Ankara BAM 35. HD 2022/1651 E. 2024/73 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2022/1651
2024/73
24 Ocak 2024
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2022/1651 - 2024/73
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1651
KARAR NO : 2024/73
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2021
NUMARASI : 2014/945 Esas 2021/391 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 24/01/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 02/02/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kullandığı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı 17/12/2012 tarihli kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını ileri sürerek, 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının başvuru tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; kusur durumunun ve maluliyetin bilirkişi raporu ile belirlenmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın, ZMMS poliçesinden kaynaklanan iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu; davalıya yazılan müzekkere verilen cevapta 30.10.2013 tarihinde davacıya 44.583,00 TL ödeme yapıldığının bildirildiği, dosya kapsamında alınan 05/09/2015 tarihli kusur raporu ile kazada davacının kusurlu olmadığı, davalı sigorta şiketine sigortalı aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun tespit ediliği; dosya kapsamında alınan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'na gönderilerek rapor alındığı ve raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, buna göre; 19/10/2020 tarihli raporda, kişideki restriktif solunum yetmezliği paterninin kişinin kendinde mevcut hastalıklardan kaynaklandığı, dava konusu geçirmiş travma ile illiyetinin olmadığı, davacının 17.12.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, tüm dosya kapsamı ile davacının 17.12.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle iş göremezlik tazminatı talep ettiği, dava tarihinden önce davalı yanca 30.10.2013 tarihinde davacıya 44.583,00 TL ödeme yapıldığı, dosya kapsamında alınan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının olay sonrası net gerçek maddi zararının davalı tarafından yapılan ödeme ile fazlası ile karşılandığı, davalının sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle, “Davanın reddine,” karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda, müvekkilinin solunum yetmezliğinden kaynaklanan rahatsızlıklarının, kaza ile illiyetinin bulunmadığının ifade edildiğini, ancak kazadan önce müvekkilinin bu şekilde bir rahatsızlığı bulunmadığını, kazanın bu durumu tetiklediğini düşündüklerini, dolayısı ile bu hususun araştırılması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin muayene edilmeden rapor düzenlendiğini, Adli Tıp Kurumundan önce muayene tarihi verildiğini, gidilmemesi sonrasında yeniden müracaatlarında ise muayene edilmeden raporun tanzim edildiğini, kurumun önce muayaneye karar vermiş iken sonrasında muayene edilmeden rapor tanzim edilmesinin kabul edilmez olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası 10 gün yoğun bakımda kaldığını ve Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesinden alınan engelli raporunda maluliyet oranının %27 olarak tespit edildiğini, yine Ankara Üni. Tıp Fakültesinden alınan raporda %9,3 olduğunun tespit edildiğini, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan raporda ise maluliyet oranının “0” olduğunu, bu durumun çelişkiyi gidermekten ziyade artırdığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece 17/12/2012 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak, kaza tarihinde çalışma gücünün azalması yahut yitirilmesine esas alınacak yönetmelik hükümlerince davalının maluliyetinin meydana gelmediği, mevcut maluliyetlerinin kaza ile illiyetinin bulunmadığı değerlendirilerek, davalı tarafından daha önce yapılan ödemede nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili, maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğundan, raporun usulüne uygun tanzim edilmediğinden, mevcut maluliyetlerinin kazadan kaynaklandığından bahisle kararı istinaf etmiştir.
Davacının, kazaya bağlı maluliyeti olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı Ankara Eğitim Hastanesinden alınan 28/08/2013 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunu dosyaya sunarak, rapor çerçevesinde maluliyetinin olduğunu ileri sürmüş, söz konusu raporun incelenmesinde raporun Engelli Sağlık Kurulu Raporu olduğu, raporda kaza ile illiyeti değerlendirilmeksizin solunum sistemi rahatsızlıklarından kaynaklanan sebeplerle %20, kas iskeleti sisteminden kaykanlanan sebeplerle %10 olmak üzere balthazara göre %27 engel durumunun tespit edildiği, engel gurubunun ise "ortopedik" yanı sıra "süreğen" (kronik) olarak gösterildiği görülmüştür.
Mahkemece A.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anablim Dalı Başkanlığından alınan 17/04/2014 tarihli raporda ise "kaza tarihinde yürürlükte olmayan Sağlık İşlemleri Tüzüğü" esas alınarak yapılan tespitte "Akciğer Parankimde patoloji saptanmadığı, ortopedi konsültasyonunda acil patoloji saptanmadığı tespitlerinde bulunularak, göğüsteki arıza nedeniyle %9,3 oranında vücut çalışma gücünü kaybettiği tespit edilmiştir.
Alınan rapora her iki tarafın itirazı üzerinde mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 23/10/2015 tarihli geri çevirme yazısı ve 29/07/2016 tarihli geri çevrime yazısı ile davacının üniversite hastanesine sevk edilerek muayenesinin yapılarak son durum raporlarının ve yapılacak testlerin gönderilmesinin istendiği, söz konusu son durum raporları ve test sonuçlarının dosyaya kazandırılması ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu 18/10/2017 tarihli raporunda, davacının tüm tedavi evrakları ve son durum rapor ve testleri, yine Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığının 12/02/2016 tarihli raporundaki davacının şikayetleri ve muayene sonuçları değerlendirilerek "hastanın incelenmesinde travmaya bağlı değişklik gözlenmediği, trokal vertebralarda skolyoz olduğunun görüldüğü, bu bulguların ön planda travmaya bağlı olmadığı, yapısal olduğunun düşünüldüğü, hastada var olan restrifk solunum fonksiyon bozukluğunun anotomik bozukluk olarak değerlendirildiği" şeklinde belirlemesi de değerlendirilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine" göre kazaya bağlı arazlarının maluliyete neden olacak düzeyde araz bırakmağı, davacının kazaya bağlı olarak, nefes darlığı şikayetleri ve tedavi, evrakları incelenmek suretiyle kazaya bağlı maluliyetinin olmadığıın tespit edildiği görülmüştür.
Davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan rapora itiraz etmesi üzerine, mahkemece Adli Tıp 2. Üst Kuruldan rapor alınmasına karar verildiği, davacının itirazlarının değerlendirmesi için Üst Kurulun, 3. İhtisas Kurulundan yeniden mütala istemesi üzerine, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından yeniden bir takım son durum rapor ve testlerinin yapılarak 2 ay içirisinde gönderilmesi ilk derece mahkemesinden istenilerek, süre zarfında istenilen evrakın gönderilmemesi halinde dosyanın iade edileceğinin bildirildiği, ayrıca muayene için çağrıda bulunmadığı (yazı sonuç kısmındaki muayene müracaatının olmaması veya mahkemeden yazı yazılmaması ibaresinin talep çerçevesinde işlem yapılmamasının sonucuna yönelik olup, muayeneye çağrı mahiyetinde olmadığı yazı kapsamından anlaşılmaktadır.) sonrasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından yapılan yeniden değerlendirme ile, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından tanzim edilen 17/09/2020 tarihli raporda; tüm tedavi evrakları, davacının sunduğu önceki rapor ve mahkemece alınan raporlar değerlendirilmek suretiyle, davacıdaki "restriktif solunum yetmezliği paterninin kişinin kendisinde mvcut hastalıklardan kaynaklandığı, dava konusu geçirmiş olduğu travma ile illiyeti olmadığı" değerlendirilerek, kazaya bağlı maluliyetinin bulunmadığı tespit edilerek, raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davacı muayene edilmeden raporun tanzim edildiğini ileri sürmüş ise de, raporun mevcut rahatsızlıklar çerçevesinde son durum raporları alınmak suretiyle tanzim edilmiş olmasına, ayrıca Adli Tıp Kurumunun gerekli görmemesi halinde dosya ve son durum raporları değerlendirmek suretiyle rapor hazırlamasının mümkün olmasına, davacının iddiasının aksine Adli Tıp Kurumunun davacıyı muayene için çağırıp sonrasında vazgeçmesinin de söz konusu olmamasına, hükme esas alınan raporun raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette olmasına, nitekim Engelli Sağlık Kurulu raporunda dahi rahatsızlıkların "kronik" olduğunun tespit edilmiş olmasına göre davacı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Davacıdan alınması gereken 427,60TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3. Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4. Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
5. HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 24/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38