Ankara BAM 35. HD 2022/2137 E. 2024/404 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2022/2137
2024/404
20 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2137
KARAR NO : 2024/404
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/09/2022
NUMARASI : 2021/322 Esas - 2022/635 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17/04/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve tüm davalılar tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27/04/2017 tarihinde, davalı ...'a ait olup davalı ...'un sevk ve idaresinde bulanan ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, yaya olarak yol kenarında yürüyen ...'ya çarparak ölümüne neden olduğunu, olayda kasıt olmadığı düşünülse bile davalı sürücünün olayın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğunu, müteveffanın bekar olup askeri ücretle çalıştığını, davacı ...'nın müteveffanın annesi olduğunu, müteveffa ile birlikte yaşadığını ve desteğini gördüğünü, diğer davacıların müteveffanın kardeşleri olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için 100.000,00TL, davacı ... için 25.000,00TL, davacılar ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi tarafından teminat altına alınmış ise tüm davalılardan, alınmamış ise davalılar ... ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili 27.06.2022 tarihli dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat taleplerini 108.405,88 TL'ye çıkardıklarının ve bu bedelin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, ceza yargılamasında müteveffanın asli kusurlu bulunduğunu, hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu ve teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, kazaya karışan araç hususi olup avans faizi talep edilemeyeceğini, davacılara rücuya tabi ödeme yapılmış ise tazminattan indirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; olayın trafik kazası olduğunu, kazanın Hacı Mehmet Köyü girişinde saat itibariyle pek bîr kimsenin yaya yolu olarak kullanmadığı, ışıklandırma bulunmayan bir yerde gerçekleştiğini, müvekkilinin 60 - 70 km hızla seyrettiğini, müteveffanın yolun sağ tarafından aniden karşıya geçmek istediğini, üzerinde siyah renkli kıyafetler olması sebebiyle müvekkili tarafından fark edilemediğini, kaza sonrası neye çarptığını dahi anlamadığını, davacı tarafça her ne kadar müvekkillerinden ...’un tam kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de ceza dosyasında kusur durumunun eşit olduğunun görüldüğünü, davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan 02.05.2017 tarihli kusur raporunda olayın meydana gelişinde davalı araç sürücüsü ...'un asli kusurlu olduğu, yaya ...'nın kusurunun bulunmadığının bildirildiği, Yalova 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/558 E. sayılı dosyasında alınan 18.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelişinde sürücü ...'un asli kusurlu, müteveffa ...'nın tali kusurlu olduğunun bildirildiği, mahkemece alınan 10.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelişinde müteveffa ...'nın %50, davalı sürücü ...'un %50 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, rapora karşı davalılar vekilleri tarafından itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporunun yeterli bulunduğu, dosyada mevcut aktüer bilirkişi raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Yöntemi, asgari ücret ve kusur raporu esas alınmak sureti ile ...'nın kazada vefatı nedeniyle davacı annesi ...'nın 108.405,88TL destekten yoksun kalma zararına uğradığı ve bu miktarları talep edebileceğinin bildirildiği, bilirkişi raporunun yeterli bulunduğu, davalılar ... ve ... vekili davacıların Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/62 esas sayılı dosyasında mirası ret ettiklerini, bu nedenle taraf sıfatları olmadığını iddia etmiş ise de, Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/62 Esas sayılı dosyasında, ... ve arkadaşları tarafından davalı ... aleyhine ...'un haksiz fiil sonucu davalı tarafından öldürülmesi nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, yargılama sırasında davalı ...'nın vefat ettiği, ...'nın maktul ...'nın babası, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların babası olduğu, davacılar tarafından Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davalarla ...'nın mirasının ret edildiği, vefat eden ...'nın mirasının reddine ilişkin dava açılmadığının anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, maddi tazminat talebi yönünden; 27.04.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaya ...'nın vefat ettiği, olayın meydana gelişinde müteveffa ...'nın %50, davalı sürücü ...'un %50 oranında kusurlu olduğu, kazada ...'nın vefatı nedeniyle annesi ...'nın 108.405,88TL destekten destekten yoksun kalma zararlarına uğradığı, davacının dava tarihinden önce 08.06.2016 tarihinde davalı ... Şirketine başvuru yaptığı, sigortacının 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu, 01.08.2017 tarihinde sigorta şirketinin temerrüde düştüğü ve aracın ticari şirket adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından davacı ...'nın 108.405,88 TL destek zararını talep edebileceği, manevi tazminat yönünden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluş şekli, kazanın meydana gelişinde tarafların kusur oranları, davacıların bu kaza nedeniyle yaşadığı acı, elem ile hakkaniyet kuralları MK’nın 24. ve BK'nın 58. maddelerinde düzenlenen manevi tazminat hükümleri çerçevesinde ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları birlikte (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12/07/2017 tarih 2017/581-646 sayılı kararı) değerlendirildiğinde manevi tazminatın yasal şartları oluştuğu, ancak bu durumun sebepsiz zenginleşme yaratmaması durumu da dikkate alınarak davacı anne ... için 70.000,00TL, davacı ... için 5.000,00TL, davacı ... (...) için 5.000,00TL, davacı ... için 5.000,00TL, davacı ... için 5.000,00TL ve davacı ... için 5.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsilin karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “davanın kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden;
A) 108.405,88TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 01.08.2017 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
B)70.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... 'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... (...)'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş, hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar sonrası verdiği ek karar ile; “Tavzih talebinin KABULÜ ile mahkememizin 20/09/2022 gün 2021/322-2022/635 E-K sayılı kararının gerekçe kısmının 15. bendinin kaldırılarak yerine "Manevi tazminat yönünden davacı ... davada kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Av. Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. ve 13/2. maddeleri gereğince taktir edilen 5.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine" cümlesinin yazılmasına denilmiş, tavzih kararına yönelik istinaf başvurusunda bulunulmamıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili İstinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, davalının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek, maddi tazminata ilişkin olarak karar verildiğini, hükme dayanak bilirkişi raporlarının karar vermeye elverişli olmadığını, ceza yargılamasında davalının asli kusurlu olduğu kabul edilmişken, bilirkişi raporunda eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalının tüm ceza yargılamasında, kime neye çarptığını fark etmediğini beyan ettiğini, ceza mahkemesinde de bu durum kabul edilerek davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, bu durumun davalının tam kusurlu olduğunu değiştirmeyeceğini, zira davacının olay yerine gelen jandarmaya menfeze ya da düşük bankete çarptığını beyan ettiğini, dolayısı ile yoldan çıktığını beyan ettiğini, yine Jandarma görevlisi ceza dosyasında, tampon parçalarının menfez üzerinde olduğunu, hatta tampon parçalarını oraya taşınmış olduğunu düşündüğünü beyan ettiğini, tampon parçalarının yolun dışında olduğunun beyanlar ve fotoğraflar ile sabit olduğunu, bu durumun da davalının tam kusurlu olduğunu ortaya koyduğunu, ceza dosyasındaki mahkumiyet kararı ve dosyadaki olay yeri fotoğrafları dikkate alındığında çarpmanın tümüyle yolun dışında olduğunun kabulü gerekeceğini, yine davacının yasal sınırın 2 ya da 3 katı bir hızla seyri sırasında kazaya neden olduğunu, ceza dosyasındaki alınan bilirkişi raporlarının birisinde hızın 144 km/sa, diğerinde 114 km/sa olduğunun belirtildiğini, öte yandan sürücünün kaza anında telefon kullandığının BTK kayıtları ile de sabit olduğunu, yine olay yerine ilk giden ve tanık olarak dinlenen sanığın arkadaşının da ifadesinde, davalının kendisine, “telefonda konuşuyordum, görmedim. Sanırım köpeğe çarptım” dediğini beyan ettiğini, dolayısı ile kazanın davalının tam kusuru ile meydana geldiğini, hal böyle iken mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususların hiçbirisi gözetilmeksizin, müteveffanın koyu renk elbise giymesi, yolun sağından yürümesi gerekçeleri ileri sürülerek ve ceza yargılamasında da, benzer raporlar oluşturulmuş olmasından etkilenerek kusurun %50'şer oranda paylaştırıldığını, kusur raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, tazminat hesabının da asgari ücret üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, sosyal ekonomik durum araştırmasında vefat edenin garsonluk yaptığı ve gelirinin 3.500,00 TL olduğunun belirtildiğini, garsonların maaşı dışında bahşişleri olduğunu, bu nedenle bu kapsamda ne kadar gelir elde edebileceğinin araştırılarak buna göre karar verilmesi gerektiğini, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminatın da yetersiz olduğunu, özellikle kardeşler için 5.000,00'er TL manevi tazminatın sembolik kaldığını, talep edilen manevi tazminatların makul olduğunu bu nedenle davanın tümüyle kabul edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, kazanın gece vakti meydana geldiğini, müteveffanın koyu renkli kıyafetler giyerek, kamufle olmuş şekilde yol kenarında yürüdüğünü, sigortalı araç sürücüsünün, yayayı uzaktan görmesinin mümkün olmadığını, yakın mesafede yayayı fark eden sürücünün kazayı önleme imkanı olmadığını, bu nedenle kusur raporunun hatalı olduğunu, davacı için belirlenen destek paylarının Emekli Sandığı Kanunu'nun 69. maddesine uygun olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın Progresif Rant Yöntemine göre yapılmasının da uygun olmadığını, trafik kazasının AYM iptalinden önce meydana geldiğini, bu nedenle hesaplamanın 1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, müvekkilinin manevi tazminattan sorumluluğu olmamasına, mahkemece de sorumlu tutulmamasına rağmen maddi ve manevi tazminat üzerinden hesaplanan toplam tazminat üzerinden hesaplanan harçtan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek, kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar ... ve ... istinaf başvuru dilekçesinde; davacıların reddi miras yapmaları nedeniyle, taraf sıfatı taşımadıklarını, davayı kabul etmemekle birlikte hesaplanan tazminat miktarının altıya bölünmesi gerektiğini, trafik kazasının olay tarihinde 00.04 sıralarında, ışıklandırma olmayan yolda meydana geldiğini, kaza anında 60-70 km hızla ilerlediğini, aracın her zaman kullanılmadığı, alışık olunmayan araç olduğunu ve kazanın Hacı Mehmet Köyü girişinde kaza saati itibariyle yaya yolu olarak kullanılmayan bir kısımda meydana geldiğini, vefat edenin koyu renkli kıyafeti ile fark edilmediğini, müvekkilinin neye çaptığını bile fark etmediğini, jandarma ekiplerine kazayı bildirdiklerini, yolun çevresinde araştırma yapılmasına rağmen, vefat edene ulaşamadıklarını, kaza anında alkollü olmadığını, esasen ceza dosyasında da kusur durumunun eşit olduğunu, bu nedenle davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacıların babası ...'nın 10/01/2020 tarihinde ...’u vurduğunu ve ...’nın 21/01/2020 tarihinde vefat ettiğini, ...’ın da vefatı nedeniyle açılan ceza davasının düştüğünü, ... ile ... arasında husumet olmadığı halde, ...’un amcası olan ...’u, oğlunun ölümüne neden olunması nedeniyle, ... ... ölümden sorumlu tutarak öldürdüğünü, bu nedenlerle açılan tazminat davasının iyi niyetten yoksun olduğunu, bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir.
24/04/2017 tarihinde gece yarısı, davacıların yakını olan ...'nın aydınlatma olmayan köy yolunda yaya olarak bulunduğu sırada, davalı ...'un sevk ve idaresindeki araç ile çarpması neticesinde ...'nın vefat ettiği, kesinleşen ceza dosyasından görülmüştür.
Kazaya ilişkin Yalova 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/558 E. - 2020/281 K. sayılı dosyasında kazanın, gece vakti vefat edenin kaplama üzerinde yürüdüğü sırada, davalı/sanık ...'un sevk ve idaresindeki aracın sağ ön kısmı ile çarpması neticesinde ölümle sonuçlanan kazanın meydana geldiği kabul edilerek, dosya içerisinde savcılık aşamasında ve mahkeme aşamasında alınan raporlar olmasına ve raporlar arasında çelişki olması nedeniyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 06/11/2017 tarihli raporda, "kazanın meydana gelmesinde ...'un gece vakti yola gereken dikkati vermemesi, görüş alanın kontrol altında bulundurulmamış ve yüksek hızla seyrederek, kaplama üzerinde yaya olarak yürümekte olan ...'ya çarpması nedeniyle kusuru olduğu, müteveffanın ise gece vakti aydınlatmanın yetersiz olduğu yolda yürüyüşü sırasında şeritte yaklaşan araçları zamanında fark ederek gerekli tedbiri alması gerektiği halde yolun solunu takibine yürümesi gerekirken, gelen araçlara sırtı dönük şekilde yolun sağından kaplamada yürüyerek kendi canını tehlikeye attığı ve bu haliyle gelen araçlara sırtı dönük şekilde yolun sağından kaplama üzerinde yürüyerek kendi can emniyetini tehlikeye attığından kusurlu olduğu" şeklindeki kusur ve olayın oluş şekline yönelik değerlendirme sonrasında, davalı/sanık ...'un cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın sanık ve katılanlar tarafından istinaf edilmesi sonrasında Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 2020/1651 Esas - 2021/2186 K. sayılı 17/12/2021 tarihli düzeltilerek onama kararı neticesinde, ceza mahkemesinde kazanın oluş şekli (maddi vaka) ve haksız eylemin kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
Eldeki davada da, ilk derece mahkemesi tarafından, ceza mahkemesindeki olayın oluş şekline ilişkin kabul çerçevesinde değerlendirmenin yapıldığı 10/11/2021 tarihli kusur raporundaki tespitler doğrultusunda araç sürücüsü ve vefat edenin eşit kusurlu olduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.
1. Taraflarca kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı ileri sürülmüş ise de, Ceza Mahkemesi tarafından kesinleşen karar ile olayın oluş şekline ilişkin kabulünün hukuk hakimini bağlayıcı olmasına, bu çerçevede kazanın vefat edenin taşıt yolu üzerinde yolun sağından, aydınlatma olmayan köy girişinde yürüğü sırada, gerisinden gelen davalının sevk ve idaresindeki aracın sağ ön yan kısmı ile çarpması ile kazanın meydana gelmiş olmasına, ölenin yol dışında olduğu yahut birden yola girdiğine yönelik tespit ve kabul bulunmamasına göre kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün ve vefat edenin eşit kusurlu kabul edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili tarafından, davacıların, ölenin mirasını reddettiklerini ve tazminat talep edemeyecekleri ileri sürülmüş ise de, tazminatın ölenin terekesine dahil bir mal varlığı olmayıp, destekten yoksun kalanın doğrudan zararı olması nedeniyle mirası reddetmiş olsa dahi maddi ve manevi tazminat talep etme haklarının bulunmasına (kaldı ki taraf sıfatına etkisi olmamakla birlikte kardeş olan davacılar, ...'nın mirasçısı olmadığı gibi, annenin de mirası reddettiğine yönelik bir tespitte bulunmamaktadır.) davalıların bu sebeple yapmış oldukları istinaf yerinde olmadığı gibi, hukuki bir temele dayanmayan davacı ...'nin destek zararının 1/6'sını talep edebileceğine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3. Davacılar vekili ölenin gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu ileri sürmüş ise de, destek zararının belirlenmesinde, belirli bir meslek grubunun elde ettiği gelir kadar, ölenin söz konusu mesleği ifa ettiğinin kanıtlaması gerekir. Somut olayda davacılar ölenin garson olduğunu ve bu işte asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğini ileri sürmüş ise de, davacıların ölenin asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğini kanıtlamayamamış olmasına, SGK kayıtlarında da bu yönde bir belirleme bulunmamış olmasına göre, desteğin aktif dönem gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından hesap raporuna itiraz edilmiş ise de, yapılan hesaplamanın "gerçek zarar" belirlenmesinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilen yöntem ve ilkeler çerçevesinde yapılmış olmasına, Emekli Sandığı Kanun'daki gelir bağlanmasına yönelik hükümlerin TBK'nın 53. maddesi gereğince zarar sorumlusu hakkında açılacak davalarda uygulanma imkanın bulunmamasına, AYM'nin KTK'nın 90. maddesindeki düzelemeye ilişkin iptalinin, devam eden uyuşmazlıklarda nazara alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... Sigorta A.Ş'nin buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
5. Davalılar ... ve ... vekili, dava dışı ...'ın, davalı ...'in amcasını öldürdüğünden bahisle davacıların tazminat davasından sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu olayın davacıların yakınlarının vefatı nedeniyle tazminat talep etme haklarına engel bir durum oluşturmamasına göre davalıların buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
6. Davacılar vekili ile davalı ... ve ... vekili manevi tazminat miktarına yönelik olarak istinaf talebinde bulunmuş ise de, davacılar tarafından, davalının tam kusuru çerçevesinde tazminat talep edilmiştir. Mahkemece ölenin kazanın meydana gelmesinde eşit kusurlu olduğu kabul edilerek manevi tazminata karar verilmiş olup, kaza tarihi, kazanın oluş şekli ve kusurun ağırlığı, ölen ile davacıların yakınlığı, davacıların zararlarının yakınlarının ölümünden kaynaklanan dolaylı bir zarar olması, tazminat talep edenlerin sayısı nazara alındığında, tarafların sosyal ekonomik durumu ve manevi tazminat belirlenmesinde esas alınacak ilkeler gözetildiğinde, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet ilkesine uygun belirlenmiş olmasına göre davacılar vekilinin ve bir kısım davalı vekilinin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davalı ... Sigorta veklinin itirazının aksine davalı ... şirketinin manevi tazminat üzerinden hesaplanan harçtan sorumlu tutulmamış olmasına göre; davacılar vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacılar vekilinin, davalı ... Sigorta AŞ. veklinin ve davalılar ... ve ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Davacılardan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf eden davalılardan alınması gereken 13.894,66 TL (davalı ... yönünden 7.405,20 TL ile sınırlı olarak) nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan (3.312,26 TL + 161,40 TL+ 3.473,67 TL) 6.947,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.947,33 TL harcın (4.638,15 TL'si manevi tazminata isabet eden istinaf karar harcı bakiyesi olduğundan, davalı ... 1.851,30 TL'si ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla), davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4. İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
5. Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
6. HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
...
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18