/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 02/02/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; 27/06/2018 tarihinde, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması neticesi meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın malul-sakat kaldığını, davacı ...'ın eşi ...'ın aracında yolcu olup, hatır taşıması olmadığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurlu olduğunu; Başkent Üniversitesi Hastanesinden alınan maluliyet raporuna göre % 46 oranında malul kaldığını, 12 ay süreyle geçici iş göremezlik halinde kaldığını, 3 ay süreyle bakıcı ihtiyacının bulunduğunun tespit edildiğini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından yeniden rapor alındığını, bu rapora göre %67 oranında malul ve 18 ay geçici iş göremezlik halinde kaldığını, 3 ay süreyle bakıcı ihtiyacının bulunduğunun tespit edildiğini, davacı için alınan % 46 özürlü olduğunu gösterir rapor ile davalı şirkete başvuruda bulunduklarını, bir miktar ödeme alındığını, akabinde davacının özür oranının yeni rapor ile % 67 olduğu tespit edildiğinden, bu rapor ile davalıya yeniden başvuruda bulunulduğunu ancak bu taleplerinin sürüncemede kaldığını, bu davayı açmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvuruda bulunduklarını, ancak anlaşma sağlanamadığı için iş bu davayı açtıklarını, dava dilekçesinde bildirdikleri delillere göre; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacı için 9.800,00 TL. bakiye sürekli iş göremezlik, 100,00-TL. geçici iş göremezlik ve 100,00 TL. bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00 TL. maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini, davalı tarafa temerrüt tarihinden itibaren (eksik ödeme tarihinden) avans faizi işletilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davacı vekili 28/01/2022 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik yönünden taleplerini 99.900,00-TL'ye, bakıcı gideri tazminatı yönünden 4.566,38-TL'ye yükselttiklerini, geçici iş göremezlik talebi yönünden artırıma gidilmediğini, 100,00- TL talep ettiklerini beyan etmiştir.

Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu trafik kazasına karıştığı iddia edilen aracın davalı şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu trafik kazası nedeniyle davacı ... vekili ve davalı şirket arasında arabuluculuk görüşmesi yapılıp, anlaşma sağlandığını, anlaşmaya göre davacı tarafa 15/01/2021 tarihinde 260.000,00-TL tazminat, 20.762,71-TL vekalet ücreti ödendiğini, arabuluculuk anlaşmaları ilam hükmünde olduğundan, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini, davacının maluliyetini artıran bir durumun olmadığını, dava konusu kazanın 27/06/2018 tarihinde meydana gelmiş olup, üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen maluliyet oranının artmasının mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın tazminat davası olduğu; taraflar arasındaki ihtilafın; davacının yolcu olarak bulunduğu aracın 27/06/2018 tarihinde yapmış olduğu kaza neticesinde yaralanması nedeniyle aracın sigorta firması davalıdan özür oranının artması nedeniyle yapılan ödeme harici maddi tazminat talep edilip edilemeyeceği, edilebilecekse miktarı noktasında olduğu; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre davacının özür oranının %67 olduğu, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğunun tespit edildiği; dava konusu trafik kazası nedeni ile tarafların kusur oranları ve davacının talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması amacı ile Kusur ve Aktüer Uzmanı bilirkişiden alınan 11/01/2022 tarihli raporda; davacı ...'ın yolcu konumunda olduğu, dava konusu olayın meydana gelmesinde kusursuz olduğunun tespit edildiği, hesaplanan maddi zarardan TBK 52 maddesi gereğince kusur indirimi yapılmadığı, özür oranının %67, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğunun tespit edildiği, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak %39 maluliyet oranına göre devre başı ödemeli rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplama sonucu 15/01/2021 tarihinde 260.00,00-Tl ödeme yapıldığı, teknik faiz kullanılmadan progresif rant yöntemine göre, gelirin %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle yapılmakta olup, ödemeye esas alınan raporda 1,8 teknik faiz kullanılmasından dolayı ayrıca davacının %67 oranında malul bulunduğu tespit edilmişken davalı tarafça %39 maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığı için yapılan ödeme ile davacının gerçek net maddi zararının karşılanmadığının anlaşıldığı, ödeme tarihi itibariyle hesap yapılmadığı, davacının olay nedeni ile 18 ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği ve bu dönemde %100 oranında malul kabul edilerek 30.604,66-TL geçici iş göremezlik zararı hesaplandığı, zarar gören ... lehine 1.366.459,77-TL sürekli iş göremezlik hesaplandığı, davalı tarafından 260.000,00-TL ödemenin rapor tarihine kadar yasal faiz oranı ile güncellenmesi sonucu bulunan 283.143,56-TL'nin mahsubu sonrasında, davacının 1.083.316,21-TL bakiye sürekli iş göremezlik zararının bulunduğunun hesaplandığı, davacının 3 ay süre ile geçici bakıcı ihtiyacı bulunduğunun tespit edildiğinden davacı lehine 6.088,50-TL geçici bakıcı gideri zararı hesaplandığı, dava konusu ... plakalı aracın hususi araç olması nedeniyle yasal faiz uygulanması gerektiğinin belirlendiği, usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu; davacının özür oranının %67 olduğu, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğu dava konusu kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı, yolcu konumunda bulunduğu ve talep edebileceği tazminat yapılan ödeme ve sigorta poliçe limiti ve talep/ıslah dilekçesi dikkate alınarak miktarının sürekli iş göremezlik yönünden 99.900,00-TL, geçici iş göremezlik 100,00-TL, bakıcı tazminatı yönünden ise 4.566,38-TL olduğu tespit edilmekle, davacının söz konusu kaza nedeniyle tazminata hak kazandığı kanaati ile ödeme tarihinden itibaren aracın cinsi dikkate alınarak yasal faiz işletilmek üzere davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; 1-Davanın Kabulü ile; 100,00-TL geçici iş göremezlik, 99.900,00-TL daimi iş göremezlik, 4.566,38-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 104.566,38-TL bakiye maddi tazminatın ödeme tarihi olan 15/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu; daha önce davacı ve davalının arabuluculuk yolu ile anlaşarak, 2021/111269 E. Sayılı dosyasına istinaden 15/01/2021 tarihinde 260.000,00 TL tazminat, 20.762,71 TL vekalet ücreti ödendiğini, tutanakta davacının maluliyet oranından da bahsedilmediğini, buna rağmen gizlilik kuralı ihlal edilerek %39 maluliyete göre karar verildiği kabul edilerek bakiye zarar hesaplandığını; arabuluculuk anlaşmalarının ilam hükmünde olduğunu, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle, %39 maluliyete istinaden ödeme yaptıklarını kabul etmediklerini, arabuluculuk sürecindeki hususların yargılamada gizlilik ihlali olarak ileri sürülmesine karşılık yasal başvuru haklarını saklı tutuklarını, arabuluculuk tarihi itibariyle davacının tüm maluliyetine yönelik başvuru hakkının sona erdiğini, bu anlaşmadan sonra başvuranın ancak gelişen durum nedeniyle maluliyeti olması durumunda müracaatta bulunabileceğini, yerel mahkemenin gelişen durum olup olmadığını değerlendirmeksizin %67 maluliyete göre hesaplama yaptığını, 06/04/2021 tarihli maluliyet raporunda anlaşma tarihinden sonra yeni bir araz çıktığına ilişkin hiçbir tespit bulunmadığını, yine yalnızca artan maluliyetinin değerlendirilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun yeni tarihli olmasının artan maluliyetin ispatı için yeterli olmadığını, nitekim mahkemenin yeni rapor almayarak sunulan rapora göre karar verdiğini; davayı kabul etmemekle birlikte; hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini,ayrıca davacının müterafik kusuru ve hatır taşımasının da değerlendirilmediğini, ileride doğacak zarar içinde faiz işletilmesinin haksız olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince dava dilekçesindeki talepler çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda;

Dava trafik kazasından kaynaklanan, cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davacı, davalı tarafından daha önce bir miktar ödeme yapılmış ise de, bakiye zararının olduğunu belirterek, bakiye zararını talep etmiş, mahkemece daha önce yapılan ödemenenin yetersiz olması durumunda yeniden dava açılabileceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından tarafların alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıklarından bahisle aynı sebeple dava açılmayacağından bahisle istinaf edilmiştir.

Davalının, tarafların uyuşmazlık konuları hakkında davacı ile alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıkları ve anlaşma tutanağının düzenlenmiş olması nedeniyle aynı uyuşmazlık hakkında yeniden dava açılmayacağına yönelik itirazlarının değerlendirilmesinde; Özel Hukuk uyuşmazlıklarında, yargı yolunun olumsuzluklarının giderilmesi açısından (davaların uzun sürmesi, maliyetli olması, yargılamanın aleni olması nedeniyle ticari sırlara yönelik gizliliğin yargı yolunda uyuşmazlığın görülmesi halinde ihlal edilebilecek olması gibi) hukukumuzda alternatif çözüm yolu olarak arabuluculuk kabul edilmiş, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile amacı, kapsamı, uygulanma usulleri ve tarafların anlaşması halinde anlaşmalarının hüküm ve sonuçları düzenlemiştir. Bu nedenle uyuşmazlık gerek dava şartı arabuluculuğa tabi olsun gerekse ihtiyari arabuluculuğa tabi olsun, uyuşmazlıklarda tarafların arabuluculuk neticesinde anlaşmaları durumunda, anlaşmadan sonra mevcut uyuşmazlığın akıbeti 6325 Sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede; 6325 Sayılı Yasanın 1. Maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.

