Ankara BAM 35. HD 2024/372 E. 2024/720 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2024/372
2024/720
22 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/372 - 2024/720
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/372
KARAR NO : 2024/720
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/02/2024
NUMARASI : 2023/106 Esas - 2024/80 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/06/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.12.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında kaza yapan araçta yolcu konumunda olan davacının ağır yaralandığını, davacının kaza sonucunda oluşan zararlarına ilişkin, aracın ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, davacının maluliyet oranının artığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250,00 TL geçici iş göremezlik, 250,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava değerini toplam 95.144,04 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulüne, 5.944,74 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 89.199,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 95.144,04 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 05/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28.12.2022 tarihli 2022/475 E.-2022/692 K.nolu ilamı ile hükmün ‘davacının artan maluliyet iddiası kapsamında daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona erdiği, mahkemece tespit edilen %30,2 oranındaki maluliyetin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hangi hastalık ve gerekçelerle belirlendiği, anılan bu %30,2 oranındaki maluliyetin davacıya davadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeyi takiben taraflar arasında gerçekleşen 26.12.2011 tarihli sulh protokolünden önce de var olup olmadığı, sulh protokolüne konu olan maluliyet oranını etkileyen sekel bulguların sonradan artış ve değişime uğrayıp uğramadığı ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebilir hale geldiği hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınması, tazminat hesabının Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin emsal kararları uyarınca, bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması ve davacıya davadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, ödeme günü ile tazminatın hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizinin de ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan tazminattan indirilmesi için bilirkişiden gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınması ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2018/10239 esas nolu dosyası muhteviyatının da irdelenmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği’gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılamayı müteakip davanın kısmen kabulüne, 5.944,74 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 05/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada mahkemece alınan ATK raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, davacının maluliyet oranının arttığını, ATK 2.İhtisas Dairesi’nin 22.11.2023 - 18304 karar numaralı raporunda davacı hakkında temini istenen söz konusu hastane evrakı ve dıcom formatında cd kaydına hiç yer verilmeden mevcut evrak üzerinden rapor tanzim edildiğini, davacının ortopedi raporunda sol uyluk proksimalde hipoestezi şikayetinin mevcut olduğu grafi: l3-l5 posterior enstrümentasyon mevcut olduğunun ifade edilmiş olmasına rağmen değerlendirme kısmında bununla ilgili bir maluliyet takdir edilmediğini, 2 yönlü lomber vertebra grafisine ise hiç değinilmediğini, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 22.11.2023 - 18304 karar numaralı raporunun değerlendirme ve sonuç kısmının birbiri ile açıkça çeliştiğini, rapor değerlendirmesinde açıkça davacının maluliyetinin artmış olabileceği ifade edilmekte iken, sonuç kısmında maluliyet artışı olmadığı ifadelerine yer verildiğini, hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Dairesi’nin 22.11.2023 - 18304 Karar Numaralı raporunun sonuç kısmında; açıkça hatalı ve gerçeğe aykırı bir ifadeyle hem Servergazi Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunun hem de Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 18.01.2018 tarih 72446162/641.03.01/169 sayılı Adli Tıp Raporunun sulh protokol tarihi olarak belirtilen 26.12.2011 tarihi öncesinde yapılmış olduğu, artan bir maluliyet olmadığının ifade edildiğini, ancak davacı hakkında tanzim edilen A.Ü. Adli Tıp ABD Başkanlığı’nın 18.01.2018 tarih 72446162/641.03.01/169 sayılı Adli Tıp raporunun rapor tarihinden dahi açıkça görüleceği üzere 2018 yılında tanzim ettirildiğini, A.Ü. Adli Tıp ABD Başkanlığı’nın 18.01.2018 tarih 72446162/641.03.01/169 sayılı Adli Tıp Raporunun sulh protokol tarihi olarak belirtilen 26.12.2011 tarihinden önce var olması mümkün olmadığı gibi, davacının rapor tarihinden önce söz konusu hastanenin herhangi bir biriminde hasta kaydı, muayene işlemi ya da herhangi bir başvurusu bulunmadığını, ATK 2. İhtisas Dairesi’nin 22.11.2023 - 18304 Karar nolu raporunun sonuç kısmında yine davacı hakkında tanzim edilen raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceğinin ifade edildiğini, ancak Servergazi Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile Ankara Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’nın 18.01.2018 tarih 72446162/641.03.01/169 sayılı Adli Tıp Raporu arasında hiçbir farklı muayene bulgusu olmamasına rağmen artan maluliyet söz konusu olmadığı kanaatinin ifade edildiğini, Servergazi Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 18.01.2018 tarih 72446162/641.03.01/169 sayılı Adli Tıp Raporu aynı yönetmelik uyarınca tanzim edilmiş olmasına rağmen artan maluliyete dair hiçbir bilimsel açıklama getirilmediğini, hükme esas alınan aktüer hesap bilirkişi ek raporunun, TRH 2010 tablosu ve Progresif Rant uygulanarak düzenlenmesi gerekirken PMF-1931 Yaşam Tablosu esas alınarak düzenlendiğini, aktüer hesap bilirkişi raporunun 2020 tarihli asgari ücret verisi üzerinden tanzim ettirildiğini, buna karşın kararın verildiği 13.02.2024 tarihinde 2024 yılı asgari ücret verisinin belli ve bilinir durumda olduğunu, davalının zarardan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek şekilde ticari temerrüt faizi üzerinden müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; kaza tespit tutanağı uyarınca, 31.12.2010 tarihinde, sürücü ...’ın, sevk ve idaresinde olan aracıyla seyri sırasında kavşağa girdiğinde sağa dönüş yapması gerekirken düz seyrine devam ettiği ve bordür taşlarına çarparak yolun karşı şeridinde duruşa geçtiği kazada sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, kaza yapan aracın kaza tarihini kapsar şekilde ZMM Sigorta poliçesinin davalı şirket tarafından düzenlenmiş olduğu, mahkemece Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 26/07/2019 tarihli rapor uyarınca kaza neticesi davacının vücut genel çalışma gücünden %30.2 oranında kaybettiği, 9 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, iş göremez kaldığı 9 ay boyunca başkasının bakımına muhtaç olduğu, devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının belirlendiği, İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/517 Esas - 2012/337 Karar sayılı dosyasında, davacı tarafından 26/09/2011 tarihinde kalıcı iş göremezlikten kaynaklı kazanç, iş gücü ve efor kaybı nedeniyle maddi tazminat davası açıldığı, taraflar arasında ödeme nedeniyle gerçekleşen sulh neticesi mahkemenin 28/06/2012 tarihli kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2018/10239 esas nolu dosyasında başvuran ...'un ... Sigorta aleyhine 31/12/2010 tarihinde ... plakalı sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketinden geçici bakıcı gideri talebinde bulunduğu, heyetçe tazminat talebinin kabulü ile 6.756,00 TL bakıcı giderinin 29/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar verildiği, davacının gelişen durum nedeniyle maluliyet oranının %30,2 olarak belirlendiği, İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/517 Esas - 2012/337 Karar sayılı dosyasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemenin ise davacının %23,2 maluliyet oranına göre yapıldığı, mahkemece alınan aktüer bilirkişi raporu uyarınca ödeme tarihindeki verilere göre yapılacak gerçek zarar hesaplamasının sigorta şirketince ödenen tutarın üzerinde kalacağı açık olduğundan doğrudan rapor tarihindeki ücret verilerine göre hesaplama yapılmasıyla davacının talep edebileceği tazminat tutarının bakiye poliçe teminat limit tutarı ile (175.000,00 TL - 85.800,70 TL) = 89.199,30 TL ile sınırlı olduğunun belirlendiği, mahkemece anılan raporun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği, mahkemece verilen bu ilk kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın Dairemizce 28.12.2022 tarihli 2022/475 E.-2022/692 K.nolu ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı üzerine mahkemece İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesi’nden alınan 22/11/2023 tarihli raporda Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; Gr1 X (2……….33)A %37, E cetveline göre % 30.2(yüzdeotuznoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, kişinin 31.12.2010 tarihide trafik kazası geçirdiği, L4 vertebra kompresyon kırığı saptandığı, bir süre sonra ameliyat edilerek posterior enstürmentasyon amteryali yerleştirildiği anlaşılan kişi hakında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 18.01.2018 tarihli raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre % vücut genel çalışma gücünden kaybetme oranının %30.2 olarak takdir edilmiş olduğu, Servergazi Devlet Hastanesinin raporunda, L4 kompresyon kırığı nedeniyle 16.02.2011 tarihinde fiksasyon operasyonu yapıldığı, engel oranının %23 olarak takdir edilmiş olduğu, her iki değerlendirmenin de sulh protokol tarihi olarak belirtilen 26.12.2011 tarihi öncesinde yapılmış olduğu, artan bir maluliyeti olmadığının belirlendiği, 22.12.2023 tarihli ATK raporunda da kişi hakkında düzenlenmiş olan adli ve tıbbi belgelerin incelenmesinde; Denizli Servergazi Devlet Hastanesinin 31.12.2010 tarihli konsültasyon fişinde genel cerrahi değerlendirmesinde trafik kazası olduğu, hastanın karın ağrısı olmadığı, fmde batın rahat defans rebound olmadığı, genel cerrahi açısından acil patoloji düşünülmediği, batın bt incelemesinde kc dalak normal olduğu, Denizli Servergazi Devlet Hastanesinin yatış-çıkış tarihi 01.01.2011-07.01.2011 olan hasta epikriz raporunda beyin cerrahisi servisi tarafından lomber vertebra kırığı ve trafik kazası sonrası muayene ve gözlem tanılarını aldığı, çekilen filmlerinde L4 kompresyon fraktürü tepit edildiği, beyin cerrahiye yatırıldığı, lomber MR da L4 de kırık olup %30 yükseklik kaybı mevcut, kanal basısı yok, bu haliyle cerrahi düşünülmediği, takip önerildiği, eğer yükseklik kaybı %50 den fazla olursa cerrahi düşünüleceği, 07.01.2011 tarihine korse ile taburcu edildiği, Denizli Servergazi Devlet Hastanesinin yatış-çıkış tarihi 14.02.2011-22.02.2011 olan hasta epikriz raporunda beyin cerrahisi servisi tarafından lomber vertebra kırığı tanısıyla posterior segmental enstrumantasyon ameliyatının yapıldığı, Servergazi Devlet Hastanesinin raporunda; ‘’L4 kompresyon kırığı, 16.02.2011 tarihinde fiksasyon operasyonu yapıldığı, engel oranı %23 olduğu’’, Denizli Servergazi Devlet Hastanesinin 18.08.2014 tarihli lomber vertebra MR incelemesinde L3.L4,L5 vertebralarda posteriordan yerleştirilmiş operasyon fiksatörlerine ait sinyal distorsiyonu mevcut olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 18.01.2018 tarihli raporunda; ‘’SONUÇ Yukarıda muayene ve rapor tetkik bulguları bildirilen 01.01.1991 doğumlu davacının 31.12.2010 tarihli yaralanması neticesinde; 1.Vücut genel çalışma gücünden oranı %30.2(yüzdeotuznoktaiki) oranında kaybettiği, 2.9(dokuz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3.Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesine (03.08.2013-28727 sayılı Resmi Gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı, 4.İş göremez kaldığı 9(dokuz.) ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğu, kanaatinde olduğu’’, Pamukkale Üniversitesinin 22.03.2023 tarihli Nöroloji raporunda, ‘2011 yılında tk sonrasında hasta ayağı kalktığında yatağa yığılmış, bu sırada belde ağrısı olmuş, acile getirilmiş, lomber fraktür saptanmış, ilk başta 1 ay istirahat önerilmiş, ağrıda artış olması üzerine opere edilmiş, vidalama yapılmış, operasyon sonrası belde ağrıları oluyormuş, yürürken belirgin aksaması yokmuş, muayenede kas güçleri 4 ekstremitede 5/5, nöroşirürji tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğu, ortopedi raporunda, genel durum iyi, bağımsız ambule, Romları açık, sol uyluk proksimalde hipoestezi şikayeti mevcut, grafi: L3-L5 posterior enstrümentasyon mevcut olduğu, 01.01.1991 doğumlu davacının 31.12.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle; 03.08.2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak, Gr1 X (2……….33)A %37, E cetveline göre % 30.2(yüzdeotuznoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği, kişinin 31.12.2010 tarihide trafik kazası geçirdiği, L4 vertebra kompresyon kırığı saptandığı, bir süre sonra ameliyat edilerek posterior enstürmentasyon amteryali yerleştirildiği anlaşılan kişi hakında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini 18.01.2018 tarihli raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre % vücut genel çalışma gücünden kaybetme oranının %30.2 olarak takdir edilmiş olduğu, Servergazi Devlet Hastanesinin raporunda, L4 kompresyon kırığı nedeniyle 16.02.2011 tarihinde fiksasyon operasyonu yapıldığı, engel oranı %23 olarak takdir edilmiş olduğu, her iki değerlendirmenin de sulh protokol tarihi olarak belirtilen 26.12.2011 tarihi öncesinde yapılmış olduğu, artan bir maluliyeti olmadığı, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin belirtildiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre davacının son durum raporlarının da değerlendirilmesiyle düzenlenen 22.12.2023 tarihli ATK raporu uyarınca davacının 31.12.2010 tarihide trafik kazası geçirdiği, L4 vertebra kompresyon kırığı saptandığı, bir süre sonra ameliyat edilerek posterior enstürmentasyon amteryali yerleştirildiği anlaşılan kişi hakında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 18.01.2018 tarihli raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre % vücut genel çalışma gücünden kaybetme oranının %30.2 olarak takdir edilmiş olduğu, Servergazi Devlet Hastanesinin raporunda, L4 kompresyon kırığı nedeniyle 16.02.2011 tarihinde fiksasyon operasyonu yapıldığı, engel oranının %23 olarak takdir edilmiş olduğu, her iki değerlendirmenin de sulh protokol tarihi olarak belirtilen 26.12.2011 tarihi öncesinde yapılmış olduğu, artan bir maluliyet olmadığının belirlendiğinin anlaşılmasına, her ne kadar hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmesi gerekirken PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak düzenlenmesi yerinde değilse de kaldırma kararından önceki mahkeme kararının salt davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olması, artan maluliyet iddiasının ispatlanamaması nedeniyle yeniden aktüer raporu alınmasına yer olmaması ve ilk hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmemiş olması nazara alındığında bu konuda davalı lehine oluşan usuli müktesep haklar doğrultusunda davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin yerinde bulunmamasına, aynı nedenle davacı vekilinin 2024 yılı asgari ücret verilerine göre hesap yapılması gerektiği yönündeki istinaf talebinin de yerinde bulunmadığı, kaza yapan aracın hususi mahiyette olması nazara alınarak mahkemece hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran davalıya iadesine,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02