Ankara BAM 35. HD 2022/1925 E. 2024/244 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2022/1925
2024/244
21 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1925 - 2024/244
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1925
KARAR NO : 2024/244
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2020
NUMARASI : 2018/414 Esas 2020/84 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/02/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilerin 08.12.2004 doğumlu müşterek çocukları ...'nun 30.03.2017 tarihinde ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde maluliyeti oluşacak derecede yaralandığını, söz konusu aracın kaza tarihi itibari ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin davalı şirket tarafından yapıldığını, tazminat talebi ile sigorta şirketine başvuruda bulunulmasının ardından sigorta şirketi tarafından müvekkilin maluliyetinin %8 olarak kabul edildiğini ve bu çerçevede hesap edilen 13.702,70 TL tazminat ödemesinin 31.05.2018 tarihinde yapıldığını, ancak sigorta şirketi tarafından yapılan tazminat hesabının hatalı yapıldığını, nitekim Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince tazminat hesabının, Aktüeryal Yöntem ve %1,8 Teknik Faiz oranı dikkate alınmak sureti ile ayrıca TRH-2010 tablosunun kullanılması sureti ile yapılması gerektiğini, gerçek hesaplamanın çok altında tazminat ödenmesi nedeniyle eksik ödenen bakiye tazminat alacağının tahsili için dava açtıklarını belirterek, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (açıklama dilekçesi ile 500,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ıslah dilekçesi ile tazminatı toplam olarak 75.548,80 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili sigorta şirketine başvurusu üzerine dosya kapsamında alanında uzman aktüerden TRH-2010 yaşam tablosuna göre alınan rapor sonucu 31/05/2018 tarihinde 13.702,70 TL tazminat ödemesi yapıldığını, sigorta şirketinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı, araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, sürücünün kusur durumunun net olarak tespiti gerektiğini, tazminat hesabı yapılması halinde ödenen meblağın güncelleştirilmesi gerektiğini, kalıcı sakatlığa ilişkin özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin yönetmeliğin esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu ve mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı sigorta şirketi tarafından başvuru üzerine %25 kusur ve %8 maluliyet oranı uyarınca 13.702,70 TL tazminat hesap edilerek 31/05/2018 tarihinde ödendiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'nın 11/09/2018 tarihli raporunda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca davacının tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, bedensel özür oranının %10 olduğu ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğunun bildirildiği, davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası kapsamında alınan tıbbi mütalaada da maluliyetin %8 kabul edilmesi karşısında, adli tıp raporuna yönelik tarafların herhangi bir somut itirazı da bulunmadığından Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen adli tıp raporunun yerinde ve hükme esas alınabilir olduğu, ceza dosyası kapsamında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ile mahkemece alınan Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporunun birbiri ile uyumlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %15, bisiklet sürücüsü dava dışı küçük ...'nün %75 ve davacı küçüğün %10 oranın kusurlu olduğu, bu rapor uyarınca aktüer bilirkişiden alınan ek raporda davacının %10 kusurlu olduğunun kabulü ile ödenen 13.702,70 TL güncellenmek suretiyle davacının kendisine yapılan ödeme tarihi itibariyle zararının 62.510,73 TL olarak hesaplandığı ancak davalı tarafından 13.702,70 TL ödeme yapıldığı, rapor tarihi itibari ile davalının yapmış olduğu ödemenin güncellenmiş tutarının mahsubu sonucunda bakiye zararın 75.548,80 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar aktüer bilirkişi davacının %10 kusurlu bulunduğunun kabulü ile %90 kusur oranına isabet eder şekilde tazminat hesaplaması yapmış ise de, zarar sigortası türü olan sorumluluk sigortalarından zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı, sigortalısının sorumlu olduğu çerçevede zararı karşılamakla yükümlü olduğundan ve zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalısının poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, sigortalının ya da sigortalı gibi sorumlu olanların kusuru oranında sorumlu tutulabileceğinden, davalıya sigortalı araç sürücüne isabet eden %15 kusur oranı üzerinden sorumluluğa denk gelecek şekilde hesaplama yapılması gerektiği sonucuna varılarak, kaza tarihi itibari ile davacının 69.456,37-TL olarak hesaplanan zararının, davalının sigortalısının %15 kusuruna isabet 10.418,45 TL'sinden sorumlu olacağı, davalının ise 13.702,70 TL'yi davacıya ödemiş olması nedeniyle, kusuruna denk gelen tazminatı fazlası ile ödediği ve davacının bakiye tazminat alacağının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kanundan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince davalı sigorta şirketinin davacı dışındaki herkesin kusur toplamına isabet eden miktardan sorumlu olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi kapsamında sigortalı aracın çarptığı bisiklette yolcu bulunan davacının meydana gelen trafik kazasındaki yaralanması nedeniyle sigorta şirketinden geçici iş göremezlik ve daimi iş göremezlik tazminatının eksik ödendiği gerekçesiyle bakiye tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 61. maddesinde, birden çok kişinin birlikte zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı, aynı Kanun'un 163. maddesinde ise alacaklının, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceği düzenlenmiştir.
2918 sayılı Kanun'un 88/1. maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunların müteselsil olarak sorumlu tutulacağı düzenlemesine yer verilmiş olup, trafik kazasında zarara uğrayan kişiye karşı kazaya kusuruyla karışan tüm araç ilgililerinin zararın tamamından müteselsil sorumlu olması ilkesi benimsenmiştir. Anılan müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir müteselsil sorumluluk olup ancak hak sahibinin talebi halinde zarar sorumlularının kusur oranlarına göre sorumlulukları gündeme gelebilecektir.
Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği davacı, yolcu olup kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Davacı, Kanun'un verdiği müteselsil talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe kusur oranına dayandığı ileri sürülemez. Müteselsil sorumluların birinden zararı gidermesini isteyen ve teselsülden de açıkça feragat beyanı bulunmayan davacının uğradığı tüm zarardan, kusur oranına bağlı olmaksızın davalı tam kusur üzerinden sorumlu olacaktır. (YARGITAY 4.HD 2021/26132 E.- 2023/1607 K.)
Somut olayda; davacı vekili açıkça müştereken ve müteselsilen talepte bulunmadığı halde, açıkça kanunun verdiği müteselsil talep hakkından vazgeçmemiştir. Bu durumda mahkemece müteselsil sorumluluk ilkesi gereği davacıya isabet eden kusur dışında kalan kusur oranına karşılık gelen zarar miktarından davalının sorumlu olduğu kabul edilerek davalının sorumlu olduğu miktar belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında davalının sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde davalı sigortanın zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/02/2020 tarihli, 2018/414 Esas – 2020/84 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatırana iadesine
-
İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
-
Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59