" denilerek arabuluculuğun amaç ve kapsamı düzenlenmiş; "Tarafların anlaşması" başlıklı Yasa'nın 18. maddesinde ise; " (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." denilerek, anlaşmanın kapsamının taraflarca belirleneceği ve anlaşma sonrasında anlaşılan konularda yeniden dava açılamayacağı kabul edilmiştir. Anlaşılan konularda yeniden dava açılmaması, arabuluculuğun alternatif çözüm yolu olarak kabul edilmiş olması ve uyuşmazlıkların yargı önüne gitmeksizin sorunların çözümünde taraf iradelerine üstünlük tanınmasının da bir sonucudur. Diğer yandan ülkemizde kabul edilen arabuluculuk "Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu" olduğundan, hak odaklı olmaması nedeniyle, arabuluculuk çerçevesinde varılan anlaşmanın hakka uygun olmaması, kural olarak uyuşmazlık nedeniyle taraflara dava açma hakkı vermeyecektir. Arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıkta, anlaşma sonrası dava açılması halinde mahkeme "gizlilik kapsamında" kalan tarafların anlaşma koşullarına göre değil, anlaşma tutanağında kabul edilen anlaşma konuları çerçevesinde, dava konusu uyuşmazlığın anlaşılan hususlardan olup olmadığını değerlendirerek davaya ilişkin talep çerçevesinde dava açılıp açılmayacağını belirlemeli, arabuluculuk sonrasında dava açılması durumunda, dava konusunun anlaşılan hususlar hakkında olması durumunda, davanın reddine karar verilmelidir.

Somut olayda; davacı 27/06/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle, maluliyetinin meydana geldiği, sigorta şirketi tarafından bir miktar ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile bakiye geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararlarını ve bakıcı giderini istemiştir. Davacının iddiası, 04/11/2020 tarihinde Hacettepe Üni. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının %46 oranında maluliyeti 12 ay iş göremez kalması ve 3 ay bakıma muhtaç olmasına ilişkin belirleme sonrasında sigorta şirketi tarafından bir miktar ödeme yapıldığı, ödemeye esas alınan raporda da "Hastanın istenilen konsültasyon sonuçlarının incelendiği nöroloji cevabında konsültasyon sorularının hepsine cevap verilmediği, ilgili konsültasyona dair yeni bir tıbbi evrakın sunulması halinde ek rapor düzenlenebileceği belirtildiğinden eksiklik giderilerek alınan 19/02/2021 tarihli raporda davacının %67 oranında maluliyetinin, iyileşme süresinin 18 ay olduğunun ve 3 ay bakıma muhtaç olması nedeniyle eldeki davanın açıldığına ilişkindir. Davacının, davaya dayanak yaptığı 19/02/2021 tarihli raporun, Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Nöroloji Polikliniğine ait 14/10/2020 tarihli konsültasyon notu değerlendirilmek suretiyle tanzim ediliği, Daha önce yapılan ödemeye esas alınan 04/11/2020 tarihli rapordan sonra yapılan bir muayene olmadığı gibi, söz konusu konsültasyon tarihi itibariyle iki rapor arasındaki farkın ödemeden sonra artan maluliyetten kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı da dava dilekçesinde, bu hususu belirterek, maluliyet oranındaki farkın, davacıda mevcut olmasına rağmen daha önce değerlendirilmeyen rahatsızlık çerçevesinde olduğunu kabul etmiştir. Dolayısı ile söz konusu farkın artan maluliyetten kaynaklı olmadığı, gerek ödemeye esas alınan rapor içeriğinden, gerekse de ikinci raporun tanziminde değerlendirilen konsültasyon raporunun ilk raporun düzenleme tarihinden önce tanzim edilmiş olmasından anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı vekili tanzim edilen ilk raporda nörolojik değerlendirme olmadığı açıkça belirtilmesine rağmen, davacı ile arabuluculuk görüşmelerine devam etmiş, 06/01/2021 tarihinde tarafların anlaşma belgesi imzaladığı, davalı sigorta şirketi tarafından da bu anlaşma çerçevesinde ödeme yapıldığı tarafların da kabulündedir.

Bu durumda, artan maluliyetten söz edilemeyeceğinden, davacı ancak arabuluculuk anlaşma tutanağı kapsamı dışında kalan zararları varsa bu zararlarını talep edebilir. Yukarıda da açıklandığı üzere arabuluculuk hak odaklı değil, "Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu" olduğundan, mahkeme yapılan anlaşmanın hakka uygun olup olmadığını, değerlendiremez. Bu nedenle arabuluculuk görüşmelerinin, gizlilik esasına göre yürütülmesi (m.4), beyan ve belgelerin açılacak davada delil olarak kullanılmaması (m.5) nedeniyle, mahkemece görüşmeler sırasındaki beyan ve kabulleri delil kabul ederek, hak odaklı bir sonuca varamaz. Bu nedenle açılan davada 06/01/2020 tarihli rapor, anlaşılmayan hususlar varsa bu hususta dava açılması halinde kullanılabilir ise de, davacı anlaşma tutanağının aksine görüşmelerdeki kabul ve beyanlar çerçevesinde hak ileri süremeyeceği gibi mahkemece gizli olan ve mahkemede delil olmayacak beyanlardan hareket ile %39 maluliyet oranına göre ödeme yapıldığı kabulü ile bir sonuca gidemez. Eldeki davadan önce taraflar arasında arabuluculuk görüşmesi sonucunda taraflar arasında imzalanan 06/01/2021 tarihli anlaşma tutanağında; "...27.06.2018 tarihli trafik kazası sebebiyle kazazede ...'ın açmış ve açacağı geçici, Sürekli iş göremezlik, tedavi, geçici ve sürekli bakıcı giderleri ve tüm maddi tazminsi alacakları kapsamında 260.000,00-TL maddi tazminat ve 20.762,71-TL vekalet ücreti (stopaj hariç) makbuz karşılığında talepleri ile birlikte karşılamak üzere belirlenen 280.762,71-TL ... vekili AV. ...'ın 20.01.2021 tarihine kadar aşağıda bilgileri sunulan hesabına aktarılacaktır..... Yapılan ödeme ile kazazede ..., 27.06.2018 Tarihli trafik kazası sebebiyle açacağı;

-Geçici iş göremezlik,

-Sürekli iş göremezlik,

Tedavi, geçici ve sürekli bakıcı giderleri ve tüm maddi tazminat alacakları kapsamında tüm maddi tazminat talep ve davalar yönünden, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarını da içerir şekilde ... Sigorta Şirketini ve Sigortalısını, araç sürücüsünü gayri kabili rücu olmak üzere ibra etmektedir." denildiği görülmüş, yapılan anlaşmanın kazaya bağlı tüm maluliyet, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin olduğu, belirli bir maluliyet oranına yönelik olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ancak, anlaşmadan sonra gelişen durum nedeniyle artan maluliyet zararları ile sınırlı olarak dava açabilir. Davacı anlaşma tarihine kadar olan tüm zararları kapsmında anlaştığından, arabuluculuk görüşmesi sırasında aldığı maluliyet raporunda bir kısım rahatsızlıklarının değerlendirilmemiş olması nedeniyle, anlaşmadan sonra yeniden rapor alarak (gelişen durum olmadıkça) dava açmaz. Davacının talebi, maluliyetinin arabulucuk görüşmesi sırasında aldığı raporda belirtilen miktardan fazla olduğu iddiasına dayalı olup anlaşma tutanağında taraflar, daha fazla maluliyet oluşması halinde talep ve dava haklarını saklı tutarak belirli bir maluliyet oranı çerçevesinde anlaşmayıp, anlaşma tarihindeki mevcut yaralanması gözetilerek tüm zararlarını kapsar şekilde anlaştıklarına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delil niteliği olmayan beyanlardan da hareket ile, anlaşma tutanağının aksine sigorta şirketi tarafından %39 maluliyet çerçevesinde ödeme yapıldığı kabul edilerek bakiye tazminata karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis ile, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar ve dava sebepleri ile davaya ilişkin talebi nazara alınarak, taraflar arasındaki arabuluculuk yolu ile yapılan anlaşma sonrasında, anlaşma konularında yeniden dava açılmayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

I-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 21/02/2022 tarihli, 2021/406 Esas - 2022/109 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;

  1. Davanın HMK'nın 114/2 ve 6325 Sayılı Yasanın 18/5 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine;

  2. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan (Dairemiz karar tarihi) A.A.Ü.T'ye göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan aklınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, davacıdan peşin alınan 59,30 TL peşin harcın ve 323,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 45,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  5. Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00. TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  6. HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:

II-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

lll-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 220,70 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 54,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 274,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

lV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

V-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınZararkesinAçılan(CismanikabulükaldırılmasınaTazminatkonusuankaraSebebiylenumarasıdairesiTazminat)hukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim