SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 35. HD 2022/1670 E. 2023/1722 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1670

Karar No

2023/1722

Karar Tarihi

27 Aralık 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1670 - 2023/1722

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1670

KARAR NO : 2023/1722

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/04/2022

NUMARASI : 2021/220 Esas - 2022/270 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 27/12/2023

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 19/01/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.11.2019 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, önünde seyir halinde bulunan davacı yönetimindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacının yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını,bakıcı ihtiyacı doğduğunu, bu sebeple gerekli bilgi ve belgelerle davalı ... başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyasının açıldığını, bu kapsamda davacıya kısmi ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemenin davacının zararlarını karşılamaktan uzak, fahiş miktarda eksik ve yetersiz olduğunu belirterek, talep artırım hakkı saklı olmak üzere sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 10.000,00 TL, geçici bakıcı gideri tazminatı olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 10.100,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 138.893,43 TL, bakıcı gideri talebini 5.142,44TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulüne, 138.893,43 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.142,44 TL geçici bakıcı giderinin davacıya davalı tarafça yapılan kısmı ödeme tarihi olan 13/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece hükmedilen tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı tarafa ilk başvuru tarihi olan 09.12.2020 tarihinden itibaren 8 iş günü sonu olan 21.12.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacının maluliyet raporunun temini için H.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'na yapılan ödemelerin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, mahkemece bu husustaki tavzih talebinin reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının gelirinin hatalı tespit edildiğini, davacının oto tamircisi olması nedeniyle gelirinin asgari ücretin üzerinde belirlenmesi gerektiğini, yeniden yargılama yapılması halinde yeni yargılamada verilecek hüküm tarihindeki güncel verilerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kazaya neden olan aracın tamir için tamirhaneye bırakıldığını, bu durumda davalı şirketin kaza nedeniyle bir sorumluluğu bulunmadığını, araç malik ve sürücüsünün işleten sıfatının son bulması durumunda sigorta şirketinin de sorumluluğunun sona ermiş olacağını, davalı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, oluşan zarardan tamirhanenin sorumlu olduğunu, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda davalı tarafından davacıya 13.01.2021 tarihinde 40.080,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını, mahkemece kaza tarihinde geçerli yönetmeliğe uygun şekilde maluliyet raporu alınması gerektiğini, aktüer hesabında TRH 2010 Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, dosyada bulunan maluliyet raporu ile hasar dosyasında esas alınan maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; kaza tespit tutanağı uyarınca, 02.11.2019 tarihinde sürücü olduğunu beyan eden ...’ın sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında önünde aynı istikamette seyreden sürücü ...’in sevk ve idaresindeki motosiklete arkadan çarpmasıyla meydana gelen kazada sürücü ...’ın kural ihlali olduğu, sürücü ...’in kural ihlali olmadığı ve sürücü ...’ın sevk ve idaresinde olan aracın kaza tarihinde geçerli ZMM Sigorta poliçesi bulunmadığının belirlendiği, Ankara 30.ACM’nin 2020/53 Esas sayılı dosyasında sanık ...’ın savunmasında, ‘Ben aslen Suriye vatandaşıyım. Yaklaşık olarak 5 yıldır Türkiye'de yaşamaktayım. ... sayılı adreste araç kaporta tamir yerim vardır. Bundan yaklaşık 2 gün önce Siteler'de araç tamiri ile uğraşan ... isimli arkadaşım ... plakalı ... plakalı aracı kaporta tamiri için bana verdi. Belirtilen araç 2 gündür bendeydi. Kendi sevk ve idaremdeki belirtili araç ile bugün 02.11.2019 günü saat:08.45 sıralarında Siteler bölgesinden Damar Sokak üzerinden Çamlıtepe Sokak istikametine doğru 30-40 km hızla seyir halinde gidiyordum. Önümde de seyir halinde giden üzerinde iki kişinin olduğu plakasını görmediğim bir motosiklet vardı. Önümdeki motosiklet yavaşlayınca bende frene basıp yavaşlamak istedim ancak yolunda ıslak ve çamurlu olmasından dolayı aracım sağa sola yalpa yaptı. Duramadım ve önümde iyice yavaşlayan motosiklete çarptım’ ifadelerine yer verdiği, tüm dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere olay tarihinde ... tarafından sevk ve idare edilmekte olan ve kazaya karışan aracın dava dışı ... isimli kişi tarafından kaporta tamir işi yapan ...’ın tamirhanesine tamir amacıyla bırakıldığı sırada kazanın gerçekleştiği, sigortası bulunmayan araç sürücüsünün aynı zamanda tamirhane sahibi olduğu, araç sahibinin aracı tamir için tamirhaneye bıraktığı esnada araç sahibinin bilgisi dışında aracı kullandığı esnada kaza yaptığı anlaşılmaktadır.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.

MÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.

Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan sözleşmenin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.

Yine; "yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.

Somut olayda; davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.

Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.

Kabule göre de, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104/I. maddesinde; "Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım – satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre aracın gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacıyla motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslere bırakılması halinde, teşebbüsün sahibi işleten gibi (farazi işleten) sorumlu tutulurken, aracın gerçek işleteni (trafikte aracın adına kayıtlı olduğu kişi) ise zarardan sorumlu tutulmamaktadır.

Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmiş olması gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hâkimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hâkimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır.

Ancak yukarıda detaylı anlatıldığı üzere 2918 sayılı KTK'nın 104. madde hükmü uyarınca tamircinin gerçek işleten (malik) yerine sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin bir biçimde bu yere, yani tamirhaneye geçtiğinin ortaya konulması ve davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Dosya içeriğine göre, mahkemece sigortasız aracın kaza tarihinde tamirhaneye bırakılıp bırakılmadığı, bırakıldı ise hangi tamirhaneye bırakıldığı, uzun süreli tamir için bırakılıp bırakılmadığı, tamirhane sahibi ile sürücünün aynı kişi olup olmadığı, bu suretle 2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi kapsamında araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçip geçmediği yönünde araştırma yapılarak, aracın tamir için bu tamirhaneye bırakıldığının netlikle belirlenmesi halinde işletenlik sıfatı bu işyerine geçmiş olacağından anılan işyeri(tamirhane)nin kendi bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ...’nın zarardan sorumlu tutulamayacağı gözetilip, anılan sigorta şirketinin zarardan sorumluluğu tartışılarak,işyeri bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi yok ise bu halde davalı ...’nın zarardan sorumluluğunun tartışılması gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Bu durumda yerel mahkemece yukarıdaki açıklamalar ve yasal gerekçeler doğrultusunda değerlendirme yapılıp, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek, sigortasız aracın kaza tarihinde tamirhaneye bırakılıp bırakılmadığı, bırakıldı ise hangi tamirhaneye bırakıldığı, uzun süreli tamir için bırakılıp bırakılmadığı, tamirhane sahibi ile sürücünün aynı kişi olup olmadığı, bu suretle 2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi kapsamında araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçip geçmediği yönünde araştırma yapılarak, aracın tamir için bu tamirhaneye bırakıldığının netlikle belirlenmesi halinde işletenlik sıfatı bu işyerine geçmiş olacağından anılan işyeri(tamirhane)nin kendi bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ...’nın zarardan sorumlu tutulamayacağı gözetilip, anılan sigorta şirketinin zarardan sorumluluğu tartışılarak, işyeri bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi yok ise bu halde davalı ...’nın zarardan sorumluluğunun tartışılmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf taleplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine gönderilmesine, kaldırma ve gönderme sebebine göre davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1. Davalı vekilinin istinaf taleplerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle HMK.nın 353/1. a. 4 maddesi gereğince KABULÜ ile; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/04/2022 tarih, 2021/220 Esas .  2022/270 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 

Yukarıda açıklandığı üzere tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Kaldırma ve gönderme sebebine göre davalı vekilinin sair,davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2. İstinafa gelen taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının yatıran tarafa iadesine,

3. İstinafa gelen taraflarca yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4. İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda gözetilmesine,

5. İİK'nın 36. maddesi uyarınca, Ankara 3. Genel İcra Dairesinin (kapatılan Ankara 23. İcra Dairesi 2022/7901 Esas) 2023/134666 Esas sayılı dosyasına yatırılan 225.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,   

6. Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesindairesigönderilmesinebölgeadliyeTazminatkonusuankaranumarasımahkemesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim