SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 35. HD 2024/303 E. 2024/553 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/303

Karar No

2024/553

Karar Tarihi

25 Nisan 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/303 - 2024/553

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/303

KARAR NO : 2024/553

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 27/12/2018

NUMARASI : 2015/1312 Esas - 2018/956 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ : 25/04/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 06/05/2024

Mahalli mahkemesince daha önce verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nin 2019/782 E. - 2021/1754 K. sayılı 14/10/2021 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesi sonrasında, kararın davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/27061 E. - 2023/5210 K. sayılı kararı ile davalı lehine bozulması üzerine, yeniden yapılan yargılama sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 22/07/2015 günü davacının yolcu olarak bulunduğu ve davalı ... Sigorta Şirketi’ne Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı otobüs ile davalı ... Sigorta A.Ş.’ye ZMMS poliçesi ile sigortalı kamyonun çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını ve maluliyetinin oluştuğunu, kaza sebebiyle her iki araç sürücüsüne kusur izafe edildiğini, yolcu olan davacının kusursuz olduğunu belirterek, şimdilik 5.000,00 TL iş göremezlik tazminatının poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında verdiği dilekçe ile davacının sürekli iş görmezliği sebebi ile 580.000,00 TL’nin davanın açıldığı 04/08/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, arttırılan talep yönünden harcı ikmal etmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi vekili; sigorta poliçesi kapsamında şehirlerarası ve uluslararası yolcu taşımalarında, poliçe limiti ile sorumlu olduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; usulüne uygun yapılan tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde; davanın kısmen kabulü ile 446.743,58 TL tazminatın 04/08/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte her bir davalının 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmaları kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece alınan hesap raporunda davacının toplam zararının 783.717,90 TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketlerinin kaza tarihi itibariyle poliçe limitleri 290.000,00’er TL olduğu, bu sebeple toplam 580.000,00 TL’nin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği halde mahkemece teselsül hükümleri ihlal edilerek davalı ... Sigorta Şirketi yönünden sigortalı araç sürücüsünün %20 kusur oranı gözetilerek hüküm kurulmasının yerine olmadığını, iş göremezlik tazminatının bilinen döneme göre güncellenmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun dayanaksız olduğunu, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kusuru nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını, kabule göre de atfedilen %20 kusur oranına göre mahkemece sorumlulukları 156.743,58 TL olarak belirlendiği halde 290.000,00 TL poliçe limiti ile sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kusur oranına göre belirlenmesi gerekirken tamamından sorumlu tutulmalarında isabet bulunmadığını, hesap tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda hesaplanan tazminatın fahiş olduğunu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin poliçe limiti ile oranlı belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla kaldırılmasını talep etmiştir.

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ'NİN 14/10/2021 TARİH, 2019/782 E. - 2021/1754 K. SAYILI KARARI:

“HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

  1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülmesine, hesaplamada bir usulsüzlük, hesabın yeniden güncel verilere göre yapılmasını gerektirir bir hal bulunmamasına, davanın müteselsil sorumluluk esasına dayalı açılmış olmasına, yolcu durumundaki davacının kusurunun bulunmamasına, kaza sebebiyle tarafların kusur durumlarının tespiti için alınan ve hükme esas kabul edilen kusur raporunun, dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağına ve oluşa uygun görülmesine, teselsül hükümlerine dayalı açılmış davada harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kusur oranına göre değil müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun kaza tarihinde yürürlükte olan 22. maddesi uyarınca sigortaya başvurulmadan dava açılması halinde temerrüdün dava tarihinde gerçekleşmesine göre davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

  2. Davada maddi tazminatın, zarara sebep olanların kusuru oranında değil, poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın teselsül hükümlerine dayalı açıldığı ve tazminatın tamamından davalıların poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile birlikte sorumlu olmaları gerektiği kabul edildiği halde, hesaplanan tazminattan davalı ... Sigorta Şirketi’ne sigortalı olup davacının içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün %20 kusur oranına isabet eden kısım 156.743,58 TL ve diğer davalı ... Sigorta A.Ş.’ye sigortalı karşı araç sürücüsünün %80 kusur oranına isabet eden kısmının ise poliçe limitini aşması nedeniyle poliçe limiti olan 290.000,00 TL şeklinde sigortalı araç sürücülerinin kusur oranlarına denk düşen meblağlardan hareketle toplam 446.743,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatının her bir davalının 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmaları kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine hükmedildiği, ret sebebi ile yargılama giderlerinin kabul/ret oranına göre paylaştırıldığı, davalı ... Sigorta Şirketi lehine vekâlet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır.

Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesi uyarınca zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumluluk zarar göreni koruma amacıyla kabul edilmiş bir müessese olduğundan, kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça zarar görene, zararının tamamını veya bir kısmını müteselsil sorumlulardan her birinden talep ve müteselsil sorumluları birlikte dava etme hakkı verir. Nitekim, 2918 sayılı KTK’nın 88/1. maddesinde de, trafik kazası nedeniyle aynı zarardan sorumlu olan kişilerin müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir. Zarar gören, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebileceği gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı kanunun 162 vd. maddelerine göre borcun tamamından sorumlu olup, zarar gören taraf borçluların her birinden borcun tamamının ödenmesini isteyebilir. Bu kuralın istisnalarından birisi, sigorta şirketleri yönünden, zarar görenin meydana gelen gerçek zarardan poliçede yazılı sigorta tutarlarına kadar sorumluluğudur. Somut olayda davacı, içinde yolcu olarak bulunduğu aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortacısından ve karşı aracın trafik sigortacısından müşterek ve müteselsil olarak tam zarar talep etmiştir. Kaza tarihinde davalıların poliçe teminat limitleri 290.000,00 TL ile sınırlıdır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği müşterek ve müteselsil talebe göre açılmış davada, davacının olayda bir kusuru bulunmamasına, davalı sigorta şirketlerine sigortalı aracın işletilmesi ile kaza arasında illiyet bağını kesen bir durumun da olmamasına göre, davalılara sigortalı araç sürücülerinin kusur durumu tazminat sorumluluğunda etkili olmayıp, talep gibi 580.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatından her bir davalı 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken mahkemece yazılı şekilde kusur oranlarına göre belirlenen miktardan müştereken müteselsilen sorumluluk yönünde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin istinaf taleplerinin yukarıda 2 nolu bentte belirtilen gerekçelerle kabulü ile kararın kaldırılması, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK.353/1-b/2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 hükmü uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2018 tarih ve 2015/1312 Esas - 2018/956 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, davanın kabulü ile 580.000,00 TL maddi tazminatın 04/08/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her bir davalının sorumluluğu 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz yasa yoluna başvurulmuştur.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ'NİN 11/04/2023 TARİH, 2021/27061 E. - 2023/5210 K SAYILI İLAMI:

“1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm ve davalı ... sigorta şirketinin vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı ... sigorta şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların; 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Dosya kapsamında bulunan, yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesince hükme esas alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 11.11.2016 tarihli rapor ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporla başvuranın özür oranının %21 oranında olduğu bildirilmiştir. Ne var ki anılan bu raporların Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında düzenlendiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, 22.07.2015 olan kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre rapor düzenlenmiştir.

Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, ATK ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından önceki raporun da irdelendiği yeni bir rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açılanan sebeple davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bu gerekçeyle Dairemiz (Ankara 26. Hukuk Dairesi 2.Heyet) kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, Dairemiz kararını bozması üzerine, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yeniden yapılan yargılama neticesinde; Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketleri tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan araçların karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

Uyuşmazlıkta öncelikle değerlendirilmesi gereken husus ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı kanun yoluna gidilmesi halinde, gerek istinaf mahkemesinin gerekse de temyiz nahkemesinin incelemesinin sınır ve mahiyetine (kapsamına) ilişkindir. Kanun Yolunun kapsamına ve mahiyetine ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunda düzenleme mevcut ise, kanun yoluna ilişkin yapılacak müracaatlar Usul hükümleri çerçevesinde kanun ile belirlenen sınırlar içinde yapılabilir. Bu durum hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin gereklerindendir.

