SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/851

Karar No

2024/1178

Karar Tarihi

2 Ekim 2024

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/851

KARAR NO : 2024/1178

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : DR. ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/05/2024

NUMARASI : 2023/124 Esas 2024/299 Karar

DAVACI

VEKİLİ :

DAVALI : .

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 02/10/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 04/10/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı...Sigorta vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi davalı ... şirketince düzenlenmiş olan ... plakalı otobüsün, 09/01/2016 tarihinde dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeyken karıştığı tek taraflı trafik kazasında söz konusu otobüste yolcu olarak bulunan müvekkilinin malül kalacak şekilde yaralandığını belirterek, şimdilik sürekli iş göremezlik tazminatı için 1.000-TL, geçici iş göremezlik maddi tazminatı için 500-TL’nin davalı tarafa başvuru tarihinden itibaren avans faizi işletilerek tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile talebini toplam 219.363,41TL’ye artırmış, kaldırma kararı sonrası ıslah dilekçesi ile toplam dava değerini limit kapsamında 310.000,00-TL’ye yükseltmiştir.

Dava dilekçesi davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalı süresinde davaya cevap vermemiş, ancak yargılama sırasında sunulan dilekçeyle; söz konusu araç ticari yolcu nakli amaçlı kullanılan otobüs olduğundan ve kaza şehirler arası taşıma sırasında gerçekleştiğinden, öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortacısının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece Ankara BAM 35 HD kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonunda; davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu,... plakalı aracın 09/01/2016 tarihte tek taraflı kaza yaptığı, kazada davacının % 45 daimi, 180 gün geçici iş gücü kaybına uğrayacak derecede malul kaldığı, ... plakalı aracın kaza tarihi olan 09/01/2016 tarihini kapsayacak şekilde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin bulunmadığı, sadece davalı şirket nezdinde ZMMS sigortasının bulunduğu ve poliçe limitinin 310.000TL ile sınırlı olduğu, davacının maluliyeti ile orantılı olarak geçici iş görmezlik zararının 7.805,94 TL, daimi maluliyet zararının ise 1.580.337,98 TL olduğu, davalı sigortanın sorumluluğunun ise poliçe limiti ile sınırlı olduğu, davalı ... şirketi ile dava dışı sigorta arasında akdedilen sigorta poliçesinin amacının TTK'nun 1404 maddesinde düzenlenen sigorta ettirenin veya sigortalının, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacını taşımaması, ZMMS genel şartlar A.6. maddesinde sayılan teminat dışı sayılan hallerden olmadığı gözetildiğinde gerçekleşen kaza ve maluliyetin poliçe kapsamında kaldığı ve davalı şirketin limit ile sorumlu olduğu gerekçesiyle “Davacının davasının kabulüne, 7.805,94-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 302.194,06-TL daimi iş göremezlik tazminatının 08/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş, karara karşı davalı...Sigorta vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı...Sigorta vekili istinaf dilekçesinde; davacının yolcu olduğu otobüsün insan kaçakçılığında kullanıldığını, kazanın da bu kaçakçılık sırasında gerçekleştiğini, bu durumun da sigorta kapsamı dışında kaldığını, aracın zorunlu taşımacılık sigortası yoksa öncelikle Güvence Hesabına gidilmesi gerektiğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğini, oranın fahiş olduğunu, raporu kabul etmediklerini, hükme esas alınan aktüer raporunda 1.8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, bu raporun da doğru olmadığını, geçici işgöremezlik döneminde çalışıp çalışmadığının SGK'dan araştırılmadan geçici işgöremezlik tazminatına karar verilmesinin doğru olmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen %100 kusur oranını kabul etmediklerini, davacı yolcunun müterafık kusurunun (emniyet kemeri takıp takmadığı vs) araştırılması ve varsa tazminattan indirim yapılması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

İstinaf talebinde bulunan davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacının, davalının ZMMS sigortacısı olduğu aracın kazası sonucu yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş, yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.

MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.

Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.

Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.

Somut olayda, davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.

Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.

KABULE GÖRE İSE;

Davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu otobüsün kaza tarihini de kapsar şekilde davalı şirkete ZMMS ile sigortalı olduğu, söz konusu aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının bulunmadığı, bu durumda davalı şirkete genel hükümlere göre dava açılabileceği anlaşıldığından davalının husumete yönelik istinafı yerinde olmadığı gibi ilk derece mahkemesi kararında da isabetli olarak belirtildiği üzere dava konusu zarar, kaza tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartlarının A-6 “Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı maddelerinde sayılan haller kapsamında olmadığından davalı sigortanın teminat dışı olduğuna yönelik istinafına da itibar edilmemiştir.

Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğii, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Hükme esas alınan Balıkesir Ünv. Tıp Fak. Adli Tıp A.B.D. tarafından düzenlenen raporda, “ Çalışma gücü… Yönetmelik” esas alınarak davacının maluliyet oranının tespit edildiği, ancak kaza tarihinde(09/01/2016) bu yönetmeliğin yürürlükte olmadığı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre maluliyet durumunun tespiti açısından kaza tarihindeki Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin nazara alınması gerektiği anlaşıldığından, yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen rapor esas alınarak hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, dava şartı tamamlanırsa bu kez davanın esası hakkında, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre, ayrıntılı, denetime elverişli Adli Tıp Kurumundan veya üniversite hastanelerinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KABULÜ İLE; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarihli, 2023/124 Esas - 2024/299 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

2. Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3. İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,

4. İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,

5. İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 3. İcra  Genel İcra Dairesi'nin 2024/50122 Esas sayılı dosyasına yatırılan 1.100.000,00. TL tutarlı teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, 	

6. Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesindelillerindavacıkabulükaldırılmasınadeğerlendirilmesiTazminatkonusuhükümgerekçeankaranumarasıincelenmesineolmadığına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim