Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
bam
2024/537
2024/1045
18 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/537 - 2024/1045
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/537
KARAR NO : 2024/1045
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2024
NUMARASI : 2024/52 Esas - 2024/255 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : TAZMİNAT
KARAR TARİHİ : 18/09/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 14/10/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20/09/2008 tarihinde sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen araçla sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracın çarpışmasıyla meydana gelen kazada sürücü ...’in aracında yolcu olan davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00TL geçici ve 9.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı ile 500,00 TL iyileşme süresince bakıcı gideri olmak üzere toplam 10.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 125.000,00TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından davalı şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/21867 esas sayılı dosyası ile açılan davanın zamanaşımı sebebi ile reddedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, 123.933,06 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı ile 1.066,94.TL geçici iş görmezlik zararı tazminatı olmak üzere toplam 125,000,00 TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 20/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizin 20.12.2023 tarihli 2023/1268 E. - 1678 K. sayılı ilamı ile kararın, ‘İş bu davanın 20.09.2017 tarihinde aynı başvuran tarafından aynı davalıya karşı, aynı kaza nedeniyle meydana gelen maluliyetine ilişkin olarak herhangi bir gelişen durum iddiası olmaksızın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsi geçen aynı olaya ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılan yargılamada verilen karar davanın zamanaşımı nedeniyle esastan reddine yönelik bir karardır. İlgili karar kesinleşmiş ise esastan verilen ret kararı iş bu dosya için kesin hüküm teşkil etmektedir. Bu durumda Sigorta Tahkim Kurulu Uyuşmazlık Hakem kararına karşı taraflarca süresinde İtiraz Hakem Heyeti’ne ve varsa akabinde temyiz yoluna başvurulup başvurulmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda kesin hüküm bulunup bulunmadığı tartışılarak kesinleşmesi durumunda 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesine göre, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarından olup, bu durumda mahkemece, HMK'nın 115/2. maddesi gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması’nın isabetsiz olduğu gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulüne, 123.933,06.TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı ile 1.066,94.TL geçici iş görmezlik zararı tazminatı olmak üzere toplam 125,000,00.TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 20/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın bakıcı gideri tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu trafik kazası ile ilgili olarak, aynı davacı tarafından aynı trafik kazası nedeni ile ve aynı poliçeden kaynaklanan nedenlerle davalı şirket aleyhine Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 26.09.2017 tarihli, 2017.E.21864 ve K-2017/46579 sayılı dosyasında maluliyet tazminatı talepli dava ikame edildiğini ve başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, komisyon tarafından sunulan 24.01.2024 tarihli yazı cevabında; "... Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz mevcut değildir." ibaresine yer verildiğini, karar taraflara tebliğ edildikten sonra taraflarca 10 gün içinde bir defaya mahsus olmak komisyon nezdinde karara itiraz edebileceğini, davacı ... tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2017.E.21864 ve K-2017/46579 sayılı kararına karşı itiraz yoluna başvurulmadığını, bir an için aksi düşünülüp kararın henüz kesinleşmediği yönünde değerlendirme yapılacak olsa bile derdestlik hususunun gözetilmesi gerektiğini, maluliyet artışı olduğu yönünde değerlendirme yapılacak olsa bile maluliyet oranında artış olduğuna dair bir tespit yapılması ve başvurucu tarafın maluliyetinin arttığına dair yeni bir tedavi evrakı veya yeni bir belge sunması gerektiğini, bu hususlara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığını, kaldı ki davacı tarafın maluliyetinin arttığı yönünde de iddiası bulunmadığını, gelişen maluliyetin olup olmadığının belirlenmesi için dosyaya yeni tedavi evraklarının sunularak değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, ev hanımı olan davacının geçici iş görmezlik tazminatına hak kazanamayacağını, aksi kanaatte olunsa bile geçici iş göremezlik zararından davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, dosyaya sunulan maluliyet raporunu, maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oranını ve kusur raporunda belirlenen kusur oranını kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan tarafın istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile istinaf eden taraflar esas alınarak yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanmaya bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; kaza tespit tutanağı uyarınca, 20.09.2008 tarihinde sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında, dönel kavşağa geldiğinde, önünde aynı istikamette seyreden ve kavşakta dönüş yapan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada sürücü ...'ın kural ihlali olduğu, sürücü ...’in kural ihlalinin bulunmadığının belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusursuz olduğunun belirlendiği, mahkemece İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan 16/01/2019 tarihli rapor uyarınca, davacının geçirdiği araç içi trafik kazası sonucunda kaburga kırıklarının olduğu, söz konusu kaburga kırıklarının olay ile illiyetli olduğu; ancak bu kırıkların 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri kapsamında yer alan arızalar arasında mevcut olmadığı, splenektomi uygulaması yapıldığı, bilateral gonartroz yürüme güçlüğü hususunun olay ile illiyetinin bulunmadığı, neticeten Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak davacının %21 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının ve iyileşme (iş göremezlik) süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsü davalı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacı yolcunun kusursuz olduğunun tespiti ile TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak, Progresif Rant Yöntemine göre yapılan hesaplamada davacı lehine, 1.372,89 TL geçici iş göremezlik zararı ve 159.471,31 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 160.844,20 TL zarar hesaplandığı, hesaplanan toplam zararın, kaza tarihi itibariyle 125.000,00 TL olan teminat limitini aştığı, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat kalemlerinin 125.000,00 TL olan teminat limitine garameten dağıtılması sonucunda, davacı lehine, 1.066,94 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 123.933,06 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, toplam tazminatın teminat limitine (125.000,00 TL) eşitlendiğinin belirlendiği, mahkemece anılan raporların hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 2017/21864 Esas nolu 26.09.2017 tarihli Uyuşmazlık Hakem Kararı’nın incelenmesinde, 12.04.2017 tarihinde başvuran ... tarafından ... Sigorta A.Ş. aleyhine 20.09.2008 tarihli kazaya bağlı yaralanmaya ilişkin tazminat talebiyle başvurulduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılan yargılama neticesi 26.09.2017 tarihinde; ‘Başvuran tarafından meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin sunulan 03.01.2017 tarihli, İstanbul Çekmece Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Esenyurt Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, sol hemitoraks kaburga kırıkları teşhisi yapıldığı ve tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %9 olarak bildirildiği, 20.09.2008 tarihli kaza tespit tutanağının dava konusu kaza nedeni ile hazırlandığı ve kaza tespit tutanağında yer alan bilgilerin sunulan diğer delillerle uyumlu olduğunun anlaşıldığı, dava konusu kazanın 20.09.2008 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 12.04.2017 tarihinde açıldığı, davalı tarafından zamanaşımı itirazının ileri sürüldüğü, olay ve dava tarihi dikkate alınarak KTK'nın 109/1'de düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin ve ve 109/2'de yer alan düzenleme gereğince uzamış ceza zamanaşımı olarak bilinen ve kazada cezai unsur bulunması halinde devreye girecek en az 8 yıllık sürenin geçmesinden sonra davanın açıldığının sabit olduğu, ancak davacı yanın, daha önce davalı şirkete başvuru yapılmış olması nedeni ile maluliyetin kesin ve net olarak öğrenilme tarihi itibariyle talebin zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüş olduğu, zamanaşımının kesilmesine ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun 154/1 ve 2. fıkralarında yer alan düzenlemeye göre, borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımının kesilmiş sayılacağını, davacının iddiasının davalı şirkete başvuru yapılmış olduğu yönünde olması nedeniyle bu başvurunun 154/2 anlamında zamanaşımının kesilmesini gerektirecek bir işlem olduğu kabul edilemeyeceğinden, davacının bu yöndeki savunmasının reddi gerektiği, davacının, maluliyetin, kesin ve net olarak 03.01.2017 tarihli, İstanbul Çekmece Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Esenyurt Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile öğrenildiğini, bu nedenle zamanaşımının hesaplanmasında bu öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürdüğü, tedavi sürecine ilişkin sunulan epikriz raporundan anlaşılacağı üzere başvuranın hastaneden çıkış tarihinin 26.09.2008 olduğu, maluliyetin belirlendiği raporun ise çıkış tarihinden yaklaşık 8 yıl iki ay sonrasına ait olduğu, dava konusu kazaya bağlı olarak geçen sürede herhangi bir sağlık sorunu yaşanıp yaşanmadığına ilişkin açıklama yapılmadığı gibi, bu yönde bir tedavi ya da teşhis evrakının da dosyaya sunulmadığı, dayanılan raporda başkaca bir bulgudan ya da dayanaktan söz edilmeden, teşhis bölümünde sol hemitoraks kaburga kırıkları tespiti yapılarak göğüs kafesinde kırıklar olduğunun açıklandığı, KTK'nın 109 maddesinde yer alan düzenlemede zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak zamanaşımı sürelerinin işleyeceği belirlenmiş ise de, dava konusu olayda olduğu gibi, kaza sonrası tedavi sürecinin tamamlanmasını takiben, herhangi bir şikayet ya da başkaca bir tedavi süreci yaşanmadığının anlaşıldığı, başka bir deyişle, kazaya bağlı bir sağlık sorununun sonradan ortaya çıkmasından ya da yine kazaya bağlı sağlık sorunlarının devamlılığından söz edilmediği ve buna dair bir bulgu ya da delile dayanılmadığı, bu durumda, zarar görenin iyi olamayacak derecede sakat kaldığını öğrendiği tarihte zamanaşımının işlemeye başlayacağı, dava konusu olayda iddia edilen sakatlığın kaburga kırığına dayalı olduğu, yaşanan trafik kazasından sonra epikirz raporunda detaylı açıklanan tedavi sürecini geçiren davacının, bu tedavi sürecinde kaburga kırığının olduğunu öğrenmediğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, her ne kadar yaklaşık 8 yıl sonra alınan raporla, kaza tarihinde oluşan kaburga kemiği kırılmasının yeni öğrenildiği iddia edilmişse de bu iddianın takdiren, KTK'nın 109/1'de yer alan düzenlemenin amacı ile örtüşmediği’ gerekçesiyle; talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine, 5684 sayılı Kanun'un 30/12. maddesi hükmü gereğince, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, Dairemizin kaldırma kararı sonrası Sigorta Tahkim Komisyonu dosyası kapsamında mahkemeye gönderilen yazı cevabında Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz mevcut olmadığının bildirildiği, bu suretle anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşıldığı, mahkemece, ‘Her ne kadar Ankara BAM 35. HD tarafından mahkememizin kararı kaldırılmış ise de yapılan araştırma tahkim komisyon hakem kararı kesinleşmediğinden kesin hükmün bulunmadığı anlaşıldığından davalı tarafın kesin hüküm itirazının reddine, ayrıca Yargıtay 17. HD'nin 2016/10174 esas 2016/9696 karar sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde kaza tarihinin 20/09/2008 yılı olup, TBK 72, KTK 109 ve TCK 66. Maddesine göre uzamış ceza zamanaşımı süresi de dikkate alınarak davanın 20/09/2017 tarihinde açıldığı davacı tarafın kesin maluliyeti öğrenmesinin ise İstanbul ATK İkinci İhtisas Dairesinin 14/12/2020 olup, kaza tarihinden itibaren 10 yıllık süre 20/09/2018 tarihinde dolmakta olup, açılan dava ise 20/09/2017 tarihinde kaza tarihinden itibaren 9 yıl süre içerisinde açıldığı’ gerekçesiyle; davalı tarafın zaman aşımı definin reddine dair ara karar kurulmasıyla neticeten kaldırma kararı öncesi verilen hükmün aynı şekilde korunmasıyla karar verildiği anlaşılmıştır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında; "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu araç içinde yolcu olan davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 20/09/2008 tarihinde meydana gelmiş, dosyada mevcut ‘SBÜ Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Epikriz Taburculuk Özeti’ başlıklı evrakın incelenmesinde davacının trafik kazası sonucu hastaneden taburcu olduğu tarihin 20.09.2008 olduğu, anılan epikriz raporunda davacının trafik kazası sonucu travmatik hemopnomotoraks tanısına bağlı yaralanması olduğunun belirlendiği, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasına sunduğu ve maluliyetin belirlenme tarihi olarak bildirdiği raporun ise 03.01.2017 tarihli, İstanbul Çekmece Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Esenyurt Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen ve davacıya sol hemitoraks kaburga kırıkları teşhisi yapıldığı ve tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %9 olarak bildirildiği engelli sağlık kurulu raporu olduğu, anılan raporun davacının taburcu olmasından yaklaşık 8 yıl iki ay sonrasına ait olduğu, dava konusu kazaya bağlı olarak geçen sürede herhangi bir sağlık sorunu yaşanıp yaşanmadığına ilişkin açıklama yapılmadığı gibi, bu yönde bir tedavi ya da teşhis evrakının da dosyaya sunulmadığı, dayanılan raporda başkaca bir bulgudan ya da dayanaktan söz edilmeden, teşhis bölümünde sol hemitoraks kaburga kırıkları tespiti yapılarak göğüs kafesinde kırıklar olduğunun açıklandığı, bu suretle eldeki davanın 8 yıllık ceza zamanaşımı dolduktan sonra 20/09/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, olay tarihi ve zararın öğrenilme tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde de davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle davanın esasına ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 27/03/2024 tarihli, 2024/52 Esas - 2024/255 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1-DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE ,
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından dava açılışında alınan 34,16TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 393,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 427,16 TL harcın düşülmesi ile bakiye 0,44 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3. Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5. Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-İstinaf talebi kabul edilen davalıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine,
III-İstinaf talebi kabul edilen tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 388,00TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32