Öte Yandan TMK'nın 1. Maddesinde; "(1) Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. (2) Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. (3)Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." denilmiş olup, söz konusu düzenleme sadece maddi hukuka ilişkin değil, usul hükümlerinin uygulanmasında da gözetilir. Bu açıdan, gerek maddi hukukta gerekse de usul hukukunda Yüksek Yargıtay'ın tüm uyuşmalıklarda uygulanması gereken "İçtihatı Birleştirme Kararları" aksine yapılan yasal düzenleme ile bağlayıcılığını yitireceği gibi, Yargıtay Daire ve Kurulları tarafından oluşturan yerleşik içtihatlar da, aksine yapılan yasal düzenleme olması halinde mevcut uyuşmazlıklarda uygulanma imkanını yitirir.

Bu çerçevede, Kanun yolu incelemelerinin mahiyet ve sınırları (kapsamı) üzerinde yasal düzenleme çerçevesinde bakmak gerekir. 6100 Sayılı HMK'nın istinaf kanun yoluna ilişkin "incelemenin kapsamı" başlıklı 355. maddesinde "1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. (2)Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." hükmü, temyiz yolunu düzenleyen 369/1. Maddesinde ise " Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir.

" hükmü birlikte değerlendirildiğinde, kanun yollarının kapsamı açısından istinaf ve temyizde birbiri ile uyumlu bir düzenleme kabul edilmiştir. Bu durum hukuki güvenlik ilkesi açısından da anlamlı olmuştur. Bu nedenle istinaf incelemesi kapsamında olmayan bir hususta ilk derece mahkemesi tarafından yapılan ve kamu düzenine aykırı olmayan bir hata, istinaf mahkemesince resen değerlendirilemeyeceği gibi, bu karara yönelik olarak istinaf mahkemesince verilen karara karşı, temyiz yoluna gidilmesi halinde, ilk derece mahkemesi kararındaki hatayı istinafa getirmeyen taraf, istinaf mahkemesinin kararından sonra durumu fark etse dahi istinaf etmediği bu hususu temyiz incelemesine konu yapamayacağı gibi, istinaf etmiş olsa dahi bu hususu sonrasında temyiz konusu etmemiş ise temyiz mercince kamu düzenine aykırı olmadıkça (veya kamu düzenine aykırı olsa dahi İstinafa Mahkemesince kesin olarak karara bağlandığı HMK'nın 362. maddesinde belirtilen hususlarda) resen incelemeyecektir. Bu durum Kanunla sağlanan hukuki güvenliğin ve belirliliğin gereğidir.

Belirtmek gerekir ki, bir davanın tarafları aleyhlerine olan bir hükmün tamamına yönelik olarak kanun yoluna (istinaf ve temyiz) gidebilecekleri gibi yalnızca bir bölümüne karşı kanunun yoluna gidip, diğer bölümüne karşı ise kanun yoluna gitmeyebilir.. Davalıların birden çok olması durumunda kanun yoluna gitmeyen davalı taraf yönünden hüküm kesinleşmiş olur. Medeni usul hukukunda kural olarak tasarruf ilkesi geçerli olduğundan mahkemenin talep olmaksızın kendiliğinden bir davayı inceleyip karar vermesi mümkün değildir. Ayrıca tarafların tasarruf yetkisi dava açıldıktan sonra ve kanun yollarına başvuru sırasında da nazara alınır.

Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2021 tarihli ve 2017/6(8)-1851 Esas, 2021/1528 Karar, 12.10.2021 tarihli ve 2021/(22)9-512 Esas, 2021/1261 Karar, 16.09.2021 tarihli ve 2017/(7)9-2544 Esas, 2021/1021 Karar, 09.04.2019 tarihli ve 2015/22-3348 Esas, 2019/429 Karar ile 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-2319 Esas, 2018/1333 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Somut olayda yerel mahkeme kararının davacı vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edildiği, davacı vekilinin istinaf taleplerinin "mahkemece alınan hesap raporunda davacının toplam zararının 783.717,90 TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketlerinin kaza tarihi itibariyle poliçe limitleri 290.000,00’er TL olduğu, bu sebeple toplam 580.000,00 TL’nin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği halde mahkemece teselsül hükümleri ihlal edilerek davalı ... Sigorta Şirketi yönünden sigortalı araç sürücüsünün %20 kusur oranı gözetilerek hüküm kurulmasının yerine olmadığı, iş göremezlik tazminatının bilinen döneme göre güncellenmesi gerektiği" noktasında, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf taleplerinin "sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun dayanaksız olduğunu, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kusuru nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı, kabule göre de atfedilen %20 kusur oranına göre mahkemece sorumlulukları 156.743,58 TL olarak belirlendiği halde 290.000,00 TL poliçe limiti ile sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kusur oranına göre belirlenmesi gerekirken tamamından sorumlu tutulmalarında isabet bulunmadığı, hesap tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği" noktasında, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin ise bilirkişi raporunda hesaplanan tazminatın fahiş olduğu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin poliçe limiti ile oranlı belirlenmesi gerektiği noktasında toplandığı, kararı istinaf eden taraflardan hiçbirinin maluliyet raporu hususunda istinaf talepleri ve itirazları olmadığının açıkça anlaşıldığı, yine Dairemizin (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.Hukuk Dairesi 2.Heyet) 14/10/2021 tarihli, 2019/782 E. - 2021/1754 K. sayılı kararının davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edildiği, davacı vekilinin temyiz taleplerinin "hem İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi (27.12.2018) itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin (RG: 30.12.2017 - 30286) hem de Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi (14.10.2021) itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin (RG: 24.11.2020 - 31314) 21/1'inci maddeleri uyarınca avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır hükmünün mevcut olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince 14.10.2021 tarihinde istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verildiği için vekâlet ücretinin de 14.10.2021 istinaf karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'ye göre belirlenmesi gerektiği, istinaf karar tarihi itibariyle her bir davalı aleyhine ayrı ayrı 28.750,00'er TL vekâlet ücreti yerine 23.350,00'şer TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" noktasında, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin temyiz taleplerinin ise "kusura ilişkin olarak sigortalı araç sürücüsüne %20 kusur atfedilmesinin dayanıksız olduğu, kusuru kabul etmemekle birlikte bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusuru %20 olmasına rağmen ve bu husus gerekçeli kararda belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında diğer araç sürücüsünün kusuru indirilmeden davanın kabul edilmesinin hatalı olduğu, ayrıca davayı kabul etmemekle birlikte, müvekkili şirketin araç işleteninin sorumluluğundan fazlasına düşen tutardan sorumlu olmayacağından harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de yine kusur oranını kabul etmemekle birlikte bu husus dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığı" noktasında toplanmış olduğu, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/04/2023 tarihli, 2021/27061 E. - 2023/5210 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının ise temyiz sebebi yapılmayan bir hususa ilişkin olarak “maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, ATK ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından önceki raporun da irdelendiği yeni bir rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olayda maluliyet raporu kamu düzeninden olmayıp (Alınan 24/11/2017 tarihli raporda neden Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanması gerektiği açıklanmış olması ve nitekim Temyiz incelemesinde de davacının itirazlarının reddedildiği, davalı ... ... Sigorta Şirketinin istinaf sebebi olduğu kabul edilmiş ve kamu düzeni olarak tüm taraflar yönünden bozma sebebi olarak kabul edilmemiş olması karşısında) davalı ... Sigorta Şirketi vekilince hükme esas alınan maluliyet raporu hususunda herhangi bir somut temyiz sebebi ileri sürülmediğinden (kaldı ki temyiz dilekçesinde bu kapsamda bir itiraz bulunmuş olsaydı dahi davalı ... Sigorta Ş. vekilinin istinaf dilekçesinde de bu kapsamda bir itiraz ileri sürülmediği nazara alındığında, istinaf başvurusunda bildirilmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülebilmesi de mümkün olmadığı gözetildiğinde), sadece istinaf sebepleri çerçevesinde, kanunun açık hükmüne ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususları ile sınırlı olarak temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır. Bu anlamda olmak üzere somut olayda kanunun açık hükmüne ve kamu düzenine aykırılık hâlleri mevcut olmadığından Yargıtay bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.

Tüm bu açıklamalara ilaveten, mahkemece "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde maluliyet raporu alarak davanın esası hakkında karar verildiği, raporun alındığı tarih itibariyle bakıldığında, 2918 sayılı Yasanın 90. ve 92. maddesinde Genel Şartlara atıf yapılan maddeler yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edildiğinden iptal kararı da 09/10/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğinden, iptal kararının devam eden uyuşmazlıklarda da uygulanacak olması, "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği", "Maluliyet İşlemleri Tespit Yönetmeliği" ile kısmen yürürlükten kaldırılmış ise de, "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücünün" belirlenmesinde uygulanan "İş Kazası ve Meslek Hastalığı" oranlarının belirlenmesine yönelik hükümlerin ve cetvelllerin, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü tarafından çıkartılan 2013/34 sayılı Genelgede ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü de 17/09/2015 tarihli 2015/23 sayılı Genelgesinde de açıklandığı üzere halen yürürlükte olması karşısında, davacının maluliyetinin belirlenmesinde "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde alınan rapora göre karar verilmesi de yerindedir.

Zira; Haksız fiil nedeniyle meydana gelen bedensel zararlar nedeniyle talep edilebilecek zararlar TBK'nın 54. maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede;

"Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

  1. Tedavi giderleri.

  2. Kazanç kaybı.

  3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

  4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

" denilerek, bedensel zararlar açıklanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından "Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar." çerçevesindeki tazminat talepleri yönünden 01/10/2008 tarihinden sonra, bu tarihte yürürlüğe giren "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde değerlendirme yapılarak, Yönetmeliğin 2-a maddesindeki "5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına,." ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde, aynı Yönetmeliğin 22. maddesindeki "İş kazası ile meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü kayıp oranı tespitinde kullanılan cetveller" başlıklı maddesinde düzenlenen "1) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meydana gelen arızalar sonucunda, sigortalının meslekte kazanma gücünün ne oranda azalacağına ilişkin hesaplama, Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit Cetvellerinde (Ek-3) yer alan A, B, C, D ve E cetvellerine göre yapılır." düzenlemesi gereğince söz konusu düzenlemelere göre belirlenecek maluliyet oranı çerçevesinde tazminat belirlenmesi kabul edilmişken, 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet İşlemleri Tespiti Yönetmeliği'nin 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girerek ilgili yönetmeliğin 22. maddesinde "(1) 11/10/2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti hükümlerine yapılan atıflar bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılır." 23. maddesinde "(1) Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesi sonrasında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından ilgili düzenlemede, tazminat hesaplamalarında uygulanmakta olan "iş kazası ve meslek hastalığına" ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmamış iken (hali hazırda iş kazası ve meslek hastalığı açısından SGK tarafından gelir bağlanmasında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri uygulanmakta ve bu kapsamda bağlanan gelirler, maluliyet oranı ve özür oranı farklılığına rağmen TBK'nın 55. maddesi gereğince görülen tazminat davasında mahsup edildiği halde), 01/09/2013 tarihinden itibaren haksız fiil sorumluluklarında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin" uygulanmayacağı, iş kazası meslek hastalığına ilişkin düzenleme içermeyen Maluliyet İşlemleri Tespit Yönetmeliği'nin uygulanacağı, 01/06/2015 tarihinde itibaren ise (Maluliyet İşlemleri Tespit Yönetmeliği yürürlükte olmasına ve yönetmelik değişikliği de olmamasına rağmen) haksız fiil sorumluluklarında trafik kazasından kaynaklansın ya da kaynaklanmasın ZMMS Genel Şartlarında yapılan düzenleme gereğince "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin" uygulanması gerektiği benimsenmiş ise de, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10143 E. 2023/12945 K. "... haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.") Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü 56766929-113/1150 sayılı, 8 EKİM 2013 tarihli Genelgesi "5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na dayalı olarak yürürlükte olan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olup, 01/09/2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Yeni yönetmelik ile birlikte; 2011/49 sayılı Genelge çerçevesinde iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin hususlar devam etmekte olup, çalışma gücü kaybı tespitine ilişkin hususlar yeniden düzenlemiştir." denilmiştir.

Hal böyle iken Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından daha önce " Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik" mevcut olduğu halde, kişinin çalışma gücü kaybını tespitin de uygun olmadığı değerlendirilerek, uygulanmamasına rağmen, 01/06/2015 tarihinden itibaren daha önce Çalışma gücü kaybını ortaya koymadığı kabul edilen iş bu yönetmeliğin (Özürlülük Ölçütü... Yöentmelik) uygulanmasına karar verilmiştir. Sebepler arasında da, 01/06/2015 tarihindeki ZMMS Genel Şartlarındaki değişiklik gösterilmiştir. Öncelikle ZMMS Genel Şartları Sigortanın sorumluluğunu düzenleyen hüküm olup, kanunlara göre ikinci norm olduğundan, yasal düzenlemenin yerine geçmeyeceği açıktır. Özellikle Sigorta yönünden yapılan Genel Şartların, tüm haksız fiillerde (iş kazası, kasten yaralama, vs diğer fiillerde) uygulanmasının 01/06/2015 tarihindeki ZMMS Genel Şartlarındaki değişikliğe bağlanması açıklamaya ve gerekçeye muhtaçtır. Özellikle AYM'nin, KTK'nın 90. maddesindeki iptal gerekçesi gözetildiğinde, bu yöndeki değerlendirmenin gerekçesinin daha net ortaya konmasını gerekli kılmaktadır. Zira eldeki davada gerçek zarar hesabında genel şartlar uygulanacak ise Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yönünden, ilgili sigortanın genel şartlarına göre sorumluluğun neden belirlenmediği, bu sigortanın neden ZMMS Genel Şartlarındaki düzenlemeye tabi olduğu (trafik kazası olsun ya da olmasın haksız fiil sorumluların neden 01/06/2015 tarihindeki genel şartlarda açıklanan ve idare tarafından belilelenen rapora göre sorumlu tutulduğu) izaha muhtaçtır. Bilindiği üzere içtihat değişikliği ancak yasal bir değişiklik olması durumunda belirli bir tarihle sınırlı olarak yapılabilir. Şayet Dairenin maluliyet raporuna yönelik içtihat değişikliğine gitmesi söz konusu ise hali hazırda "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin", daha önce uygulanmakta olan "iş kazası ve meslek hastalığına" yönelik hüküm ve cetvelleri yürürlükte olup gerek 01/09/2013 tarihinde gerekse de 01/06/2015 tarihinde bu hususta mevzuat değişikliği olmamıştır. (5510 Sayılı Yasa Kapsamında iş kazası ve meslek hastalıklarında halen uygulanmaktadır.) Daha önce de (01/09/2013 tarihinden de önce)" Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri olmasına göre şayet içtihat değişkliği ile söz konusu yönetmeliğin uygulanmasına geçilmiş ise söz konusu tarihte idare tarafından sigortanın sorumluluğunu düzenleyen genel şartlar haricinde tüm zarar sorumlularına yönelik mevzuat değişikliği olmadığından, maluliyet tespitinde esas alınacak rapor yönünden 01/06/2015 gibi tarih sınırlaması da doğru olmayacaktır. (Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Yaşam Tablosu uygulanmasına ilişkin içtihat değişikliğinde bu şekilde bir tarih belirlememiş, devam eden uyuşmalıklarda da uygulanacağı kabul edilmiştir.)

Ayrıca "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik", Çalışma gücünün yitirilmesini ve kaybını ortaya koymadığı da bir gerçektir. Bu durum da zarar görenin kanun ile korunan tazminat haklarınına (gerçek zarara) ulaşmasına engel olmakta, Anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkını ihlal etmektedir. Şöyle ki; bir pilotun omuz ve dirsek arası kol kaybı (yaşı 38-39 ve başka yaralanması olmadığı durumda) maluliyet oıranı %86 iken, aynı kişinin engellilik oranı (yaş gözetilmesi mümkün olmadığı da nazara alındığında) %57 oranında olacaktır. Bu kişinin iş kazası sonucunda SGK'ya müracaatında %86 oranında gelir bağlanacak, bu kişinin bakiye zararı için zarar sorumlusuna müracaatı halinde ise %57 engelli olduğu kabul edilerek hesaplanan tazminattan, rücuya tabi 5510 Sayılı Yasa ödemesi %86 maluliyete göre ödenen miktarın mahsubuna gidilecek, bu durumda karışıklığa ve hak kaybına neden olacaktır. Yine yüzde (çehrede) meydana gelen küçük çapta skar izi %5 engel oluşturacak iken, bu durum sinirlere zarar vermediği durumda çalışma gücü yönetmeliğine göre maluliyet oluşturmamasına rağmen TBK'nın 54. maddesine aykırı şekilde haksiz fiil kapsamında yaralanana tazminat ödenecektir. Yine benzer durum kafa kemiği açıklıklarında karşımıza çıkmakta, kafa kemiği açıklıkları engellilik değerlendirmesinde nazara alınmaz iken, açıklık oranına göre %50'nin üzerinde maluliyete neden olabilmekte, bu durumda TBK'nın 54. maddesine aykırı şekilde zarar görenin aleyhine sonuç doğurmakta ve Anayasa güvencesinde olan mülkiyet hakkını ihlal etmektedir. Sonuç olarak "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik", TBK'nın 54. maddesi kapsamında açıkça yazılan çalışma gücü kaybının yitirilmesi ve/veya azalmasına ilişkin verileri ortaya koymamaktadır. Bu yüzdende Yargıtay tarafından öteden beri " Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik" olduğu halde tazminat hesaplanmasında nazara alınmamış bunun yerine sırasıyla Sağlık İşlemleri Maluliyet Tespit İşlemleri Tüzüğünün ve yürürlükten kalkmasından sonra "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"nin iş kazası ve meslek hastalıklarına ilişkin hüküm ve cetvelleri uygulanmıştır. Bu nedenle yukarıda da açıklandığı üzere halen "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"nin iş kazası ve meslek hastalıklarına ilişkin hüküm ve cetvelleri yürürlükte iken, çalışma gücü kaybı ve yitirilmesine ilişkin düzenleme içermeyen "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunmadığından ( her ne kadar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından bir süredir bu şekilde uygulama benimsemiş ise de, belirtilen gerekçeler çerçevesinde ve yasal düzenleme karşısında Dairenin içtihatının somut uyuşmazlıkta Dairemiz açısından bağlayıcı olmaması, ileri sürdüğümüz hususların Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da gerekçeli olarak değerlendirilmesinin, bu husustaki bilimsel ve yargısal içtihatlar arasındaki belirsizliği gidermesi açısında anlamlı olacağı düşünülerek) Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma gerekçesine bu nedenle de iştirak edilmemiş Dairemizin (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.HD (İkinci Heyet)) 14.10.2021 tarihli 2019/782 E. - 2021/1754 K. sayılı kararında direnilmesine karar vermek gerekmiş, bu çerçevede; davacı 22/07/2015 tarihinde içerisinde biletli yolcu olarak bulunduğu Otobüs Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası sigortacısından ve karşı araç ZMMS sigortacısından maddi zararlarını talep etmiştir. Meydana gelen zararlardan her iki sigorta şirketi de, ilk derece mahkemesi tarafından alınan ve hüküm kurmaya elverişli kusur raporuna göre kusurlu olduğundan, diğer zarara neden olanlar ile birlikte meydana gelen zarardan müteselsil sorumludurlar. Bu durumda sigorta şirketinin kendi kusuru dahilinde sorumlu olacağı miktar sigorta limitini aşmasa dahi, müteselsil sorumluluk hükümlerine göre, sigorta limitine kadar olan zararlarını sigorta şirketinden talep edebilir. Hal böyle iken ilk derece mahkemesi tarafından müteselsil sorumlulukta tazminat miktarının belirlenmesinde sürücülerin kusurlarını aşmamak üzere ve sigorta limitine göre tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davacının buna ilişkin istinaf sebepleri yerde görülerek ve yargıtay tarafından yapılan bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan incelemede de davacının istinaf talebine ve dosya kapsamına göre sigorta şirketlerin toplam teminat limitlerini aşmamak üzere ancak her bir sigorta şirketinin kendi limit kadar müteselsil sorumlu olduğu kabul edilerek, davacı tarafından talep edilen 580.000,00 TL maddi tazminatın her bir davalının sorumluluğunda olan 290.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere müştereken ve mütesesilen tahsiline karar vermek gerekmiş, diğer davalıların istinaf sebepleri yönünden ise ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik görülmediğinden, davanın açıklanan gerekçelerle kabulüne karar verilerek, daha önce verilen kararda istinaf ve temyiz edilmeksizin kesinleşen ve istinaf mahkemesince kaldırma sebebi olarak, Yargıtay tarafından bozma sebebi olarak görülmeyerek kesinleşen yönler konuranarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

I-Dairemizin (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.HD İkinci Heyet) 14.10.2021 tarihli 2019/782 Esas - 2021/1754 Karar sayılı KARARINDA DİRENİLMESİNE,

Buna göre;

II-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

III-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

IV-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2018 tarih ve 2015/1312 Esas - 2018/956 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,

V-Dairemizce yeniden hüküm kurularak;

1. Davanın KABULÜ İLE, 580.000,00 TL maddi tazminatın 04/08/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her bir davalının sorumluluğu 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

2.   Karar tarihi itibariyle alınması gereken 39.619,80 TL harcın, peşin yatırılan 27,70 TL ve ıslahla yatırılan 1.964,00 TL harçtan düşümü ile bakiye 37.628,10 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına,

3. Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru harcı, 27,70 TL peşin harç, 1.964,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.019,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

4. Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, 580.000,00 alacak miktarı üzerinden hesaplanan 87.200,00 TL vekalet ücretinin, davalı sigorta şirketlerinin ayrı ayrı sorumlu oldukları 290.000,00 TL poliçe limitleri üzerinden karar tarihindeki AAÜT 13. maddesi uyarınca hesaplanan  45.500,00 TL vekalet ücreti ile sınırlı olmak ve her iki davalıdan tahsil edilecek vekalet ücreti toplam 87.200,00 TL nispi vekalet ücretini geçmemek üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

5.  Davacı tarafından 327,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 900,00 TL bilirkişi ücreti, 566,50 TL adli tıp faturası bedeli olmak üzere sarf edilen toplam 1.793,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsline,,

6. Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7. Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde talep halinde ilgilisine iadesine,

İSTİNAF YARGILAMA HARÇ VE GİDERLERİ

1. İstinaf talebinde bulunan davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yatırılması gereken 19.809,90 TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 7.629,27 TL mahsubu ile bakiye 12.180,63 TL harcın davalı ... Sigorta Şirketi’nden alınarak Hazineye irat kaydına,

2. İstinaf talebinde bulunan davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yatırılması gereken 19.809,90 TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 7.629,27 TL mahsubu ile bakiye 12.180,63 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.’den alınarak Hazineye irat kaydına,

3. İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,	

4. Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 73,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 194,30 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

5. Davalı ... Sigorta Şirketi ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 

6. HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

7. Dairemizce verilen karar ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara yönelik ise de, bozma sonrası ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmiş olması nedeniyle Yargıtay bozma kararı nedeniyle açılan duruşma nedeniyle ayrıca dava konusu alacak yönünden istinaf vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden, istinaf incelemesine istinaden davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,	

8. Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,	

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar ve vekillerinin yokluğunda duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda, her ne kadar davalılar 290.000,00 TL ile sınırlı tutulmuş ise de toplam 580.000,00 TL alacak üzerinden müteselsil sorumlu tutulmuş olmaları nedeniyle HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25/04/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan V.

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanındairesibölgekaldırılmasınaTazminatkonusuesastanankaraiçerisinde(temyizAçılanreddinedirenilmesineZararCismanikararındakabulüadliyehaftaSebebiylenumarasımahkemesiTazminat)hukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim