Ankara BAM 35. HD 2022/2068 E. 2024/329 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2022/2068
2024/329
6 Mart 2024
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2022/2068 - 2024/329
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2068
KARAR NO : 2024/329
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/09/2022
NUMARASI : 2021/335 Esas 2022/535 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 07/03/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 05/01/2016 tarihinde davacı ...'nun elektrikli bisiklet ile seyir halinde iken, aynı cadde üzerinde arkadan gelen bir aracın davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, akabinde sürücünün olay yerini terk ettiğini, kazanın olduğu tarih olay saatinden bir kaç saat sonra ... plakalı araç sürücüsünün kazaya sebebiyet verdiğini karakola beyan ettiğini, kazaya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/1959 sayılı soruşturma dosyasının açıldığını müvekkilinin şikayetçi olmaması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin meydana gelen geçici ve kalıcı iş göremezlik kaybının tazmini için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu ancak cevap verilmediğini, dava açmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak anlaşmanın sağlanamadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile mezkur kaza nedeni ile müvekkilinin tedavi sürecinde çalışamamasına karşılık geçici iş göremezlik tazminatı olarak 50,00-TL ve müvekkilinde meydana gelen sürekli iş gücü kaybı olarak 50,00-TL olmak üzere toplam 100,00-TL maddi tazminatın davalıdan temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın, davalı sigorta şirketine başvurusu üzerine kusur ve maluliyetin belirlenmesi için uzmanlardan rapor alındığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur durumuna ilişkin olarak; 2918 sayılı kanunun 106/c-1. maddesinde “motorsuz araçları sürenler motorlu araçları geçiş hakkını vermek zorundadır.” 84/h. “kavşaklarda geçiş önceliğine uymama”, 57/a. “kavşağa yaklaşan sürücüler, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadır.” hükümlerini ihlal ettiğinden %75 oranında asli kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün ise % 25 kusurlu olduğunu, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sorumlu olduklarını, davalı şirket tarafından alınan Adli Tıp Uzmanı ve Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı tarafından düzenlenen raporu dosyaya ibraz ettiklerini, davacının tedavi giderleri ve bakıcı ücreti talebine ilişkin davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, faizin davanın açıldığı tarihten itibaren yürütülmesini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı tarafından sigortalı bulunan ... plakalı aracın, 05/01/2016 tarihinde bisiklet ile seyir halinde olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığı, kalıcı bedensel özür oranının %4 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu, 3 aylık kısmında ise başkasının bakım ve yardımına ihtiyacı olduğu, kazanın oluşumunda dava dışı sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, davacının yaralanması nedeni ile davacının 11.708,91-TL geçici iş göremezlik zararı, 69.558,24-TL sürekli iş göremezlik zararı olduğu anlaşıldığından, yapılan ıslah da dikkate alındığı gerekçesiyle “Davanın Kabulü ile, 11.708,91-TL geçici iş göremezlik, 69.558,24-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 81.267,15-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik inceleme içerdiğini, sigortalı araç sürücüsünün asli (%100) kusurlu olduğu şeklindeki görüşün hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatından müvekkil şirketin sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla kaza tarihinde kullanılmakta olan TRH 2010 Kadın/ Erkek Mortalite Tablosu ve teknik faiz oranı %1,8 dikkate alınması gerekirken prograsif rant yönteminin esas alınmasının doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamından davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan Sözleşme’nin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.
Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.
Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ ile; Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12/09/2022 tarihli, 2021/335 Esas . 2022/535 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1. a. 4.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3. İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,
4. İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5. Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/891 D.iş dosyasında verilen icranın geri bırakılması kararına istinaden, Ankara Genel 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/65214 E. sayılı (Ankara "kapatılan" 30. İcra Müdürlüğü 2022/1498 E.) dosyasına depo edilen 135.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK'nın 36. maddesi gereğince yatırana iadesine,
6. Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39