Ankara BAM 35. HD 2022/2254 E. 2024/426 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2022/2254
2024/426
20 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2254 - 2024/426
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2254
KARAR NO : 2024/426
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2022
NUMARASI : 2021/554 Esas - 2022/536 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20/03/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı ... Ticaret Ve San. A.Ş. vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, 22.11.2019 tarihinde davalılardan ... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye ait ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın içerisinde müvekkilin annesi ...'un da olduğu sırada sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracının sağ yan kısımlarıyla ayrım bariyerlerine çarparak ikiye ayrılması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu trafik kazası neticesinde müvekkilin annesi ve desteği ...’un vefat ettiğini, davalı ...'nün kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları ile kusuru nedeniyle davalılardan ... Ticaret ve Sanayi A.Ş'nin aracın maliki ve işleteni olması nedeniyle, davalı ... Sigorta A.Ş’nin ise motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası nedeniyle sorumlu olduğunu, müvekkilin annesi ve desteği ...'un vefatına neden olan söz konusu kazada müteveffa araçta yolcu konumunda olup, hiçbir kusuru bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkının saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000 TL maddi tazminat ile 280.000 TI manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi poliçesinde bulunmaması halinde hariç tutularak) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesi müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, kazanın oluşumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınması gerektiğini, müteveffanın davacıya gerçekten destek olduğunun ispatı gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Tic. San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sadece araç kiralama ile iştigal ettiğini, kaza tarihinde kazaya karışmış ... plaka sayılı aracın 15.01.2018 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... A.Ş'ye kiralandığını, aracın fiili hakimiyetinin dava dışı ... A.Ş.'de bulunduğunu, akit süresince de aracın müvekkil şirket tarafından kullanılmasının mümkün olmadığını, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine, davalı müvekkil şirket yönünden arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermesini talep etmiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 01/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda, "... plakalı araç sürücüsü ...'nün kazaya etken 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1a-b maddelerini ihlalle %100 oranında tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın kazaya etken kural ihlali görülmediğinden kusursuz olduğu, tazminat bakımından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde davacıların sayın mahkeme tarafından hak kazanıldığına karar verilmesi halinde; “TRH 2010“-“Ulusal — Mortalite — Tablosu” esas alınarak — yapılan hesaplamalar sonucunda davalı sigortalı araç sürücüsü ...'nün (%100) kusuruna karşılık gelen davacı ...'nın destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 26.486,89 TL olduğu, kaza tarihinde (2019 yılı) 01.07.2019 tarihi itibariyle- ZMMS poliçesi sakatlanma ve ölüm teminat limit tutarının 390,000 TL olduğu (dava dışı anne için 77.000,00-TL tazminat ödemesinin tenzili ile bakiye teminat limiti 283.000,00-TL), davacının davalı Sigorta Şirketine başvurusu ile ilgili bilgi bulunmadığı ve poliçeye göre aracın kullanım amacının “otomobil" olduğu, sayın mahkeme tarafından tazminata hükmedilmesi durumunda dava tarihi 24.09.2021'den itibaren "Kanuni" faiz yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceği"nin bildirildiği, 15.06.2022 tarihli duruşmada davacı vekilinin davacının murisinin daha fazla gelire sahip olduğunu iddia etmesine rağmen, davacı murisinin gelirine ilişkin ücret bordrosu ya da gelir kaydını dosyaya sunmadığı için talebinin reddi gerektiği, davacı vekiline ıslah için süre verilmesine rağmen dosyanın ıslah edilmediği, davacı vekili tarafından sigorta şirketine davadan önce başvurulmadığı dava ile başvuru şartının yerine getirildiğinin kabul edildiği, manevi tazminat yönünden, davalı sigorta şirketi poliçesinde manevi tazminat klozu bulunmaması, davacı murisinin davalı aracında yolcu konumunda bulunması, kazaya kasıt ile sebep olunmaması, tedbirsizlik, dikkatsizlik neticesinde kazanın meydana gelmesi nedenleriyle manevi tazminat talebinin diğer davalılar yönünden de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının Sigorta Şirketi yönünden 24/09/2021 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Ticaret Ve San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; husumet yönünden itirazları bulunduğunu, huzurdaki dava ile müvekkil şirketin bir ilgisi olmadığını, herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dosyada mübrez beyanlarında da belirtildiği üzere müvekkil şirket “...” markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davada davalı müvekkili hukuken işleten addetmenin mümkün olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, kaza tarihi olan 19.09.2018 tarihinde kazaya karışmış ... plaka sayılı aracın 15.01.2018 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile ... A.Ş.’ye kiralandığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın fiili hakimiyetinin ... A.Ş.'de bulunduğunu, akit süresince de aracın müvekkil şirket tarafından kullanılmasının mümkün olmadığını, motorlu aracın uzun süreli kiraya verilmesi halinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca kiracı işleten sayılacağından meydana gelen zarardan da sorumlu olacağını, yerleşik Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu, delil listesinde de belirtildiği gibi ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak aracın kiralandığını gösterir kira faturasının ve ödemelerin incelenmesi sonucu hüküm tesis edilmesi gerekirken eksik ve hatalı inceleme sonucu tesis edilen yerel mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın davacıya destek olduğunu gösterir herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; müteveffanın gerçek ücreti belirlenmeden ve eksik incelemeye dayalı olarak maddi tazminata hükmedilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, dosyanın yerel mahkemece, taleplere rağmen gerçek ücret araştırması yapılmadan tarafların kusur durumunun ve müvekkilin desteğini kaybetmesi neticesinde oluşan zararının hesaplanması için bilirkişiye tevdi olunduğunu, bunun üzerine 01.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda maddi tazminat hesabı yapıldığını, müteveffanın olay tarihinde ... A.Ş.'de "Finans Sorumlusu" olarak 10.000,00-TL net ücret ile çalıştığını, ancak yerel mahkemece gerçek ücret araştırması yapılmaması nedeniyle hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığını, yerel mahkemece, işverene müzekkere yazılması talebi reddolunsa da müteveffanın eşyaları arasında 14.11.2019 işlem tarihli "maaş ödemesi" açıklaması bulunan bir adet dekont bulunduğunu, işbu ödemenin kaza tarihinden bir hafta önce ve ... Ltd. Şti. tarafından yapılmış olup ticaret sicillerinden de anlaşılacağı üzere bu şirketin, müteveffanın çalıştığı ... A.Ş. ile organik bağı bulunduğunu, dolayısıyla müteveffanın ücretinin, asgari ücret olmadığının işbu belge ile de ispatlandığını, mahkemece manevi tazminata hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, hukuka olan güveni zedeleyici nitelikte olduğunu, yerel mahkemece yaptırılan, kusur incelemesi sonunda verilen kusur bilirkişi raporu ile davalı ...’nün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müteveffanın söz konusu olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, oysaki davalı sürücü %100 kusurlu olup müteveffanın ölümüne sebep olduğunu, davalı sigorta şirketi bakımından belirlenen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, arabuluculuk tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Davacı vekili ile davalı ... Ticaret ve San. A.Ş. vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Öncelikle, husumet konusunun incelenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde davalı ... Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi‘nin işleten sıfatının devam edip etmediği tartışılmamış olup, karar bu nedenle gerekçesizdir.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde; “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır.
Somut olayda, kazaya karışan araç ile ilgili uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte yazılı yahut şifahi akdedilmiş bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, sözleşmenin taraflar arasında yenilenip yenilenmediği, kaza sırasında kazaya karışan araç yönünden kira sözleşmesinin devam edip etmediği, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedelinin ve vergilerin kim tarafından ödendiği, kazaya neden olan bu araç için hangi tarihten itibaren kira bedelinin ödendiği, kiraya veren ile kiracının/kiracıların tacir olduğu gözetilerek ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, aracın kaza tarihini kapsar şekilde kimin yedinde olduğu, hangi tarihte teslim edildiği, kaza tarihinde ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu araştırılarak, kaza tarihinde araç işleteni sıfatının kime ait olduğunun belirlenmesiyle tüm deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Diğer taraftan, böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, müteveffanın gelirinin net ve ispata yarar somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemece, SGK'dan ve çalıştığı işyerinden müteveffanın gelir durumuna ilişkin belgelerin getirtilerek belirlenecek gelir durumuna göre hesaplama yapılması gerekirken eksik inceleme neticesinde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.04.2023 tarih ve 2022/38 Esas - 2023/5409 Karar sayılı ilamı)
Manevi tazminat ilişkin olarak yapılan incelemede;
TBK'nın 56/1 maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini gözönünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar veribilir" denilerek, haksız fiil çerçevesinde, bedensel zarar meydana gelmesi halinde manevi tazminat talep edilebileceği kabul edilmiştir. Aynı Yasanın 51. maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Geniş anlamda haksız fiil sorumluluğunda kural olarak kusur ilkesi benimsenmiştir. Eş söyleyiş ile haksız bir fiil ile başkasına zarar veren kimse ancak kusurluysa zararı tazmin ile yükümlüdür. Kusur; “hukuka uygun olmayan, hukuk düzeninin kınadığı bir irade veya irade noksanıdır. Hukuka aykırı sonucu isteyen veya sonucu önlemek için gerekli iradeyi göstermeyen kimse kusurludur.” Kusur; kast ve ihmal olarak ikiye ayrılır. Kast, hukuka aykırı sonucun görülmesi ve istenmesidir. İhmal ise, sonucun istenmemesi ancak şartların gerektirdiği tedbirlerin alınmaması, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi ile zarara sebebiyet verilmesidir (Reisoğlu, S.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2004, s. 144,145).
Tazminat kapsamının belirlenmesinde haksız fiili yapan kimsenin kusurunun ağırlık derecesinin rolü bulunmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2021 tarih ve 2017/(17)4-3150 Esas - 2021/870 Karar sayılı ilamı) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda sadece kusurdan bahsedilmiş, kusur türlerine yer verilmemiş olup, haksız fiilde sadece kastın kusur olarak kabul edildiği haller istisnadır, örneğin 6098 sayılı Kanun'un 49/2. maddesinde ahlaka aykırı hareketle başkasına zarar veren kimse açısından kast derecesinde kusur aranmaktadır (Hatemi/Gökyayla Borçlar Hukuku Genel Bölüm, 2021/10, s. 140).
Somut olayda ise, mahkemece, kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaşadığı ve yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacı için zenginleştirici, davalılar yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları gözetilerek hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekili ile davalı ... Ticaret Ve San. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile deliller toplanarak varılacak sonuca göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine gönderilmesine, kaldırma ve gönderme sebebine göre davacı ve davalı ... Ticaret Ve San. A.Ş. vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacı ve davalı ... Ticaret Ve San. A.Ş. vekillerinin istinaf talebinin ayrı ayrı HMK.nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2022 tarih, 2021/554 Esas . 2022/536 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Yukarıda açıklandığı üzere tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma ve gönderme sebebine göre davacı ve davalı ... Ticaret Ve San. A.Ş. vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,
3. İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,
4. İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince verilecek kararda gözetilmesine,
5. Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18