SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/677

Karar No

2024/1106

Karar Tarihi

25 Eylül 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/167 - 2024/1006

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/167

KARAR NO : 2024/1006

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 26/10/2023

NUMARASI : 2022/844 Esas - 2023/700 Karar

DAVACILAR

VEKİLLERİ :

DAVALILAR

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 11/09/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 30/09/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete sigortalı aracın karıştığı kaza neticesinde davacıların eşi, babası ve evladı olan destek ...'nun vefat etmesi nedeniyle davacıların, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını iddia ederek davacılar ..., ... ve ... için şimdilik 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... açısından kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi açısından ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, ...'nun ölümü nedeniyle davacılar ... için 30.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti olan 310.000 TL ile sınırlı olmak üzere; destekten yoksun kalma taleplerini davacı ... için 192.389,49 TL, ... için 49.089,25 TL, davacı ... için 108.465,55 TL olarak artırmıştır.

Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı şoförün olayda asli kusurlu olmadığını, müteveffanın aylık gelirinin 20.000,00 TL olduğu yönündeki iddiaların mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, 27/02/2020 tarih, 2017/495 Esas - 2020/149 Karar sayılı karar ile; meydana gelen bu kazada müteveffa sürücü ...'nun %25, davalı sürücü ...'ın %75 oranında kusurlu oldukları, bu kusur gözönünde bulundurularak hesap bilirkişisi tarafından davacı eş ..., davacı çocuk ..., davacı anne ... yönünden hesaplanan tazminat miktarlarından müteveffanın kaza sırasında kask takmaması nedeniyle beyin kanaması sonucu vefat gerçekleşmiş olduğundan %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, davacı eş ... lehine 136.343,40 TL, davacı çocuk ... lehine 34.788,78 TL, davacı anne ... lehine 76.867,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden geçerli, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 01/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yürütülecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı eş ... lehine 20.000,00 TL, davacı çocuk ... lehine 15.000,00 TL, davacı anne ... lehine 10.000,00 TL, davacı kardeş ... lehine 6.000,00 TL, davacı anneanne ... lehine 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01/10/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine karar verildiği, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 09/11/2022 tarih, 2022/259 Esas - 2022/388 Karar hükmü ile davacıların ve desteğin TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye yaşam süresinin belirlenmesi, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilerek Progresif Rant Yönteminin kullanılması ve davacıların destek alacağı süre gözetilerek davacıların talep edebilecekleri destek tazminatının hesaplanması, müteveffanın müterafık kusuru oranında belirlenen tazminattan indirim yapılması akabinde garame usulü ile davacıların sigorta şirketinden talep edebilecekleri meblağların belirlenmesi, limiti aşan zarar yönünden diğer davalıların sorumluluğunun devam ettiği hususu gözetilerek aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarının ve davacıların ıslah dilekçesindeki meblağlar yönünden taleple bağlılık ilkesinin nazara alındığı, manevi tazminat talebi yönünden tesis edilen ilk karar hakkında istinaf mahkemesince bir karar verilmediğinden ilk karardaki gerekçenin aynen tekrarlandığı belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacı eş ... lehine 192.389,49 TL, davacı çocuk ... lehine 30.007,25 TL, davacı anne ... lehine 57.708,90 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden geçerli, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 01/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yürütülecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı eş ... lehine 20.000,00 TL, davacı çocuk ... lehine 15.000,00 TL, davacı anne ... lehine 10.000,00 TL, davacı kardeş ... lehine 6.000,00 TL, davacı anneanne ... lehine 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01/10/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece ilk kararda yapılan hatanın tekrarlandığını, BAM kaldırma kararı, bu karar sonrası alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama ve ıslah dilekçesi dikkate alınmadan, keza kararın sadece davacılarca istinafı nedeniyle ilk kararda hükmedilen maddi tazminatlar bakımından usuli kazanılmış hak gözden ırak tutularak hüküm tesis edildiğini, hükümde sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğunun belirtilmediğini, ıslah dilekçesindeki meblağlar yönünden taleple bağlılık ilkesinin nazara alındığını gerekçe yapan mahkemenin hüküm kısmında yer alan tutarların ıslah dilekçesi ve bilirkişi ek raporunda yer alan tutarlar ile uyuşmaması nedeniyle hükmedilen tutarların nasıl tespit edildiği anlaşılamadığı gibi bu hususta hükmün gerekçesinde de bir izahata yer verilmediğini, maddi tazminat ve manevi tazminat tutarlarının reddedilen kısmına göre hükmedilen vekalet ücretinin davalılarca ilk karar istinaf edilmediği halde ilk karardakinden daha fazlasına yükseltilmesinin hatalı ve usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu kusur raporunda kask takılmamasının kusur değerlendirmesine esas alınmasına karşın mahkemece mükerrer şekilde müterafik kusur indirimi yapıldığını, müteveffa tarafından kask takılmaması nedeniyle yapılan hakkaniyet indiriminde aleyhe vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, müteveffaya atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, dosyaya ibraz ettikleri deliller ile müteveffanın serbest olarak oto alım satım işi yaptığı ve asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği hususundaki iddiaları ile ilgili olarak mahkemece araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, müteveffanın gelirinin asgari ücret olarak kabulü suretiyle tanzim edilmiş hesap raporunun yerinde olmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca, 01/10/2016 tarihinde sürücü ...’nun idaresindeki motosikleti ile seyri sırasında kavşağa girdiği esnada sürücü ...’ın idaresindeki araçla çarpışması neticesi meydana gelen kazada her iki sürücünün kural ihlali bulunduğunun belirlendiği, kusur yönünden Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın %75 oranında müteveffa ...'nun %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Akyurt ASCM’nin 2017/74 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, anılan dosyada ATK’dan alınan rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ın asli, sürücü ...’nun tali kusurlu olduğunun belirlendiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 Teknik Faiz yöntemine göre hesaplama yapan aktüer bilirkişiden alınan 02/01/2020 tarihli ek raporda davalı sigorta şirketinin teminat limiti olan 310.000,00 TL nazara alınarak yapılan garame hesabıyla davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı hesabı mahkemece hükme esas alınıp bu rakamlar üzerinden %20 müterafık kusur indirimi yapılmasıyla verilen kararın Dairemizce tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davacıların ve desteğin TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye yaşam süresinin belirlenmesi, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilerek Progresif Rant Yönteminin kullanılması ve davacıların destek alacağı süre gözetilerek davacıların talep edebilecekleri destek tazminatının bu şekilde hesaplanması, müteveffanın müterafik kusuru oranında belirlenen tazminattan indirim yapılması, akabinde garame usulü ile davacıların sigorta şirketinden talep edebilecekleri meblağların belirlenmesi, limiti aşan zarar yönünden diğer davalıların sorumluluğunun devam ettiği hususunun gözetilmesi suretiyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, kararın kaldırılma sebebine göre istinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığı gerekçesi ile kaldırıldığı ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderildiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan 22/02/2023 tarihli raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Yöntemi (%10 artırım-eksiltim), 1 Ocak 2023 tarihli yeni asgari ücret kullanılarak, müteveffanın %25 kusur indirimi ve %20 müterafik kusur indirimi tatbiki suretiyle yapılan hesaplamada; davacı eş ...’nun evlenme ihtimali indirimi neticesinde 943.132,73 TL (sigorta şirketi 222.283,85 TL ile sorumlu olmak üzere), davacı anne ...’ün 244.854,31 TL (sigorta şirketi 57.708,90 TL ile sorumlu olmak üzere, davacı çocuk ...’nın 127.318,33 TL (sigorta şirketi 30.007,25 TL ile sorumlu olmak üzere) destekten yoksun kalma tazminatı alabileceğinin bildirildiği, taraf vekillerinin itirazı üzerine aktüer bilirkişiden alınan 06/08/2023 tarihli ek raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Yöntemi (%10 artırım-eksiltim), 1 Temmuz 2023 tarihli yeni asgari ücret kullanılarak, müteveffanın %25 kusur indirimi ve %20 müterafik kusur indirimi tatbiki suretiyle yapılan hesaplamada; davacı eş ...’nun evlenme ihtimali indirimi neticesinde 1.251.024,86 TL (sigorta şirketi 223.477,92 TL ile sorumlu olmak üzere), davacı anne ...’ün 320.498,27 TL (sigorta şirketi 57.252,50 TL ile sorumlu olmak üzere), davacı çocuk ...’nın 163.850,53 TL (sigorta şirketi 29.269,58 TL ile sorumlu olmak üzere) destekten yoksun kalma tazminatı alabileceğinin bildirildiği, mahkemece anılan raporlar ve davacılar vekilin ıslah dilekçesinin nazara alındığı belirtilmek suretiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.

HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

1.  Bir mahkemenin İstinaf Dairesince verilen kaldırma kararı sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Bu olgu mahkemeye, kaldırma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir.

6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde; “birden çok kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı” düzenlemesi yer almakta olup, davalılardan sigorta şirketi meydana gelen zarardan poliçe limiti ile diğer davalılar olan sürücü ve işleten ise kusur oranında sorumlu bulunmaktadır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketinin ölümlü kazada şahıs başı limitinin 310.000,00 TL olup, sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden var ise bu miktarı aşan zarar, evveliyatla garame usulü ile sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar tespit edilip hükümde açıkça gösterilerek, limiti aşan zarar yönünden diğer davalıların sorumluluğunun devam ettiği hususu gözetilerek, infaza uygun hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar tesisi yerinde görülmemiştir.

2.  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da İstinaf Mahkemesi/Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.

Davanın taraflarınca istinaf konusu yapılmayan hususlar kesinleşir ve istinafa getirilmeyen hususlarda karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu ilkenin sonucu olarak, oluşturulacak yeni hükümde usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak veya zedeleyecek şekilde hüküm verilemez.

Somut olayda, mahkemece verilen ilk hüküm sadece davacılar tarafından istinaf edilmiş olup, davacıların Dairemizce işaret edilen istinaf itirazları kabul edilerek mahkeme kararı kaldırılmış, kaldırma sebeplerine göre davacıların sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına hükmedilmiştir.

Mahkemece verilen ilk hükümde davacı çocuk ... lehine 34.788,78 TL, davacı anne ... lehine 76.867,82 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği, mahkeme hükmünün sadece davacılarca istinaf edilip, davalılarca istinaf edilmemiş olması nedeniyle hükmedilen bu miktarlar yönünden davacılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözden ırak tutularak davacı çocuk ... lehine 30.007,25 TL, davacı anne ... lehine 57.708,90 TL olacak şekilde ilk hükümden daha az olacak şekilde destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi suretiyle usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali yerinde görülmemiştir.

3.  Medeni yargılama hukukunun temel amaçlarından biri, tarafların maddi hukuktan kaynaklanan sübjektif haklarını korumaktadır. 

Destekten yoksun kalma tazminatında bilinen dönem hesaplanırken raporun hazırlandığı güne kadar desteğin bilinen son ücreti esas alınmakta olup, bu husus hüküm tarihine en yakın veriler esas alınarak zarar miktarının tespit edilmesi şeklinde yargısal kararlarda ortaya konulmuş ilkenin de bir gereğidir.

6100 sayılı HMK’nın birinci kısım, ikinci bölümde; 24 ile 33. maddeleri arasında yargılamaya hakim olan ilkeler düzenlemiş olup, bu ilkelerden bir tanesi de HMK’nın 26.maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke, hakimin, tarafların talepleriyle bağlı olup, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini; ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder.

Somut olayda davacı eş ... için 192.389,49 TL, davacı anne ... için 108.465,55 TL, davacı çocuk ... için 49.089,25 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile davalılardan müteselsilen tahsili talep edilmiş, mahkemece hüküm tarihine en yakın verilere göre kusur indirimi, müterafik kusur indirimi, evlenme ihtimali de tatbik edilmek suretiyle davacı eş ...’nun, davacı anne ...’ün ve davacı çocuk ...’nın talep edilen tutarlardan daha fazla tazminat alacağı olduğu hesaplanmış olup, kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarının ve davacıların ıslah dilekçesindeki meblağlar yönünden taleple bağlılık ilkesinin nazara alındığını hükme gerekçe yapan mahkemece davacı eş ... lehine 192.389,49 TL tazminata hükmedildiği halde, hüküm tarihine en yakın veriler esas alınarak zarar miktarı tespit edilmesi akabinde tespit edilen bu zarar tutarının talep edilen miktar ile karşılaştırmasını yapmak ve talep edilenden fazla zarar olması halinde taleple bağlılık ilkesi suretiyle bir karar vermesi gerekirken, gerekçe ile aykırılık oluşturacak şekilde ve kaldırma kararında işaret edilen hata aynen korunmak suretiyle ilk hükümdeki gibi davacı çocuk ... lehine 30.007,25 TL, davacı anne ... lehine 57.708,90 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.

4.  Destekten yoksun kalma sebepli maddi tazminat taleplerinde, müteveffa desteğin kaza tarihinden önceki gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli yer tutmaktadır. Gerçek zararın belirlenmesi için, müteveffanın kaza tarihindeki gelirinin net kriterlerle ortaya konulması, gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekli olup, bunun kanıtlanamaması halinde tazminat hesabında asgari ücret esas alınmalıdır. Öte yandan sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek davacıların zararları hesaplanmıştır. Somut olayda davacılar, müteveffanın dayısına ait bir firmada araç alım satım işi ile iştigal ettiğini, tüm işi müteveffanın yürüttüğünü, bu hususun araç satım işine yönelik noter evraklarında sabit olduğunu, bu sebeple müteveffanın icra ettiği meslekten dolayı asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmekte olup, bu kapsamda bir kısım delillerini dosyaya sunmuş olmakla, mahkemece kazancın tespiti açısından ilgili yerlerden kazanca ilişkin araştırma yapılması, bu hususta resmi belgeler celp edilip bir değerlendirme yapmak suretiyle müteveffanın kaza tarihinde fiilen yürüttüğü işi ve aylık gelirinin ne kadar olduğu hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bu şekilde muhtemel gelir tespit edildikten sonra asgari ücretten fazla ise bu gelir üzerinden, aksi halde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekli iken eksik inceleme ile asgari ücret esas alınarak yapılan zarar hesabına göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olacak deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, karar verilmesi için yerel mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1. Yukarıda 1, 2, 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarihli, 2022/844 Esas .  2023/700 Karar sayılı kararının HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 

2. İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 

3. Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 

4. İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2023/118566 Esas sayılı dosyasına yatırılan 24.901,61 TL, 19.396,59 TL, 9.542,62 TL, 9.524,62 TL ve 8.441,62 TL nakit teminatların yatıran taraflara iadesine,

5. Karar tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanındavacılarkesindairesibölgedavalılaradliyeTazminatkonusuankaranumarasımahkemesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim