SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/336

Karar No

2024/1023

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/336

KARAR NO : 2024/1023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/01/2024

NUMARASI : 2023/678 Esas - 2024/25 Karar

DAVACILAR :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Manevi Tazminat)

KARAR TARİHİ : 11/09/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 19/09/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15/11/2016 tarihinde davalı tarafından Kasko Poliçesi kapsamında İMMS ile sigortalı araç ile müvekkili ...’nın sevk ve idaresindeki aracın karıştığı kazada, müvekkili ...’un eşi, müvekkili ...’nın annesi olan ...’nın vefat ettiğini, müvekkillerinin ise yaralandığını, müvekkillerinin meydana gelen kaza nedeniyle manevi olarak zarara uğradığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu, manevi zararlarının daha fazla olduğu halde sigorta limiti kadar talepte bulunduklarını ileri sürerek, 75.000,00 TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihinden itibaren, bu talepleri kabul görmez ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacılar vekili talep açıklama dilekçesinde ve beyanlarında, taleplerinin manevi zararları daha fazla olduğu halde sigorta limiti ile sınırlı talepte bulunmak zorunda kaldığını da açıklamak suretiyle 45.000 TL’sinin müvekkili ... için, 30.000,00 TL’sinin müvekkili ... için olduğunu beyan etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmemek kaydı ile kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, İhtiyari Mali Mesuliyet Poliçesinde 75.000,00 TL manevi tazminat limiti bulunmakta olduğunu, şirketin sorumluluğunun araç sürücüsünün kusur oranı ve zarar nispetinde olabileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesinin daha önce davanın kabulüne yönelik verdiği 2017/4 E. 2021/655 K. sayılı 13/10/2023 tarihli kararın, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2022/1249 E. - 2023/1160 K. sayılı 20/09/2023 tarihli kararı ile kaldırılması sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde verilen kararda; davanın trafik kazası nedeniyle uğranılan manevi tazminatın tahsiline ilişkin olduğu, davacıların TBK’nın 56. maddesi gereğince manevi tazminat talep ettiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davacı ...'nın kusursuz olduğu belirtilmiş ise de, meydana gelen kaza neticesinde her iki araç sürücüsünün kusurlu olduğundan bahisle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/502 Esas sayılı dosyası ile taksirle ölüme neden olmak suçundan ceza davası açıldığı, Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde, Mahkeme'nin 2017/93 Karar sayılı ve 24/04/2017 tarihli kararı ile sanık (davacı) ...'nın tali kusurlu, diğer araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık (davacı) ... yönünden, sübuta erdiği kabul edilen eylemi yönünden, yakınını kaybetmiş olması nedeniyle TCK'nın 22/6 maddesi uygulanarak CMK'nın 223/4-b-son maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, sanık ...'un istinaf talebi üzerine, Ankara 12. Ceza Dairesi 2017/2657 Esas - 2018/705 Karar sayılı 19/04/2018 tarihli ilamı ile sanık ...'un istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, Mahkemece daha önce verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılması sonrasında kaldırma kararı doğrultusunda tensip tutanağı ile dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti'ne tevdii ile ceza dosyasında ATK'dan alınan rapor ile mahkemece bilirkişiden alınan rapor arasında çelişkinin giderilerek tarafların meydana gelen olayda yüzdesel kusur oranının tespitinin istenilmesi yönünde ara karar kurulduğu, dosyada masraf bulunmadığından dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilemediği, 16/11/2023 tarihli ara karar ile dosyanın ATK'ya gönderilmesi hususunda davacılar vekiline 500,00 TL gider avansını Mahkeme veznesine yatırmak için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği, ara kararın tebliğ edildiği ancak masrafın yatırılmadığı görülmekle rapor alınmadığı, somut olayda 15/11/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı ...'nın eşi ve davacı ...'nın annesi ...'nın vefat ettiği, kaza sırasında ... yolcu konumunda ve ceza mahkemesince verilen karar ile kazanın meydana gelmesinde davacı ...'nın da kusurlu olduğu kabul edilerek, haksız fiilin varlığı ceza mahkemesi kararı ile tespit edildiğinden, ceza mahkemesinde tespit edilen haksız fiilin varlığı hukuk hakimini de bağlayacağından, kazanın meydana gelmesinde davacının da kusuru bulunduğu gözetilerek kaza sonrası ...'nın henüz iki yaşına gelmemiş olan kızıyla bir başına kaldığı, ...'nın ise çok küçük yaşta anne şefkatinden mahrum kaldığı anlaşıldığından, eş ... için 25.000,00-TL, çocuk ... için takdiren 40.000,00-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle; “1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacı ... yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den 15/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, Davacı ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den 15/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile davacı ...'ya verilmesine,” karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde;

Bölge Adliye Mahkemesi kararının gereklerinin yerine getirilmediğini, mahkemece yeniden kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur incelemesi yapılmadan manevi tazminatın düşürülmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki; mahkemece alınan kusur raporunda davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunu ve kaza nedeniyle müvekkillerinin travma yaşadıklarını davanın tümden kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının delil listesinde ceza dosyasına dayanmadığından bu delilin kullanılmasının mümkün olmadığını, davacı ...’un yolcu iken kaza geçirdiği ve kusurunun bulunmadığı halde hükmedilen manevi tazminat miktarının düşülmesinin haksız olduğunu, dava dilekçesinde karşı tarafın tam kusuruna dayanılmadığı halde müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca manevi zararları çok daha fazla iken sigorta limiti 75.000,00 TL olduğu için bu davanın açıldığını, bu bağlamda manevi tazminat talepleri daha yüksek olmakla, işleten ve sürücüye karşı her türlü talep ve dava haklarının saklı olduğunu, zaten hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olmasına göre davanın tam kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, reddedilen manevi tazminat nedeniyle, karşı tarafa vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, hükmedilen faiz başlangıcı ve oranının hatalı olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz hükmedilmesi gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin eksik hükmedildiğini, her bir müvekkili ve her bir talep yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek, kararı istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde: müvekkilinin kaldırılan karara istinaden başlatılan icra takibi üzerine sigorta limiti kadar ödemede bulunduğu ve sorumluğunun sona erdiğinin, davanın konusuz kalmasına karar verilmesi gerektiğini, karar ile hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecek miktarda olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun fahiş olduğunu, kusur çelişkisi giderilmeden karar verilemeyeceğini, müterafik kusur nazara alınarak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kusur durumunun medeni hukuk kurallarına göre hakim tarafından tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüte düşmediğini, tüm faiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkemece yapılan yargılamada eksiklik görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Olay tarihinde, davacı ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, olay yerindeki dönel kavşak içerisinde, davalı tarafından İMMS ile sigorta araç sürücüsünün geçiş önceliğine uymayarak, davacının idaresindeki araca çarpması neticesinde, araç içerisinde yolcu olarak bulunan eşi ...'nın vefat ettiği, dosya kapsamı ve kesinleşen ceza dosyası kapsamından anlaşılmıştır.

Davacı ve karşı araç sürücüsü hakkında taksirle ölüme neden olmak suçundan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesine açılan davada, Mahkemenin 2016/502 E. - 2017/93 K. sayılı dosyasında, dosyamız davacısı ...'nın tali kusurlu, davalı tarafından İMMS ile sigortalı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından kazaya neden olduğundan asli kusurlu olduğu kabul edilerek, ... hakkında eylemin subuta erdiği kabul edilerek TCK'nın 22/6 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise cezalandırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.

Eldeki dosyada ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada daha önce alınan kusur raporunda, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğundan bahisle tanzim edilen rapora istinaden davanın kabulüne ilişkin kararın, Dairemiz tarafından yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında da taksirle ölüme neden olmak suçundan dava açılmış olduğu ve söz konusu dosyada davacı/sanık hakkında eyleminin sübuta erdiği kabul edildiği ve kararın kesinleştiğinden, haksız eyleminin ceza dosyası ile sübut bulmuş olması karşısında, kazanın meydana gelmesinde sadece davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun kabulünün uygun olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, kaldırma sonrasında davacılar vekilinin yeniden kusur raporu alınması için istenilen delil avansını yatırmaması üzerine, ilk derece mahkemesi tarafından ceza dosyasındaki kesinleşen haksız fiil durumu değerlendirilerek, kazanın meydana gelmesinde davacının da tali kusurlu olduğu kabul edilerek, manevi tazminat takdir edildiği anlaşılmıştır.

Taraflarca kusur durumunu yönelik olarak karar istinaf edilmiş ise de; ceza dosyasında, davacının haksız eyleminin bulunduğunun verilen kararla tespit edilmiş olmasına ve ceza mahkemesi tarafından tespit edilen maddi vakanın hukuk hakimini bağlayıcı olmasına, mahkemece kazanın oluş şekline göre davacının alt düzeyde kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik olmamasına, davanın da kusura dayalı olarak açılmış olması karşısında mahkemece kusur durumlarının nazara alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.

Tarafların manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davalı vekili manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı vekili ise manevi zararlarının talep edilenden daha fazla olduğunu, sigortanın limiti 75.000,00 TL olduğu için bu miktarla sınırlı talepte bulunduklarını, bu hususun dava dilekçesinde de belirtildiğini, bu nedenle kusur nedeniyle manevi tazminat miktarından indirim yapılmasının haksız olduğunu ileri sürmüştür. Öncelikle İMMS kapsamında sigorta şirketi, teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla manevi zarar sorumlu olup, manevi tazminatın belirlenmesinde sigorta limiti değil, talebi aşmamak üzere manevi zarar nazara alınır. Dolayısı ile sigortanın yüksek limitli olması, davacının ilke ve kriterler çerçevesinde belirlenecek manevi zarardan daha fazla talep etme imkanı tanımayacağı gibi, teminat limitinin düşük olması da daha az manevi zararı olduğunu ortaya koymayacaktır. Bu açıdan eldeki davaya bakıldığında davacılar vekili dava dilekçesinde; "söz konusu kaza nedeniyle manevi talebimiz çok daha yüksek olmasına rağmen, poliçede teminat limiti bulunduğundan şimdilik davalı şirketin Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile güvence altına alınan ihtiyari mali mesuliyet klozu kapsamında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu miktar olan 75.000,00 TL teminat bedeli için iş bu davayı açmak zorunda kalınmıştır. Bu bağlamada manevi tazminat miktarı sınırlandırılmamış olup..." diyerek manevi zararlarına yönelik olarak teminat limit ile sınırlı olan kısmını davalıdan talep etmiştir. Manevi zararın bu miktarın üzerinde olacağının kabulü durumunda, davacı limiti talep ettiğinden bu durum manevi tazminatın bölünmezlik ve tekliği ilkesine aykırılık da oluşturmayacaktır. Bu çerçevede uyuşmazlığa bakıldığında, 15/11/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, 31 yaşında olan davacı ..., 23 yaşındaki eşini, kaza tarihinde 1 yaşında olan ... ... ise annesini kaybetmiştir. Kazanın meydana gelmesinde davacının tali kusuru olduğu kabul edilse dahi, kazaya davalı tarafından sigortalı araç sürücüsü hızlı şekilde dönel kavşağa girerek ve geçiş önceliğine uymayarak sebebiyet vermiş olup, bu durum diğer aracın 22 m. sürüklenmesi ile de sabittir. Bu durumda kaza tarihi, tarafların kusur durumları, davacıların henüz 23 yaşında olan yakınlarını kaybetmiş olması, meydana gelen vefatın bundan sonraki yaşamlarına etkisi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü nazara alındığında, davacıların manevi zararlarının teminat limitinin de üzerinde olacağı gözetilerek, kazanın meydana gelmesinde davacının alt düzeyde kusuru olmasına rağmen talep gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, manevi zararları ancak teminat kadar olabileceği kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu çerçevede davacıların istinaf sebebi yerinde görülmüş, davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf talebinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, davalının kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu tutulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Sigorta şirketi ancak kendi temerrütünden sorumlu olup, TBK'nın 117. maddesinde düzenlenen haksız fiilin işlendiği gün temerrütün gerçekleşeceğine ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanma imkanı bulunmamaktadır. İMMS'nin sorumluluğu açısından KTK'nın 100. maddesinde, KTK'nın 99. maddesine atıf yapılmadığından, sigorta şirketinin temerrütü TTK'nın 1427.maddesine göre belirlenmeli, söz konusu süreler dolmasa dahi sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmayacağının bildirilmesi durumunda, bu tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilmedir. Bu durumda sigorta şirketi tarafından 30/12/2016 tarihli cevabi yazısı ile ödeme yapılmayacağı belirtilmiş, manevi tazminatın ise mahkeme kararı getirilmesi durumunda ödeneceği açıklanmıştır. Bu durumda davalının bu tarih itibariyle temerrütünün gerçekleştiği kabul edilerek, bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, 15/11/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.

Davacılar vekilin faiz türüne yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; trafik kazasına karışan, davalı tarafından İMMS ile sigortalı araç ticari minibüs olup, ticari işlerde 3095 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince faizin avans faizi olarak ödenmesi talep edilebileceğinden, davada davacılar tarafından faizin avans faizi olarak talep edilmiş olmasına göre talep gibi karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması isabetli olmamıştır.

Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin incelenmesinde; Mahkemece davacılar lehine takdir edilen vekalet ücreti hüküm altına alınırken 17.900,00 TL vekalet ücreti denildikten sonra, "davacılara ayrı ayrı verilmesine" denilmiş, kararda sadece tek 17.900,00 TL'ye mi, yahut ayrı ayrı 17.900,00 TL'ye mi hükmedildiği hususunda tereddüt oluşturulmuştur. Nitekim davacılar vekili tarafından da davacılar lehine tek 17.900,00 TL hükmediliğinden bahisle karar istinaf edilmiştir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup HMK'nın 58. maddesi gereğince davaları birbirinden bağımsız olduğundan, her bir davacı için kabul edilen miktar üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken toplam kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla; davacılar ve davalının sair tüm istinaf sebeplerinin reddi ile yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm tesisine, buna göre davalı tarafından İMMS ile sigortalı araç sürücüsünün asli kusuru ile meydana gelen kazada, davacılar limiti aşan zararları olduğunu ileri sürerek limit kadar dava açktıklarından, kusura dayalı açılan davada davacı sürücünün alt düzeyde kusuru var ise de, kazanın oluş şekli, davalının kusurunun kazanın ve ölümün meydana gelmesindeki etkisi, davacının kusurunun azlığı, tarafların sosyal ekonomik durumları, dava dilekçesindeki talebin mahiyeti nazara alınarak davanın kabulüne, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 45.000,00 TL manevi tazminatın, 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

I-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 17/01/2024 tarihli, 2023/678 Esas - 2024/25 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;

  1. Davanın KABULÜNE, davacı ... yönünden 30.000,00 TL, davacı ... yönünden 45.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...Ş.'den 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine,

  2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 5.123,25 TL harçtan, peşin alınan 256,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.867,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  3. Davacılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan davacı ... için 17.900,00 TL, davacı ... için 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,

  4. Davacılar tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 256,17 TL peşin harç olmak üzere toplam 287,57 TL harcın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,

  5. Davacılar tarafından yapılan 431,40 TL posta masrafı ve 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.231,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,

  6. Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,

  7. HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,

İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN

II-Davacılar ve davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran taraflara iadesine,

III-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

VI-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ve 244,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere 1.413,40 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

V-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

VI-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

...

...

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinkabulüneAçılankabulükaldırılmasınaManeviTazminatkonusuankaraSebebiylenumarasıkısmen(ÖlümTazminat)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim